İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5524 E. 2022/7171 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehinle temin edilmemiş alacak↗ kesin mühlet↗ konkordato↗ takas-mahsup↗ takas↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince konkordato talep eden davacıya 1 yıl kesin mühlet verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl kesin mühlet verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara mahsup edildiğini belirtmişitir. Mahkemece davalının takas, mahsup savunmasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu cümleden olarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak davalı bankanın takas, mahsup savunması ile ilgili değerlendirme yapılmak üzere, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davacı şirketin konkordato talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin iflas edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, kabule göre de; alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5426 E. 2025/4733 K.
Ortak:rehinle temin edilmemiş alacak · kesin mühlet · konkordato · genel kredi sözleşmesi · iflas · kredi sözleşmesi · asıl alacak · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… k derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesi»'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL «asıl alacak» yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının «icra inkar tazminatı» hususunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl «kesin mühlet» verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara «mahsup» edildiğini belirtmişitir.
Ayrıca, davacı şirketin «konkordato» talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin «iflas» edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaIII.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, mahkemenin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının 2004 sayılı Kanun'un 294. maddesine aykırı olduğu, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki «alacağı temlik» alan ...'un vekaletnamesinin davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğu, dolayısıyla «husumet» yönünden de dosyada bir eksik kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın 650.000,00 TL'lik «asıl alacak» üzerinden iptaline ve asıl alacak üzerinden icra inkâr tazminatına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/437 E. sayılı dosyası ile «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde «geçici mühlet» kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verildiğini, mühlet kararında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı şirket 03.10.2018 tarihinde «konkordato» talebinde bulunmuş, tensip «ara» kararı ile 05.10.2018 tarihi itibariyle konkordato başvurusu kabul edilerek 3 ay «geçici mühlet» kararı, sonrasında 05.03.2019 tarihinde 1 yıllık «kesin mühlet» kararı verilmiş, 18.09.2020 tarihinde konkordato projesi «tasdik» edilerek 14.04.2022 tarihli Yargıtay ilamı ile de kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konkordato mühleti · geçici mühlet · seçimlik haklar · bekletici mesele · alacağın temliki · ilamsız icra takibi · tasdik kararı · kötüniyet tazminatı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konkordato mühletinin» verilmesinden sonra faize yönelik hukuka aykırı hiçbir tahsilat yapılmadığını, davacı ile müvekkil banka arasında birden fazla kredi, kredi kartı gibi birçok akit olduğunu, bu ilişkilerden kaynaklı birden fazla tahsilat kalemi olduğunu, davacının kullandığı kredilerin rehinle «teminat» altında olduğunu, kısmi ödemede borçlunun bildirim yapmamasına binaen tahsilata ilişkin «seçimlik haklarının» bulunduğunu savunarak davanın reddine ve «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/437 E. sayılı dosyası ile «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde «geçici mühlet» kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verildiğini, mühlet kararında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı şirket 03.10.2018 tarihinde «konkordato» talebinde bulunmuş, tensip «ara» kararı ile 05.10.2018 tarihi itibariyle konkordato başvurusu kabul edilerek 3 ay «geçici mühlet» kararı, sonrasında 05.03.2019 tarihinde 1 yıllık «kesin mühlet» kararı verilmiş, 18.09.2020 tarihinde konkordato projesi «tasdik» edilerek 14.04.2022 tarihli Yargıtay ilamı ile de kesinleşmiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, mahkemenin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının 2004 sayılı Kanun'un 294. maddesine aykırı olduğu, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki «alacağı temlik» alan ...'un vekaletnamesinin davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğu, dolayısıyla «husumet» yönünden de dosyada bir eksik kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın 650.000,00 TL'lik «asıl alacak» üzerinden iptaline ve asıl alacak üzerinden icra inkâr tazminatına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2302 E. 2024/609 K.
Ortak:rehinle temin edilmemiş alacak · kesin mühlet · konkordato · takas-mahsup · takas · genel kredi sözleşmesi · mahsup · iflas
İncelediğiniz kararda… k derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesi»'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL «asıl alacak» yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının «icra inkar tazminatı» hususunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl «kesin mühlet» verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara «mahsup» edildiğini belirtmişitir.
Mahkemece davalının «takas, mahsup» savunmasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Benzer bu karardaDairemizin 19.10.2022 tarih, 2022/5524 E. ve 2022/7171 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek, davalı tarafın «takas mahsup» iddiasının değerlendirilmesi, «konkordato» sürecinin sonuçlanıp sonuçlanmadığı, davacı şirketin «iflas» ... etmediğinin belirlenmesi gerektiği ve dava konusu alacağın likit olduğu kabulü ile «icra inkar tazminatına» hükmedileceği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2019/357 E., 2020/1369 K. sayılı kararıyla mahkemenin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının 2004 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 E. sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL «asıl alacak» yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının «icra inkar tazminatı» hususunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyası ile «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde «geçici mühlet» kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verildiğini, mühlet kararında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 294 üncü maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konkordato mühleti · geçici mühlet · seçimlik hak · rehinli alacak · seçimlik haklar · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · ilamsız icra takibi
Benzer bu karardaİsimli üçüncü bir kişiye devrettiğini, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığını, davacıdan haksız yahut kendilerine verilen «konkordato mühletinden» sonra faize ilişkin tahsilat yapılmadığını, yapılsaydı dahi bunun davacının kendilerine ödeme sırası göstermemesi nedeniyle taraflarına «seçimlik hak» sağladığını, davacının ödemeleri aksatarak konkordato sürecini ihlal ettiğini, tahsilatların «rehinli alacaklara» ilişkin olduğunu, «son» alınan bilirkişi raporunun da lehlerine olduğunu, davacıdan yapılan tahsilat kalemlerinin birden fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyası ile «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde «geçici mühlet» kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verildiğini, mühlet kararında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 294 üncü maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 E. sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «konkordato mühletinin» verilmesinden sonra faize yönelik hukuka aykırı hiçbir tahsilat yapılmadığını, davacı ile müvekkil banka arasında birden fazla kredi, kredi kartı gibi birçok akit olduğunu, bu ilişkilerden kaynaklı birden fazla tahsilat kalemi olduğunu, davacının kullandığı kredilerin rehinle «teminat» altında olduğunu, kısmi ödemede borçlunun bildirim yapmamasına binaen tahsilata ilişkin «seçimlik haklarının» bulunduğunu savunarak davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini istemiştir.
Değerlendirme Dosya içerisinde dava konusu «alacağın temlik» edildiğine dair 05.02.2021 tarihli temliknamenin bulunduğu anlaşılmakla, bu husus aktif dava «ehliyetine» ilişkin dava şartı olup, davanın devamı boyunca bulunması ve mahkemece de re'sen nazara alınması gerektiğinden temlikname göz önünde bulundurularak aktif dava ehli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2771 E. 2010/11721 K.
Ortak:konkordato · iflas
İncelediğiniz karardaAyrıca, davacı şirketin «konkordato» talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile «kesin mühlet» kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin «iflas» edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
… k derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince «konkordato» talep eden davacıya 1 yıl «kesin mühlet» verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli «genel kredi sözleşmesi»'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL «asıl alacak» yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının «icra inkar tazminatı» hususunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında «konkordato» talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl «kesin mühlet» verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren «rehinle temin edilmemiş alacaklara» faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara «mahsup» edildiğini belirtmişitir.
Benzer bu karardaİİK'nun 289/1. maddesi hükmü gereğince «konkordato mühletli» içinde borçluya karşı kural olarak hiçbir icra ve «iflas» takibi yapılamayıp aynı hüküm gereğince «zamanaşımı» işlemez yani zamanaşımı durur ve mühletin dolduğu tarihten itibarende tekrar işlemeye devam eder.
Somut olayda davalı ...'a talebi üzerine Söke İcra Tetkik Mercii'nce 11.06.2003 tarihinde iki ay süre ile «konkordato» mehli verildiği bu sürenin iki ay daha uzatıldığı ve böylece «konkordato mühletinin» 11.06.2003-11.10.2003 tarihlerini kapsadığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu çeklerin muhatap bankaya TTK'nun 708/1. maddesi hükmüne göre yasal 10 günlük «ibraz süresi» içinde 24.04.2003 tarihinde ibraz edilerek karşılığının olmadığının belirlendiği, esasen bu tarihin ibraz süresinin «son» günü olup, TTK'nun 726/1. maddesi hükmüne göre 6 aylık «zamanaşımı» süresinin ibraz süresinin bittiği 24.04.2003 tarihine göre belirleneceği dikkate alınıp, «konkordato mühleti» içinde zamanaşımı süresinin duracağı gözetilerek işbu davanın açıldığı tarihte zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği gözetilerek davanın erken açılmış olup olmadığı belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yöne ilişkin «eksik inceleme» ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konkordato mühleti · ibraz süresi · yazılı delille ispat · keşideci · eksik inceleme · zamanaşımı · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSöz konusu çeklerin muhatap bankaya TTK'nun 708/1. maddesi hükmüne göre yasal 10 günlük «ibraz süresi» içinde 24.04.2003 tarihinde ibraz edilerek karşılığının olmadığının belirlendiği, esasen bu tarihin ibraz süresinin «son» günü olup, TTK'nun 726/1. maddesi hükmüne göre 6 aylık «zamanaşımı» süresinin ibraz süresinin bittiği 24.04.2003 tarihine göre belirleneceği dikkate alınıp, «konkordato mühleti» içinde zamanaşımı süresinin duracağı gözetilerek işbu davanın açıldığı tarihte zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği gözetilerek davanın erken açılmış olup olmadığı belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yöne ilişkin «eksik inceleme» ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava tarihi itibariyle çeklere ait 6 aylık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, açığa imzalı senet düzenlemenin mümkün olduğu, aksinin «yazılı delille ispatının» gerektiği, davalının çeklerdeki imzaları inkar etmediği, «keşideci» olarak ismi olmayan fakat keşideci sıfatıyla çeki imzalayan kişinin çekten sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.500 YTL'nın 24.04.2003 tarihinden itiba …
İİK'nun 289/1. maddesi hükmü gereğince «konkordato mühletli» içinde borçluya karşı kural olarak hiçbir icra ve «iflas» takibi yapılamayıp aynı hüküm gereğince «zamanaşımı» işlemez yani zamanaşımı durur ve mühletin dolduğu tarihten itibarende tekrar işlemeye devam eder.
Dava, «zamanaşımına» uğradığı iddia edilen çeklerden dolayı TTK'nun 644. maddesine dayalı sebepsiz iktisap davasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5524 E. , 2022/7171 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.06.2020 tarih ve 2019/357 E.- 2020/347 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.10.2020 tarih ve 2020/1161 E.- 2020/1369 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili adına Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, 05.03.2019 tarihli duruşmada ise 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, mühlet kararında "İİK'nın 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine" karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu karara rağmen müvekkiline kullandırmış olduğu kredilere faiz işlettiğini ve müvekkilinden faizle birlikte tahsilat yaptığını, faizin iadesi hususunda bankayla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.10.2018 tarihinden sonra haksız olarak işletilen faizin iadesi için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın şimdilik 650.000,00 TL'sine 05.10.2018 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; konkordato mühletinin verilmesinden sonra faize yönelik hukuka aykırı hiçbir tahsilat yapılmadığını, davacı ile müvekkil banka arasında birden fazla kredi, kredi kartı gibi birçok akit olduğunu, bu ilişkilerden kaynaklı birden fazla tahsilat kalemi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; mahkemenin 2018/437 Esas sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihli duruşmada İİK'nın 289.maddesi gereğince konkordato talep eden davacıya 1 yıl kesin mühlet verilerek İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine ilişkin karar verildiği, dava konusu 4 adet kredinin 11.07.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi'ne dayalı olarak kullanıldığı, kredilerin taşınır ve taşınmaz rehni ile temin edilmediği, bu nedenle İİK'nın 294.maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceği, bilirkişi raporuna göre davalı bankanın 05.10.2018 tarihinden 05.03.2019 tarihine kadar 3.686.443,69 TL ana para, 1.121.611,13 TL faiz tahsilatı yaptığı, yapılan faiz tahsilatının İİK 294.
maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davalının Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/9403 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 650.000,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı taraf, Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 05.10.2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici 05.03.2019 tarihli kararı ile de 1 yıl kesin mühlet verildiğini, kesin mühlet kararında İİK 294. maddesi gereğince 05.10.2018 tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğine dair hüküm kurulduğunu, ancak davalının mahkemece verilen karara rağmen 05.10.2018- 05.03.2019 tarihleri arasında alacağına İİK 294. md. hükmüne aykırı olarak fazladan faiz tahsilatı yaptığını iddia etmiş, davalı banka ise savunmasında davacının müvekkili banka ile birden çok sözleşmesi ve başka borçlarının da bulunduğunu, yapılan faiz tahsilatının bu borçlara mahsup edildiğini belirtmişitir.
Mahkemece davalının takas, mahsup savunmasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu cümleden olarak gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak davalı bankanın takas, mahsup savunması ile ilgili değerlendirme yapılmak üzere, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davacı şirketin konkordato talebi ile ilgili olarak Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/437 E. sayılı dosyasında 05.03.2019 tarihinden başlamak üzere de 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş olmakla, davacı şirketin konkordato talebinin sonuca ulaşıp ulaşmadığı, davacı şirketin iflas edip etmediğinin de araştırılıp, sonucuna göre dosyaya etkisi yönünden de değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, kabule göre de; alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalı ve davacıya iadesine, 19.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/847727700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz