İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2153 E. 2024/285 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
garanti sorumluluğu↗ ticari işletme devri↗ resmi belge↗ işletme devri↗ franchise sözleşmesi↗ tanık beyanı↗ bozma sonrası karar↗ adi ortaklık↗ icra inkâr tazminatı↗ ticari işletme↗ usuli kazanılmış hak↗ kira sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ münhasırlık↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ üçüncü kişi↗ kazanılmış hak↗ garantörlük↗ kefil↗ ortaklık ilişkisi↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2017 tarih, 2015/734 E. ve 2017/92 K. sayılı kararıyla; takibe dayanak 15.05.2014 tarihli ön sözleşmede Buca/Heykel adresinde bulunan davacı ... tarafından işletilen "Kahve Diyarı" adlı işletmenin, işletmeciliğinin 350.000 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL'nin alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin en geç iki ay zarfında 16.07.2014 tarihine kadar ödeneceğinin yazılı olduğu, davalı tarafça işletmenin kendisi tarafından devralınmadığı savunulmuş ise de ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair resmi belge bulunmadığı, davalı yurtdışında iken kira sözleşmesi, franchise sözleşmesi, vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının kefil yada garantör olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.09.2020 tarih, 2019/390 E. ve 2020/3697 K. sayılı kararıyla ''... Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı işletme devrine dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait ticari işletmeyi davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır. Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, işletme devrine dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda adi ortakların kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 638/3. maddesi uyarınca adi ortakların, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacağı değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, davalı ve davadışı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve adi ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair yeni bir hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 23/12/2020 tarih, 2020/1997 E. ve 2020/1179 K. sayılı kararıyla; bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar bozulduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2021/1439 E. ve 2022/3941 K. sayılı kararıyla ''... 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, bozma sonrası bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, bu aşamada, istinaf istemi üzerine esastan red kararı vermesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğundan davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu en son tarihli bozma ilamına göre de ilk derece mahkemesi kararı gibi davanın kabulüne ve % 20 icra inkâr tazminatına dair hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ön sözleşmede davalı müvekkilin imzası bulunmakta ise de, daha sonra asıl sözleşmenin ve dolayısıyla devrin münhasıran ...'a yapılmış olması, işyerinin adı geçen ... tarafından işletilmesi, resmi tüm belgelerin adı geçen ... namına olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı müvekkilin devirle hukuki ya da fiili ilgisinin bulunmadığını bu sebeple davalı müvekkilin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mevcut tüm belge ve deliller, devire konu işyeriyle ve dolayısıyla borçla davalı müvekkilin hukuki veya fiili bir ilgisinin bulunmadığının açık göstergesi olduğunu, çelişkili ve tutarsız tanık anlatımlarıyla müvekkile borçlu sıfatı kazandırılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme devrine ilişkin ön sözleşmede yazılı olan bakiye devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/390 E. 2020/3697 K.
Ortak:ticari işletme devri · resmi belge · işletme devri · franchise sözleşmesi · tanık beyanı · adi ortaklık · ticari işletme · kira sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Benzer bu karardaDosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1439 E. 2022/3941 K.
Ortak:işletme devri · franchise sözleşmesi · bozma sonrası karar · adi ortaklık · usuli kazanılmış hak · kira sözleşmesi · müteselsil sorumluluk · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair «resmi belge» bulunmadığı, davalı yurtdışında iken «kira sözleşmesi», «franchise sözleşmesi», vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının «kefil» yada «garantör» olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı «işletme devrine» dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait «ticari işletmeyi» davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte «adi ortaklık» olarak «ticari işletmenin devri» karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır.
Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, «işletme devrine» dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda «adi ortakların» kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise «icra takibine itiraz» ettiği görülmüştür.
Benzer bu kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
Davalı vekili, ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, «kesin» devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme «yetkisinin» olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ... ...'ın da «franchise sözleşmesini» ana firmayla yaptığını, müvekkilinin «kira sözleşmesinde» bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… dliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, «bozma sonrası» bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız takip · bedel iadesi · taahhütname · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… 182 sayılı takip dosyasında "15.05.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" ibaresiyle takip konusu belirtilerek davalı ile dava dışı ... hakkında 300.000,00 TL «asıl alacak» ve ferilerine ilişkin «ilamsız takip» başlatıldığı, takibe dayanak "Buca Heykel Kahve Diyar Ön Sözleşmesi" başlıklı belgede davacı tarafından işletilen işletmenin 350.000,00 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle takip borçlusu dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin 2 ay zarfında en geç 16.07.2014 tarihinde ödeneceğinin «taahhüt» edildiği, alıcının kira kontratı düzenlenmemesi halinde verdiği «bedeli iade» alma hakkının saklı olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine davalı adına bir devir gerçekleşmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından, «işletme devri» sözleşmesinden iki gün önce imzalanan «franchise sözleşmesi» ile esasen işletmenin sadece dava dışı Abdulkadir'e devri hususunda adi ortaklar kendi aralarında anlaştığı için 6098 saylı Türk Borçlar Kanunu 638/3 maddesi uyarınca «adi ortakların» «müteselsil sorumlu» olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozmaya uyulmakla «usuli kazanılmış hak» oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece …
… Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini «teslim» ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2153 E. , 2024/285 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1201 Esas, 2023/92 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait Buca Heykel Kahve Diyarı adlı işletmenin davalı ... ve dava dışı ...'a devri konusunda taraflar arasında 15.05.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ertesi gün işyerini teslim ettiğini, sözleşmede yazılı 50.000,00 TL ödenmiş ise de 16.07.2014 tarihinde ödeneceği belirtilen bakiye 300.000,00 TL'nin ödenmediğini, müvekkilinin borçlular hakkında takip başlattığını davalının takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ön sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı ile müvekkilinin bir araya gelmediğini, kesin devrin gerçekleşmediğini, ... tarafından işletmenin devralındığını, müvekkilinin işyeri ile hukuki veya fiili bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre davacının işyerini devretme yetkisinin olmadığını öğrendiğini, bayilik veren ana firma yetkilileri bayiliklerin izinsiz devir yapmalarının yasak olduğunu bildirdiklerini, ...'ın da franchise sözleşmesini ana firmayla yaptığını, müvekkilinin kira sözleşmesinde bile adının geçmediğini, dolayısıyla davacının işyerini devir yetkisinin olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2017 tarih, 2015/734 E. ve 2017/92 K. sayılı kararıyla; takibe dayanak 15.05.2014 tarihli ön sözleşmede Buca/Heykel adresinde bulunan davacı ... tarafından işletilen "Kahve Diyarı" adlı işletmenin, işletmeciliğinin 350.000 TL karşılığında 16.05.2014 tarihi itibariyle dava dışı ... ve davalı ...'e devredileceği, bunun karşılığında 50.000,00 TL'nin alındığı, kalan 300.000,00 TL'nin en geç iki ay zarfında 16.07.2014 tarihine kadar ödeneceğinin yazılı olduğu, davalı tarafça işletmenin kendisi tarafından devralınmadığı savunulmuş ise de ön sözleşmeye davalı adına atılan imzaya herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi ön sözleşmenin aksini ispatlar şekilde yazılı başkaca bir delilin de sunulmadığı, tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin11.12.2018 tarih, 2018/2260 E. ve 2018/1504 K. sayılı kararıyla; işyerinin davalı tarafından işletildiğine dair resmi belge bulunmadığı, davalı yurtdışında iken kira sözleşmesi, franchise sözleşmesi, vergi levhası ve bakiye borç için bonoların davadışı ... adına düzenlendiği, davalının ön sözleşmede adı ve imzası olsada devir işleminin davadışı kişi adına yapıldığı ve davalının kefil yada garantör olarak sorumluluğunun da düzenlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.09.2020 tarih, 2019/390 E. ve 2020/3697 K. sayılı kararıyla ''... Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşme başlıklı işletme devrine dair sözleşme düzenlendiği, davacının kendisine ait ticari işletmeyi davalı ile adi ortak olan ...’a birlikte devir borcunu üstlendiği, davalının da davadışı ... ile birlikte adi ortaklık olarak ticari işletmenin devri karşılığında 350.000 TL ödemeyi üstlendikleri, davalı ve davadışı ...’ın 50.000 TL kısmi ifada bulundukları anlaşılmaktadır. Her nekadar davacı, davalı ve davadışı ...’ın işletmeyi birlikte devraldığını iddia etmis ise de, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, işletme devrine dair 15.05.2014 tarihli sözleşmeden daha önce imzalanan 13.05.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi ile esasen işletmenin sadece ...’a devri hususunda adi ortakların kendi aralarında anlaşmış olduğu, 15.05.2014 tarihli Ön Sözleşmede ise her iki ortağın da imzasının bulunduğu, bu sebeple icra takibinin her iki ortak aleyhine yapıldığı, ...’ın takibe itiraz etmediği, davalı ...’in ise icra takibine itiraz ettiği görülmüştür.
Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 638/3. maddesi uyarınca adi ortakların, bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacağı değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, davalı ve davadışı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve adi ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hatalı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair yeni bir hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 23/12/2020 tarih, 2020/1997 E. ve 2020/1179 K. sayılı kararıyla; bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğu, davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar bozulduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2022 tarih, 2021/1439 E. ve 2022/3941 K. sayılı kararıyla ''... 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması halinde, bozulan karar bölge adliye mahkemesi kararı olup, bozma sonrası bölge adliye mahkemesinin kendisi işin esası hakkında yeniden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, bu aşamada, istinaf istemi üzerine esastan red kararı vermesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluştuğundan davalının ön sözleşme başlıklı belge gereğince sorumlu tutulabileceği, hakkında icra takibi yapılabileceği, bu çerçevede davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu en son tarihli bozma ilamına göre de ilk derece mahkemesi kararı gibi davanın kabulüne ve % 20 icra inkâr tazminatına dair hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ön sözleşmede davalı müvekkilin imzası bulunmakta ise de, daha sonra asıl sözleşmenin ve dolayısıyla devrin münhasıran ...'a yapılmış olması, işyerinin adı geçen ... tarafından işletilmesi, resmi tüm belgelerin adı geçen ... namına olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı müvekkilin devirle hukuki ya da fiili ilgisinin bulunmadığını bu sebeple davalı müvekkilin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mevcut tüm belge ve deliller, devire konu işyeriyle ve dolayısıyla borçla davalı müvekkilin hukuki veya fiili bir ilgisinin bulunmadığının açık göstergesi olduğunu, çelişkili ve tutarsız tanık anlatımlarıyla müvekkile borçlu sıfatı kazandırılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme devrine ilişkin ön sözleşmede yazılı olan bakiye devir bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030620900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz