Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4710 E. 2022/6016 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ ihbar tazminatı↗ hizmet akdi↗ kıdem tazminatı↗ vekalet ilişkisi↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ toplantı tutanağı↗ sahtecilik↗ cezai şart↗ kötü niyet tazminatı↗ anonim şirket↗ kötü niyet↗ ihbar↗ ihtar↗ yönetim kurulu kararı↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonunda, davacı hakkında Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağına "genel müdür ...'nun hizmet akdi 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tarihten önce genel müdürün hizmet akdinin sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir ihtara lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve yıllık ücretinin bu tazminata dahil edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu kararı doğrultusunda cezai şart ve kötü niyet tazminatı talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve davacı tarafın işçilik alacağı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu 333. maddesi, "Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.
" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacı ve davalı şirket arasında vekalet ilişkisi olmakla birlikte, aralarında akdedilen belirsiz süreli hizmet akdi çerçevesinde iş ilişkisinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi, davacının ceza yargılamasına da konu olan davranışları nedeniyle davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile sona erdirilmiştir. Her ne kadar Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın sonucunda davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağına eklemeler yaparak usulsüz davranışlarda bulunduğu tespit edilmişse de, bu husus davacının, davalı ile olan hizmet akdi çerçevesinde biriken ücret ve ikramiye alacak haklarını almasına engel teşkil etmemektedir.
Keza, bozma ilamı öncesinde Ankara 7. İş Mahkemesi'nin 2009/860 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre bu alacak kalemleri hesaplanmış ve davacıya bu bedellerin ödenmediği tespit edilmiştir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, davacının ücret ve ikramiye alacaklarının davalı tarafından ödenmediğinin tespiti halinde, mahkemece raporda belirtilen ücret ve ikramiye alacaklarının, taleple bağlı kalınarak, davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/358 E. 2023/3998 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · ihbar tazminatı · hizmet akdi · kıdem tazminatı · vekalet ilişkisi · anonim şirket yönetim kurulu · toplantı tutanağı · sahtecilik · Alacak
İncelediğiniz karardaBu tarihten önce genel müdürün «hizmet akdinin» sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir «ihtara» lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait «ihbar tazminatı», «kıdem tazminatı» ve yıllık ücretinin bu tazminata «dahil» edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta «sahtecilik» suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, «hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı», bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» kararı doğrultusunda «cezai şart» ve «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve …
Asliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» «toplantı tutanağına» "genel müdür ...'nun «hizmet akdi» 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
Somut olayda, davacı ve davalı şirket arasında «vekalet ilişkisi» olmakla birlikte, aralarında akdedilen belirsiz süreli «hizmet akdi» çerçevesinde iş ilişkisinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin 24.12.2019 tarih ve 2016/19952 E., 2019/24147 K. sayılı ilamı ile «anonim şirketlerde, yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunmadığı, bu durumda somut olayda ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle bozulmuş ve karar kesinleşmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ikramiye, kıdem ve «ihbar tazminatı», yıllık izin ücreti, «cezai şart»-iş güvencesi tazminatı alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçilik alacakları · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş ise de işbu dava ilk olarak İş Mahkemesinde açılmış olup Mahkemece davacının «işçilik alacakları» hesaplanmak sureti ile davanın kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 22.
Hukuk Dairesi'nin 24.12.2019 tarih ve 2016/19952 E., 2019/24147 K. sayılı ilamı ile «anonim şirketlerde, yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunmadığı, bu durumda somut olayda ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle bozulmuş ve karar kesinleşmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1282 E. 2019/1447 K.
Ortak:ihbar tazminatı · hizmet akdi · kıdem tazminatı · ihbar · yönetim kurulu kararı · Alacak
İncelediğiniz karardaBu tarihten önce genel müdürün «hizmet akdinin» sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir «ihtara» lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait «ihbar tazminatı», «kıdem tazminatı» ve yıllık ücretinin bu tazminata «dahil» edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta «sahtecilik» suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, «hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı», bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» kararı doğrultusunda «cezai şart» ve «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve …
Asliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» «toplantı tutanağına» "genel müdür ...'nun «hizmet akdi» 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın sonucunda davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» «toplantı tutanağına» eklemeler yaparak usulsüz davranışlarda bulunduğu tespit edilmişse de, bu husus davacının, davalı ile olan «hizmet akdi» çerçevesinde biriken ücret ve ikramiye alacak haklarını almasına engel teşkil etmemektedir.
Benzer bu kararda1-Dava, davalı şirkette genel müdür olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», ikramiye, yıllık izin ve «fesih» tazminatı alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
… ette genel müdür sıfatıyla çalışmakta iken İş Kanunu'nun .../... maddesi (e) bendi gereğince iş akdinin 05/.../2009 tarihi itibariyle 04/.../2009 tarih ve 58 sayılı «yönetim kurulu» kararına göre haklı nedenle feshedildiğini, iş akdi belirli süreli olup feshi halinde «ihbar tazminatına» hak kazanmayacağını, «haklı fesih» nedeniyle kıdem, ihbar, ücretli izin tazminatı talep edemeyeceğini, ödenmeyen ikramiye alacağının olmadığını, yıllık izin alacaklarının ödendiğini savunarak, asıl …
… dosya kapsamına göre, ceza dosyasında davacıya isnat edilen eylemler ile davalı yanın iş akdinin haklı sebeplerle feshine gerekçe gösterilen eylemlerin örtüşmediği, «ispat yükü» üzerinde olan davalı işverenin iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ispata yarar ve yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 200,00 TL «kıdem tazminatı» alacağının «fesih» tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 200,00 TL «ihbar tazminatı» ve 40.000,00 TL yıllık ücretli izin alacağının dava tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı yanca atiye bırakılan ikramiye alacağı hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», fesih tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı fesih · davaların birleştirilmesi · davanın açılmamış sayılması · hizmet sözleşmesi · açılmamış sayılma · iş bölümü · olumsuz oy · ispat yükü
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, ceza dosyasında davacıya isnat edilen eylemler ile davalı yanın iş akdinin haklı sebeplerle feshine gerekçe gösterilen eylemlerin örtüşmediği, «ispat yükü» üzerinde olan davalı işverenin iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ispata yarar ve yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 200,00 TL «kıdem tazminatı» alacağının «fesih» tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 200,00 TL «ihbar tazminatı» ve 40.000,00 TL yıllık ücretli izin alacağının dava tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı yanca atiye bırakılan ikramiye alacağı hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», fesih tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
… ahkemesinin 2014/1509 esas sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin saklı tutulan haklar yönünden dava açılmasına, mahkemenin 28.04.2016 gün ve 2016/553 sayılı kararı ile «davaların birleştirilmesine» rağmen, birleşen davada olumlu-«olumsuz» bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, bu yönden de davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülerek kararın bozulması gerekmiştir. ...-Taraf vekillerinin sair …
… davalının işyerinde belirli süreli iş sözleşmesi ile sözleşmeli olarak çalıştığını müvekkili ile davalı arasında 01/11/2007 tarihinde "sözleşmeli personelle ilgili «hizmet sözleşmesi»" başlıklı iş sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 01/11/2007–01/11/2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapıldığını, .../.../2009 tarihli «fesih» bildirimi ile müvekkilinin iş akdine 05/.../2009 tarihi itibari ile İş Kanunu'nun .../...-e maddesi gereği «son» verildiğinin bildirildiğini, ancak fesih bildiriminde müvekkili açısından «kesin» ve geçerli bir neden ortaya koyulmadığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığı dönem boyunca yıllık izin kullanmadığını, ikramiye alacağı olduğunu, sözleşmenin 11. maddesinde fesih tazminatı düzenlendiğini, bu hükme göre sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.11.2011 tarihine kadar işleyecek bakiye ücretleri toplamından oluşan fesih tazminatı alacağı bulunduğunu, kıdem ve «ihbar» tazmimatı alacağı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 40.000,00 TL yıllık ücretli izin, 300,00 TL ikramiye, 300,00 TL fesih tazminatı, 200,00 TL kıdem, 200,00 TL «ihbar tazminatı» alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise asıl davada bilirkişi raporuyla belirlenmiş bakiye 16.953,88 TL kıdem, 22.502,92 TL ihbar tazminatının ve 11.1130 TL yıllık izin alacağının dava tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsilini istemiştir.
… ette genel müdür sıfatıyla çalışmakta iken İş Kanunu'nun .../... maddesi (e) bendi gereğince iş akdinin 05/.../2009 tarihi itibariyle 04/.../2009 tarih ve 58 sayılı «yönetim kurulu» kararına göre haklı nedenle feshedildiğini, iş akdi belirli süreli olup feshi halinde «ihbar tazminatına» hak kazanmayacağını, «haklı fesih» nedeniyle kıdem, ihbar, ücretli izin tazminatı talep edemeyeceğini, ödenmeyen ikramiye alacağının olmadığını, yıllık izin alacaklarının ödendiğini savunarak, asıl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5281 E. 2022/8489 K.
Ortak:vekalet ilişkisi · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBu tarihten önce genel müdürün «hizmet akdinin» sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir «ihtara» lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait «ihbar tazminatı», «kıdem tazminatı» ve yıllık ücretinin bu tazminata «dahil» edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta «sahtecilik» suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, «hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı», bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» kararı doğrultusunda «cezai şart» ve «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve …
Asliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» «toplantı tutanağına» "genel müdür ...'nun «hizmet akdi» 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
Somut olayda, davacı ve davalı şirket arasında «vekalet ilişkisi» olmakla birlikte, aralarında akdedilen belirsiz süreli «hizmet akdi» çerçevesinde iş ilişkisinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:huzur hakkı · vekalet sözleşmesi · yönetim kurulu üyeliği · ticari defter incelemesi · ek prim · hizmet sözleşmesi · mahsup · ticari defter
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; davalı şirketin «ticari defterlerinin incelenmesinde», davacı ve diğer üyelere «huzur hakkı» adı altında değil maaş hesabı altında ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin huzur hakkı olarak kararlaştırılan bedel mukabili ödendiği mahkemece de kabul edilmiştir.
Davalı şirketin, davacının talep etmediği geçmiş dönemlerde de «huzur hakkı» ödemesini süresinden sonra maaş hesabından yaptığı görülmekle, bu durumda davalı şirketin davacının görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihi sonrası 05.05.2010 tarihine kadar yaptığı ödemenin bu sürede davacının sigorta primleri ödendiğinden huzur hakkı kapsamında olmadığına yönelik gerekçesiyle «mahsup» edilmeyen 25.000.- TL ödemenin de davacı alacağından mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup sonucunda davacının başkaca alacağı da kalmadığından davanın reddine k …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15187 E. 2013/11339 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» «toplantı tutanağına» "genel müdür ...'nun «hizmet akdi» 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu tarihten önce genel müdürün «hizmet akdinin» sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir «ihtara» lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait «ihbar tazminatı», «kıdem tazminatı» ve yıllık ücretinin bu tazminata «dahil» edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta «sahtecilik» suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, «hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı», bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli «yönetim kurulu» kararı doğrultusunda «cezai şart» ve «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca «anonim şirketlerde yönetim kurulu» üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin «vekalet ilişkisi» olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve …
Taraflar arasındaki iş sözleşmesi, davacının ceza yargılamasına da konu olan davranışları nedeniyle davalı şirketin «yönetim kurulu» kararı ile sona erdirilmiştir.
Benzer bu kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:huzur hakkı · yönetim kurulu üyeliği · temerrüt faizi · bilirkişi incelemesi · ihtarname · yasal faiz · dava sebebi · temerrüt
Benzer bu kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının «zamanaşımına» uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için «huzur hakkı» alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen «huzur hakkı» alacağının tahsiline ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4710 E. , 2022/6016 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.02.2021 tarih ve 2020/457 E. - 2021/101 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, 27/10/2006 tarihinden itibaren genel müdür olarak çalışmaya başladığını, 16/06/2009 tarihinde yönetim kurulu kararı ile haksız olarak iş akdine son verildiğini, iş sözleşmesinin 20/03/2012 tarihinden önce sona erdirilmesi halinde kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin ayrıca ödenmesinin karar altına alındığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, cezai şart, ücret, ikramiye ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının usulsüz harcamalar yaptığını ve harcırahlar aldığını, bu şekilde şirketi zarara uğrattığını, ayrıca 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu karar tutanağına görev süresinin uzatılması yönünde sonradan bir ilave yapıldığının tanık beyanları ile sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonunda, davacı hakkında Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle davanın açıldığı, davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağına "genel müdür ...'nun hizmet akdi 20.03.2012 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tarihten önce genel müdürün hizmet akdinin sona erdirilmesi halinde görev süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek ücretlerinin hiçbir ihtara lüzum kalmadan toplam tazminat olarak kendisine ödenmesine ayrıca hizmette geçen sürelere ait ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve yıllık ücretinin bu tazminata dahil edilmeden ödenmesine karar verilmiştir." paragrafını eklediği ve bu şekilde özel evrakta sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu nedenle davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu kararı doğrultusunda cezai şart ve kötü niyet tazminatı talebinde bulunamayacağının tespit edildiği, ayrıca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta vekalet ilişkisinin mevcut olduğu, bu nedenle iş sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın olmadığına karar verildiği ve davacı tarafın işçilik alacağı da talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu 333. maddesi, "Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.
" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacı ve davalı şirket arasında vekalet ilişkisi olmakla birlikte, aralarında akdedilen belirsiz süreli hizmet akdi çerçevesinde iş ilişkisinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi, davacının ceza yargılamasına da konu olan davranışları nedeniyle davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile sona erdirilmiştir. Her ne kadar Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın sonucunda davacının 20.03.2008 tarihli yönetim kurulu toplantı tutanağına eklemeler yaparak usulsüz davranışlarda bulunduğu tespit edilmişse de, bu husus davacının, davalı ile olan hizmet akdi çerçevesinde biriken ücret ve ikramiye alacak haklarını almasına engel teşkil etmemektedir.
Keza, bozma ilamı öncesinde Ankara 7. İş Mahkemesi'nin 2009/860 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre bu alacak kalemleri hesaplanmış ve davacıya bu bedellerin ödenmediği tespit edilmiştir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, davacının ücret ve ikramiye alacaklarının davalı tarafından ödenmediğinin tespiti halinde, mahkemece raporda belirtilen ücret ve ikramiye alacaklarının, taleple bağlı kalınarak, davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838235200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz