6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Basın haberlerinde gereksiz incitici ifadelerin haksız rekabet oluşturması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/689 E. 2025/644 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Basın yayın organlarındaki haber içeriklerinde kullanılan ifadelerin TTK 55/1-a,1 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, ifadenin haber verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde olup olmadığına, gereksiz yere incitici nitelikte bulunup bulunmadığına ve orta yetenekteki olağan muhatap nezdinde olumsuz intiba yaratıp yaratmadığına bakılır; bu ölçü aşıldığında ifade basın/ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemez ve haksız rekabet oluşur. Buna karşılık üçüncü kişilerin reklam vermeme kararının haber yapılması, o üçüncü kişilerin mevcut sözleşmelerini ihlale veya sona erdirmeye yöneltmediği sürece TTK 55/1-b kapsamında haksız rekabet oluşturmaz. Haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat talebinde zarara ilişkin delil sunulmaması talebin reddini gerektirir; haksız rekabetin ticari itibarı zedelediği kabul edildiğinde ise ayrıca delil aranmaksızın manevi tazminata hükmedilebilir. Haksız rekabet davasında düzeltme ve kınama yayını talebi TTK 56 ve 58. maddelerinde düzenlenmediğinden kabul edilemez.

Ele alınan sorunlar

Haberlerdeki ifadelerin TTK 55/1-a,1 kapsamında haksız rekabet (kötüleme) oluşturup oluşturmadığı → kısmi kabul

İddia: Davacı, davalının yayınlarının karalama amaçlı, gerçeklik yanı bulunmayan, haberciliğe özgü abartılı üslubu aşan nitelikte olduğunu, bu haliyle haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 55/1-a,1 anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için sözlü, yazılı veya resimli bir açıklamanın bulunması ve bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekir. Yanlış açıklama gerçekle bağdaşmayan; yanıltıcı açıklama muhatabı hataya düşürebilecek; gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olsa bile ölçüsüz biçimde ve amacını aşarak olumsuz intiba yaratan açıklamadır. Gerçek olan bir açıklama da amacını aşarsa gereksiz yere incitici hâle gelebilir; ölçüt, toplumda ve hedef alınan muhatabın orta yetenekteki olağan algılama seviyesidir. Basın ve yayın kuruluşlarının haber ve içeriklerinde görünen gerçekliğe uygunluk, kamu yararı ve amaca uygun üslup şartlarına dikkat etmesi gerekir. İncelenen haber içeriklerinde kullanılan dil ve ifadelerin, yapılan niteleme ve yorumun haber verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde olmadığı, gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, basın veya ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, okuyucu kitlesinde davacı şirkete ait televizyon kanalı hakkında olumsuz intiba oluşturabilecek nitelikte olduğu tespit edilmiş; bu haliyle bir kısım haberlerin TTK 55/1-a,1 kapsamında haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Diğer ibareler ise bu ölçüyü aşmadığından haksız rekabet olarak değerlendirilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haberlerin TTK 55/1-b kapsamında sözleşmeyi ihlale/sona erdirmeye yöneltme oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı, davalının reklam veren firmaları müvekkiline reklam vermemeye çağırdığını, bu suretle sözleşmeleri ihlale/sona erdirmeye yönelttiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Haberlerde bir kısım firmaların davacı şirkete reklam vermediği haberi verilmiş, ancak davacıya reklam vermiş olan şirketlerin reklam sözleşmelerini ihlale veya sona erdirmeye yöneltilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle söz konusu ifadeler TTK 55/1-b kapsamındaki 'sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek' haksız rekabet eylemi olarak değerlendirilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Maddi tazminat talebi → ret

İddia: Davacı, haksız rekabet nedeniyle ekonomik zarara uğradığını ve ciddi oranda maddi zarara uğramaya devam ettiğini ileri sürerek maddi tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: Davalının haksız rekabet teşkil ettiği belirlenen eylemi sebebiyle davacının uğramış olduğu maddi zarara yönelik herhangi bir delil sunulmadığından, maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat talebi → kabul

İddia: Davacı, haksız rekabet teşkil eden yayınlar nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ve ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: Dava konusu haber içerikleri davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak davacı yararına manevi tazminata hükmedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Düzeltme ve kınama yayınlatılması talebi → ret

İddia: Davacı, davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 56 ve 58. maddelerine göre haksız rekabet talepli davada düzeltme ve kınama yayınlatılması talebine karar verilebileceği düzenlenmediğinden, bu talep kabul edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Basın yayınlarında kullanılan ifadelerin TTK 55/1-a,1 kapsamında 'gereksiz yere incitici' açıklama sayılıp sayılmayacağına ilişkin ölçütlerin (haber verilişinin gerektirdiği biçim ve ölçü, orta yetenekteki olağan muhatabın algısı) uygulanması yönünden emsal niteliktedir; ayrıca TTK 55/1-b kapsamında sözleşmeyi ihlale yöneltme unsurunun somut olarak aranması gerektiği ve düzeltme/kınama yayını talebinin TTK 56-58 kapsamında yer almadığı yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet kötüleme (TTK 55/1-a,1) gereksiz yere incitici beyan basın özgürlüğü eleştiri hakkı sözleşmeyi ihlale yöneltme (TTK 55/1-b) manevi tazminat maddi tazminat ve ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54/1TTK 54/2TTK 55TTK 55/1-a,1TTK 55/1-bTTK 56TTK 58 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 24

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/689

KARAR NO 2025/644

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/10/2020

NUMARASI 2018/815 Esas 2020/676 Karar

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/04/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait ... isimli kanalla televizyon yayıncılığı yaptığını, davalının ise ... Gazetesi ve ... Gazetesi’nin imtiyaz sahibi olarak basılı yayın sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının sistematik bir şekilde müvekkili aleyhine karalama kampanyası izlediğini, davalıya bağlı gazetelerde 10/08/2018 ve 14/08/2018 tarihlerinde planlı ve organize bir şekilde hareket edilerek kamuoyuna servis edilen haberlerle müvekkili aleyhine karalayıcı ve gerçeğe aykırı haberler yayınlandığını, bu haberlerde müvekkilinin genel olarak "...", "...", "...", "..." gibi ifadelerle itham edildiğini, ayrıca bu haberlerde müvekkilinin ABD güdümlü olduğu iddia edilerek ve Türkiye ile ABD arasında yaşanan mevcut kriz sebep gösterilerek müvekkilinin boykot edilmesi için açık bir şekilde basın yoluyla çağrıda bulunulduğunu;

davalının belli başlı şirketleri müvekkiline reklam vermemeye çağırdığını; müvekkiline reklam veren şirketleri ise yerli ve milli olmamakla itham ettiğini ve davalının bu eylemlerinin TTK’nın 55/1-a.1 ve 55/1-b maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkili aleyhine yapmış ve yapmakta olduğu yayınların haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men’ine, şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın ve 1.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, dava konusu haberlerin haksız rekabet teşkil etmediğini, zira söz konusu haberlerin ABD başta olmak üzere birçok emperyalist ve yerli işbirlikçilerinin Ortadoğu’yu parçalamak için sürdürdükleri savaşta Devleti çökertmek üzere giriştikleri oyunlarına karşı milletçe girişilen mücadelede milli birlik ve beraberliği temin maksadıyla yapıldığını; kamu menfaati gereği hukuka aykırı olarak nitelendirilemeyeceğini ve müvekkilinin kusur-kasıt veya kötüniyetinden söz edilemeyeceğini, davacının ABD ile ilgili kimi haberlerinin tarafsız olmadığını, ayrıca Ülkedeki dolar kuru üzerinden oynanan oyunlar açıkken davacının habercilik kisvesi adı altında toplumu demoralize edecek nitelikte haberler yaptığını, bunların kamuoyunda infial yarattığını, medyada ağır şekilde eleştirildiğini, dolayısıyla davacının toplumun kılcal damarlarına basarak hükümet ve devlet aleyhine yayınlar yaparken, müvekkilinin de davacı için kamuoyunda oluşan tepki ve ulusal yayın mecralarında yer alan gerçeklerden hareketle davacıyı eleştirmesinin haberciliğin ve basın görevinin kaçınılmaz sonucu olduğunu, davacının olaydaki müterafik kusuru dikkate alındığında davanın reddi gerekeceğinin açık olduğunu;

ayrıca davacıya reklam veren kurumların açıklandığı veya birçok firmanın ABD firmalarına reklamı kestiği yönünde haber yapılmadığını, haberlerde böyle bir ifadenin yer aldığı kabul edilse dahi Ülke sorunlarının arttığı bu dönemde kamuoyunda oluşan tepkiler sonucu böyle bir ifadeye alınganlık gösterilmesinin anlamsız olduğunu, dava konusu haberlerdeki başlığın davacıya saldırı amacıyla değil, sadece okuyucunun olaya dikkatini çekmeye yönelik bir gazetecilik tekniği gereği kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, AİHM’in yerleşik içtihatlarında, ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan bilgi veya düşünceler için değil, ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunun ifade edildiği; kamu yararı bakımından özel bir önem atfedilen basın özgürlüğünün ise bir derece abartıyı ve hatta tahriki bile sınırları kapsamına aldığının belirtildiği; basının okuyucuların ilgisini çekebilme adına sansasyonel ve rahatsız edici ifadeler kullanarak haber yapabileceği ve basın yoluyla bu şekilde görüş açıklanabileceğinin kabul edildiği, davalı tarafça kaleme alınmış yazıların eleştiri niteliğinde olduğu ve yayınların, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, olayın gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek şekilde aktarıldığı ve haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, dava dilekçesindeki iddialarını yineleyerek, davalının düzenli yayınlarla, rakibi konumunda bulunan müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini; davalının açık bir şekilde müvekkilinin boykot edilmesi için çağrıda bulunduğunu; bu yayınlarla haksız rekabete sebebiyet verdiğini; haberlerin hiçbir gerçeklik yanı bulunmadığını ve sadece karalama amaçlı yapıldığının açık olduğunu; haberlerin veriliş şekli, habere konu olan olaylarla bağdaşmayan nitelikte olduğunu, haberciliğe özgü abartılı üslup kullanma anlayışının da aşıldığını; davalının yegâne amacının müvekkilini aşağılamak, karalamak, toplumu müvekkiline karşı nefret ve düşmanlığa tahrik etmek, müvekkilinin medya sektörü içindeki konumunu haksız şekilde zedelemek olduğunu, davalının bunun dışında toplumu bilgilendirme ve ilkeli habercilik gibi bir emelinin bulunmadığını;

davalının haksız rekabet teşkil eden yayınları nedeniyle müvekkilinin ekonomik menfaatlerinin zedelendiğini, müvekkilinin ciddi oranda ekonomik zarara uğradığını, uğramaya devam ettiğini, ayrıca haksız rekabet teşkil eden söz konusu yayınlar nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini, ticari itibarının zedelendiğini; haksız fiil kaynaklı ekonomik ve manevi zararlar nedeniyle, müvekkili şirket lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının her iki internet haber sitesinde yayınlanan haberlerin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi ve maddi ile manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır"şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır.

Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.TTK'nın 56. maddesinde ise, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK'nın 55/1-a,1 maddesinde, "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", TTK’nın 55/1-b maddesinde, "Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;" haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir.Davacının dava dilekçesinde belirttiği, davalının yaptığı haberlerle ilgili olarak, davacının, davacının sahibi olduğu tv kanalının genel yayın yönetmeni ve haber spikerinin, davalı şirketin sahibi olduğu "..." ve "..." isimli internet sitelerinin sorumlu yazı işleri müdürünü hakaret, iftira ile halkın kin ve düşmanlığa tahrik etme suçlarından yaptığı şikayet üzerine Küçükçekmece CBS'nin 2018/43114 sayılı soruşturma dosyasında 01/10/2018 tarihinde "şikayete konu yazılar içeriğinde doğrudan hakaret niteliğinde söz ve bu anlama gelebilecek yorum bulunmadığı, haberlerin eleştiri ve yorumlardan ibaret olduğu, bu hali ile şikayet konusu yazı ve haberlerin Anayasanın 25.

maddesinde düzenlenen,'Düşünce ve kanaat özgürlüğü', 26. maddesinde düzenlenen, 'Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Kanununun 3. maddesinde düzenlenen, 'Basın özgürlüğü' kapsamında, düşünce açıklama, bilgi verme ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunduğu ve nesnel bir açıklama ile desteklendiği, eleştiri ve değer yargılarının sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiş olsa bile belirtilen özgürlükler kapsamında hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile hakaret, iftira, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlarının unsurları bakımından oluşmadığı, tüm soruşturma evrakı kapsamından" anlaşıldığı gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve karara karşı itiraz yoluna başvurulmadığı görülmüştür.Somut olayda davacı, dava dilekçesinde belirtiği ve ekinde sunduğu haber içeriklerinin TTK'nın 55/1-a,1 ve 55/1-b maddelerine göre haksız rekabet ile TMK 24 vd.

maddelerine göre kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini iddia ederek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine,haksız rekabet nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir.TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. "6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması;

nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır.Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır.Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır.

Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır.Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir.Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır.

Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir.Bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir."(Yargıtay HGK'nın 2017/2475 E., 2021/246 K.

sayılı ve 11/03/2021 tarihli emsal ilamı). Basın ve yayın kuruluşlarının, haber veya içeriklerinde bir konuya yer verirken, o konunun en azından görünen gerçekliğe uygun olarak sunulmasına dikkat edilmesi, haber veya içeriklerde yer verilen konuya yönelik kamuoyunun ilgisi ve kamu yararı bulunması gerekmektedir.Buna ilaveten haber ve içeriklerde yer verilen konu sunulurken amaca uygun bir üslup kullanılmalıdır (Pekdinçer, R. Tamer: Dürüstlük Kuralına Aykırı Reklamlar ve Satış Yöntemleri, Ankara 2020, s.97-98).Dava dilekçesinin ekinde sunulan davalıya ait ...m Gazetesi'nin internet sitesinde 10/08/2019 tarihli "..." başlıklı haberde, "...", "...", "...", "...", "...", "..." şeklinde ifadelerin yazılı olduğu görülmüştür.Davacı dava dilekçesinin ekinde ayrıca sunduğu ...

Gazetesi'nin internet sitesinde 14/08/2019 tarihli "..." başlıklı haberde, "..."; 15/08/2019 tarihli "..." başlıklı haberde, "..." ve "..." başlıklı haberde "..." ifadelerin bulunduğu belirlenmiştir.Bu şekilde ... Gazetesi internet sitesindeki haberlerde ve ... Gazetesi internet sitesindeki 15/08/2019 tarihli "..." ifadesinde kullanılan dil ve ifadelerin, yapılan niteleme ve yorumun haber verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde olmadığı, gereksiz yere incitici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.Davalıya ait ... Gazetesi'nin internet sitesinde 10/08/2019 tarihinde yayımlanan yukarıda belirtilen ve ... Gazetesi'nin internet sitesinde 15/08/2019 tarihinde yayımlanan "..." şeklindeki içeriklerin, haber verilişinin gerektirdiği üslupta olmadığı, basın veya ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, açıklamaların okuyucu kitlesinde davacı şirkete ait televizyon kanalı hakkında olumsuz intiba oluşturabilecek nitelikte olduğu, bu haliyle söz konusu haberin TTK'nın 55/1-a,1 maddesi kapsamında haksız rekabete neden olduğu anlaşıldığından bu haberler yönünden haksız rekabetin gerçekleştiğinin tesbiti gerekmiştir (Yargıtay 11.

HD'nin 2023/3073 E., 2024/5656 K. sayılı ve 08/07/2024; 2022/5438 E., 2024/1664 K. sayılı ve 29/02/2024 tarihli ilamları). Bu tespit karşısında, davalının savunması kabul edilmemiştir.Yukarıda haksız rekabet teşkil ettiği belirtilen ... Gazetesi'ndeki ve ... Gazetesi'nin 15/08/2019 tarihide yayımlanan haberlerdeki "..." ibaresi dışındaki diğer ibareler ise, davacının iddiasında dayandığı TTK’nın 55/1-b maddesindeki "Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;" şeklindeki haksız rekabet eylemi olarak değerlendirilemeyecektir. Zira özellikle ... Gazetesi'ndeki haberlerde bir kısım firmaların davacı şirketin sahibi olduğu ...'ye reklam vermediklerini haberini vermiş, ancak ...'ye reklam vermiş şirketlerin reklam sözleşmelerini ihlale veya sona erdirmeye yöneltmemiştir.Dava konusu haber içerikleri, davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu haberlerin içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak davacı yararına 1.000-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.Ayrıca davacı şimdilik 1.000-TL maddi tazminat talebinde de bulunmuş ise de, davalının haksız rekabet teşkil ettiği belirlenen eylemi sebebiyle uğramış olduğu maddi zararına yönelik her hangi bir delil sunmadığından, bu yöne ilişkin talebi reddedilmiştir.Öte yandan davacı dava dilekçesinde ayrıca davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılmasına karar verilmesini istemiş ise de, TTK'nın 56 ve 58.

maddelerine göre haksız rekabet talepli davada söz konusu taleplere karar verilebileceği düzenlenmediğinden, davacının bu talebi de kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabulü ile davalının yukarıda belirtilen haber içeriklerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin men'ine ve 1.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/815 Esas - 2020/676 Karar sayılı 22/10/2020 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulü ile davalı şirkete ait ... Gazetesi'nin internet sitesinde 10/08/2019 tarihinde yayımlanan "..." başlıklı haberde, "...", "...", "...", "...", "...", "..." ve ... Gazetesi'nin internet sitesinde 15/08/2019 tarihinde yayımlanan "..." şeklindeki içeriklerin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine,1.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,Fazla ve maddi tazminat ile davalıya düzeltme ve kınama yayınlatılması istemlerinin reddine,"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Haksız rekabetin tesbiti ve manevi tazminat istemi yönünden;

alınması gereken 1.230,8‬0-TL karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 1.194,9‬0-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 71,8‬0-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 3.000-TL bilirkişi ücreti, 294,50-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.294,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.640‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı vekili için haksız rekabet talebi kapsamında kabul edilen kısım için takdir olunan 30.000-TL ve kabul edilen manevi tazminat istemi için takdir olunan 1.000-TL olmak üzere, toplam 31.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için haksız rekabet talebi kapsamında reddedilen kısım için takdir olunan 30.000-TL ve reddedilen maddi tazminat istemi için takdir olunan 1.000-TL olmak üzere, toplam 31.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 103,10-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 52‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 19-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 10-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/80090 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.