Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/507 E. 2019/7538 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıt kabul davası↗ sahte imza↗ tüketici kredisi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ dolandırıcılık↗ kefil↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın ... şube müdürü olan dava dışı ... ile müdür yardımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz kredi sözleşmeleri düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak şirket merkezinde imzalatıldığı, kredilerin kefil olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının dolandırıcılık suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E. -2009/201 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile sabit olduğu, bu karara istinaden dava dışı şube müdürü ... ile müdür yardımcısı ... ile ... hakkında İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/27936 E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, ayrıca banka aracı kılınarak kredi kullandırılan muhtelif firmalar hakkında da iflas etmeleri sebebiyle kayıt kabul davalarının açıldığı, yasal işlemlerin devam ettiği, bu kişi ve şirketlerden alacağın tahsil edilebilme imkanının bulunduğu, ayrıca davacının davaya konu kredilerin davalı şahıslara verilmediğini bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’in davadan önce 31/05/2002 tarihinde vefat etmiş olması ve diğer davalı ...’ın Tüketici Kredisi Sözleşmesinde kefil sıfatı ile imzasının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalılardan ... tarafından davacı bankadan kullanılan kredilerden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/320 E. -2009/201 K. sayılı dosyasından davacı Bankanın ... Şubesi müdür ve müdür yardımcısı ile şube müşterisi hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen ceza kararı esas alınarak kredi sözleşmelerinin sahte olarak ve imza taklidi yapılarak düzenlenmesi sebebiyle davalı ... Yıldırım ve ...’ın sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında özellikle dava konusu kredilerle ilgili olarak bu kredinin davalı ... tarafından çekilip çekilmediği, hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı konusunda inceleme yapılmamış olması sebebiyle bir başına ceza kararının esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1503 E. 2019/6354 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre asıl davanın kabulüne, birleşen davada 13.320 TL «maddi tazminat» ve 5.000 TL manevi tazminatın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce asıl dava yönünden onanmış birleşen dava yönünden ise bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2414 E. 2018/7904 K.
Ortak:tüketici kredisi · dolandırıcılık · kefil · kredi sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz kararda… rdımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz «kredi sözleşmeleri» düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak «şirket merkezinde» imzalatıldığı, kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının «dolandırıcılık» suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’in davadan önce 31/05/2002 tarihinde vefat etmiş olması ve diğer davalı ...’ın Tüketici Kredisi Sözleşmesinde «kefil» sıfatı ile imzasının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Şubesi müdür ve müdür yardımcısı ile şube müşterisi hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen ceza kararı esas alınarak «kredi sözleşmelerinin» sahte olarak ve imza taklidi yapılarak düzenlenmesi sebebiyle davalı ...
Benzer bu karardaŞti'ye vermiş olduğu «ibranamede»; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam «ibra» ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmeleri» yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece «dolandırıcılık» suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını «zimmete» geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ...
3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 E.-2009/201 sayılı kararı ile sabit olması karşısında, davacı kurumun, verilen kredilerden doğan zararları ile ilgili olarak «kredi sözleşmesinde» imzaları bulunan kişilerin sorumlu tutulamayacağının «kesin» hüküm kabul edilmesi ve zararın mahkum olan banka eski çalışanlarından istenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «tüketici kredisi» sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralları · mevduat sözleşmesi · zimmet · ibraname · sahtecilik · ibra · iyiniyet · kesin hüküm
Benzer bu karardaŞti'ye vermiş olduğu «ibranamede»; davalılardan ...'ün de aralarında bulunduğu birçok kişinin kredi borçlarının ödendiğinin ve hesapların kapatıldığının belirtildiğini, davalıyı bu şekilde tam «ibra» ettikten sonra alacağını davalılardan istemesinin TMK'nun 2'inci maddesinde belirtilen «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmayacağı, ayrıca davacı banka çalışanları tarafından birçok şirket lehine kredi temin etmek maksadıyla şirket çalışanlarının borçlu gibi gösterilerek usulsüz «kredi sözleşmeleri» yapıldığının, usulsüz elde edilen bu kredilerin «kefil» olarak gösterilen şirketlere aktarıldığının, böylece «dolandırıcılık» suçunu işlediklerinin, bankanın iki trilyon parasını «zimmete» geçirdiklerinin ve bankanın bu zararından bu kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinin ...
Ancak, dosyaya sunulan 15.06.1999 tarihli «ibra» belgesinin «sahtecilik» suçuna konu olduğu iddia edilerek, açılan ceza davasında ...
3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2009 tarih ve 2006/320 E.-2009/201 sayılı kararı ile sabit olması karşısında, davacı kurumun, verilen kredilerden doğan zararları ile ilgili olarak «kredi sözleşmesinde» imzaları bulunan kişilerin sorumlu tutulamayacağının «kesin» hüküm kabul edilmesi ve zararın mahkum olan banka eski çalışanlarından istenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan «ibra» belgesi nedeniyle borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/507 E. , 2019/7538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Tüketici Mahkemesince verilen 10/12/2013 tarih ve 2009/911-2013/1742 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalı ... arasında imzalanan 10/11/1998 tarihli Tüketici Kredisi Sözleşmesi ile davalıya 3.955,62 TL ve 09/11/1998 tarihli Kredili Mevduat Sözleşmesi ile 2.500,00 TL meblağlı krediler kullandırıldığını, diğer davalılar ... ve ...'ın Tüketici Kredisi ve Kredili Mevduat Kredisi sözleşmelerine, davalı ...'ın ise Tüketici Kredisi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza atmaları sebebiyle borçtan sorumlu olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, dava tarihi itibarıyla Kredili Mevduat sözleşmesinden toplam 45.265,32 TL, Tüketici Kredisi sözleşmesinden ise 42.135,02 TL alacakları olduğunu ileri sürerek, kredi alacaklarının kredili mevduat sözleşmesinden doğan alacak için anaparasına uygulanacak % 153 faizi, tüketici kredisinden doğan alacak için ise anaparasına uygulanacak % 106,86 faizi ve BSMV ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın ... şube müdürü olan dava dışı ... ile müdür yardımcısı olan ... ve şube müşterisi ...’in bankayı aracı kılarak muhtelif firmalar lehine kredi temin etmek için şirket çalışanlarını borçlu gibi göstererek usulsüz kredi sözleşmeleri düzenledikleri, bu sözleşmelerin şirket çalışanlarının değişik beyanlarla yanıltılarak şirket merkezinde imzalatıldığı, kredilerin kefil olarak gösterilen şirketlere aktarıldığı, böylece müdür ve müdür yardımcısı ile şirket çalışanlarının dolandırıcılık suçunu işledikleri, bankanın zarardan bu kişileri sorumlu tutması gerektiğinin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E. -2009/201 K.
sayılı kesinleşmiş kararı ile sabit olduğu, bu karara istinaden dava dışı şube müdürü ... ile müdür yardımcısı ... ile ... hakkında İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/27936 E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, ayrıca banka aracı kılınarak kredi kullandırılan muhtelif firmalar hakkında da iflas etmeleri sebebiyle kayıt kabul davalarının açıldığı, yasal işlemlerin devam ettiği, bu kişi ve şirketlerden alacağın tahsil edilebilme imkanının bulunduğu, ayrıca davacının davaya konu kredilerin davalı şahıslara verilmediğini bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’in davadan önce 31/05/2002 tarihinde vefat etmiş olması ve diğer davalı ...’ın Tüketici Kredisi Sözleşmesinde kefil sıfatı ile imzasının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalılardan ... tarafından davacı bankadan kullanılan kredilerden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/320 E. -2009/201 K. sayılı dosyasından davacı Bankanın ... Şubesi müdür ve müdür yardımcısı ile şube müşterisi hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen ceza kararı esas alınarak kredi sözleşmelerinin sahte olarak ve imza taklidi yapılarak düzenlenmesi sebebiyle davalı ... Yıldırım ve ...’ın sorumlu olmadığına karar verilmiş ise de, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında özellikle dava konusu kredilerle ilgili olarak bu kredinin davalı ... tarafından çekilip çekilmediği, hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı konusunda inceleme yapılmamış olması sebebiyle bir başına ceza kararının esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenle, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentteki nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/563246700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz