6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5524 E. 2022/7171 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehinle temin edilmemiş alacak kesin mühlet konkordato takas-mahsup takas genel kredi sözleşmesi mahsup iflas karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kredi sözleşmesi asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı karar verilmesine yer olmadığına hmk 353(1)b-2 kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353 · İİK — İİK 67İİK 289İİK 294

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince konkordato talep eden davacıya 1 yıl kesin mühlet verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl kesin mühlet verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara mahsup edildiğini belirtmişitir. Mahkemece davalının takas, mahsup savunmasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu cümleden olarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak davalı bankanın takas, mahsup savunması ile ilgili değerlendirme yapılmak üzere, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, davacı şirketin konkordato talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin iflas edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.

3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, kabule göre de; alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5426 E. 2025/4733 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2302 E. 2024/609 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Konkordato mühleti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2771 E. 2010/11721 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5524 E.  ,  2022/7171 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.06.2020 tarih ve 2019/357 E.- 2020/347 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.10.2020 tarih ve 2020/1161 E.- 2020/1369 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili adına Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, mühlet kararında "İİK'nın 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine" karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; konkordato mühletinin verilmesinden sonra faize yönelik hukuka aykırı hiçbir tahsilat yapılmadığını, davacı ile müvekkil banka arasında birden fazla kredi, kredi kartı gibi birçok akit olduğunu, bu ilişkilerden kaynaklı birden fazla tahsilat kalemi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince konkordato talep eden davacıya 1 yıl kesin mühlet verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294.

maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl kesin mühlet verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara mahsup edildiğini belirtmişitir.

Mahkemece davalının takas, mahsup savunmasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu cümleden olarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak davalı bankanın takas, mahsup savunması ile ilgili değerlendirme yapılmak üzere, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, davacı şirketin konkordato talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin iflas edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.

3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, kabule göre de; alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalı ve davacıya iadesine, 19.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847727700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.