Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15478 E. 2013/2491 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imtiyazlı pay↗ ana sözleşme değişikliği↗ yoklukla malul karar↗ ticaret sicilinden terkin↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ olağanüstü genel kurul↗ anonim şirket↗ terkin↗ ilan↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 2006 yılı genel kurul kararı ve geçici maddesinin davacıya TTK.nın 389. maddesi hükmünde anılan imtiyazlı paydan kaynaklı hak ve yetkileri tanımadığı, kural olarak anonim şirketlerde imtiyazın paya bağlanma zorunluluğunun aynı yasanın 401. maddesinde belirtildiği üzere ve 300/2-b.5 madde hükmü ile de tescil ve ilanının gerektiği göz önüne alınarak paya bağlanan bir imtiyazın varlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket genel kurul kararlarının yoklukla malul olduklarının tespiti, iptali ve ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece kural olarak anonim şirketlerde imtiyazın paya bağlanma zorunluluğunun bulunduğu, paya bağlanan bir imtiyazın varlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere imtiyazın “pay”a bağlanması, yani üstünlüğün “pay”a tanınmış olması icap eder. Paya değil de “kişi”ye veya “sıfat”a veya “makam”a bağlanan haklar, üstünlükler ve imkanlar, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununa göre imtiyaz değildir. Mesela pay sahibi (A)'ya ömür boyu murahhas üyelik tanıyan veya veto hakkı veren esas sözleşme hükümleri -geçerli oldukları sonucuna varılan durumlarda- imtiyaz olarak nitelendirilemezler. Çünkü, üstün hak tanınan “pay” veya “paylar” değil, pay sahibi (A)'dır. Bu tür haklar “akdi hak”lar diye anılır ve genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir ve sözleşmenin taraflarca karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle değiştirilmesi mümkündür. (Bkz. Prof. Dr. Reha POROY, Prof. Dr. Ünal TEKİNALP, Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Bası, İstanbul, 2009, Sh. 479.)
Somut olayda; davalı şirketin 31/08/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan ana sözleşme değişikliği kararıyla ve ana sözleşmeye eklenen geçici 5. maddenin “genel kurul kararına binaen MEKSA, TOSYÖV, TESK ve H.'ın yönetim kurulunda birer üye ile temsil hakları, iş bu genel kurul kararının tescilinden itibaren 21 yıl süre ile saklıdır” hükmüyle davacıya 21 yıl müddetle yönetim kurulunda bir üye bulundurma hakkı tanınmıştır. Her ne kadar yukarıda belirtildiği üzere imtiyazın paya tanınması söz konusu ise de ana sözleşme değişikliğiyle birlikte davacıya tanınan bu hak bir imtiyaz hakkı olmayıp sözleşmesel bir haktır. Sözleşmesel bir hakkın hak sahibinin izni olmadan ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Mahkemece, davacıya tanınan hakkın sözleşmesel bir hak olduğu kabul edilerek davacının davadaki taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · sözleşmeden doğan dava · sözleşmenin feshi · tespit davası · ihbar · ihtar · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
Dava tarihi itibariyle «eda davası» açılmasının mümkün olduğu hallerde ayrıca «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3709 E. 2015/10850 K.
Ortak:imtiyazlı pay · olağanüstü genel kurul
İncelediğiniz karardaMahkemenin de kabulünde olduğu üzere «imtiyazın “pay»”a bağlanması, yani üstünlüğün “pay”a tanınmış olması icap eder.
479.) Somut olayda; davalı şirketin 31/08/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan «ana sözleşme değişikliği» kararıyla ve ana sözleşmeye eklenen geçici 5. maddenin “genel kurul kararına binaen MEKSA, TOSYÖV, TESK ve H.'ın yönetim kurulunda birer üye ile «temsil» hakları, iş bu genel kurul kararının tescilinden itibaren 21 yıl süre ile saklıdır” hükmüyle davacıya 21 yıl müddetle yönetim kurulunda bir üye bulundurma hakkı ta …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin 11/11/2011 tarihli olağanüstü genel kurulunda B Grubu «imtiyazlı pay» sahibi olan davacılara imtiyazlı haklar tanıyan ana sözleşmenin ilgili maddelerinde imtiyaz haklarını etkiler mahiyette değişiklik yapıldığı, kararların pay sahiplerinin yapacakları hususi genel toplantıda verecekleri bir kararla «tasdik» edilmediği, davacılar tarafından davalı şirkete bu taleple gönderilen «ihtarnamenin» sonuçsuz kaldığı, davacıların taleplerinde haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı şirketin 11/11/2011 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında davacıların sahibi bulundukları B Grubu imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını etkileyen ana sözleşmenin 12 ve 14. maddelerindeki değişikliklerin görüşülmesi ve karar bağlanmasına özgü olarak B Grubu imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulu yapılmasına «kesin» olarak karar verilmiştir.
Dava, «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurul toplantısının yapılmasına karar verilmesine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar gerekçesinde davalı şirketin 11.11.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan ve «imtiyazlı pay» sahiplerinin haklarını ihlal ettiği iddia olunan ana sözleşmenin 12. ve 14. maddelerindeki değişikliğine ilişkin kararların «infazı» yönünden yapılmasına karar verilmesi istenen imtiyazlı paylar genel kurul toplantısı için uygulanması gereken hükmünün 6762 sayılı Türk Ticaret Kanun'unun 389. maddesi olduğunun kabulüne rağmen, bu kabulle çelişir biçimde sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 454. maddesinde yer alan mahkeme aracılığı ile imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulunun toplanmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi, ayrıca 11.11.2011 tarihli genel kurulda alınan ve ana sözleşmenin 12. maddesine ilişkin değişikli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · tasdik kararı · infaz · ihtarname · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin 11/11/2011 tarihli olağanüstü genel kurulunda B Grubu «imtiyazlı pay» sahibi olan davacılara imtiyazlı haklar tanıyan ana sözleşmenin ilgili maddelerinde imtiyaz haklarını etkiler mahiyette değişiklik yapıldığı, kararların pay sahiplerinin yapacakları hususi genel toplantıda verecekleri bir kararla «tasdik» edilmediği, davacılar tarafından davalı şirkete bu taleple gönderilen «ihtarnamenin» sonuçsuz kaldığı, davacıların taleplerinde haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı şirketin 11/11/2011 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında davacıların sahibi bulundukları B Grubu imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını etkileyen ana sözleşmenin 12 ve 14. maddelerindeki değişikliklerin görüşülmesi ve karar bağlanmasına özgü olarak B Grubu imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulu yapılmasına «kesin» olarak karar verilmiştir.
Karar gerekçesinde davalı şirketin 11.11.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan ve «imtiyazlı pay» sahiplerinin haklarını ihlal ettiği iddia olunan ana sözleşmenin 12. ve 14. maddelerindeki değişikliğine ilişkin kararların «infazı» yönünden yapılmasına karar verilmesi istenen imtiyazlı paylar genel kurul toplantısı için uygulanması gereken hükmünün 6762 sayılı Türk Ticaret Kanun'unun 389. maddesi olduğunun kabulüne rağmen, bu kabulle çelişir biçimde sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 454. maddesinde yer alan mahkeme aracılığı ile imtiyazlı «pay sahipleri» genel kurulunun toplanmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi, ayrıca 11.11.2011 tarihli genel kurulda alınan ve ana sözleşmenin 12. maddesine ilişkin değişikli …
Dava, «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurul toplantısının yapılmasına karar verilmesine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3051 E. 2015/9675 K.
Ortak:imtiyazlı pay · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemenin de kabulünde olduğu üzere «imtiyazın “pay»”a bağlanması, yani üstünlüğün “pay”a tanınmış olması icap eder.
479.) Somut olayda; davalı şirketin 31/08/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan «ana sözleşme değişikliği» kararıyla ve ana sözleşmeye eklenen geçici 5. maddenin “genel kurul kararına binaen MEKSA, TOSYÖV, TESK ve H.'ın yönetim kurulunda birer üye ile «temsil» hakları, iş bu genel kurul kararının tescilinden itibaren 21 yıl süre ile saklıdır” hükmüyle davacıya 21 yıl müddetle yönetim kurulunda bir üye bulundurma hakkı ta …
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 48. maddesine 20/2/2014 tarihli 6525 sayılı Kanun 40. madde ile ''Yatırım ortaklıklarının «imtiyazlı pay» ihracına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.
Yatırım ortaklıkları tarafından belirli grupların yönetim kurulunda «temsil» imtiyazı ile oyda imtiyaz tanıyan pay ihracında 6102 sayılı Kanun'un 360'ncı maddesi ile 479'uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.'' ibaresi eklenmiş ve yatırım ortaklıklarındaki imtiyazlı paylar yönünden TTK'dan farklı bir düzenleme benimsenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · yetkisizlik kararı · dava sebebi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaO halde mahkemece dava tarihinden sonra yürürlüğe giren bu düzenleme nazara alınarak, «davanın konusuz kalması» sebebiyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde hüküm kurulması gerekirken, TTK'nın 479. maddesi kapsamında haklı «sebebin» varlığının tartışılması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, kanunun aradığı anlamda haklı bir sebep bulunmadığı, SPK'nın 48. maddesine eklenen maddenin mahkemenin haklı «sebebin» varlığını inceleme «yetkisini» ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15478 E. , 2013/2491 K.
ŞİRKET GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
İMTİYAZIN PAYA BAĞLANMA ZORUNLULUĞU
SÖZLEŞMESEL HAKLAR
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 401
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 389
TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 300
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/09/2011 tarih ve 2009/674-2011/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı vakfın içinde bulunduğu TOBB, TESK, KOSGEB, TOSYÖV isimli kuruluşlar tarafından davalı şirketin kurulduğunu, daha sonra H. Bankası A.Ş.'nin de hissedar olarak alındığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre anılan kuruluşlardan belirli sayılarda üye olmak üzere yönetim kurulunun 9 üyeden oluştuğunu, sözleşmeye eklenen geçici 5. madde ile davacının, H. Bankası'nın, TESK ve TOSYÖV'ün yönetim kurulunda birer üye ile temsil haklarının 21 yıl süreyle saklı olduğunun hüküm altına alındığını, bu durumun davacı dahil dört ortağa verilen imtiyaz niteliğinde bulunduğunu, 07/08/2009 tarihli şirket olağan genel kurulunda ana sözleşmenin 7. maddesinde “9 üyeden oluşan yönetim kurulunun 5 üyeliğinin TOBB'a, 4 üyeliğinin KOSGEB'e verilmesine” şeklinde değişiklik yapıldığını ve geçici 5.
maddenin ortadan kaldırıldığını, teşekkül eden yönetim kurulunun 09/09/2009 tarihli ve 08/10/2009 tarihli olağanüstü genel kurulun toplanması kararı aldığını, olağanüstü genel kurul toplantılarında ana sözleşmede değişiklikler yapılması kararları alındığını, davacının muhalefetini bildirdiğini, imtiyazlı ortakların haklarının ihlaline ilişkin bu kararların infaz kabiliyetinin olmadığını ileri sürerek, 07/08/2009 tarihli genel kurulda alınan ana sözleşmenin 7. maddesinde değişiklik yapılmasına, geçici 5. maddenin ortadan kaldırılmasına ilişkin kararların infaz kabiliyetinin olmadığının tespitiyle, kararların yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptaline, 09/09/2009 tarihli ve 08/10/2009 tarihli genel kurullarda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitiyle iptallerine karar verilmesini, bu kararların ticaret sicilinden terkinine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 07/08/2009 tarihli genel kurula katılmadığını, bu nedenle iptal talebinde bulunamayacağını, diğer genel kurul toplantılarında davacıyı ilgilendiren bir karar alınmadığını, davacının şirketin büyüyen ve gelişen konumunda çok küçük bir sermaye ile yönetimde söz sahibi olma iddiasının hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 2006 yılı genel kurul kararı ve geçici maddesinin davacıya TTK.nın 389. maddesi hükmünde anılan imtiyazlı paydan kaynaklı hak ve yetkileri tanımadığı, kural olarak anonim şirketlerde imtiyazın paya bağlanma zorunluluğunun aynı yasanın 401. maddesinde belirtildiği üzere ve 300/2-b.5 madde hükmü ile de tescil ve ilanının gerektiği göz önüne alınarak paya bağlanan bir imtiyazın varlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket genel kurul kararlarının yoklukla malul olduklarının tespiti, iptali ve ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece kural olarak anonim şirketlerde imtiyazın paya bağlanma zorunluluğunun bulunduğu, paya bağlanan bir imtiyazın varlığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere imtiyazın “pay”a bağlanması, yani üstünlüğün “pay”a tanınmış olması icap eder. Paya değil de “kişi”ye veya “sıfat”a veya “makam”a bağlanan haklar, üstünlükler ve imkanlar, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununa göre imtiyaz değildir. Mesela pay sahibi (A)'ya ömür boyu murahhas üyelik tanıyan veya veto hakkı veren esas sözleşme hükümleri -geçerli oldukları sonucuna varılan durumlarda- imtiyaz olarak nitelendirilemezler. Çünkü, üstün hak tanınan “pay” veya “paylar” değil, pay sahibi (A)'dır. Bu tür haklar “akdi hak”lar diye anılır ve genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir ve sözleşmenin taraflarca karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle değiştirilmesi mümkündür.
(Bkz. Prof. Dr. Reha POROY, Prof. Dr. Ünal TEKİNALP, Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Bası, İstanbul, 2009, Sh. 479.)
Somut olayda; davalı şirketin 31/08/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan ana sözleşme değişikliği kararıyla ve ana sözleşmeye eklenen geçici 5. maddenin “genel kurul kararına binaen MEKSA, TOSYÖV, TESK ve H.'ın yönetim kurulunda birer üye ile temsil hakları, iş bu genel kurul kararının tescilinden itibaren 21 yıl süre ile saklıdır” hükmüyle davacıya 21 yıl müddetle yönetim kurulunda bir üye bulundurma hakkı tanınmıştır. Her ne kadar yukarıda belirtildiği üzere imtiyazın paya tanınması söz konusu ise de ana sözleşme değişikliğiyle birlikte davacıya tanınan bu hak bir imtiyaz hakkı olmayıp sözleşmesel bir haktır. Sözleşmesel bir hakkın hak sahibinin izni olmadan ortadan kaldırılması da mümkün değildir.
Mahkemece, davacıya tanınan hakkın sözleşmesel bir hak olduğu kabul edilerek davacının davadaki taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/83839100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz