Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7695 E. 2022/4558 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müsadere↗ idari para cezası↗ gümrük müşavirliği↗ gümrük beyannamesi↗ navlun bedeli↗ ba beyannamesi↗ navlun↗ tazminat davası↗ fatura↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davanın, davacı tarafından davacının almış olduğu sıvı parafin taşınması ile ilgili işlem nedeni ile davalıların kusurlarının bulunduğu iddiasıyla davacı tarafın müsadere edilen 282,450 kg sıvı parafin bedelinin ve taşıma şirketinin davacı şirketten tahsil ettiği ücretin dava tarihinden itibaren ticari faizle davalılardan tahsiline yönelik açılmış, kusura dayalı tazminat davası olduğu, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/131 esas 2012/30 karar sayılı sanıklar ...,..., ... ve ... hakkında açılan davanın 5326 sayılı Yasa'nın 20/1 uyarınca zamanaşımı düzenlendiğinden idari para cezası verilmesine yer olmadığına dair 08/02/2012 tarihinde karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı konumundaki Gümrük Müşavirliği şirketini yanıltarak farklı GTİP de bir ihracat beyannamesi ibraz etmek suretiyle ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile oluşan eylemi 4926 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu, dava konusu ithalata konu eşyalarının kaçak sayılmaları gerektiği, eşya sahibi olarak ödev ve sorumlulukları yerine getirmediği, basiretli ticaret erbabı gibi davranmadıkları, oluşan zarar ve ziyan konusunda eşya sahibi olarak, davacı firmanın sorumlu olduğu, davalı konumundaki dolaylı temsilci sıfatı ile işlem tesis eden Gümrük Müşaviri ... ve yine davalı konumundaki Solmaz Gümrük Müşavirliği AŞ şirketinin yaptıkları işlemlerden dolayı kusurlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Gümrük yönetmeliğinde, Gümrük müşavirinin yükümlülükleri başlıklı, 563/1 maddesinde,” Gümrük müşavirleri imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından, Kanunun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla...” şeklindeki düzenlemesiyle vekilin mesleğini icra ederken mevzuata uygun, teknik bilgi ve birikime göre, iş sahibinden bağımsız, ancak iş sahibinin menfaatlerini gözetmesi gerektiğinden ithalatı izne tabi olan davaya konu ürünler için, izin belgelerinin bulunması gerekliliği hususunda iş sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği, davacının verdiği 20.10.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davalı beyanı ile, 22/12/2005 tarihinde düzenlenen gümrük beyannamesi ile ithal konusu emtiaya ait orjinal fatura nosu ve tarihinin bildirildiği, gerek faturada gerekse gümrük beyannamesi ekinde, üretim yerini gösteren, menşe şahadetnamesinde de malın cinsinin "liquid parafin"olarak belirtildiği, gümrük bildirimi davalı şirket adına davalı ... tarafından yapıldığı, bu durumda, gümrük işlemlerinin davacının belgeleri gizlemesi nedeniyle hatalı yapıldığı iddiası sübuta ermediği gibi, ithali farklı prosedüre tabi olan başka bir ürün kodu yazılmasının kusurunun da davalı taraf üzerinde olduğu, davacının talep ettiği CIF değerinin navlun bedelini de kapsadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7528 E. 2013/10518 K.
Ortak:gümrük müşavirliği · ba beyannamesi · Tazminat
İncelediğiniz karardaAsliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/131 esas 2012/30 karar sayılı sanıklar ...,..., ... ve ... hakkında açılan davanın 5326 sayılı Yasa'nın 20/1 uyarınca «zamanaşımı» düzenlendiğinden «idari para cezası» «verilmesine yer olmadığına» dair 08/02/2012 tarihinde karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı konumundaki Gümrük Müşavirliği şirketini yanıltarak farklı GTİP de bir ihracat «beyannamesi» «ibraz» etmek suretiyle ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile oluşan eylemi 4926 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu, dava konusu ithalata konu eşyalarının kaçak sayılmaları gerektiği, eşya sahibi olarak ödev ve sorumlulukları yerine getirmediği, basiretli ticaret erbabı gibi davranmadıkları, oluşan zarar ve ziyan konusunda eşya sahibi olarak, davacı firmanın sorumlu olduğu, davalı konumundaki dolaylı «temsilci» sıfatı ile işlem tesis eden Gümrük Müşaviri ... ve yine davalı konumundaki Solmaz Gümrük Müşavirliği AŞ şirketinin yaptıkları işlemlerden dolayı kusurlu olmadıklar …
Bölge Adliye Mahkemesince, Gümrük yönetmeliğinde, Gümrük müşavirinin yükümlülükleri başlıklı, 563/1 maddesinde,” Gümrük müşavirleri imzaladıkları «beyanname» ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından, Kanunun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla...” şeklindeki düzenlemesiyle vekilin mesleğini icra ederken mevzuata uygun, teknik bilgi ve birikime göre, iş sahibinden bağımsız, ancak iş sahibinin menfaatlerini gözetmesi gerektiğinden ithalatı izne tabi olan davaya konu ürünler için, izin belgelerinin bulunması gerekliliği hususunda iş sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği, davacının verdiği 20.10.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davalı beyanı ile, 22/12/2005 tarihinde düzenlenen «gümrük beyannamesi» ile ithal konusu emtiaya ait orjinal «fatura» nosu ve tarihinin bildirildiği, gerek faturada gerekse gümrük beyannamesi ekinde, üretim yerini gösteren, menşe şahadetnamesinde de malın cinsinin "liquid parafin"olarak belirtildiği, gümrük bildirimi davalı şirket adına davalı ... tarafından yapıldığı, bu durumda, gümrük işlemlerinin davacının belgeleri gizlemesi nedeniyle hatalı yapıldığı iddiası sübuta ermediği gibi, ithali farklı prosedüre tabi olan başka bir ürün kodu yazılmasının kusurunun da davalı taraf üzerinde olduğu, davacının talep ettiği CIF değerinin «navlun bedelini» de kapsadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile «ilk derece kararının kaldırılarak» davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...'in davacıyla sözleşmesi olmadığı, diğer davalı nezdinde «gümrük müşaviri» olarak çalıştığı, bu davalıya «husumet» düşmeyeceği, diğer davalıyla gümrük müşavirliği «hizmet sözleşmesi» olduğu, davalı şirketin edimini «özen borcu» çerçevesinde «ifa» etmesi gerektiği, alınan raporda özen borcunun ihlal edilmediğinin açıklandığı, davacının ithal ettiği eşyalarla ilgili olarak kendisine vermiş olduğu belgelerde belirtilen kodları kullanmak suretiyle «beyannameleri» düzenlediği, bu beyannameleri düzenlerken bağlayıcı tarife bilgisi almak için Gümrükler Genel Müdürlüğüne başvurmasının zorunlu olmadığı, yasal ve sözleşmesel mecburiyetinin bulunmadığı, bağlayıcı tarife bilgisinin her ithalatta ve her durumda alınmadığı, özel durumlarda gerekirse alındığı, esasen böyle bir başvuruda yaklaşık 5 ay beklenileceği, ivedilikle ithalatın gerçekleştirileceği durumlarda uygun olmadığı, davalının düzenlediği beyannamelerde davacının verdiği faturalarda yer alan GTİP kodlarını kullandığı, davalının düzenlendiği beyannamelerdeki kodların gerçeğe uygun olmadığının tespiti sonrasında verilen ceza ile ek vergi tahakkuku ile davalı edimi arasında «illiyet bağı» bulunmadığı, vergi mahkemesi kararlarının da davalıyı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen borcu · illiyet bağı · hizmet sözleşmesi · ifa · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...'in davacıyla sözleşmesi olmadığı, diğer davalı nezdinde «gümrük müşaviri» olarak çalıştığı, bu davalıya «husumet» düşmeyeceği, diğer davalıyla gümrük müşavirliği «hizmet sözleşmesi» olduğu, davalı şirketin edimini «özen borcu» çerçevesinde «ifa» etmesi gerektiği, alınan raporda özen borcunun ihlal edilmediğinin açıklandığı, davacının ithal ettiği eşyalarla ilgili olarak kendisine vermiş olduğu belgelerde belirtilen kodları kullanmak suretiyle «beyannameleri» düzenlediği, bu beyannameleri düzenlerken bağlayıcı tarife bilgisi almak için Gümrükler Genel Müdürlüğüne başvurmasının zorunlu olmadığı, yasal ve sözleşmesel mecburiyetinin bulunmadığı, bağlayıcı tarife bilgisinin her ithalatta ve her durumda alınmadığı, özel durumlarda gerekirse alındığı, esasen böyle bir başvuruda yaklaşık 5 ay beklenileceği, ivedilikle ithalatın gerçekleştirileceği durumlarda uygun olmadığı, davalının düzenlediği beyannamelerde davacının verdiği faturalarda yer alan GTİP kodlarını kullandığı, davalının düzenlendiği beyannamelerdeki kodların gerçeğe uygun olmadığının tespiti sonrasında verilen ceza ile ek vergi tahakkuku ile davalı edimi arasında «illiyet bağı» bulunmadığı, vergi mahkemesi kararlarının da davalıyı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı gerçek kişi hakkındaki davanın «husumetten», diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmesine ve davalılar hakkındaki davaların reddinin farklı sebeplere dayanmasına rağmen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 ve 7/2 maddelerine uygun şekilde davalı ... hakkındaki davanın reddinden dolayı 1.000 TL, diğer davalı hakkındaki davanın reddi nedeniyle de 2.400 TL «vekalet ücreti» tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; anılan yanlışlığı …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2457 E. 2017/4651 K.
Ortak:gümrük müşavirliği · ba beyannamesi · kusur
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın, davacı tarafından davacının almış olduğu sıvı parafin taşınması ile ilgili işlem nedeni ile davalıların «kusurlarının» bulunduğu iddiasıyla davacı tarafın «müsadere» edilen 282,450 kg sıvı parafin bedelinin ve taşıma şirketinin davacı şirketten tahsil ettiği ücretin dava tarihinden itibaren ticari faizle davalılardan tahsiline yönelik açılmış, kusura dayalı «tazminat davası» olduğu, İzmir 1.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/131 esas 2012/30 karar sayılı sanıklar ...,..., ... ve ... hakkında açılan davanın 5326 sayılı Yasa'nın 20/1 uyarınca «zamanaşımı» düzenlendiğinden «idari para cezası» «verilmesine yer olmadığına» dair 08/02/2012 tarihinde karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı konumundaki Gümrük Müşavirliği şirketini yanıltarak farklı GTİP de bir ihracat «beyannamesi» «ibraz» etmek suretiyle ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile oluşan eylemi 4926 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu, dava konusu ithalata konu eşyalarının kaçak sayılmaları gerektiği, eşya sahibi olarak ödev ve sorumlulukları yerine getirmediği, basiretli ticaret erbabı gibi davranmadıkları, oluşan zarar ve ziyan konusunda eşya sahibi olarak, davacı firmanın sorumlu olduğu, davalı konumundaki dolaylı «temsilci» sıfatı ile işlem tesis eden Gümrük Müşaviri ... ve yine davalı konumundaki Solmaz Gümrük Müşavirliği AŞ şirketinin yaptıkları işlemlerden dolayı kusurlu olmadıklar …
Bölge Adliye Mahkemesince, Gümrük yönetmeliğinde, Gümrük müşavirinin yükümlülükleri başlıklı, 563/1 maddesinde,” Gümrük müşavirleri imzaladıkları «beyanname» ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından, Kanunun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla...” şeklindeki düzenlemesiyle vekilin mesleğini icra ederken mevzuata uygun, teknik bilgi ve birikime göre, iş sahibinden bağımsız, ancak iş sahibinin menfaatlerini gözetmesi gerektiğinden ithalatı izne tabi olan davaya konu ürünler için, izin belgelerinin bulunması gerekliliği hususunda iş sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği, davacının verdiği 20.10.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davalı beyanı ile, 22/12/2005 tarihinde düzenlenen «gümrük beyannamesi» ile ithal konusu emtiaya ait orjinal «fatura» nosu ve tarihinin bildirildiği, gerek faturada gerekse gümrük beyannamesi ekinde, üretim yerini gösteren, menşe şahadetnamesinde de malın cinsinin "liquid parafin"olarak belirtildiği, gümrük bildirimi davalı şirket adına davalı ... tarafından yapıldığı, bu durumda, gümrük işlemlerinin davacının belgeleri gizlemesi nedeniyle hatalı yapıldığı iddiası sübuta ermediği gibi, ithali farklı prosedüre tabi olan başka bir ürün kodu yazılmasının kusurunun da davalı taraf üzerinde olduğu, davacının talep ettiği CIF değerinin «navlun bedelini» de kapsadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile «ilk derece kararının kaldırılarak» davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının çalışanı olan «gümrük müşavirinin» hatalı beyanı üzerine idarenin cezai işlem tesis ettiği, müşavirin mesleği gereği güncel mevzuat doğrultusunda «beyanname» tanzim etmesi ve mükellefin haklarını koruması gerektiği, gerekli özeni göstermediği hallerde zarardan sorumlu olacağı, görev ve sorumluluğu kapsamındaki iş ve işlemlerde «kusuru» ile verdiği zararı davalıya yansıtamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalının «gümrük müşavirliğini» yapan davacının düzenlediği «beyannamenin» farklı GTİP sınıfında olması gerektiğinden bahisle gümrük idaresi tarafından tahakkuk ettirilen ek vergi ve faizlerin tahsili için başlatılan takibe vergi mükellefinin itirazının iptali istemine ilişkindir.
… kişi raporu alınmış, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun "Tespit Edilen Hususlar" başlığı altında; işbu davada davacının katlandığı ve ödediği cezaya ilişkin «rücuen tazminin» amaçlandığı, "Sonuç" kısmında da, hatalı GTİP beyanı ile cezai müeyyidenin uygulandığı, davacının gümrük idaresi tarafından verilen cezadan sorumlu olduğu belirtilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda hatalı GTİP beyanı nedeniyle cezai müeyyidenin uygulandığının anlaşıldığı, bu husustan mesleği gereği «gümrük müşavirinin» sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · davanın konusu · ihtar
Benzer bu karardaDavalı, davacı tarafından «dava konusu» ek vergi tahakkuklarının itiraz ve dava konusu yapılması konusunda kendisine bir «ihtarda» bulunmadığını, dava açılması halinde bu davaların kazanılabileceğini savunmuştur.
… kişi raporu alınmış, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun "Tespit Edilen Hususlar" başlığı altında; işbu davada davacının katlandığı ve ödediği cezaya ilişkin «rücuen tazminin» amaçlandığı, "Sonuç" kısmında da, hatalı GTİP beyanı ile cezai müeyyidenin uygulandığı, davacının gümrük idaresi tarafından verilen cezadan sorumlu olduğu belirtilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda hatalı GTİP beyanı nedeniyle cezai müeyyidenin uygulandığının anlaşıldığı, bu husustan mesleği gereği «gümrük müşavirinin» sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı açıkça ödediği cezaların işbu «davanın konusu» olmadığını, ek vergi ve faizlerinin takibe ve davaya konu edildiğini belirtmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının sadece vergi ve faizlerini talep ettiği ve kural olarak vergilerden davalının sorumlu olduğu nazara alınıp, «dava konusu» ek vergi tahakkuklarının neden yapıldığı ve neye dayalı olduğu, ek vergi tahakkukuna konu emtiada alınması gereken verginin ne olduğu, ek tahakkuka kimin sebebiyet …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9303 E. 2018/1919 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · tacir sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı ...'nin 82/7. maddesine göre «zayi belgesi» verilmesine ilişkin davanın «tacirler» tarafından açılabileceği, davacının mali müşavir olduğu, «tacir sıfatına» haiz olmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7695 E. , 2022/4558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2013/105 E- 2017/1200 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/1345 E- 2020/428 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmasız, davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin İran'da bulunan bir firmadan 208.450 kg liqued parafin (sıvı parafin) satın aldığını, bu emtiaya uygun faturada ve FORM A belgesinde malın üretildiği ülke ve sair ilgili hususlarının yer aldığı gibi sıvı parafin olduğunun da belirtildiğini, müvekili şirketin gümrük işlemlerini takip etmek üzere davalılara vekaletname ile yetki verildiğini, ancak davalılara verilen vekaletname ile yurt dışından ithal edilen ürünlerle ilgili işlemleri yaparken dikkatsiz ve özentisiz işlem yaparak, malın gümrük Serbest Dolaşım Beyannamesinde ürün kodunun yanlış yazıldığını, bunun üzerine Gümrük Müdürlüğünün ithali yapılan eşya üzerinden numune alarak inceleme yaptığını, ithali yapılan eşyanın yanlış ürün kodunda beyan edilmesi sebebiyle cezai işlem gerektiğinin rapor edilerek, laboratuvar tetkiki neticesine göre, gümrükteki antrepolarda bulunan müvekkili şirkete ait ithal mallara el konulduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...
hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve 4296 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefetten kamu davası açıldığını, ithali yapılan sıvı parafin ürünün, ürün kodunun katı parafin olduğunun gösterilmesi suretiyle müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, kodlama farkına göre ithalat şartlarının farklılaştığını, davalı gümrük müşaviri ...'ın mevzuat dahilindeki tüm işlemleri bilmesine, bilmesinin gerekmesine rağmen ve yurt dışı belgelerine göre eşyanın sıvı parafin olarak kayıtlı olduğunun açık olmasına rağmen, mesleğinin ve görevinin gereğini eksik yerine getirerek teknik bilgisini kötüye kullandığını belirterek, davalıların kusurları sebebiyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zarar ziyan miktarı olan toplam 120.796,43 TL.'nin ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının isteminin zamanaşımına uğradığını, konu ile ilgili başlatılan ceza davasında alınan bilirkişi raporuyla davalılara sorumluluk atfedilemeyeceğinin tespit edildiğini, davacının satış için düzenlediği ve sıvı parafin ve kodu belirlenmiş 21.11.2005 tarihli sözleşmeyi gerek davalılara gerekse gümrük müdürlüğüne ibraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın, davacı tarafından davacının almış olduğu sıvı parafin taşınması ile ilgili işlem nedeni ile davalıların kusurlarının bulunduğu iddiasıyla davacı tarafın müsadere edilen 282,450 kg sıvı parafin bedelinin ve taşıma şirketinin davacı şirketten tahsil ettiği ücretin dava tarihinden itibaren ticari faizle davalılardan tahsiline yönelik açılmış, kusura dayalı tazminat davası olduğu, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/131 esas 2012/30 karar sayılı sanıklar ...,..., ... ve ... hakkında açılan davanın 5326 sayılı Yasa'nın 20/1 uyarınca zamanaşımı düzenlendiğinden idari para cezası verilmesine yer olmadığına dair 08/02/2012 tarihinde karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı konumundaki Gümrük Müşavirliği şirketini yanıltarak farklı GTİP de bir ihracat beyannamesi ibraz etmek suretiyle ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile oluşan eylemi 4926 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu, dava konusu ithalata konu eşyalarının kaçak sayılmaları gerektiği, eşya sahibi olarak ödev ve sorumlulukları yerine getirmediği, basiretli ticaret erbabı gibi davranmadıkları, oluşan zarar ve ziyan konusunda eşya sahibi olarak, davacı firmanın sorumlu olduğu, davalı konumundaki dolaylı temsilci sıfatı ile işlem tesis eden Gümrük Müşaviri ...
ve yine davalı konumundaki Solmaz Gümrük Müşavirliği AŞ şirketinin yaptıkları işlemlerden dolayı kusurlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Gümrük yönetmeliğinde, Gümrük müşavirinin yükümlülükleri başlıklı, 563/1 maddesinde,” Gümrük müşavirleri imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından, Kanunun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla...” şeklindeki düzenlemesiyle vekilin mesleğini icra ederken mevzuata uygun, teknik bilgi ve birikime göre, iş sahibinden bağımsız, ancak iş sahibinin menfaatlerini gözetmesi gerektiğinden ithalatı izne tabi olan davaya konu ürünler için, izin belgelerinin bulunması gerekliliği hususunda iş sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği, davacının verdiği 20.10.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davalı beyanı ile, 22/12/2005 tarihinde düzenlenen gümrük beyannamesi ile ithal konusu emtiaya ait orjinal fatura nosu ve tarihinin bildirildiği, gerek faturada gerekse gümrük beyannamesi ekinde, üretim yerini gösteren, menşe şahadetnamesinde de malın cinsinin "liquid parafin"olarak belirtildiği, gümrük bildirimi davalı şirket adına davalı ...
tarafından yapıldığı, bu durumda, gümrük işlemlerinin davacının belgeleri gizlemesi nedeniyle hatalı yapıldığı iddiası sübuta ermediği gibi, ithali farklı prosedüre tabi olan başka bir ürün kodu yazılmasının kusurunun da davalı taraf üzerinde olduğu, davacının talep ettiği CIF değerinin navlun bedelini de kapsadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 1.165,96 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 5.845,53 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 07/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacı firmanın satın aldığı ürün kodunun, gümrük müşavirliği hizmeti veren davalılarca serbest dolaşım beyannamesinde yanlış yazılması, ürünlerin bu nedenle ithalinin gerçekleştirilememesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
İzmir Gümrük Müdürlüğü nezdinde 22.12.2005 gün ve IM096509 sayılı gümrük giriş beyannamesi ile davacı adına işlem gören eşyanın ithal edilebilmesi için, dış ticaret rejimi çerçevesinde EPDK'nın iznine tabi olması, madeni yağ lisansı firma sahibi olması, sanayi sicil belgeli sanayici olması ve kapasite raporunun bulunması gerektiği halde bu belgeler süresi içerisinde davacı tarafından gümrük idaresine ibraz edilmemiştir.
Diğer taraftan davacı ile dava dışı Özçınarlar Ltd. Şti. arasında ithalattan önce yapılmış olan 21.11.2005 tarihli sözleşmede, eşya doğru GTİP no.su ile belirtilmiş olup bu GTİP'te yer alan eşya ile ilgili tüm yükümlülüklerin Özçınarlar Ltd. Şti. yetkililerince bilindiğinin de kendi beyanları ile tesbit edilmesine rağmen, davacının bilerek ve isteyerek farklı GTİP'ten beyan edilmesini sağlamak amacıyla bu sözleşmeyi gümrük müşavirliğine ve gümrük müdürlüğüne ibraz etmediği, aksine gümrük müşavirliğini de yanıltarak farklı GTİP'te bir ihracaat beyannamesi ibraz etmek sureti ile ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile ithalat işlemlerinin gerçekleştirilemediği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça ürün kodu yanlış yazılmakla birlikte, doğru yazılsa dahi davacının açıklanan eylemleri nedeniyle ithal işlemlerinin gerçekleştirilmesi mümkün değildir.
İthalat işlemlerinin gerçekleştirilememesi davacının kusurundan kaynaklandığından, salt davalının ürün kodunu yanlış yazması ile doğan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygundur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle dava red edilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğinden yazılı şekilde temyiz kanun yolu isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/801929900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz