Mesleki sorumluluk sigortası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2712 E. 2022/5559 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mesleki sorumluluk sigortası↗ muafiyet tenzili↗ damga vergisi↗ beyan yükümlülüğü↗ kıdem tazminatı↗ itiraz hakem heyeti↗ sigorta tahkim komisyonu↗ sigorta tahkimi↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ sorumluluk sigortası↗ muafiyet↗ tahkim↗ teminat kapsamı↗ hakem kararı↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ yenileme↗ komisyon↗ vade↗ kâr kaybı↗ sulh↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2021/2712 E. , 2022/5559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 27.01.2021 gün ve 2021/İHK-2609 sayılı karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların icra ettikleri avukatlık görevi nedeniyle meydana gelebilecek mesleki zararları mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile davalıya sigorta ettirdiğini, davacıların takip ettiği bir davada mesleki hatalar sonucunda zamanaşımından kaynaklı hak kaybının oluştuğunu, zarar görenin davacılara zararın tazmini için başvurduğunu, davacıların bu başvuruyu davalıya bildirdiğini ancak başvurunun teminat dışı olduğu gerekçesiyle davalı tarafından reddedildiğini, davacıların zarar gören ile sulh olup anlaşma sonucunda 174.063,00 TL ödeme yaptıklarını bu ödenen tutarın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 41.000.- TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 17/11/2020 tarihli dilekçesiyle 41.000.- TL olan talebini, 174.000.- TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, poliçe vadesi açısından davacıların 10.03.2011 - 2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak sigortalı olduğunu, 10.03.2018 tarihinden 12.07.2018 tarihleri arasında kendi iradesiyle poliçeyi yenilemediğini, 12.07.2018 tarihinden sonra ikinci bir poliçeyle sigorta yapıldığını, davacıların zararın ortaya çıktığı davayla ilgili tüm tarihlerin ikinci poliçe tarihinden önce olduğunu, davacıların poliçenin düzenlenmesinden önce rizikonun gerçekleştiğinden haberdar olduğunu ve teminatın poliçe kapsamı dışında kaldığını ayrıca davacının TTK’nın 1435. maddesinde düzenlenen beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek, davanın reddi istenmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davaya konu poliçenin talep esaslı düzenlendiğinin anlaşıldığı, davaya konu olayda rizikonun dava dışı müvekillerinin davacı sigortalılardan 25.10.2018 tarihli talebiyle gerçekleştiği, rizikonun vadesi 12.07.2018 tarihinde başlayan poliçe kapsamında kaldığı, davacı avukatların vekalet aldığı 21.08.2015 tarih ile mesleki hatalarına ilişkin tarihin 5 yıllık geriye dönüş süresi içinde olduğu, zarar görenin talep tarihi poliçe başlangıç tarihinden sonra olduğundan sigorta ettiren davacıların rizikoyu poliçe başlangıcında gizlediklerinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan davacıların zamanaşımını
kaçırma şeklinde gerçekleşen mesleki işlem hatasını fark ettikleri ve bilerek davalıya bildirmediklerini gösteren bir delil de bulunmadığını, vergiden muaf tutulması gereken kıdem tazminatının ikale ödemesiyle birlikte gelir vergisine tabi tutulması ve bu tutardan yalnızca damga vergisi kesilmesi gerekirken ayrıca gelir vergisi kesilmesi işleminin vergi mevzuatına aykırı olduğu, 23.661,70 TL fazla kesintinin 36.284,14 TL faizi ile birlikte toplam 59.943,84 TL belirlenen zararın sigorta kapsamındaki zarar niteliğinde olduğu, bu zarardan poliçe şartları uyarınca tenzil edilmesi gereken %10 oranındaki muafiyet tenzil edildiğinde sigorta kapsamında ödenebilecek zarar tutarının 53.849,46 TL olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne 53.949,46 TL sigorta tazminatının 29.11.2019 tarihinden işleyecek avans faiziyle ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince tüm dosya kapsamına göre; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle itirazların reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyada içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, mesleki sorumluluk sigortasına istinaden sigorta ettirenler tarafından sigortacıya açılan alacak davasıdır. Mesleki sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında olan ve mesleki işlem hatası sonucunda gerçekleşen rizikonun vergi tahakkukundan kaynaklandığı, vergi tahakkukunun değişik vergi kalemlerinden oluştuğu görülmüştür. Bilirkişi raporu ve ek raporunun denetime elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda davacıların itirazlarını da karşılayacak şekilde denetime elverişli, ayrıntılı ve vergi hukuku uzmanı da bulunan bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12736 E. 2010/4052 K.
Ortak:damga vergisi · muafiyet · denetime elverişlilik · teminat
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Hakem Heyetince; davaya konu poliçenin talep esaslı düzenlendiğinin anlaşıldığı, davaya konu olayda «rizikonun» dava dışı müvekillerinin davacı sigortalılardan 25.10.2018 tarihli talebiyle gerçekleştiği, rizikonun «vadesi» 12.07.2018 tarihinde başlayan poliçe kapsamında kaldığı, davacı avukatların vekalet aldığı 21.08.2015 tarih ile mesleki hatalarına ilişkin tarihin 5 yıllık geriye dönüş süresi içinde olduğu, zarar görenin talep tarihi poliçe başlangıç tarihinden sonra olduğundan «sigorta ettiren» davacıların rizikoyu poliçe başlangıcında gizlediklerinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan davacıların «zamanaşımını» kaçırma şeklinde gerçekleşen mesleki işlem hatasını fark ettikleri ve bilerek davalıya bildirmediklerini gösteren bir delil de bulunmadığını, vergiden muaf tutulması gereken «kıdem tazminatının» ikale ödemesiyle birlikte gelir vergisine tabi tutulması ve bu tutardan yalnızca «damga vergisi» kesilmesi gerekirken ayrıca gelir vergisi kesilmesi işleminin vergi mevzuatına aykırı olduğu, 23.661,70 TL fazla kesintinin 36.284,14 TL faizi ile birlikte toplam 59.943,84 TL belirlenen zararın sigorta kapsamındaki zarar niteliğinde olduğu, bu zarardan poliçe şartları uyarınca tenzil edilmesi gereken %10 oranındaki «muafiyet tenzil» edildiğinde sigorta kapsamında ödenebilecek zarar tutarının 53.849,46 TL olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne 53.949,46 TL «sigorta tazminatının» 29.11.2019 tarihinden işleyecek avans faiziyle ödenmesine karar verilmiştir.
… incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davacıların icra ettikleri avukatlık görevi nedeniyle meydana gelebilecek mesleki zararları «mesleki sorumluluk sigorta poliçesi» ile davalıya sigorta ettirdiğini, davacıların takip ettiği bir davada mesleki hatalar sonucunda «zamanaşımından» kaynaklı hak «kaybının» oluştuğunu, zarar görenin davacılara zararın tazmini için başvurduğunu, davacıların bu başvuruyu davalıya bildirdiğini ancak başvurunun «teminat» dışı olduğu gerekçesiyle davalı tarafından reddedildiğini, davacıların zarar gören ile «sulh» olup anlaşma sonucunda 174.063,00 TL ödeme yaptıklarını bu ödenen tutarın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutar …
Davalı vekili, poliçe «vadesi» açısından davacıların 10.03.2011 - 2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak sigortalı olduğunu, 10.03.2018 tarihinden 12.07.2018 tarihleri arasında kendi iradesiyle poliçeyi «yenilemediğini», 12.07.2018 tarihinden sonra ikinci bir poliçeyle sigorta yapıldığını, davacıların zararın ortaya çıktığı davayla ilgili tüm tarihlerin ikinci poliçe tarihinden önce olduğunu, davacıların poliçenin düzenlenmesinden önce «rizikonun» gerçekleştiğinden haberdar olduğunu ve «teminatın» poliçe kapsamı dışında kaldığını ayrıca davacının TTK’nın 1435. maddesinde düzenlenen «beyan yükümlülüğünü» ihlal ettiğini belirterek, davanın reddi istenmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «genel kredi sözleşmesi» çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirket lehine verilen «teminat» mektuplarından dolayı kendisine tahakkuk ettirilen vergiye bağlı olarak ödenen «gecikme faizinin» ve cezasının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı şirket tarafından kazanılan çeşitli ihaleler için çeşitli miktarlarda davacı bankadan teminat mektupları alındığı, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan yazı çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirkete verilen teminat mektuplarından Damga Vergisinin kesilmediği, Maliye Bakanlığı'nca davacı bankada yapılan denetimler sırasında Damga Vergisi kesilmemesi nedeni ile davacıya «damga vergisi», «gecikme cezası» ve ceza olmak üzere borç tahakkuk ettirildiği, asıl ve fer'i borçların davacı Banka tarafından ödendiği çekişme konusu değildir.Esasen taraflar arasındaki uyuşmazl …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının «kredi sözleşmesi» kapsamında, ihaleler için davalılara «teminat mektubu» düzenleyip verdiği,damga vergisinin yükümlüsünün davalı taraf olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.605,00 YTL'nın «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… n yorumundan kaynaklanan hatasına dayalı olarak Damga Vergisinden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmede tedbirli ve basiretli davranmadığı, bu bağlamada «gecikme cezası» ve cezanın doğumuna neden olduğu aşikar olup, davalı şirketin «muafiyete» ilişkin olarak davacıya sunmuş olduğu yazının şirket yönünden ancak «müterafik kusur» teşkil edeceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme cezası · gecikme faizi · müterafik kusur · müşterek borçlu müteselsil kefil · rücuen tahsil · teminat mektubu · ticari faiz · müteselsil kefil
Benzer bu kararda1-Dava, «genel kredi sözleşmesi» çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirket lehine verilen «teminat» mektuplarından dolayı kendisine tahakkuk ettirilen vergiye bağlı olarak ödenen «gecikme faizinin» ve cezasının «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalı şirket tarafından kazanılan çeşitli ihaleler için çeşitli miktarlarda davacı bankadan teminat mektupları alındığı, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan yazı çerçevesinde davacı banka tarafından davalı şirkete verilen teminat mektuplarından Damga Vergisinin kesilmediği, Maliye Bakanlığı'nca davacı bankada yapılan denetimler sırasında Damga Vergisi kesilmemesi nedeni ile davacıya «damga vergisi», «gecikme cezası» ve ceza olmak üzere borç tahakkuk ettirildiği, asıl ve fer'i borçların davacı Banka tarafından ödendiği çekişme konusu değildir.Esasen taraflar arasındaki uyuşmazl …
2-Öte yandan, davacı tarafından davaya dayanak yapılan «genel kredi sözleşmesinin» «müşterek borçlu müteselsil kefili» olduğu anlaşılan davalılardan ...'in anılan kredi sözleşmesinin hükümleri çerçevesinde davaya konu edilen gerek «gecikme cezası», gerekse ceza kalemlerden dolayı ne şekilde sorumlu tutulduğununun «denetime elverişli» bir şekile karar yerinde gösterilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz bu davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının «kredi sözleşmesi» kapsamında, ihaleler için davalılara «teminat mektubu» düzenleyip verdiği,damga vergisinin yükümlüsünün davalı taraf olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.605,00 YTL'nın «ticari faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… n yorumundan kaynaklanan hatasına dayalı olarak Damga Vergisinden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmede tedbirli ve basiretli davranmadığı, bu bağlamada «gecikme cezası» ve cezanın doğumuna neden olduğu aşikar olup, davalı şirketin «muafiyete» ilişkin olarak davacıya sunmuş olduğu yazının şirket yönünden ancak «müterafik kusur» teşkil edeceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9871 E. 2014/15687 K.
Ortak:sigorta tazminatı
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık Hakem Heyetince; davaya konu poliçenin talep esaslı düzenlendiğinin anlaşıldığı, davaya konu olayda «rizikonun» dava dışı müvekillerinin davacı sigortalılardan 25.10.2018 tarihli talebiyle gerçekleştiği, rizikonun «vadesi» 12.07.2018 tarihinde başlayan poliçe kapsamında kaldığı, davacı avukatların vekalet aldığı 21.08.2015 tarih ile mesleki hatalarına ilişkin tarihin 5 yıllık geriye dönüş süresi içinde olduğu, zarar görenin talep tarihi poliçe başlangıç tarihinden sonra olduğundan «sigorta ettiren» davacıların rizikoyu poliçe başlangıcında gizlediklerinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan davacıların «zamanaşımını» kaçırma şeklinde gerçekleşen mesleki işlem hatasını fark ettikleri ve bilerek davalıya bildirmediklerini gösteren bir delil de bulunmadığını, vergiden muaf tutulması gereken «kıdem tazminatının» ikale ödemesiyle birlikte gelir vergisine tabi tutulması ve bu tutardan yalnızca «damga vergisi» kesilmesi gerekirken ayrıca gelir vergisi kesilmesi işleminin vergi mevzuatına aykırı olduğu, 23.661,70 TL fazla kesintinin 36.284,14 TL faizi ile birlikte toplam 59.943,84 TL belirlenen zararın sigorta kapsamındaki zarar niteliğinde olduğu, bu zarardan poliçe şartları uyarınca tenzil edilmesi gereken %10 oranındaki «muafiyet tenzil» edildiğinde sigorta kapsamında ödenebilecek zarar tutarının 53.849,46 TL olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne 53.949,46 TL «sigorta tazminatının» 29.11.2019 tarihinden işleyecek avans faiziyle ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta tazminatının» davalı tarafından zarar görenin yakınlarına ödendiği, davacı ... ettirenin davalı ... şirketi hakkında dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.03.2014 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, «sigorta tazminatının» davalı tarafından zarar görenin yakınlarına ödendiği, davacı ... ettirenin davalı ... şirketi hakkında dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.03.2014 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3562 E. 2012/9811 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · şirketin feshi · şirket müdürü · ticaret sicili müdürlüğü · tebligat · ticaret sicili · geçersizlik · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «ticaret sicil müdürlüğü» dosyasındaki belgelere göre davacının şirketi «temsile» yetkili olduğu, «şirketin feshi» yönünde açılmış herhangi bir dava olmadığı gibi kayıtlara göre de davacının 10 yıl için «şirket müdürü» olarak yetkilendirildiği, davacıya «tebligat» yapılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı şirkete ait vergi borcu nedeniyle davacıya gönderilen vergi ve ceza ihbarnamesinin «geçersizliğinin» tespitine ilişkin olarak açılmıştır.
Bu itibarla; mahkemece, dava dilekçesinin «yargı yolu» yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2712 E. , 2022/5559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 27.01.2021 gün ve 2021/İHK-2609 sayılı karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların icra ettikleri avukatlık görevi nedeniyle meydana gelebilecek mesleki zararları mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile davalıya sigorta ettirdiğini, davacıların takip ettiği bir davada mesleki hatalar sonucunda zamanaşımından kaynaklı hak kaybının oluştuğunu, zarar görenin davacılara zararın tazmini için başvurduğunu, davacıların bu başvuruyu davalıya bildirdiğini ancak başvurunun teminat dışı olduğu gerekçesiyle davalı tarafından reddedildiğini, davacıların zarar gören ile sulh olup anlaşma sonucunda 174.063,00 TL ödeme yaptıklarını bu ödenen tutarın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 41.000.- TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 17/11/2020 tarihli dilekçesiyle 41.000.- TL olan talebini, 174.000.- TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, poliçe vadesi açısından davacıların 10.03.2011 - 2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak sigortalı olduğunu, 10.03.2018 tarihinden 12.07.2018 tarihleri arasında kendi iradesiyle poliçeyi yenilemediğini, 12.07.2018 tarihinden sonra ikinci bir poliçeyle sigorta yapıldığını, davacıların zararın ortaya çıktığı davayla ilgili tüm tarihlerin ikinci poliçe tarihinden önce olduğunu, davacıların poliçenin düzenlenmesinden önce rizikonun gerçekleştiğinden haberdar olduğunu ve teminatın poliçe kapsamı dışında kaldığını ayrıca davacının TTK’nın 1435. maddesinde düzenlenen beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek, davanın reddi istenmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davaya konu poliçenin talep esaslı düzenlendiğinin anlaşıldığı, davaya konu olayda rizikonun dava dışı müvekillerinin davacı sigortalılardan 25.10.2018 tarihli talebiyle gerçekleştiği, rizikonun vadesi 12.07.2018 tarihinde başlayan poliçe kapsamında kaldığı, davacı avukatların vekalet aldığı 21.08.2015 tarih ile mesleki hatalarına ilişkin tarihin 5 yıllık geriye dönüş süresi içinde olduğu, zarar görenin talep tarihi poliçe başlangıç tarihinden sonra olduğundan sigorta ettiren davacıların rizikoyu poliçe başlangıcında gizlediklerinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan davacıların zamanaşımını
kaçırma şeklinde gerçekleşen mesleki işlem hatasını fark ettikleri ve bilerek davalıya bildirmediklerini gösteren bir delil de bulunmadığını, vergiden muaf tutulması gereken kıdem tazminatının ikale ödemesiyle birlikte gelir vergisine tabi tutulması ve bu tutardan yalnızca damga vergisi kesilmesi gerekirken ayrıca gelir vergisi kesilmesi işleminin vergi mevzuatına aykırı olduğu, 23.661,70 TL fazla kesintinin 36.284,14 TL faizi ile birlikte toplam 59.943,84 TL belirlenen zararın sigorta kapsamındaki zarar niteliğinde olduğu, bu zarardan poliçe şartları uyarınca tenzil edilmesi gereken %10 oranındaki muafiyet tenzil edildiğinde sigorta kapsamında ödenebilecek zarar tutarının 53.849,46 TL olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne 53.949,46 TL sigorta tazminatının 29.11.2019 tarihinden işleyecek avans faiziyle ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince tüm dosya kapsamına göre; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle itirazların reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyada içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, mesleki sorumluluk sigortasına istinaden sigorta ettirenler tarafından sigortacıya açılan alacak davasıdır. Mesleki sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında olan ve mesleki işlem hatası sonucunda gerçekleşen rizikonun vergi tahakkukundan kaynaklandığı, vergi tahakkukunun değişik vergi kalemlerinden oluştuğu görülmüştür. Bilirkişi raporu ve ek raporunun denetime elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda davacıların itirazlarını da karşılayacak şekilde denetime elverişli, ayrıntılı ve vergi hukuku uzmanı da bulunan bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2.251,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838105900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz