İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1439 E. 2022/3941 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işletme devri↗ franchise sözleşmesi↗ ilamsız takip↗ bedel iadesi↗ bozma sonrası karar↗ adi ortaklık↗ usuli kazanılmış hak↗ kira sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ kazanılmış hak↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2021/1439 E. , 2022/3941 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.01.2017 tarih ve 2015/734 E- 2017/92 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.12.2020 tarih ve 2020/1997 E- 2020/1179 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait Buca Heykel Kahve Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini teslim ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, kesin devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme yetkisinin olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da franchise sözleşmesini ana firmayla yaptığını, müvekkilinin kira sözleşmesinde bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın dayanağını oluşturan 2014/11182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL asıl alacak ve ferilerine ilişkin ilamsız takip başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin taahhüt edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği bedeli iade alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, işletme devri sözleşmesinden iki gün önce imzalanan franchise sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca adi ortakların müteselsil sorumlu olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar bozulduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, bozma sonrası bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, bu aşamada, istinaf istemi üzerine esastan red kararı vermesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2153 E. 2024/285 K.
Ortak:işletme devri · franchise sözleşmesi · bozma sonrası karar · adi ortaklık · usuli kazanılmış hak · kira sözleşmesi · müteselsil sorumluluk · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, «kesin» devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme «yetkisinin» olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da «franchise sözleşmesini» ana firmayla yaptığını, müvekkilinin «kira sözleşmesinde» bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… dliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, «bozma sonrası» bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ger …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme devri · resmi belge · tanık beyanı · ticari işletme · münhasırlık · icra takibine itiraz · üçüncü kişi · garantörlük
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
… ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, «tanık beyanlarının» da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/390 E. 2020/3697 K.
Ortak:işletme devri · franchise sözleşmesi · adi ortaklık · kira sözleşmesi · müteselsil sorumluluk · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, «kesin» devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme «yetkisinin» olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da «franchise sözleşmesini» ana firmayla yaptığını, müvekkilinin «kira sözleşmesinde» bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme devri · resmi belge · tanık beyanı · ticari işletme · icra takibine itiraz · üçüncü kişi · garantörlük · kefil
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
… ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, «tanık beyanlarının» da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
Dava, «işletme devrine» ilişkin ön sözleşmede yazılı olan bakiye devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1439 E. , 2022/3941 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.01.2017 tarih ve 2015/734 E- 2017/92 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.12.2020 tarih ve 2020/1997 E- 2020/1179 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait Buca Heykel Kahve Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini teslim ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, kesin devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme yetkisinin olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da franchise sözleşmesini ana firmayla yaptığını, müvekkilinin kira sözleşmesinde bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın dayanağını oluşturan 2014/11182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL asıl alacak ve ferilerine ilişkin ilamsız takip başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin taahhüt edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği bedeli iade alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, işletme devri sözleşmesinden iki gün önce imzalanan franchise sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca adi ortakların müteselsil sorumlu olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar bozulduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, bozma sonrası bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, bu aşamada, istinaf istemi üzerine esastan red kararı vermesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/05/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde gösterilen delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/791232200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz