İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2878 E. 2022/4850 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmesel sorumluluk↗ aaüt↗ nispi vekalet ücreti↗ vekalet ücreti takdiri↗ maktu vekalet ücreti↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ bilirkişi incelemesi↗ kredi sözleşmesi↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı Lale Hazır Giyim A.Ş. arasında dört adet genel kredi sözleşmesi olup, davalılar bu sözleşmelerden sadece 14.07.2009 tarihli olanı kefil sıfatıyla imzaladıkları, icra takibinin dayanağı olarak kredi sözleşmesi dendiği ancak dayanılan sözleşmenin tarihinin ve numarasının belirtilmediği, yapılan bilirkişi incelemesi ile takibe dayanak borcun davalıların imzalamış oldukları 14.07.2009 tarihli sözleşmelerden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davalıların imzasının bulunduğu 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesinde dava dışı borçlu ile yapılmış önceki tarihli sözleşmelere bir atıf olmadığı gibi, davalıların önceki tarihli sözleşmelerden de sorumlu olacaklarına dair bir düzenlemeye de yer verilmediği, bu durumda davalıların sorumluluğu ancak imzalarının bulunduğu sözleşme içeriği ve kapsamı ile sınırlı olduğu, 14.07.2009 tarihli sözleşme uyarınca 130.000 Euro tutarındaki kredi borcu davalılar ile birlikte kefil olan dava dışı diğer kefil Çağlayan HES AŞ. tarafından ödendiği, davacının dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırdığının ispatlanamadığından dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerinde sorumluluklarının sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı sözleşmelerden sorumluluklarının olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesinde düzenlenen “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmü uyarınca davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine reddedilen dava değeri olan 290.000,00 TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmayıp kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de; yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden HUMK’un 438/7. gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6600 E. 2023/1454 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı Lale Hazır Giyim A.Ş. arasında dört adet «genel kredi sözleşmesi» olup, davalılar bu sözleşmelerden sadece 14.07.2009 tarihli olanı «kefil» sıfatıyla imzaladıkları, icra takibinin dayanağı olarak kredi sözleşmesi dendiği ancak dayanılan sözleşmenin tarihinin ve numarasının belirtilmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» ile takibe dayanak borcun davalıların imzalamış oldukları 14.07.2009 tarihli sözleşmelerden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davalıların imzasının bu …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı «kefilin» yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı «sözleşmelerden sorumluluklarının» olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «genel kredi sözleşmesine» «kefil» olan davalıların sorumluluğunun olup olmadığına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı Lale Hazır Giyim A.Ş. arasında dört adet «genel kredi sözleşmesi» olup, davalılar bu sözleşmelerden sadece 14.07.2009 tarihli olanı «kefil» sıfatıyla imzaladıkları, icra takibinin dayanağı olarak kredi sözleşmesi dendiği ancak dayanılan sözleşmenin tarihinin ve numarasının belirtilmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» ile takibe dayanak borcun davalıların imzalamış oldukları 14.07.2009 tarihli sözleşmelerden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davalıların imzasının bu …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı «kefilin» yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı «sözleşmelerden sorumluluklarının» olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/595 E. 2018/6489 K.
Ortak:nispi vekalet ücreti · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… arifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmü uyarınca davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalılar lehine reddedilen dava değeri olan 290.000,00 TL üzerinden hesaplanacak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru olmayıp kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de; yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar yararına …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı «kefilin» yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı «sözleşmelerden sorumluluklarının» olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu kaza sebebiyle geminin hasarlanmasında davalıların «kusuru» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ...Ş yararına «maktu vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
… creti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Ret «sebebi» davanın esasına yönelik bulunması nedeniyle mahkemece reddedilen miktar nazara alınarak hesaplanacak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, davalı ...Ş lehine yazılı şekilde «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının davasını ispat edemediği, dava konusu kaza sebebiyle geminin hasarlanmasında davalıların «kusuru» olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava konusu kaza sebebiyle geminin hasarlanmasında davalıların «kusuru» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ...Ş yararına «maktu vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
… creti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Ret «sebebi» davanın esasına yönelik bulunması nedeniyle mahkemece reddedilen miktar nazara alınarak hesaplanacak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, davalı ...Ş lehine yazılı şekilde «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4136 E. 2015/11791 K.
Ortak:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… arifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmü uyarınca davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalılar lehine reddedilen dava değeri olan 290.000,00 TL üzerinden hesaplanacak «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru olmayıp kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de; yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar yararına …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı «kefilin» yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı «sözleşmelerden sorumluluklarının» olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.Bu durum karşısında, kabul edilen üç ayrı dava yönünden davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için açıklanan düzenlemelere göre ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi ve kabul edilen tazminat istemleri bakımından ise hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 12. maddesine göre davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yalnızca kabul edilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ve «maktu vekalet ücretinin» altında kalacak şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… ı talep yönünden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için açıklanan düzenlemelere göre ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi ve reddedilen tazminat istemleri bakımından hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 12. maddesine göre davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yalnızca reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ve «maktu vekalet ücretinin» altında kalacak şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilan · haksız rekabet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tecavüz tarihinde tasarım başvurusunun «ilan» edilmediği, tasarım başvurusu yapıldığının karşı tarafa bildirildiğinin de kanıtlanmadığı, tasarım hakkı başvurunun ilanı ile başladığından ilandan önce gerçekleştirilen fiillerin tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı, ancak raporda ürünlerin benzer olduğu belirtildiğinden aynı tasarımların izinsiz kullanımının «haksız rekabet» oluşturduğu, dava konusu ürünün satış miktarı belirlenmediğinden «defter» kayıtlarından tazminat hesabı yapılamadığı gerekçesiyle, tasarım haklarına tecavüz ile itibar tazminatına ilişkin taleplerin reddine, haksız rekabetin tespitine, ö …
2-Dava, tasarım hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile diğer fer’i istemlere ilişkindir.
Somut olayda tasarım hakkına tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere üç ayrı dava açılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile «haksız rekabetin» tespitine, önlenmesine, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.Bu durum karşısında, kabul edilen üç ayrı dava yönünden davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi için açıklanan düzenlemelere göre ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi ve kabul edilen tazminat istemleri bakımından ise hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 12. maddesine göre davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yalnızca kabul edilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ve «maktu vekalet ücretinin» altında kalacak şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2878 E. , 2022/4850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2020 tarih ve 2019/468 E. - 2020/557 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tahsili için girişilen icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı banka ile dava dışı Lale Hazır Giyim Paz. ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesine müvekkillerinin müşterek ve müteselsil kefil olarak imza koyduklarını, davacının kredi bedelini ödemediğinden bahisle icra takibi başlattığını, müvekkillerinin takibe itiraz ettiklerini zira asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine dava dışı kefil Çağlayan Hes Enerji Üretim A.Ş.’nin davacı bankaya başvurarak kredi borcunu ödeyeceğini belirterek ödeme planı talep ettiğini ve bankanın istemi kabulü üzerine düzenli olarak bankaya ödeme yaptığını, buna rağmen bankanın müvekkillerine başvurmasının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı Lale Hazır Giyim A.Ş. arasında dört adet genel kredi sözleşmesi olup, davalılar bu sözleşmelerden sadece 14.07.2009 tarihli olanı kefil sıfatıyla imzaladıkları, icra takibinin dayanağı olarak kredi sözleşmesi dendiği ancak dayanılan sözleşmenin tarihinin ve numarasının belirtilmediği, yapılan bilirkişi incelemesi ile takibe dayanak borcun davalıların imzalamış oldukları 14.07.2009 tarihli sözleşmelerden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davalıların imzasının bulunduğu 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesinde dava dışı borçlu ile yapılmış önceki tarihli sözleşmelere bir atıf olmadığı gibi, davalıların önceki tarihli sözleşmelerden de sorumlu olacaklarına dair bir düzenlemeye de yer verilmediği, bu durumda davalıların sorumluluğu ancak imzalarının bulunduğu sözleşme içeriği ve kapsamı ile sınırlı olduğu, 14.07.2009 tarihli sözleşme uyarınca 130.000 Euro tutarındaki kredi borcu davalılar ile birlikte kefil olan dava dışı diğer kefil Çağlayan HES AŞ.
tarafından ödendiği, davacının dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırdığının ispatlanamadığından dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerinde sorumluluklarının sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda “dava dışı asıl borçluya 14.07.2009 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme dışında tekrar kredi kullandırıldığının ispatlanamaması ve dava dışı kefilin yapmış olduğu ödeme ile davalı kefillerin de sorumluluklarının sona ermesi ve davalıların imzalarının bulunmadığı sözleşmelerden sorumluluklarının olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13.
maddesinde düzenlenen “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmü uyarınca davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine reddedilen dava değeri olan 290.000,00 TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmayıp kararın bu yönlerden bozulması gerekir ise de; yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar yararına takdir edilen vekalet ücreti yönünden HUMK’un 438/7.
gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanana nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 3. bendinden “3.400,00-TL”nin çıkartılarak yerine “28.750,00-TL” yazılmasına, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, davacı banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı bankaya iadesine, 14/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794854300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz