Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15187 E. 2013/11339 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
huzur hakkı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ alacak davası↗ temerrüt faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2012/15187 E. , 2013/11339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2011/6-2012/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı yönetim kurulu üyeliği görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL huzur hakkı alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için huzur hakkı alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen huzur hakkı alacağının tahsiline ilişkindir. Anılan madde gereğince, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede gösterilmemişse umumi heyetçe tayin olunur. Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, huzur hakkı alacağı toplantı başına kararlaştırılabileceği gibi toplantı sayısına bağlı olmaksızın aylık olarak da kararlaştırılabilir.
Somut olayda, mahkemece bilirkişi raporu alınarak bu rapora itibarla yazılı şekilde karar verilmişse de, bilirkişi incelemesi talimat yoluyla İş Mahkemesince İş Hukuku mevzuatında uzman bir kişi vasıtasıyla yapılmış olup, alınan bu rapor hüküm vermeye elverişli değildir.
Öte yandan mahkemece verilen karar ile, anılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 1.750.00 TL alacak için davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından, fazla istemin zamanaşımına uğraması nedeni ile reddinin gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece fazlaya ilişkin istemin ne için reddedildiği kararda açıklanmamıştır. Bu durumda kazanılmış haklar da gözetilerek evvel emirde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği halde, ret sebebinin zamanaşımına mı yoksa davanın ispatlanamaması nedenine mi dayandığının kararda açıklanmaması doğru olmamıştır.
Ayrıca, davalı şirketin ana sözleşme ve huzur hakkı talep edilen yıllara ait genel kurul tutanakları davalı şirketten celp edilerek huzur hakkının ana sözleşmede veya genel kurulda kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının tespiti ile belirlenmiş ve kararlaştırılmış ise buna göre hesaplamanın yapılması; kararlaştırılmamış olduğu takdirde ise Anayasa hükmü gereği angaryanın yasak olduğu da mahkemece dikkate alınarak makul bir ücretin tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/72 E. 2015/4728 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu kararı · yasal faiz · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının «zamanaşımına» uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için «huzur hakkı» alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; davalı şirketin 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin olağan genel kurullarında «yönetim kurulu» üyeleri için aylık 500,00 TL «huzur hakkı» bedeli ödenmesinin kararlaştırıldığı, davaya konu huzur hakkı alacağının beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, dava tarihine göre 07/01/2006 tarihinden önceki döneme ilişkin talep hakkının zamanaşımına uğradığı, buna göre davacının iki yıllık huzur hakkı alacağı olduğu gerekçesi ile davacıya yapılan 3.250,00 TL ödemenin mahsubu ile bakiye 8.750,00 TL’nin «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesinde belirtilen «huzur hakkı» alacağının tahsiline ilişkindir.
Somut olayda şirket «esas sözleşmesinde» “ «yönetim kurulu» üyelerine her ay sadece bir toplantı için net 100,00 TL ödeneceği ve genel kurul toplantılarında bu miktarın artırılıp eksiltileceği” belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme
Benzer bu karardaAnılan madde gereğince, aksine «esas sözleşmede» hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir.
Ücret miktarı «esas sözleşmede» gösterilmemişse genel kurulca tayin olunur.
Somut olayda şirket «esas sözleşmesinde» “ «yönetim kurulu» üyelerine her ay sadece bir toplantı için net 100,00 TL ödeneceği ve genel kurul toplantılarında bu miktarın artırılıp eksiltileceği” belirtilmiştir.
2005-2006-2007 yılları şirket olağan genel kurulunda ise «esas sözleşmede» belirlenen miktar 500,00 TL’ye çıkarılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/599 E. 2017/690 K.
Ortak:huzur hakkı
İncelediğiniz kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının «zamanaşımına» uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için «huzur hakkı» alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen «huzur hakkı» alacağının tahsiline ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce «huzur hakkı» yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5281 E. 2022/8489 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu üyeliği · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının «zamanaşımına» uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için «huzur hakkı» alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen «huzur hakkı» alacağının tahsiline ilişkindir.
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; davalı şirketin «ticari defterlerinin incelenmesinde», davacı ve diğer üyelere «huzur hakkı» adı altında değil maaş hesabı altında ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin huzur hakkı olarak kararlaştırılan bedel mukabili ödendiği mahkemece de kabul edilmiştir.
Davalı şirketin, davacının talep etmediği geçmiş dönemlerde de «huzur hakkı» ödemesini süresinden sonra maaş hesabından yaptığı görülmekle, bu durumda davalı şirketin davacının görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihi sonrası 05.05.2010 tarihine kadar yaptığı ödemenin bu sürede davacının sigorta primleri ödendiğinden huzur hakkı kapsamında olmadığına yönelik gerekçesiyle «mahsup» edilmeyen 25.000.- TL ödemenin de davacı alacağından mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup sonucunda davacının başkaca alacağı da kalmadığından davanın reddine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · vekalet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · ek prim · hizmet sözleşmesi · mahsup · ticari defter · e-defter
Benzer bu kararda… lığına Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve üyelere 01.01.2008'den itibaren aylık net 5.000.- TL ücret ödeneceği kararlaştırıldığı,davalı şirketin kayıtlarında "«huzur hakkı»" adlı bir kalemin yer almadığı, denetçilere veya «yönetim kurulu» üyelerine bu ad altında bir ödeme yapılmadığı, bunun yerine hepsine "maaş" adı altında ödeme yapıldığı ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermeyeceği,birleşen dosyalar bakımından; 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya «hizmet sözleşmesi» değil bir «vekalet sözleşmesi» ilişkisi olduğu ve davacı «vekalet ilişkisi» kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı aldığı nazara alındığında bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmadığı, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve «yönetim kurulu üyeliği» görevlerini sürdürdüğünden dava dilekçesindeki talebi ile bağlı olarak yapılan hesaplama ile toplamda 119.500.- TL ücrete hak kazandığı, buna karşılık davacıya, görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihine kadar toplam 99.251,75 TL ödeme yapıldığı, görevinin sona erdiği tarihte davacının davalı şirketten 20.248,25 TL huzur hakkı alacağı kaldığı, davacıya, denetçi veya yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığı ve dolayısıyla herhangi bir ad altında huzur hakkına hak kazanmadığı 01.11.2009-05.05.2010 arasında da bundan önceki dönemde olduğu gibi maaş adı altında yapılan ödeme bu dönemde davacının davalı şirketçe sigortalı gösterilmeye ve primleri ödenmeye devam edilmiş ancak söz konusu dönemde yapılan 25.000.- TL ödemenin davacının davalı şirket tarafından sigortalı olarak gösterilerek «primlerinin» de ödendiği de göz önüne alınarak huzur hakkı kapsamında yapılmadığı, aksi durumun davalı tarafça ispatının gerektiğinden bu meblağın alacaktan «mahsup» edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; davalı şirketin «ticari defterlerinin incelenmesinde», davacı ve diğer üyelere «huzur hakkı» adı altında değil maaş hesabı altında ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin huzur hakkı olarak kararlaştırılan bedel mukabili ödendiği mahkemece de kabul edilmiştir.
Davalı şirketin, davacının talep etmediği geçmiş dönemlerde de «huzur hakkı» ödemesini süresinden sonra maaş hesabından yaptığı görülmekle, bu durumda davalı şirketin davacının görevinin sona erdiği 31.10.2009 tarihi sonrası 05.05.2010 tarihine kadar yaptığı ödemenin bu sürede davacının sigorta primleri ödendiğinden huzur hakkı kapsamında olmadığına yönelik gerekçesiyle «mahsup» edilmeyen 25.000.- TL ödemenin de davacı alacağından mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup sonucunda davacının başkaca alacağı da kalmadığından davanın reddine k …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11598 E. 2013/10694 K.
Ortak:huzur hakkı · yönetim kurulu kararı · temerrüt
İncelediğiniz kararda… belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı «yönetim kurulu üyeliği» görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL «huzur hakkı» alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının «zamanaşımına» uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için «huzur hakkı» alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen «huzur hakkı» alacağının tahsiline ilişkindir.
Benzer bu kararda… şirkette başkan vekilliği görevine seçildikten sonra 16 Haziran 2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı kararı gereğince başkan vekili olan davacıya aylık 750 TL «huzur hakkı» verilmesine hükmedildiği, davacının bu genel kurul kararı sonrasında davalı şirketin sadece 3 «yönetim kurulu» toplantısına iştirak ettiği, TTK'nun 333'ncü maddesi ile, davalı şirket ana sözleşmesi ve genel kurul kararı gereğince davacının ancak katıldığı yönetim kurulu toplantısı için huzur hakkı talep edebileceği, davacının 3 yönetim kurulu toplantısına katıldığı için 750 TL x 3 toplantı = 2.250 TL huzur hakkı alacağına hak kazandığı, huzur hakkı alacaklarının toplantıya katılması halinde her ay ödeneceği kararlaştırıldığından BK'nun 101. maddesi gereğince icra takibi öncesi dönemle ilgili davalı şirketin ayrıca «ihtar» ile «temerrüde» düşürülmesine gerek olmadığı, bu yönü ile davacının «işlemiş faiz» talebinde bulunabileceği, davacının işlemiş faiz alacağının 564 TL olduğu, davacının toplam alacağının 564 TL + 2.250 TL = 2.814 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile belirtilen miktar üzerinden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin 16/06/2007 tarihli genel kurul tutanağının 11. maddesinde “Yapılan müzakereler sonucunda «yönetim kurulu» başkanına aylık net 1.100,00 TL, yönetim kurulu başkan vekillerine aylık net 750,00'şer TL ve yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 500,00 TL «huzur hakkı» verilmesine oybirliği ile karar verildi.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda da, «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkının» aylık olarak ödenmesine karar verildiğinden, mahkemece davacının görevde bulunduğu süre göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken, katıldığı toplantı sayısı esas alınarak ücret tayini doğru olmadığı gibi, genel kurulca karara bağlanan ücret alacağı önceden bilinebilir, belirlenebilir ve likit bir alacak olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmek gerekirken, bu isteminde reddine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · ihtar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… şirkette başkan vekilliği görevine seçildikten sonra 16 Haziran 2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı kararı gereğince başkan vekili olan davacıya aylık 750 TL «huzur hakkı» verilmesine hükmedildiği, davacının bu genel kurul kararı sonrasında davalı şirketin sadece 3 «yönetim kurulu» toplantısına iştirak ettiği, TTK'nun 333'ncü maddesi ile, davalı şirket ana sözleşmesi ve genel kurul kararı gereğince davacının ancak katıldığı yönetim kurulu toplantısı için huzur hakkı talep edebileceği, davacının 3 yönetim kurulu toplantısına katıldığı için 750 TL x 3 toplantı = 2.250 TL huzur hakkı alacağına hak kazandığı, huzur hakkı alacaklarının toplantıya katılması halinde her ay ödeneceği kararlaştırıldığından BK'nun 101. maddesi gereğince icra takibi öncesi dönemle ilgili davalı şirketin ayrıca «ihtar» ile «temerrüde» düşürülmesine gerek olmadığı, bu yönü ile davacının «işlemiş faiz» talebinde bulunabileceği, davacının işlemiş faiz alacağının 564 TL olduğu, davacının toplam alacağının 564 TL + 2.250 TL = 2.814 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile belirtilen miktar üzerinden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda da, «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkının» aylık olarak ödenmesine karar verildiğinden, mahkemece davacının görevde bulunduğu süre göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken, katıldığı toplantı sayısı esas alınarak ücret tayini doğru olmadığı gibi, genel kurulca karara bağlanan ücret alacağı önceden bilinebilir, belirlenebilir ve likit bir alacak olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmek gerekirken, bu isteminde reddine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/15187 E. , 2013/11339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2011/6-2012/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı yönetim kurulu üyeliği görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL huzur hakkı alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için huzur hakkı alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen huzur hakkı alacağının tahsiline ilişkindir. Anılan madde gereğince, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede gösterilmemişse umumi heyetçe tayin olunur. Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, huzur hakkı alacağı toplantı başına kararlaştırılabileceği gibi toplantı sayısına bağlı olmaksızın aylık olarak da kararlaştırılabilir.
Somut olayda, mahkemece bilirkişi raporu alınarak bu rapora itibarla yazılı şekilde karar verilmişse de, bilirkişi incelemesi talimat yoluyla İş Mahkemesince İş Hukuku mevzuatında uzman bir kişi vasıtasıyla yapılmış olup, alınan bu rapor hüküm vermeye elverişli değildir.
Öte yandan mahkemece verilen karar ile, anılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 1.750.00 TL alacak için davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından, fazla istemin zamanaşımına uğraması nedeni ile reddinin gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece fazlaya ilişkin istemin ne için reddedildiği kararda açıklanmamıştır. Bu durumda kazanılmış haklar da gözetilerek evvel emirde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği halde, ret sebebinin zamanaşımına mı yoksa davanın ispatlanamaması nedenine mi dayandığının kararda açıklanmaması doğru olmamıştır.
Ayrıca, davalı şirketin ana sözleşme ve huzur hakkı talep edilen yıllara ait genel kurul tutanakları davalı şirketten celp edilerek huzur hakkının ana sözleşmede veya genel kurulda kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının tespiti ile belirlenmiş ve kararlaştırılmış ise buna göre hesaplamanın yapılması; kararlaştırılmamış olduğu takdirde ise Anayasa hükmü gereği angaryanın yasak olduğu da mahkemece dikkate alınarak makul bir ücretin tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1010023300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz