Pay Devrinin Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/68 E. 2022/3967 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicili tescil ve ilan↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ hizmet bedeli↗ pay devri↗ ticaret sicili tescili↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ yargılama giderleri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ temlik↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilan↗ kusur↗ temsil↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davanın davacısının, davalı şirketteki hisselerini 12.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile birleşen dosyada davalı ...'a devrettiği, şirketin sicil dosyasından limited şirket hisse devir sözleşmesi ile devredilmesi sonrasında bu hisse devrinin kabulü ile şirketin temsil ve ilzamına ilişkin olarak şirket ortaklar kurulunca 12.03.2010 tarihli ve 2010/1 sayılı kararın alındığı ve hisse devrinin şirket pay defterine işlendiğinin görüldüğü, asıl ve birleşen davanın davacısının şirket hissesini geçerli bir biçimde birleşen davanın davalısına devrettiği, devrin davalı şirket açısından hüküm ve sonuç doğurduğu, devir işlemi ile ilgili olarak şirketçe yapılması gereken tüm usulü işlemlerin yapıldığı hatta hisse devrinin tescil ve ilanı için şirket müdürü tarafından 17.03.2010 tarihinde ticaret siciline başvuru yapılarak gerekli belgelerin sunulduğu, hisse devri konusunda davalı şirketin direngen durumda olmadığı, davacının hissesini temlik alan davalı ...'ın da dava öncesinde şirket müdürü sıfatıyla kararın tescil ve ilanı için ticaret siciline gerekli başvuruyu yaptığı, asıl ve birleşen davanın davacısı dava dilekçesinde Ticaret Odasını hasım gösterdiği, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğünün davalı sıfatını benimseyerek 28.05.2016 tarihli dilekçe ile davaya yanıt vermiş olduğu, bu durumda davanın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açıldığının kabulü gerektiği, limited şirket hisse devirlerinin ticaret siciline tescil ve ilanı zorunlu olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicil Tüzüğünün 28. maddesi hükümleri çerçevesinde usulüne uygun şekilde yapılan tescil taleplerini yerine getirmek zorunda olduğu, pay devrinin ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin davalı şirket müdürünün 17.03.2010 tarihli başvurusunun yasal koşulları taşımasına karşın tescil ve sicil gazetesinde ilanına ilişkin gerekli işlemin yapılmamış olması hatalı olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı ... Sicil Müdürlüğü yönünden açılan davanın kabulüne, davacının davalı şirketteki payını davalı ...’a devrine ilişkin davalı şirketin 12.03.2010 tarih ve 2010/1 nolu kararının tescil ve ilanına, asıl ve birleşen davanın diğer davalıları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürü ...'ın ortaklar kurulu kararının ilan ve tescili için 17/03/2010 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, ilan ve tescil için gerekli harç ve masrafları yatırdığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünün ise ...'ın davalı şirketin ortak olduğu gösterilmiş olmakla birlikte hisse devri ile ilgili ortaklar kurulu kararını tescil ve ilan edildiğine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Dava limited şirket hisse devir işleminin ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir. Olaya uygulanacak sicile başvuru tarihi itibariyle geçerli olan Ticaret Sicil Tüzüğünün 101. maddesinde yer alan "İlan metni, ücreti sicil memurluğu tarafından tescil sahiplerinden alınarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ne gönderilebileceği gibi, sahibi tarafından adı geçen Gazeteye götürülerek ilan ücretinin de gazete veznesine yatırılması mümkündür. Bu halde ilgili, ilan müsveddesini aldığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde ilanın yayınlandığı gazeteyi veya gazeteleri sicil memuruna vermek zorundadır. Şu kadar ki, tescil ve ilan için Kanunun belirleyeceği müddetin geçmemiş olduğu hallerde ilgili ilan vermeyi bu müddetin son gününe kadar geciktirebilir, bu durumda bir aylık müddet, kanuni müddetin geçmesiyle işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında sicile tescil ve ilanı gereken hizmetlerin varlığı halinde tescil talebinde bulunan kişinin tescil harcı ve hizmet bedeli yatırması yeterli olmayıp ayrıca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan ücretini bizzat ödeyerek ticaret sicil memurluğundan bu ilanın yapılmasını talep etmesi ya da ilan metnini bizzat sicil memurluğundan alıp Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi götürmesi ve ilanın yayınlanmasını sağlaması ve bu suretle tescili sağlaması gerekirken, davacının ilan ücretini yatırdığını ispat edememesi karşısında davalıya atfı kabil kusur bulunmadığının kabul edilerek, davalı aleyhine yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın yargılama giderleri yönünden bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9572 E. 2012/16408 K.
Ortak:yargılama giderleri · ticaret sicili · harç
İncelediğiniz karardaŞu kadar ki, tescil ve «ilan» için Kanunun belirleyeceği müddetin geçmemiş olduğu hallerde ilgili ilan vermeyi bu müddetin «son» gününe kadar geciktirebilir, bu durumda bir aylık müddet, kanuni müddetin geçmesiyle işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında sicile tescil ve ilanı gereken hizmetlerin varlığı halinde tescil talebinde bulunan kişinin tescil harcı ve «hizmet bedeli» yatırması yeterli olmayıp ayrıca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan ücretini bizzat ödeyerek «ticaret sicil» memurluğundan bu ilanın yapılmasını talep etmesi ya da ilan metnini bizzat sicil memurluğundan alıp Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi götürmesi ve ilanın yayınlanmasını sağlaması ve bu suretle tescili sağlaması gerekirken, davacının ilan ücretini yatırdığını ispat edememesi karşısında davalıya atfı kabil «kusur» bulunmadığının kabul edilerek, davalı aleyhine «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerekirken hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın yargılama giderleri yönünden bozulması gerekmiştir.
… e mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davanın davacısının, davalı şirketteki hisselerini 12.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile birleşen dosyada davalı ...'a devrettiği, şirketin sicil dosyasından «limited şirket» hisse devir sözleşmesi ile devredilmesi sonrasında bu «hisse devrinin» kabulü ile şirketin «temsil» ve ilzamına ilişkin olarak şirket ortaklar kurulunca 12.03.2010 tarihli ve 2010/1 sayılı kararın alındığı ve hisse devrinin şirket «pay defterine» işlendiğinin görüldüğü, asıl ve birleşen davanın davacısının şirket hissesini geçerli bir biçimde birleşen davanın davalısına devrettiği, devrin davalı şirket açısından hüküm ve sonuç doğurduğu, devir işlemi ile ilgili olarak şirketçe yapılması gereken tüm usulü işlemlerin yapıldığı hatta hisse devrinin tescil ve «ilanı» için «şirket müdürü» tarafından 17.03.2010 tarihinde «ticaret siciline» başvuru yapılarak gerekli belgelerin sunulduğu, hisse devri konusunda davalı şirketin direngen durumda olmadığı, davacının hissesini «temlik» alan davalı ...'ın da dava öncesinde şirket müdürü sıfatıyla kararın tescil ve ilanı için ticaret siciline gerekli başvuruyu yaptığı, asıl ve birleşen davanın davacısı dava dilekçesinde Ticaret Odasını hasım gösterdiği, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğünün davalı sıfatını benimseyerek 28.05.2016 tarihli dilekçe ile davaya yanıt vermiş olduğu, bu durumda davanın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açıldığının kabulü gerektiği, limited şirket hisse devirlerinin «ticaret siciline tescil» ve ilanı zorunlu olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicil Tüzüğünün 28. maddesi hükümleri çerçevesinde usulüne uygun şekilde yapılan tescil taleplerini yerine getirmek zorunda olduğu, «pay devrinin» ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin davalı şirket müdürünün 17.03.2010 tarihli başvurusunun yasal koşulları taşımasına karşın tescil ve sicil gazetesinde il …
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı «şirket müdürü» ...'ın «ortaklar kurulu» kararının «ilan» ve tescili için 17/03/2010 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, ilan ve tescil için gerekli «harç» ve «masrafları» yatırdığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünün ise ...'ın davalı şirketin ortak olduğu gösterilmiş olmakla birlikte «hisse devri» ile ilgili ortaklar kurulu kararını tescil ve ilan edildiğine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil …
Benzer bu karardaDava, TTK.nun 36 ncı maddesine dayalı bir dava da olmadığından, sicil aleyhine «harç», «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılardan Ticaret Sicil Memurluğu yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · yargılama gideri
Benzer bu karardaOysa, karara dayanak yapılan Ticaret Sicil Memurluğu'nun 01.04.2010 tarihli cevabi yazısında «tasfiye memurlarının» ... ve ... olduğu belirtilmiş ise de, dosyada mevcut sicil dosyasında 19.06.2002 tarihli genel kurulda «şirketin tasfiyesine», tasfiye memurları olarak «yönetim kurulu» üyeleri olan ..., ... ve ...’nın atanmasına karar verildiği, yine «faaliyet raporlarını» üç tasfiye memurunun imzaladığı, tasfiyeye ilişkin sicil gazetesi ilanlarında da davalı ...’in tasfiye memuru olarak adının geçtiği görülmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirketin «tasfiye» süreci tamamlanmadan «sicilden terkin» edildiği, davalı ...'in «tasfiye memuru» olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
2- Dava, dava dışı «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda, davalılardan Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» konumunda olup, davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8206 E. 2015/9281 K.
Ortak:ticaret sicili
İncelediğiniz kararda… e mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davanın davacısının, davalı şirketteki hisselerini 12.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile birleşen dosyada davalı ...'a devrettiği, şirketin sicil dosyasından «limited şirket» hisse devir sözleşmesi ile devredilmesi sonrasında bu «hisse devrinin» kabulü ile şirketin «temsil» ve ilzamına ilişkin olarak şirket ortaklar kurulunca 12.03.2010 tarihli ve 2010/1 sayılı kararın alındığı ve hisse devrinin şirket «pay defterine» işlendiğinin görüldüğü, asıl ve birleşen davanın davacısının şirket hissesini geçerli bir biçimde birleşen davanın davalısına devrettiği, devrin davalı şirket açısından hüküm ve sonuç doğurduğu, devir işlemi ile ilgili olarak şirketçe yapılması gereken tüm usulü işlemlerin yapıldığı hatta hisse devrinin tescil ve «ilanı» için «şirket müdürü» tarafından 17.03.2010 tarihinde «ticaret siciline» başvuru yapılarak gerekli belgelerin sunulduğu, hisse devri konusunda davalı şirketin direngen durumda olmadığı, davacının hissesini «temlik» alan davalı ...'ın da dava öncesinde şirket müdürü sıfatıyla kararın tescil ve ilanı için ticaret siciline gerekli başvuruyu yaptığı, asıl ve birleşen davanın davacısı dava dilekçesinde Ticaret Odasını hasım gösterdiği, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğünün davalı sıfatını benimseyerek 28.05.2016 tarihli dilekçe ile davaya yanıt vermiş olduğu, bu durumda davanın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açıldığının kabulü gerektiği, limited şirket hisse devirlerinin «ticaret siciline tescil» ve ilanı zorunlu olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicil Tüzüğünün 28. maddesi hükümleri çerçevesinde usulüne uygun şekilde yapılan tescil taleplerini yerine getirmek zorunda olduğu, «pay devrinin» ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin davalı şirket müdürünün 17.03.2010 tarihli başvurusunun yasal koşulları taşımasına karşın tescil ve sicil gazetesinde il …
Şu kadar ki, tescil ve «ilan» için Kanunun belirleyeceği müddetin geçmemiş olduğu hallerde ilgili ilan vermeyi bu müddetin «son» gününe kadar geciktirebilir, bu durumda bir aylık müddet, kanuni müddetin geçmesiyle işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında sicile tescil ve ilanı gereken hizmetlerin varlığı halinde tescil talebinde bulunan kişinin tescil harcı ve «hizmet bedeli» yatırması yeterli olmayıp ayrıca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan ücretini bizzat ödeyerek «ticaret sicil» memurluğundan bu ilanın yapılmasını talep etmesi ya da ilan metnini bizzat sicil memurluğundan alıp Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi götürmesi ve ilanın yayınlanmasını sağlaması ve bu suretle tescili sağlaması gerekirken, davacının ilan ücretini yatırdığını ispat edememesi karşısında davalıya atfı kabil «kusur» bulunmadığının kabul edilerek, davalı aleyhine «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması gerekirken hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın yargılama giderleri yönünden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · yasal hasım · yargılama gideri · ek tasfiye
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davalı Ticaret Sicil Memurluğunun şirket ihyasına ilişkin işbu davada «yasal hasım» konumunda bulunması nedeniyle, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden diğer davalı «tasfiye memurunun sorumlu» olacağının anlaşılacak olmasına göre, davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davacı ve davalı «tasfiye» memurunun temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/68 E. , 2022/3967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.02.2019 tarih ve 2016/359 E- 2019/66 K. sayılı kararın asıl davada davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.10.2020 tarih ve 2019/766 E- 2020/1032 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı ... Sicil Müdürlüğü temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili, davacının davalı şirketteki hissesini noterlikçe düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesiyle 12.03.2010 tarihinde birleşen davanın davalısı ...’a devrettiğini, davacının devir işleminin hiçbir şekilde tescil ve ilan edilmediğini, devir işleminin tescil ve ilan edilmediği için davacının halihazırda şirketin resmi ortağı olarak göründüğünü, davacının devir tarihinden sonraki şirketin tüm kamu alacaklarından ve diğer borçlarından sorumlu tutulduğunu, bu nedenle davacının davalı şirketteki hisselerine ilişkin olarak yaptığı devir işleminin tescil ve ilan edilmesi gerektiğini, söz konusu şirketin ortakları dağıldığı ve bir araya gelerek hisse devrine ilişkin olarak ortaklar genel kurulu kararı alamadığından dolayı bu durumun hisse devrinin tescil ve ilan edilememesi sonucunu doğurduğunu ileri sürerek, hisse devir işleminin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davanın davacısının, davalı şirketteki hisselerini 12.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile birleşen dosyada davalı ...'a devrettiği, şirketin sicil dosyasından limited şirket hisse devir sözleşmesi ile devredilmesi sonrasında bu hisse devrinin kabulü ile şirketin temsil ve ilzamına ilişkin olarak şirket ortaklar kurulunca 12.03.2010 tarihli ve 2010/1 sayılı kararın alındığı ve hisse devrinin şirket pay defterine işlendiğinin görüldüğü, asıl ve birleşen davanın davacısının şirket hissesini geçerli bir biçimde birleşen davanın davalısına devrettiği, devrin davalı şirket açısından hüküm ve sonuç doğurduğu, devir işlemi ile ilgili olarak şirketçe yapılması gereken tüm usulü işlemlerin yapıldığı hatta hisse devrinin tescil ve ilanı için şirket müdürü tarafından 17.03.2010 tarihinde ticaret siciline başvuru yapılarak gerekli belgelerin sunulduğu, hisse devri konusunda davalı şirketin direngen durumda olmadığı, davacının hissesini temlik alan davalı ...'ın da dava öncesinde şirket müdürü sıfatıyla kararın tescil ve ilanı için ticaret siciline gerekli başvuruyu yaptığı, asıl ve birleşen davanın davacısı dava dilekçesinde Ticaret Odasını hasım gösterdiği, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğünün davalı sıfatını benimseyerek 28.05.2016 tarihli dilekçe ile davaya yanıt vermiş olduğu, bu durumda davanın Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açıldığının kabulü gerektiği, limited şirket hisse devirlerinin ticaret siciline tescil ve ilanı zorunlu olduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicil Tüzüğünün 28.
maddesi hükümleri çerçevesinde usulüne uygun şekilde yapılan tescil taleplerini yerine getirmek zorunda olduğu, pay devrinin ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin davalı şirket müdürünün 17.03.2010 tarihli başvurusunun yasal koşulları taşımasına karşın tescil ve sicil gazetesinde ilanına ilişkin gerekli işlemin yapılmamış olması hatalı olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı ... Sicil Müdürlüğü yönünden açılan davanın kabulüne, davacının davalı şirketteki payını davalı ...’a devrine ilişkin davalı şirketin 12.03.2010 tarih ve 2010/1 nolu kararının tescil ve ilanına, asıl ve birleşen davanın diğer davalıları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürü ...'ın ortaklar kurulu kararının ilan ve tescili için 17/03/2010 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, ilan ve tescil için gerekli harç ve masrafları yatırdığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünün ise ...'ın davalı şirketin ortak olduğu gösterilmiş olmakla birlikte hisse devri ile ilgili ortaklar kurulu kararını tescil ve ilan edildiğine ilişkin Ticaret Sicil Gazetesinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
Dava limited şirket hisse devir işleminin ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir. Olaya uygulanacak sicile başvuru tarihi itibariyle geçerli olan Ticaret Sicil Tüzüğünün 101. maddesinde yer alan "İlan metni, ücreti sicil memurluğu tarafından tescil sahiplerinden alınarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ne gönderilebileceği gibi, sahibi tarafından adı geçen Gazeteye götürülerek ilan ücretinin de gazete veznesine yatırılması mümkündür. Bu halde ilgili, ilan müsveddesini aldığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde ilanın yayınlandığı gazeteyi veya gazeteleri sicil memuruna vermek zorundadır. Şu kadar ki, tescil ve ilan için Kanunun belirleyeceği müddetin geçmemiş olduğu hallerde ilgili ilan vermeyi bu müddetin son gününe kadar geciktirebilir, bu durumda bir aylık müddet, kanuni müddetin geçmesiyle işlemeye başlar." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında sicile tescil ve ilanı gereken hizmetlerin varlığı halinde tescil talebinde bulunan kişinin tescil harcı ve hizmet bedeli yatırması yeterli olmayıp ayrıca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan ücretini bizzat ödeyerek ticaret sicil memurluğundan bu ilanın yapılmasını talep etmesi ya da ilan metnini bizzat sicil memurluğundan alıp Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi götürmesi ve ilanın yayınlanmasını sağlaması ve bu suretle tescili sağlaması gerekirken, davacının ilan ücretini yatırdığını ispat edememesi karşısında davalıya atfı kabil kusur bulunmadığının kabul edilerek, davalı aleyhine yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın yargılama giderleri yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediğinin peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davanın davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne iadesine, 24/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793237200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz