Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4820 E. 2022/5828 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüketici kredisi↗ imzaya itiraz↗ imza incelemesi↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların 10/11/1998 tarihli kredi sözleşmelerinin tarafı olmadıkları, davalıların imzalarının taklit edilerek sözleşmelerin meydana getirildiği, sözleşme kapsamında davalıların kredi kullandığı iddiasının ispatsız kaldığı, banka yetkililerince usulsüz olarak düzenlenen sözleşmelerden dolayı davalıların borçlu olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, tüketici kredisi sözleşmesine dayalı alacak istemine istemine ilişkin olup; mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2006/320 Esas, 2009/201 Karar sayılı ilamı karara esas alınmış ise de, ceza yargılamasında davacı Bankadan usulsüz olarak çekilen bir çok krediyle ilgili bilgi olmakla birlikte, davaya konu somut kredi ilişkisi için inceleme yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Sözleşmenin asıl borçlusu olduğu iddia edilen davalı ... 20.04.2010 tarihli celsedeki beyanında açıkça sözleşmedeki imzasına itiraz etmemiş ise de, sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı iddia edilen davalı ...’ın, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzalarına itiraz ettiği, buna yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda öncelikle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası celbedilerek özellikle dava konusu kredilerle ilgili olarak bu kredinin davalı ... tarafından çekilip çekilmediği, hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı konusunda bir inceleme yapılıp yapılmadığının saptanması ve ayrıca usul hükümleri çerçevesinde davalı ...’ın imza itirazı hususunda mukayeseye elverişli imza örneklerinin temin edilerek bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılarak ve dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak işbu davaya konu somut olayla ilişkisi saptanmaksızın ceza mahkemesi kararının esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2389 E. 2019/3901 K.
Ortak:tüketici kredisi · imza incelemesi · kefil · kredi sözleşmesi · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz kararda… ekilip çekilmediği, hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı konusunda bir inceleme yapılıp yapılmadığının saptanması ve ayrıca usul hükümleri çerçevesinde davalı ...’ın «imza itirazı» hususunda mukayeseye elverişli imza örneklerinin temin edilerek bilirkişi marifetiyle «imza incelemesi» yaptırılarak ve dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak işbu davaya konu somut olayla ilişkisi saptanmaksızın ceza mahkemesi kararının esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bu ned …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların 10/11/1998 tarihli «kredi sözleşmelerinin» tarafı olmadıkları, davalıların imzalarının taklit edilerek sözleşmelerin meydana getirildiği, sözleşme kapsamında davalıların kredi kullandığı iddiasının ispatsız kaldığı, banka yetkililerince usulsüz olarak düzenlenen sözleşmelerden dolayı davalıların borçlu olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «tüketici kredisi» sözleşmesine dayalı alacak istemine istemine ilişkin olup; mahkemece, İstanbul 3.
Benzer bu kararda… asında Tüketici Kredisi sözleşmeleri imzalandığı ve bu sözleşme gereğince kredi açıldığı, kredi temin etmek için şirket çalışanları borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmesi» yapıldığı, bu sözleşmenin şirket çalışanları yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı böylece davacı Bankanın şube müdürü ve bazı Banka «görevlilerinin» ve kefil gösterilen dava dışı şirket çalışanlarının birlikte Bankaya karşı «dolandırıcılık» suçunu işledikleri ve 2 trilyon TL'yi «zimmetlerine» geçirdiklerinin sabit olduğu ve zarardan anlaştıkları kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin İstanbul 3.
29.12.2009 tarihli celsedeki beyanında, sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzaladığı iddia edilen ... ise, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzalarını açıkça inkar etmemiş, öte yandan, «kredi sözleşmesinin» asıl borçlusu ... sözleşme nedeniyle kendisine her hangi bir ödeme yapılmadığını savunmuş ise de 03.04.2013 tarihli bankacı bilirkişi raporu ekinde bulunan Kasım 1 …
Mahkemece, davalı ...'in «isticvap» edilerek kasa tediye fişindeki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulduktan sonra, davalının imzayı açıkça inkar etmesi halinde belgenin aslı ile mukayeseye elverişli imza örneklerinin temin edilerek bilirkişi marifetiyle «imza incelemesi» yaptırılarak neticesine göre, davalı ...'in savunması uyarınca imza incelemesine gerek olmaması halinde ise, dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · zimmet · şirket merkezi mahkemesi · dolandırıcılık · iflas · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… asında Tüketici Kredisi sözleşmeleri imzalandığı ve bu sözleşme gereğince kredi açıldığı, kredi temin etmek için şirket çalışanları borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmesi» yapıldığı, bu sözleşmenin şirket çalışanları yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı böylece davacı Bankanın şube müdürü ve bazı Banka «görevlilerinin» ve kefil gösterilen dava dışı şirket çalışanlarının birlikte Bankaya karşı «dolandırıcılık» suçunu işledikleri ve 2 trilyon TL'yi «zimmetlerine» geçirdiklerinin sabit olduğu ve zarardan anlaştıkları kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin İstanbul 3.
… nka yöneticileri ..., ... ve H. ... hakkında tazminat alacağı için icra takibine başlatıldığı, davacı bankanın ayrıca usulsüz krediyi kullanan dava dışı şirketlerin «iflas» etmiş olmaları nedeniyle kayıt kabul davaları açtığı ve alacaklarına bu şirketlerden de tahsili yoluna gittiği, böylece davalı Bankanın zararını devam eden icra ta …
Mahkemece, davalı ...'in «isticvap» edilerek kasa tediye fişindeki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulduktan sonra, davalının imzayı açıkça inkar etmesi halinde belgenin aslı ile mukayeseye elverişli imza örneklerinin temin edilerek bilirkişi marifetiyle «imza incelemesi» yaptırılarak neticesine göre, davalı ...'in savunması uyarınca imza incelemesine gerek olmaması halinde ise, dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12650 E. 2012/13716 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve yabancı mahkeme ilamının davalı şirketin «vekiline tebliğ» edildiğinin davalı vekilinin 27.01.2011 tarihli celsedeki beyanından anlaşılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/507 E. 2019/7538 K.
Ortak:tüketici kredisi · kefil · kredi sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların 10/11/1998 tarihli «kredi sözleşmelerinin» tarafı olmadıkları, davalıların imzalarının taklit edilerek sözleşmelerin meydana getirildiği, sözleşme kapsamında davalıların kredi kullandığı iddiasının ispatsız kaldığı, banka yetkililerince usulsüz olarak düzenlenen sözleşmelerden dolayı davalıların borçlu olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «tüketici kredisi» sözleşmesine dayalı alacak istemine istemine ilişkin olup; mahkemece, İstanbul 3.
20.04.2010 tarihli celsedeki beyanında açıkça sözleşmedeki imzasına itiraz etmemiş ise de, sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzaladığı iddia edilen davalı ...’ın, cevap dilekçesinde sözleşmedeki «imzalarına itiraz» ettiği, buna yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı görülmüştür.
Benzer bu kararda… rdımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz «kredi sözleşmeleri» düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının «dolandırıcılık» suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’in davadan önce 31/05/2002 tarihinde vefat etmiş olması ve diğer davalı ...’ın Tüketici Kredisi Sözleşmesinde «kefil» sıfatı ile imzasının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Şubesi müdür ve müdür yardımcısı ile şube müşterisi hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen ceza kararı esas alınarak «kredi sözleşmelerinin» sahte olarak ve imza taklidi yapılarak düzenlenmesi sebebiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · şirket merkezi mahkemesi · dolandırıcılık · iflas
Benzer bu kararda… rdımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz «kredi sözleşmeleri» düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının «dolandırıcılık» suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3.
İcra Müdürlüğü’nün 2010/27936 E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, ayrıca banka aracı kılınarak kredi kullandırılan muhtelif firmalar hakkında da «iflas» etmeleri sebebiyle «kayıt kabul davalarının» açıldığı, yasal işlemlerin devam ettiği, bu kişi ve şirketlerden alacağın tahsil edilebilme imkanının bulunduğu, ayrıca davacının davaya konu kredilerin davalı şahıslara verilmediğini bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4820 E. , 2022/5828 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.01.2021 tarih ve 2019/573 E. - 2021/113 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka tarafından 10.11.1998 tarihinde 3.995,65 TL ve 2.500,00 TL'lik tüketici kredisi ve kredili mevduat hesabı sözleşmesinin davalılardan ... ile imzalandığını, diğer davalıların kredili mevduat hesabı kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine İstanbul 12.Noterliğince ihtarnameler keşide edilerek kredi borcunun ödenmesinin istendiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte 87.399,44.TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, öncelikle kredi asıl borçlusu davalının kredi sözleşmesindeki imzasının sahte olup olmadığının araştırılmasını, Ziraat Bankası Soruşturma Raporu ile İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/10 Esas, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı dosyalarının ve ayrıca dava dosyası ile aynı mahiyette olan emsal dava ve gerekçeli kararlardan yeterli görülecek kadarının ilgili mahkemelerden celbi suretiyle davanın haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların 10/11/1998 tarihli kredi sözleşmelerinin tarafı olmadıkları, davalıların imzalarının taklit edilerek sözleşmelerin meydana getirildiği, sözleşme kapsamında davalıların kredi kullandığı iddiasının ispatsız kaldığı, banka yetkililerince usulsüz olarak düzenlenen sözleşmelerden dolayı davalıların borçlu olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, tüketici kredisi sözleşmesine dayalı alacak istemine istemine ilişkin olup; mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2006/320 Esas, 2009/201 Karar sayılı ilamı karara esas alınmış ise de, ceza yargılamasında davacı Bankadan usulsüz olarak çekilen bir çok krediyle ilgili bilgi olmakla birlikte, davaya konu somut kredi ilişkisi için inceleme yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Sözleşmenin asıl borçlusu olduğu iddia edilen davalı ...
20. 04.2010 tarihli celsedeki beyanında açıkça sözleşmedeki imzasına itiraz etmemiş ise de, sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı iddia edilen davalı ...’ın, cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzalarına itiraz ettiği, buna yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda öncelikle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası celbedilerek özellikle dava konusu kredilerle ilgili olarak bu kredinin davalı ... tarafından çekilip çekilmediği, hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı konusunda bir inceleme yapılıp yapılmadığının saptanması ve ayrıca usul hükümleri çerçevesinde davalı ...’ın imza itirazı hususunda mukayeseye elverişli imza örneklerinin temin edilerek bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılarak ve dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak işbu davaya konu somut olayla ilişkisi saptanmaksızın ceza mahkemesi kararının esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerde davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/826599500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz