Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10740 E. 2018/4403 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müddeabih↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ hmk 115/3↗ kazanç kaybı↗ i̇i̇k 258↗ yoksun kalınan kâr↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ ticari faiz↗ acentelik↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ iş bölümü↗ kâr kaybı↗ usulden reddi↗ fatura↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aynı davalıya aynı dava konusu nedeniyle daha önce dava açtığı, mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dava dosyasında davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz üzerine bozulduğu, bu karara karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu nedenle henüz kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde düzenlenen derdestlik dava şartının yokluğu sebebiyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece derdestlik dava şartının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İbraz edilen mahkeme ilamından taraflar arasında görülen mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL kazanç kaybı, 4.000,00 TL kira alacağı ve bilet basım masrafları olmak üzere maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsilinin talep
edildiği; eldeki davada ise, mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında talep edilen manevi tazminata sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin, maddi tazminat olarak ise yoksun kalınan kar nedeniyle 200.000,00 TL'nin, kira bedeli alacağı 57.000,00 TL'nin, bilet ve fatura basım masrafı 8.258,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep ve dava edildiği anlaşılmaktadır.
Bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise, asıl dava kesinleştikten sonra ya da zamanaşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Davalı ek davada derdestlik itirazında da bulunamaz. Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani müddeabih farklıdır. Ancak, kısmi davada verilen hüküm ek davayı etkileyecektir. (Bkz. Baki Kuru HUMK. 6. Baskı, Cilt 2, 2001, syf.1559) Bu nedenle, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar)
Somut olayda mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın reddine ilişkin kararın Dairemizce bozulması sonrasında yapılan ıslah üzerine manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, bu suretle eldeki davada mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında istenen manevi tazminata işleyecek faiz talep edilmişse de ilgili dosyadaki talepler yeniden incelenerek manevi tazminata işleyecek faiz talebi yönünden derdestlik hususunun değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, talep edilen maddi tazminat kalemleri yönünden mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın kısmi dava olduğu, eldeki davanın da ek dava olduğu anlaşılmakla, maddi tazminat talebi yönünden derdest bir davadan söz etmek mümkün değildir. Aksi değerlendirmenin kısmi dava yoluyla hak aranmasını imkansız kılacağı açıktır. Öte yandan açıklandığı gibi maddi tazminat kalemleri yönünden her iki davanın müddeabihi de aynı değildir. Bu suretle, mahkemece, önceki dava dosyasının sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2708 E. 2022/5771 K.
Ortak:müddeabih · derdestlik · iş bölümü · usulden reddi · dosya masrafı · maddi tazminat · zamanaşımı · kesin hüküm · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaÇünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için «kesin» hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin «bölümü» ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar) Somut olayda mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın reddine ilişkin kararın Dairemizce bozulması sonrasında yapılan «ıslah» üzerine manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, bu suretle eldeki davada mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında istenen manevi tazminata işleyecek faiz talep edilmişse de ilgili dosyadaki talepler yeniden incelenerek manevi tazminata işleyecek faiz talebi yönünden «derdestlik» hususunun değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
… valı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu nedenle henüz kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde düzenlenen «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «derdestlik» dava «şartının yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÇünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için «kesin» hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin «bölümü» ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar) Yukarıdaki açıklamalar ışığında, başvuranın Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 16/12/2019 tarih 2019.E.115296 Esas sayılı başvurusunun, işbu yargılamaya konu talepler açısından «derdest» dava olarak kabulü mümkün değildir.
Davacı vekili, davacının maliki olduğu, davalının da «malvarlığı» zararına karşılık Yat Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı yatın çalınması nedeniyle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava ile «maddi tazminat», hukuksal koruma yardımı ve kurtarma «masraflarına» ilişkin zararların tazmininin istendiğini, açılan ilk davada alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve ilk davada talep edilmeyen fazlaya ilişkin tazminatların s …
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, açılan ilk davanın «derdest» olduğu, tarafların ve taleplerin aynı olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdindeki itirazları yukarıda özetlenen nedenlerle reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · delillerin toplanmaması · sigorta tazminatı · malvarlığına ilişkin dava · davanın konusu · dava sebebi
Benzer bu karardaAynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava «sebebine» dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir «dava konusu» yapılması mümkün değildir.
Zira, işbu dava dilekçesinde 2019.E.115296 Esas sayılı başvuruda fazlaya ilişkin hakları saklı tutulan kısımlar için talepte bulunulmakla, «davanın konusu» («müddeabihi») farklı olduğundan Kanun'un 114/1-ı maddesindeki şartlar oluşmadığı gözetilip, davacının tarafların «delilleri toplanıp» neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, Yat Sigorta Poliçesinden kaynaklı olarak «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının maliki olduğu, davalının da «malvarlığı» zararına karşılık Yat Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı yatın çalınması nedeniyle daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava ile «maddi tazminat», hukuksal koruma yardımı ve kurtarma «masraflarına» ilişkin zararların tazmininin istendiğini, açılan ilk davada alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve ilk davada talep edilmeyen fazlaya ilişkin tazminatların s …
-
Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9441 E. 2012/1722 K.
Ortak:müddeabih · ıslah
İncelediğiniz karardaBir davanın «derdest» olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun («müddeabihlerinin») ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani «müddeabih» farklıdır.
Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için «kesin» hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin «bölümü» ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar) Somut olayda mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın reddine ilişkin kararın Dairemizce bozulması sonrasında yapılan «ıslah» üzerine manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, bu suretle eldeki davada mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında istenen manevi tazminata işleyecek faiz talep edilmişse de ilgili dosyadaki talepler yeniden incelenerek manevi tazminata işleyecek faiz talebi yönünden «derdestlik» hususunun değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda HMK'nun 125. maddesine göre, (HUMK'nun 186.maddesi) «müddeabihin» «temliki» sözkonusu olup, uygulanacak prosedür anılan maddede gösterilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · cy/cy şerhi · tazminat davası · üçüncü kişi · temlik · dahili dava
Benzer bu kararda… edilen davacı tarafın 09.04.2010 tarihli bayanında devir alan şirket hakkında hükümsüzlük davasına devam etmek istediğini ifade ettiği ancak dava dışı bir firmanın «ıslah» yoluyla dahi davaya «dahil» edilerek yargılamaya devam edilemeyeceği, markayı devralan şirket aleyhine bir dava bulunmadığı ve davacının da davaya «tazminat davası» olarak devam etmek istemediğini belirttiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, davalının dava sırasında «müddeabihi» bir başkasına «temlik» etmesi halinde, davacı, müddeabihi davalıdan devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı aynı davaya devam edilmesini veya müddeabihi temlik eden davalıya karşı zarar ve ziyan davası olarak devam edilmesini isteyebilir.
Dava, davalı adına tescilli markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemine ilişkindir.
Dava, 20.06.2008 tarihinde açılmış olup, yargılamanın devamı sırasında 06.02.2009 tarihinde Marka Devir Sözleşmesi ile davalı tarafından davaya konu markaların dava dışı şirkete devredildiği ve Türk Patent Enstitüsü tarafından «şerh» işleminin gerçekleştirildiği dosya arasındaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10740 E. , 2018/4403 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2016 tarih ve 2015/328-2016/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacıvekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.06.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 10/11/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini ileri sürerek, ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/370 Esas sayılı dosyasında talep edilen 30.000,00 TL manevi tazminata sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faize hükmedilmesini, davacının yoksun kaldığı kâr nedeniyle 200.000,00 TL'nin, yazıhanenin 3 yıllık kira bedeli olan 57.000,00 TL'nin, davacı tarafından bastırılan ve bedeli ödenen bilet ve fatura bedelleri olan 8.258,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından aynı talepleri içeren davanın daha önce açılmış olması sebebiyle derdestlik itirazında bulunmuş, davacının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aynı davalıya aynı dava konusu nedeniyle daha önce dava açtığı, mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dava dosyasında davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz üzerine bozulduğu, bu karara karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu nedenle henüz kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesinde düzenlenen derdestlik dava şartının yokluğu sebebiyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece derdestlik dava şartının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İbraz edilen mahkeme ilamından taraflar arasında görülen mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL kazanç kaybı, 4.000,00 TL kira alacağı ve bilet basım masrafları olmak üzere maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsilinin talep
edildiği; eldeki davada ise, mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında talep edilen manevi tazminata sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin, maddi tazminat olarak ise yoksun kalınan kar nedeniyle 200.000,00 TL'nin, kira bedeli alacağı 57.000,00 TL'nin, bilet ve fatura basım masrafı 8.258,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep ve dava edildiği anlaşılmaktadır.
Bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise, asıl dava kesinleştikten sonra ya da zamanaşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Davalı ek davada derdestlik itirazında da bulunamaz. Çünkü, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani müddeabih farklıdır. Ancak, kısmi davada verilen hüküm ek davayı etkileyecektir. (Bkz. Baki Kuru HUMK.
6. Baskı, Cilt 2, 2001, syf.1559) Bu nedenle, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. (HGK.15.02.1980 gün, 1980/9-73 Esas 1980/186 Karar, 1981/11-1130 Esas-1982/549 Karar, 1988/15-572 Esas-1988/898 Karar)
Somut olayda mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın reddine ilişkin kararın Dairemizce bozulması sonrasında yapılan ıslah üzerine manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, bu suretle eldeki davada mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyasında istenen manevi tazminata işleyecek faiz talep edilmişse de ilgili dosyadaki talepler yeniden incelenerek manevi tazminata işleyecek faiz talebi yönünden derdestlik hususunun değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, talep edilen maddi tazminat kalemleri yönünden mahkemenin 2010/730 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın kısmi dava olduğu, eldeki davanın da ek dava olduğu anlaşılmakla, maddi tazminat talebi yönünden derdest bir davadan söz etmek mümkün değildir.
Aksi değerlendirmenin kısmi dava yoluyla hak aranmasını imkansız kılacağı açıktır. Öte yandan açıklandığı gibi maddi tazminat kalemleri yönünden her iki davanın müddeabihi de aynı değildir. Bu suretle, mahkemece, önceki dava dosyasının sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/428545500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz