6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15187 E. 2013/11339 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
huzur hakkı yönetim kurulu üyeliği alacak davası temerrüt faizi bilirkişi incelemesi yönetim kurulu kararı ihtarname yasal faiz dava sebebi temerrüt zamanaşımı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2012/15187 E.  ,  2013/11339 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2011/6-2012/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı yönetim kurulu üyeliği görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL huzur hakkı alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için huzur hakkı alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen huzur hakkı alacağının tahsiline ilişkindir. Anılan madde gereğince, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede gösterilmemişse umumi heyetçe tayin olunur. Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, huzur hakkı alacağı toplantı başına kararlaştırılabileceği gibi toplantı sayısına bağlı olmaksızın aylık olarak da kararlaştırılabilir.

Somut olayda, mahkemece bilirkişi raporu alınarak bu rapora itibarla yazılı şekilde karar verilmişse de, bilirkişi incelemesi talimat yoluyla İş Mahkemesince İş Hukuku mevzuatında uzman bir kişi vasıtasıyla yapılmış olup, alınan bu rapor hüküm vermeye elverişli değildir.

Öte yandan mahkemece verilen karar ile, anılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 1.750.00 TL alacak için davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından, fazla istemin zamanaşımına uğraması nedeni ile reddinin gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece fazlaya ilişkin istemin ne için reddedildiği kararda açıklanmamıştır. Bu durumda kazanılmış haklar da gözetilerek evvel emirde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği halde, ret sebebinin zamanaşımına mı yoksa davanın ispatlanamaması nedenine mi dayandığının kararda açıklanmaması doğru olmamıştır.

Ayrıca, davalı şirketin ana sözleşme ve huzur hakkı talep edilen yıllara ait genel kurul tutanakları davalı şirketten celp edilerek huzur hakkının ana sözleşmede veya genel kurulda kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının tespiti ile belirlenmiş ve kararlaştırılmış ise buna göre hesaplamanın yapılması; kararlaştırılmamış olduğu takdirde ise Anayasa hükmü gereği angaryanın yasak olduğu da mahkemece dikkate alınarak makul bir ücretin tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/72 E. 2015/4728 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Huzur hakkı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/599 E. 2017/690 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5281 E. 2022/8489 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11598 E. 2013/10694 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/15187 E.  ,  2013/11339 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve 2011/6-2012/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2005-2006-2007 yıllarında 3 yıl süre ile yaptığı yönetim kurulu üyeliği görevi nedeniyle, yönetim kurulunca belirlenen aylık 500,00 TL'den 36 aylık toplam 18.000,00 TL huzur hakkı alacağının 3.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiyesinin ödenmediğini, bu konuda davalıya keşide edilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 15.000,00 TL huzur hakkı alacağının 18.05.2009 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, dava konusu alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının katılmadığı toplantılar için huzur hakkı alacağı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, toplantı günlerini gösterir işverence gönderilen çizelge ve ödeme belgeleri dışında bir kayıt elde edilemediği, davacı vekilince de bunlara itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.750,00 TL alacağın davalıdan 18.05.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 333. maddesi hükmünde gösterilen huzur hakkı alacağının tahsiline ilişkindir. Anılan madde gereğince, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede gösterilmemişse umumi heyetçe tayin olunur. Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, huzur hakkı alacağı toplantı başına kararlaştırılabileceği gibi toplantı sayısına bağlı olmaksızın aylık olarak da kararlaştırılabilir.

Somut olayda, mahkemece bilirkişi raporu alınarak bu rapora itibarla yazılı şekilde karar verilmişse de, bilirkişi incelemesi talimat yoluyla İş Mahkemesince İş Hukuku mevzuatında uzman bir kişi vasıtasıyla yapılmış olup, alınan bu rapor hüküm vermeye elverişli değildir.

Öte yandan mahkemece verilen karar ile, anılan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 1.750.00 TL alacak için davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi tarafından, fazla istemin zamanaşımına uğraması nedeni ile reddinin gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece fazlaya ilişkin istemin ne için reddedildiği kararda açıklanmamıştır. Bu durumda kazanılmış haklar da gözetilerek evvel emirde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği halde, ret sebebinin zamanaşımına mı yoksa davanın ispatlanamaması nedenine mi dayandığının kararda açıklanmaması doğru olmamıştır.

Ayrıca, davalı şirketin ana sözleşme ve huzur hakkı talep edilen yıllara ait genel kurul tutanakları davalı şirketten celp edilerek huzur hakkının ana sözleşmede veya genel kurulda kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının tespiti ile belirlenmiş ve kararlaştırılmış ise buna göre hesaplamanın yapılması; kararlaştırılmamış olduğu takdirde ise Anayasa hükmü gereği angaryanın yasak olduğu da mahkemece dikkate alınarak makul bir ücretin tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1010023300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.