Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2708 E. 2022/5771 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müddeabih↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ ilk itiraz↗ itiraz hakem heyeti↗ delillerin toplanmaması↗ sigorta tahkim komisyonu↗ sigorta tahkimi↗ sigorta tazminatı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ davanın konusu↗ tahkim↗ hakem kararı↗ derdestlik↗ iş bölümü↗ komisyon↗ usulden reddi↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, Yat Sigorta Poliçesinden kaynaklı olarak sigorta tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının maliki olduğu, davalının da malvarlığı zararına karşılık Yat Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı yatın çalınması nedeniyle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava ile maddi tazminat, hukuksal koruma yardımı ve kurtarma masraflarına ilişkin zararların tazmininin istendiğini, açılan ilk davada alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve ilk davada talep edilmeyen fazlaya ilişkin tazminatların sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, açılan ilk davanın derdest olduğu, tarafların ve taleplerin aynı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdindeki itirazları yukarıda özetlenen nedenlerle reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Aynı Yasa'nın 115. maddesi uyarınca, taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği gibi, mahkemece de davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilerek, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise, asıl dava kesinleştikten sonra ya da zamanaşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Davalı ek davada derdestlik itirazında da bulunamaz. Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani müddeabih farklıdır. Ancak, kısmi davada verilen hüküm ek davayı etkileyecektir. (Bkz. Baki Kuru HUMK. 6. Baskı, Cilt 2, 2001, syf.1559) Bu nedenle, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, başvuranın Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 16/12/2019 tarih 2019.E.115296 Esas sayılı başvurusunun, işbu yargılamaya konu talepler açısından derdest dava olarak kabulü mümkün değildir. Zira, işbu dava dilekçesinde 2019.E.115296 Esas sayılı başvuruda fazlaya ilişkin hakları saklı tutulan kısımlar için talepte bulunulmakla, davanın konusu (müddeabihi) farklı olduğundan Kanun'un 114/1-ı maddesindeki şartlar oluşmadığı gözetilip, davacının tarafların delilleri toplanıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10740 E. 2018/4403 K.
Ortak:müddeabih · derdestlik · iş bölümü · usulden reddi · dosya masrafı · maddi tazminat · zamanaşımı · kesin hüküm · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaÇünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için «kesin» hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin «bölümü» ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar) Yukarıdaki açıklamalar ışığında, başvuranın Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 16/12/2019 tarih 2019.E.115296 Esas sayılı başvurusunun, işbu yargılamaya konu talepler açısından «derdest» dava olarak kabulü mümkün değildir.
Davacı vekili, davacının maliki olduğu, davalının da «malvarlığı» zararına karşılık Yat Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı yatın çalınması nedeniyle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava ile «maddi tazminat», hukuksal koruma yardımı ve kurtarma «masraflarına» ilişkin zararların tazmininin istendiğini, açılan ilk davada alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve ilk davada talep edilmeyen fazlaya ilişkin tazminatların s …
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, açılan ilk davanın «derdest» olduğu, tarafların ve taleplerin aynı olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdindeki itirazları yukarıda özetlenen nedenlerle reddedilmiştir.
Benzer bu karardaÇünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için «kesin» hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin «bölümü» ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar) Somut olayda mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın reddine ilişkin kararın Dairemizce bozulması sonrasında yapılan «ıslah» üzerine manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, bu suretle eldeki davada mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında istenen manevi tazminata işleyecek faiz talep edilmişse de ilgili dosyadaki talepler yeniden incelenerek manevi tazminata işleyecek faiz talebi yönünden «derdestlik» hususunun değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
… valı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu nedenle henüz kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde düzenlenen «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · i̇i̇k 258 · yoksun kalınan kâr · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · ticari faiz · acentelik · dava şartı yokluğu
Benzer bu kararda… hkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL «kazanç kaybı», 4.000,00 TL kira alacağı ve bilet basım «masrafları» olmak üzere «maddi tazminatın» faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği; eldeki davada ise, mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında talep edilen manevi tazminata «sözleşmenin feshi» tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizin», maddi tazminat olarak ise «yoksun kalınan» kar nedeniyle 200.000,00 TL'nin, kira bedeli alacağı 57.000,00 TL'nin, bilet ve «fatura» basım masrafı 8.«258»,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep ve dava edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… valı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu nedenle henüz kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde düzenlenen «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9441 E. 2012/1722 K.
Ortak:müddeabih
İncelediğiniz karardaBir davanın «derdest» olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun («müddeabihlerinin») ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani «müddeabih» farklıdır.
Zira, işbu dava dilekçesinde 2019.E.115296 Esas sayılı başvuruda fazlaya ilişkin hakları saklı tutulan kısımlar için talepte bulunulmakla, «davanın konusu» («müddeabihi») farklı olduğundan Kanun'un 114/1-ı maddesindeki şartlar oluşmadığı gözetilip, davacının tarafların «delilleri toplanıp» neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · cy/cy şerhi · tazminat davası · üçüncü kişi · temlik · ıslah · dahili dava
Benzer bu kararda… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Dava, davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından «şerh» işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2708 E. , 2022/5771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 08/07/2021 gün ve 2021/İHK-21341 sayılı karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı nezdinde 02/06/2018 başlangıç tarihli 1 yıllık Groupmarine Yat Sigorta Poliçesi ile sigortalı davacıya ait ‘’Ceviz Kabuğu’’ isimli, Kayıcı Gövdeli Motor Yat tipli, 2002 model teknenin sigortalandığını, ancak teknenin 04/08/2018 tarihinde çalındığını, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinde kısmi dava açıldığını, işbu dava ile de kısmi davada saklı tutulan bakiye alacağın talep edildiğini beyanla, onarım bedeli, katlanılmak zorunda kalınan masraflar ve kur farkından doğan zararlarının tazminini istemiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından daha önce aynı poliçe ve tekneye dayalı olarak açtığı davanın derdest olduğunu ileri sürerek haksız davanın reddini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; işbu başvuru tarihinden daha önce, başvuru sahibinin aynı konuya ilişkin olarak daha önce dava açmış olduğu ve bu davanın halen derdest olduğu ve dava sonucunda verilecek kararın tahkim yargılamasını etkileyeceği ve tahkim yargılamasında işbu dosyanın bekletici mesele yapılması imkanı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak başvuran tarafından 16/12/2019 tarih 2019.E.115296 sayılı dosyası üzerinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulmuş olduğu, söz konusu başvurunun Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeminin 09/04/2020 tarih K-2020/27920 sayılı kararı ile kesin olarak esastan reddine karar verilmiş olduğu, başvuran tarafça söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş olduğu, henüz kararın kesinleşmediği tahkim yargılama süresi itibariyle bu dosya sonucunun beklenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Yat Sigorta Poliçesinden kaynaklı olarak sigorta tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının maliki olduğu, davalının da malvarlığı zararına karşılık Yat Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı yatın çalınması nedeniyle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava ile maddi tazminat, hukuksal koruma yardımı ve kurtarma masraflarına ilişkin zararların tazmininin istendiğini, açılan ilk davada alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve ilk davada talep edilmeyen fazlaya ilişkin tazminatların sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, açılan ilk davanın derdest olduğu, tarafların ve taleplerin aynı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdindeki itirazları yukarıda özetlenen nedenlerle reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce HUMK m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus HMK m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Aynı Yasa'nın 115. maddesi uyarınca, taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği gibi, mahkemece de davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilerek, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise, asıl dava kesinleştikten sonra ya da zamanaşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Davalı ek davada derdestlik itirazında da bulunamaz. Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani müddeabih farklıdır. Ancak, kısmi davada verilen hüküm ek davayı etkileyecektir. (Bkz. Baki Kuru HUMK.
6. Baskı, Cilt 2, 2001, syf.1559) Bu nedenle, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, başvuranın Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 16/12/2019 tarih 2019.E.115296 Esas sayılı başvurusunun, işbu yargılamaya konu talepler açısından derdest dava olarak kabulü mümkün değildir. Zira, işbu dava dilekçesinde 2019.E.115296 Esas sayılı başvuruda fazlaya ilişkin hakları saklı tutulan kısımlar için talepte bulunulmakla, davanın konusu (müddeabihi) farklı olduğundan Kanun'un 114/1-ı maddesindeki şartlar oluşmadığı gözetilip, davacının tarafların delilleri toplanıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/841945600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz