İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/390 E. 2020/3697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
garanti sorumluluğu↗ ticari işletme devri↗ resmi belge↗ işletme devri↗ franchise sözleşmesi↗ tanık beyanı↗ adi ortaklık↗ ticari işletme↗ kira sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ icra takibine itiraz↗ üçüncü kişi↗ garantörlük↗ kefil↗ ortaklık ilişkisi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamna göre; takibe dayanak 15.05.2014 tarihli ön sözleşmede Buca/Heykel adresinde bulunan davacı ... tarafından işletilen "Kahve Diyarı" adlı işletmenin, işletmeciliğinin 350.000 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000 TL'nin alındığı, kalan 300.000 TL'nin en geç iki ay zarfında 16.07.2014 tarihine kadar ödeneceğinin yazılı olduğu, davalı tarafça işletmenin kendisi tarafından devralınmadığı savunulmuş ise de ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair resmi belge bulunmadığı, davalı yurtdışında iken kira sözleşmesi, franchise sözleşmesi, vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının kefil yada garantör olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme devrine ilişkin ön sözleşmede yazılı olan bakiye devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davalının sözleşmedeki imzasını inkar etmediği gerekçesiyle davanın kabulü yönünde kurulan hüküm Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmış ve yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı işletme devrine dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait ticari işletmeyi davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır. Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, işletme devrine dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda adi ortakların kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 638/3. maddesi uyarınca adi ortakların, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacağı değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, davalı ve davadışı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve adi ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair yeni bir hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2153 E. 2024/285 K.
Ortak:ticari işletme devri · resmi belge · işletme devri · franchise sözleşmesi · tanık beyanı · adi ortaklık · ticari işletme · kira sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Benzer bu karardaDosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · usuli kazanılmış hak · münhasırlık · kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğundan davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu en «son» tarihli bozma ilamına göre de ilk derece mahkemesi kararı gibi davanın kabulüne ve % 20 icra inkâr tazminatına dair hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın …
… ölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 23/12/2020 tarih, 2020/1997 E. ve 2020/1179 K. sayılı kararıyla; bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
… dliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, «bozma sonrası» bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ger …
… myiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ön sözleşmede davalı müvekkilin imzası bulunmakta ise de, daha sonra asıl sözleşmenin ve dolayısıyla devrin «münhasıran» ...'a yapılmış olması, işyerinin adı geçen ... tarafından işletilmesi, resmi tüm belgelerin adı geçen ... namına olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğ …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1439 E. 2022/3941 K.
Ortak:işletme devri · franchise sözleşmesi · adi ortaklık · kira sözleşmesi · müteselsil sorumluluk · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Benzer bu kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, «kesin» devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme «yetkisinin» olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da «franchise sözleşmesini» ana firmayla yaptığını, müvekkilinin «kira sözleşmesinde» bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız takip · bedel iadesi · bozma sonrası karar · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · taahhütname · asıl alacak · icra inkar tazminatı
Benzer bu kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
… Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini «teslim» ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… dliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, «bozma sonrası» bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ger …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14495 E. 2017/134 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihya · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, Vergi Dairesince dava dışı şirkete tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların şirketin sicilden terkininden sonra davacılar tarafından ödendiği, ödemeleri yapan davacıların davadışı muhasebeciden talepte bulunabilecekleri, bu halde şirketin ihyasında davacıların «hukuki yararlarının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacılardan başka ortağı bulunmayan davadışı şirketin 6102 sayılı TTK 547. maddesi gereğince «ihyası» istemine ilişkindir.
Vergi ve cezalar davacılar tarafından ödenmiş olmakla birlikte doğan zarar, «ihyası» talep edilen şirketin zararıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/390 E. , 2020/3697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.01.2017 tarih ve 2015/734 E-2017/92 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.12.2018 tarih ve 2018/2260 E-2018/1504 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait Buca Heykel Kahve Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini teslim ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, kesin devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme yetkisinin olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, Abdülkadir Özdal'ın da franchise sözleşmesini ana firmayla yaptığını, müvekkilinin kira sözleşmesinde bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamna göre; takibe dayanak 15.05.2014 tarihli ön sözleşmede Buca/Heykel adresinde bulunan davacı ... tarafından işletilen "Kahve Diyarı" adlı işletmenin, işletmeciliğinin 350.000 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000 TL'nin alındığı, kalan 300.000 TL'nin en geç iki ay zarfında 16.07.2014 tarihine kadar ödeneceğinin yazılı olduğu, davalı tarafça işletmenin kendisi tarafından devralınmadığı savunulmuş ise de ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair resmi belge bulunmadığı, davalı yurtdışında iken kira sözleşmesi, franchise sözleşmesi, vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının kefil yada garantör olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme devrine ilişkin ön sözleşmede yazılı olan bakiye devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davalının sözleşmedeki imzasını inkar etmediği gerekçesiyle davanın kabulü yönünde kurulan hüküm Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmış ve yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı işletme devrine dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait ticari işletmeyi davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır. Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, işletme devrine dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda adi ortakların kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise icra takibine itiraz ettiği görülmüştür.
Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 638/3. maddesi uyarınca adi ortakların, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacağı değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, davalı ve davadışı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve adi ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair yeni bir hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/613050500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz