İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8510 E. 2022/5902 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 207↗ avans ödemesi↗ cari hesap ilişkisi↗ cari hesap alacağı↗ delil değerlendirmesi↗ ticari satım sözleşmesi↗ karine↗ ticari satım↗ tanıma↗ cmr↗ cari hesap↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ satım sözleşmesi↗ ispat yükü↗ ifa↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ istirdat↗ havale↗ kötüniyet↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafın cari hesaptan kaynaklanan alacak isteminde bulunduğu, alacaklı olunduğunun yazılı belge ile ispatlanamadığı, davacı tarafından sunulan CMR belgelerinde dara kilo kaybı, yükleme noktası eksikliği gibi iddiaları ispata yarar bilgi bulunmadığı, malın gümrüklemesini yapan davacının, gümrükten geçiş sırasında anılan eksikliklere dair herhangi bir tespit yaptırmadığı, davacının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın cari hesap ilişkisinden ve eksik teslim edilen maldan dolayı icra takibi yapıldığı, davalı defterlerinde cari hesap alacağından dolayı herhangi bir alacak bulunmadığının tespit edildiği, davacı kayıtlarının, dayanak belge ve davalı kayıtları ile ispatlanmadığı sürece esas alınamayacağı, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarda 455.400 USD tutarlı faturaya konu malın eksik teslim edildiğinin ve bir kısım malların dara-kilo noksanlığının bulunduğunun belirtildiği, 455.400 TL tutarlı malın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının malların teslim edildiğine karine olduğu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dara-kilo kaybı nedeniyle eksik mal teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Dava, ticari satım sözleşmesinde eksik teslim iddiasına dayalı bakiye avans bedelinin istirdatı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 184. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.209) menkul satımının (taşınır satışının) tanımı yapılmış; BK’nun 182/2. maddesinde (6098 sayılı TBK. m.207/2) ise, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Bu madde hükmünde (BK. m.182/2. fıkra; 6098 sayılı TBK. m.207/2.fıkra), malın müşteriye teslimi ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği yolunda kanuni bir karine kabul edilmiştir. Bu kanuni karinenin aksini yani satışın veresiye olduğunu iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Dolayısıyla bu halde, ispat yükü, kanuni karinenin aksini iddia eden taraftadır.
Davacı yan, taraflar arasında pamuk ipliği satışına ilişkin yapılan sözleşme gereğince davalıya mal teslimi öncesinde 126771 numaralı faturaya istinaden, 455.400 USD avans ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme gereğince 180.000 kg mal teslim edilmesi gerekirken 138.747 kg teslimat yapıldığını, teslim edilmeyen kısma (41.253 kg) tekabül eden satım bedelinin davalıdan iadesinin talep edildiğini, bunun üzerine 01.07.2013 tarihinde 14.950 USD, 05.07.2013 tarihinde 25.400 USD ve 07.08.2013 tarihinde de 36.000 USD olmak üzere toplam 76.350 USD ödeme yapıldığını ancak 28.064 USD ‘lik bakiye kısmın ödenmediğini iddia etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, 455.000 USD’lik ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bunun mal teslim edildiğinin karinesi olduğu, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği görüşü benimsenmiş ise de; 76.350 USD’lik iade ödemesine ilişkin havale belgelerinde ‘’70: Havale Bilgileri’ başlığı altında ‘’ RFP 126671 SAYILI FATURANIN KISMİ İADE ÖDEMESİ’’ açıklaması bulunmakta olup, bu belgelerden taraflar arasındaki alım satım ilişkisinde davacının avans mahiyetinde ödeme yaptığı, teslimatın daha sonra gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yasal karinenin aksi davacı tarafça ispat edilmiş olup, bundan böyle ispat yükünün avans ödemesi sonrası mal teslimi yapan davalı tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün davacıda olduğu şeklindeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18795 E. 2015/4323 K.
Ortak:karine · kötüniyet · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ın cari hesaptan kaynaklanan alacak isteminde bulunduğu, alacaklı olunduğunun yazılı belge ile ispatlanamadığı, davacı tarafından sunulan CMR belgelerinde dara kilo «kaybı», yükleme noktası eksikliği gibi iddiaları ispata yarar bilgi bulunmadığı, malın gümrüklemesini yapan davacının, gümrükten geçiş sırasında anılan eksikliklere dair herhangi bir tespit yaptırmadığı, davacının «kötüniyetinin» ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın «cari hesap ilişkisinden» ve eksik «teslim» edilen maldan dolayı icra takibi yapıldığı, davalı «defterlerinde» «cari hesap alacağından» dolayı herhangi bir alacak bulunmadığının tespit edildiği, davacı kayıtlarının, dayanak belge ve davalı kayıtları ile ispatlanmadığı sürece esas alınamayacağı, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarda 455.400 USD tutarlı faturaya konu malın eksik teslim edildiğinin ve bir kısım malların dara-kilo noksanlığının bulunduğunun belirtildiği, 455.400 TL tutarlı malın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının malların teslim edildiğine «karine» olduğu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dara-kilo «kaybı» nedeniyle eksik mal teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esas …
Bu madde hükmünde (BK. m.182/2. fıkra; 6098 sayılı TBK. m.207/2.fıkra), malın müşteriye «teslimi» ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği yolunda kanuni bir «karine» kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin sözleşme tarihinde yürürlükte olan BK’nın 182/2.maddesine göre hisse devir bedelinin davacıya ödendiğine dair «karine» oluştuğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğine dair gerekçesi doğrudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklif hakkı · yemin deliline dayanma · kesin delil · yemin teklifi · yemin delili · kötüniyet tazminatı · yemin · hisse devri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca tarafların imzasını «taşıyan» 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine göre, menkul niteliği taşıyan «anonim şirket» paylarının devri davacıya yapılmakla, bedelinin de aynı zamanda ödendiğinin kabulü gerektiği, 18.03.2010 tarihli dava dışı anonim şirket başkanı ve «yönetim kurulu» üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerde» davacının imzasının bulunmaması nedeniyle «hisse devrinin» veresiye olarak yapılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hisse bedelinin alınmadığı hususunda açıkça «yemin deliline dayanmadığı», dava dilekçesi ve delil listesindeki "her türlü yasal delil" ibaresinin 6100 sayılı HMK'nın yeni düzenlenmesi karşısında yemin deliline de dayanılmış olduğunu kabule yeterli olmadığı, ayrıca alacak likit olmadığı gibi, davacının «kötüniyetli» olduğu hususunun da davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı iddiasını yazılı belge ile ispat edemediğinden, davalı lehine oluşan karinenin aksini «kesin delil» olan «yemin delili» ile de ispat edebilir.
Mahkemece davacının «yemin deliline dayanmadığı» ve bu nedenle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… kanuni delil” şeklinde belirtmek suretiyle diğer yasal delillere de dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya hisse devir bedellerinin miktarı ve ödenmediği konusunda «yemin teklifi hakkı» hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin buna ilişkin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6132 E. 2017/6481 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ortaklık ilişkisi · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinlemiş olup mahkemece adı geçen davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davalı ... ...
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davacıyla davalı ...Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bu nedenle 27.455,55 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6780 E. 2013/22790 K.
Ortak:karine · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın «cari hesap ilişkisinden» ve eksik «teslim» edilen maldan dolayı icra takibi yapıldığı, davalı «defterlerinde» «cari hesap alacağından» dolayı herhangi bir alacak bulunmadığının tespit edildiği, davacı kayıtlarının, dayanak belge ve davalı kayıtları ile ispatlanmadığı sürece esas alınamayacağı, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarda 455.400 USD tutarlı faturaya konu malın eksik teslim edildiğinin ve bir kısım malların dara-kilo noksanlığının bulunduğunun belirtildiği, 455.400 TL tutarlı malın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının malların teslim edildiğine «karine» olduğu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dara-kilo «kaybı» nedeniyle eksik mal teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esas …
Bu madde hükmünde (BK. m.182/2. fıkra; 6098 sayılı TBK. m.207/2.fıkra), malın müşteriye «teslimi» ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği yolunda kanuni bir «karine» kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin deliline dayanma · yemin teklifi · pay devri · yemin delili · satış sözleşmesi · yemin · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «pay devrine» ilişkin sözleşmelerin menkul «satış sözleşmesi» niteliğinde olduğu, BK'nın 182/2 maddesinde satış bedelinin ödenmesi konusunda alıcı lehine «karine» getirilmiş olup bu karinenin aksinin iddia eden satıcı tarafından ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» ve 18.03.2010 tarihli «protokollerde» devir bedelinin daha sonra ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline dayanmadığı» gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının dosya kapsamındaki delillerle devir bedelinin sonradan ödeneceği hususunu kanıtlayamadığı, davacı tarafın somut olarak «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın dava dilekçesinin deliller kısmında "her türlü kanuni delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığı nazara alınarak, davacı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "davacı tarafın somut olarak yemin deliline de dayanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine ka …
2- Dava, «anonim şirket» hisse devir bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10818 E. 2014/937 K.
Ortak:karine · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın «cari hesap ilişkisinden» ve eksik «teslim» edilen maldan dolayı icra takibi yapıldığı, davalı «defterlerinde» «cari hesap alacağından» dolayı herhangi bir alacak bulunmadığının tespit edildiği, davacı kayıtlarının, dayanak belge ve davalı kayıtları ile ispatlanmadığı sürece esas alınamayacağı, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarda 455.400 USD tutarlı faturaya konu malın eksik teslim edildiğinin ve bir kısım malların dara-kilo noksanlığının bulunduğunun belirtildiği, 455.400 TL tutarlı malın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının malların teslim edildiğine «karine» olduğu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dara-kilo «kaybı» nedeniyle eksik mal teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esas …
Bu madde hükmünde (BK. m.182/2. fıkra; 6098 sayılı TBK. m.207/2.fıkra), malın müşteriye «teslimi» ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği yolunda kanuni bir «karine» kabul edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 455.000 USD’lik ödemenin davacı «defterlerinde» kayıtlı olduğu, bunun mal «teslim» edildiğinin karinesi olduğu, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği görüşü benimsenmiş ise de; 76.350 USD’lik iade ödemesine ilişkin «havale» belgelerinde ‘’70: Havale Bilgileri’ başlığı altında ‘’ RFP 126671 SAYILI FATURANIN KISMİ İADE ÖDEMESİ’’ açıklaması bulunmakta olup, bu belgelerden taraflar arasın …
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; icra dosyasındaki takibe konu senette yazılı olan çeklerin, dava konusu çeklerin, davalı tarafından keşide olunduğu, ancak bu çeklerin bankaya «teslim» edilerek iptal olunduğu ve ödenmiş sayılacağı, davacı tarafından «çek» bedellerinin ödenmediği ispatlanamadığı gibi, bedeli ödenmeyen çeklerin de bankaya teslim edilerek iptali söz konusu olamayacağı, çeklerin bankaya teslim edilerek …
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davaya konu alacağın davalı tarafından keşide edilen çeklerle ödendiği yolunda «yasal karine» bulunduğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Alacaklı davacı bu konuda delil olarak tarafların «ticari defterlerine» dayanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal karine · ticari defter incelemesi · ticari defter · çek
Benzer bu karardaBu durumda tarafların «ticari defterlerinde inceleme» yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… dosya kapsamına göre; icra dosyasındaki takibe konu senette yazılı olan çeklerin, dava konusu çeklerin, davalı tarafından keşide olunduğu, ancak bu çeklerin bankaya «teslim» edilerek iptal olunduğu ve ödenmiş sayılacağı, davacı tarafından «çek» bedellerinin ödenmediği ispatlanamadığı gibi, bedeli ödenmeyen çeklerin de bankaya teslim edilerek iptali söz konusu olamayacağı, çeklerin bankaya teslim edilerek …
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davaya konu alacağın davalı tarafından keşide edilen çeklerle ödendiği yolunda «yasal karine» bulunduğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Alacaklı davacı bu konuda delil olarak tarafların «ticari defterlerine» dayanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8510 E. , 2022/5902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.09.2018 tarih ve 2014/885 E. - 2018/1183 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.11.2020 tarih ve 2018/2244 E. - 2020/1234 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.09.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışından mal tedarik ederek Türkiye ve başka ülkelerin iç piyasalarına mal ihraç ettiğini, davalının ise Türmenistan’da inşaat işiyle uğraştığını, alacaklarına karşılık Türkmen hükümeti borsası tarafından kendisine pamuk ipliği verildiğini, bunların Türkiye’de satışını yaptığını, bu kapsamda davalıdan 180.000 kg pamuk ipliği alındığını, davalı tarafından kesilen fatura bedelinin ödendiğini, 138.747 kg ipliğin davacıya gönderildiğini, bakiye 41.253 kg ipliğin ise teslim edilmediğini, bunun üzerine teslim edilmeyen ipliklerin bedelinin istendiğini, davalının ödemeyi kabul ettiğini, 01.07.2013 tarihinde 14.950 USD, 05.07.2013 tarihinde 25.400 USD, 07.08.2013 tarihinde 36.000 USD olmak üzere toplam 76.350 USD ödeme yaptığını, bu arada gelen malların dara kilo kaybı, missing yarn (yüklemede noksan teslim edilen) kayıpların da cari hesaba alacak olarak kaydedildiğini, tüm ticari ilişkinin incelenmesi sonucunda 31.12.2013 tarihi itibariyle 50.824,24 USD alacakları bulunduğunu, Bursa 11.
İcra Müdürlüğü'nün 2014/444 sayılı takip dosyasında 24.850 USD, Bursa 9. İcra Müdürlüğünün 2014/1857 sayılı takip dosyasında ise 25.974,24 USD talepte bulunduklarını, yapılan takiplere haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazların iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin pamuk ipliği alım satımıyla uğraştığını, Türkmenistan borsasından alınan pamuk ipliklerinin Türkmenistan’da alıcılara teslim edildiğini, davacının talebi üzerine borsadan alınan ipliklerin satıldığını, davacı tarafından temin edilen araçlara fabrikadan ürünlerin yüklendiğini, davalının ürünlerin sadece faturasını tanzim ettiğini, gümrüklemesinin davacı tarafından yapıldığını, cari hesap ilişkisi içinde tüm ürünlerin bu şekilde satıldığını, davacının malı bizzat teslim alıp gümrüklemesini yaptıktan sonra dara kilo kaybından bahsetmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gümrükten mallar çekildikten sonra hiçbir tespit yapılmadan ürünlerin eksik olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının cari hesap ilişkisi içerisinde bir mal satışından kaynaklı olarak alacak talebinde bulunamayacağını, cari hesap kayıtlarına göre davacının 12.095 USD borcu bulunduğunu, davacının sözünü ettiği 04.10.2012 tarihinden sonra da ticari faaliyetlerinin devam ettiğini, 15.03.2013 tarihinde 4.310 kg iplik siparişi verildiğini belirterek, davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın cari hesaptan kaynaklanan alacak isteminde bulunduğu, alacaklı olunduğunun yazılı belge ile ispatlanamadığı, davacı tarafından sunulan CMR belgelerinde dara kilo kaybı, yükleme noktası eksikliği gibi iddiaları ispata yarar bilgi bulunmadığı, malın gümrüklemesini yapan davacının, gümrükten geçiş sırasında anılan eksikliklere dair herhangi bir tespit yaptırmadığı, davacının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın cari hesap ilişkisinden ve eksik teslim edilen maldan dolayı icra takibi yapıldığı, davalı defterlerinde cari hesap alacağından dolayı herhangi bir alacak bulunmadığının tespit edildiği, davacı kayıtlarının, dayanak belge ve davalı kayıtları ile ispatlanmadığı sürece esas alınamayacağı, dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarda 455.400 USD tutarlı faturaya konu malın eksik teslim edildiğinin ve bir kısım malların dara-kilo noksanlığının bulunduğunun belirtildiği, 455.400 TL tutarlı malın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının malların teslim edildiğine karine olduğu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiği, dara-kilo kaybı nedeniyle eksik mal teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1.
maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Dava, ticari satım sözleşmesinde eksik teslim iddiasına dayalı bakiye avans bedelinin istirdatı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 184. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.209) menkul satımının (taşınır satışının) tanımı yapılmış; BK’nun 182/2. maddesinde (6098 sayılı TBK. m.207/2) ise, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Bu madde hükmünde (BK. m.182/2. fıkra; 6098 sayılı TBK. m.207/2.fıkra), malın müşteriye teslimi ile birlikte, bedelinin peşin olarak satıcıya ödendiği yolunda kanuni bir karine kabul edilmiştir. Bu kanuni karinenin aksini yani satışın veresiye olduğunu iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Dolayısıyla bu halde, ispat yükü, kanuni karinenin aksini iddia eden taraftadır.
Davacı yan, taraflar arasında pamuk ipliği satışına ilişkin yapılan sözleşme gereğince davalıya mal teslimi öncesinde 126771 numaralı faturaya istinaden, 455.400 USD avans ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme gereğince 180.000 kg mal teslim edilmesi gerekirken 138.747 kg teslimat yapıldığını, teslim edilmeyen kısma (41.253 kg) tekabül eden satım bedelinin davalıdan iadesinin talep edildiğini, bunun üzerine 01.07.2013 tarihinde 14.950 USD, 05.07.2013 tarihinde 25.400 USD ve 07.08.2013 tarihinde de 36.000 USD olmak üzere toplam 76.350 USD ödeme yapıldığını ancak 28.064 USD ‘lik bakiye kısmın ödenmediğini iddia etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, 455.000 USD’lik ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bunun mal teslim edildiğinin karinesi olduğu, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği görüşü benimsenmiş ise de;
76. 350 USD’lik iade ödemesine ilişkin havale belgelerinde ‘’70: Havale Bilgileri’ başlığı altında ‘’ RFP 126671 SAYILI FATURANIN KISMİ İADE ÖDEMESİ’’ açıklaması bulunmakta olup, bu belgelerden taraflar arasındaki alım satım ilişkisinde davacının avans mahiyetinde ödeme yaptığı, teslimatın daha sonra gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yasal karinenin aksi davacı tarafça ispat edilmiş olup, bundan böyle ispat yükünün avans ödemesi sonrası mal teslimi yapan davalı tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün davacıda olduğu şeklindeki hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/843532500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz