Ortaklıktan çıkma | Ayrılma akçesi | Ortaktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6313 E. 2022/4505 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 638/2↗ ayrılma akçesi↗ esas sermaye payı↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ hakim ortak↗ haklı sebep↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ hakkaniyet↗ derdestlik↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ ortaklık ilişkisi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ıslah↗ dava sebebi↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında ortaklık ilişkisinin devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira limited şirketlerin nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket tüzel kişiliğinde gerçekleşmiş olsa da kâr dağıtılmaması ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile hakim ortaklar arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve derdest davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde haklı sebep olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce ayrılma akçesi belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını ıslah ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Karar,davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin Türk Kanunları'na göre kurulmuş Türk Lirası sermayeli bir şirket olmasına, çıkma payının döviz cinsinden hesaplanamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, %10 şirket payına karşılık gelen gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasını talep etmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulü ile TTK 638/2. maddesi uyarınca davacı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına, TTK'nın 641. maddesi gereğince hesaplanan 977.181,56 TL ayrılma akçesinin, 14/12/2016 hüküm tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı sebebin varlığı gözetilerek davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını ıslah ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerini isteme hakkını haizdir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin dava veya ıslah dilekçesi tarihi değil, ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanmasının gerektiği gözetildiğinde bu hususun ikinci ıslah niteliğinde değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Buna göre mahkemece ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin feshi | Tasfiye | Ortaktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2255 E. 2015/8166 K.
Ortak:esas sermaye payı · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · haklı sebep · limited şirket · kâr payı · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı «sebebin» varlığı gözetilerek davacı ortağın «ortaklıktan çıkma» talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, «esas sermaye payının» gerçek değerini isteme hakkını haizdir.
Buna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında «ortaklık ilişkisinin» devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira «limited şirketlerin» nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket «tüzel kişiliğinde» gerçekleşmiş olsa da kâr «dağıtılmaması» ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile «hakim ortaklar» arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve «derdest» davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde «hakkaniyet» ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde «haklı sebep» olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce «ayrılma akçesi» belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Benzer bu kararda… er ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir..." hükmünü, 641/1. maddesinin ise "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmünü içerdiğini, taraflar arasında uzun süreden beri devam eden bir anlaşmazlığın bulunduğu, davacının «ortaklıktan çıkma» talebinin yerinde görüldüğü, davacının davalı şirket bünyesindeki pay oranı ve bu payın değerinin bilirkişilerce tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, da …
TTK'nın anılan maddesinde haklı sebeplerin bulunması ve «şirketin feshine» karar verilmesinin talep edilmesi halinde mahkemenin «fesih» yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, mahkemenin haklı «sebebin» varlığını gözeterek neticeten «çıkma payının» belirlenmesine ilişkin görüşünde açıklanan hukuki nitelik itibariyle sonucu bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
… sayılı TTK'nın 638/2 ve 641/1. maddelerine dayalı olarak ortaklıktan çıkmasına izin verilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de esasen anılan madde hükmü «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izne ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'da somut uyuşmazlıkta olduğu şekilde kural olarak «anonim şirket» ortaklığından çıkmaya izin verilmesine ilişkin bir düzenlenme bulunmadığı gibi limited şirketlere ilişkin olarak bahsi geçen hükümlerin anonim şirketler bakımından …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirketin feshi · harç tamamlama · maktu harç · şirketin feshi · fesih · anonim şirket · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, işbu davada davacı dava dilekçesinde izah ettiği iddialara dayalı olarak «haklı sebepler» bulunduğundan bahisle davalı «anonim şirketin feshine» karar verilmesini istemiş, dava aşamasında mahkeme huzurunda alınan beyanında da %30 şirket payına karşılık gelen gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasını talep etmiştir.
2- Kabule göre de, dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup, davacının «çıkma payı» talebi üzerine «harç tamamlattırılmadan» davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava, «anonim şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
TTK'nın anılan maddesinde haklı sebeplerin bulunması ve «şirketin feshine» karar verilmesinin talep edilmesi halinde mahkemenin «fesih» yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, mahkemenin haklı «sebebin» varlığını gözeterek neticeten «çıkma payının» belirlenmesine ilişkin görüşünde açıklanan hukuki nitelik itibariyle sonucu bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
-
Ortaklıktan çıkma | Ayrılma akçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4286 E. 2019/4715 K.
Ortak:çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı · ıslah · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında «ortaklık ilişkisinin» devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira «limited şirketlerin» nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket «tüzel kişiliğinde» gerçekleşmiş olsa da kâr «dağıtılmaması» ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile «hakim ortaklar» arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve «derdest» davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde «hakkaniyet» ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde «haklı sebep» olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce «ayrılma akçesi» belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Mahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı «sebebin» varlığı gözetilerek davacı ortağın «ortaklıktan çıkma» talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, «esas sermaye payının» gerçek değerini isteme hakkını haizdir.
Buna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ettiği, şirketin faaliyet alanı ile ilgili davacı ile şirket arasında anlaşmazlık çıktığı, uyuşmazlıkların mahkemeye intikal ettiği, taraflar arasındaki karşılıklı «güven ilişkisinin» ortadan kalktığı ve şirket ortaklarının asıl amacının şirketten kâr «payı» almak olduğu göz önüne alındığında «ortaklıktan çıkma» şartlarının oluştuğu, «çıkma payının» karar tarihine en yakın tarih olan değeriyle tahsil edileceğine ilişkin kural gözetildiğinde hesaplamayı nasıl yaptığını açıklamasa da mahkemenin karar tarihindeki kur üzerinden hesap yaptığı, karar tarihi olan 14.12.2016 tarihli TCMB döviz efektif satış kuru itibariyle davacı payının değerinin 1.003,313,71TL olduğu, talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden «ıslah» edilen miktara göre karar verilmesinde bir hata olmadığı, Türk parası sermayeli şirketin çıkma payının yabancı para üzerinden ödenmesi isteğinin yasal görülmediği, marka değeri olarak beyan edilen değerin davalı şirketin sektördeki pazar payı olabileceği, ancak pazar payı isteğinin ayrıca değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağı, şirketin tescilli bir markasının varlığının da iddia ve ispat edilmediği, aktiflerin «rayiç değer» üzerinden değerlendirilerek düzeltilmiş bilanço üzerinden davacının çıkma payı belirlendiği, çıkma kararının taraflar arasındaki güvensizlik gözetildiğinde her iki …
… arasında anlaşmazlık çıktığı, davacının ortaklar genel kuruluna davet edilmediği, şirkete ait kayıtları davacının inceleyemediği, şirketin kurulduğundan bu yana kâr «payı» dağıtmadığı, şirketin kuruluşuna mucip olan fiil veya şahsi mülahazaların şirket maksadının husulünü imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
1- Dava «limited şirket ortaklığından» haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · rayiç değer · ortaklar kurulu kararı · denetime elverişlilik · havale
Benzer bu kararda… ettiği, şirketin faaliyet alanı ile ilgili davacı ile şirket arasında anlaşmazlık çıktığı, uyuşmazlıkların mahkemeye intikal ettiği, taraflar arasındaki karşılıklı «güven ilişkisinin» ortadan kalktığı ve şirket ortaklarının asıl amacının şirketten kâr «payı» almak olduğu göz önüne alındığında «ortaklıktan çıkma» şartlarının oluştuğu, «çıkma payının» karar tarihine en yakın tarih olan değeriyle tahsil edileceğine ilişkin kural gözetildiğinde hesaplamayı nasıl yaptığını açıklamasa da mahkemenin karar tarihindeki kur üzerinden hesap yaptığı, karar tarihi olan 14.12.2016 tarihli TCMB döviz efektif satış kuru itibariyle davacı payının değerinin 1.003,313,71TL olduğu, talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden «ıslah» edilen miktara göre karar verilmesinde bir hata olmadığı, Türk parası sermayeli şirketin çıkma payının yabancı para üzerinden ödenmesi isteğinin yasal görülmediği, marka değeri olarak beyan edilen değerin davalı şirketin sektördeki pazar payı olabileceği, ancak pazar payı isteğinin ayrıca değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağı, şirketin tescilli bir markasının varlığının da iddia ve ispat edilmediği, aktiflerin «rayiç değer» üzerinden değerlendirilerek düzeltilmiş bilanço üzerinden davacının çıkma payı belirlendiği, çıkma kararının taraflar arasındaki güvensizlik gözetildiğinde her iki …
17.12.2013 «havale» tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda davacının haklı neden olarak ileri sürdüğü kendisine bilgi verilmediği, toplantılara davet edilmediği, şirket evraklarını inceleyemediği, şirketin kendisi ile aynı alanda faaliyet göstererek davacıyı zarara uğrattığı iddialarının doğru olmadığı dolayısıyla haklı neden teşkil etmediği belirtilmiştir.
Dosya kapsamı itibariyle de bu iddiaların doğru olmadığı, davacının «ortaklar kurulu» toplantılarına katıldığı, kendisine şirketin evraklarını inceleyebilmesi için yer ve zaman bildirildiği, şirket ile davacı arasında aynı alanda faaliyet gösterilmeyeceğine ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmadığı anlaşılmaktadır.
… kişi raporuna itibar edilmiyorsa bu durum kararda belirtilerek, bilirkişi raporunda doğru olmadığı değerlendirilen davacı iddialarının hangi delil ve gerekçeler ile «ortaklıktan çıkma» için haklı neden kabul edildiğinin Yargıtay «denetimine elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerekirken kendi içinde çelişki oluşturacak gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2571 E. 2017/5023 K.
Ortak:esas sermaye payı · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı · dava sebebi
İncelediğiniz karardaMahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı «sebebin» varlığı gözetilerek davacı ortağın «ortaklıktan çıkma» talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, «esas sermaye payının» gerçek değerini isteme hakkını haizdir.
Buna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin Türk Kanunları'na göre kurulmuş Türk Lirası sermayeli bir şirket olmasına, «çıkma payının» döviz cinsinden hesaplanamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmiştir.
Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun «teminat» altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Davacı iddiaları ve delilleri değerlendirildiğinde çıkma isteminin haklı «sebebe» dayandığı anlaşılmakla, davacı ortağın «limited şirketten» «çıkma payının» hesaplanması yoluna gidilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK 641/1 maddesi hükmü “Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.” gereğince «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekirken, şirketin «defter» kayıtlarına göre «bilanço esas» değeri üzerinden davacı hissesine isabet eden miktarı belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço esası · limited şirkette ortaklıktan çıkma · şirketin feshi · teminat · e-defter
Benzer bu karardaAncak, 6102 sayılı TTK 641/1 maddesi hükmü “Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.” gereğince «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekirken, şirketin «defter» kayıtlarına göre «bilanço esas» değeri üzerinden davacı hissesine isabet eden miktarı belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle b …
… evam ettirmesi olduğunu ve tek kişi tarafından şirket kurulmasına cevaz verilmesi göz önüne alındığında ve talebin şirkette çıkmaya ilişkin olduğu da gözetildiğinde «şirketin feshi» ve tasfiyesine mahkeme kendiliğinde karar verme imkanı bulunmadığı, somut olayda şirketten çıkmaya ilişkin haklı nedenin bulunduğu, öte yandan şirketin gayri faal olması nedeniyle çıkma halinde mali durumunun etkilenme olanağı da bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile yapılan hesaplamaya göre davacının «çıkma payının» 166.361,53 TL olduğu, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmiştir.
Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun «teminat» altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Davacı iddiaları ve delilleri değerlendirildiğinde çıkma isteminin haklı «sebebe» dayandığı anlaşılmakla, davacı ortağın «limited şirketten» «çıkma payının» hesaplanması yoluna gidilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13294 E. 2014/3640 K.
Ortak:çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaBuna göre mahkemece «ortaklıktan çıkma payının», şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan «bilirkişi raporuna itirazlarını» da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin Türk Kanunları'na göre kurulmuş Türk Lirası sermayeli bir şirket olmasına, «çıkma payının» döviz cinsinden hesaplanamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, «limited şirket ortaklığından» haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2-Dava haklı nedenle «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izin verilmesi, çıkma ve kâr «payının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde «çıkma payının» dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş ise de, bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
… lmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacının haklı nedenle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 75.316,35 TL «ortaklıktan çıkma» akçesinin davalıdan tahsiline, fazlaya dair ve sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili dava dilekçesinde «çıkma payının» dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş ise de, bu konuda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi · derdestlik · limited şirket
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında «ortaklık ilişkisinin» devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira «limited şirketlerin» nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket «tüzel kişiliğinde» gerçekleşmiş olsa da kâr «dağıtılmaması» ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile «hakim ortaklar» arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve «derdest» davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde «hakkaniyet» ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde «haklı sebep» olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce «ayrılma akçesi» belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını «ıslah» ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
2-Dava, «limited şirket ortaklığından» haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
Dava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6313 E. , 2022/4505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.11.2020 tarih ve 2019/763 E. - 2020/778 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette %10 paya sahip bulunduğunu, şirketin faaliyetleri ile ilgili davacıya hiç bilgi verilmediğini, toplantılara çağrılmadığını, şirketin mali durumunun davacıdan gizlendiğini, şirketin hileli işlemlerle zarara uğratıldığını, kâr payı dağıtılmadığını, taraflar arasında davalar olduğunu, aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürerek davacının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL çıkma payının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17/10/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 287.482,44 Euro'ya (977.181.56 TL) yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının oğlu Uğur Sönmezyuva’nın şirkette 21/08/2006 - 07/01/2010 tarihleri arasında müdürlük görevinde bulunduğunu, müdürün görevinden ayrılmasından sonra şirketin kâra geçtiğini, elde edilen kârın şirketin geçmiş yıllarındaki zararların kapatılmasında kullanıldığını, davacıya bilgi verildiğini, toplantılara katıldığını, şirketin faaliyetinin Serbest Bölgede olması nedeniyle çok sıkı denetlendiğini, hileli işlemlerle şirketi zararlandırıcı işlem yapma imkanı bulunmadığını, davacının çıkma için haklı nedeni olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, ortaklar arasında ortaklık ilişkisinin devam edebilmesi için güvene dayalı bir ilişki tesis edilmesi gerektiği, süreç içerisinde taraflar arasında bu anlamda bir birliktelik kalmamış ise ortaklığı yürütmenin taraflara ve şirkete herhangi bir faydasının kalmayacağı, zira limited şirketlerin nitelikleri itibariyle ortaklık yapısında kişi unsuru ağır bastığı, 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının diğer ortaklarla birlikte sermaye arttırımına katıldığı, davalı şirkete borç da vermiş olmasına rağmen şirketin kâr dağıtacak seviyeye erişemediği, bu sebeple davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren zarar edecek şekilde işletilmiş olmasından kalıcı biçimde zarar gördüğü, zarar şirket tüzel kişiliğinde gerçekleşmiş olsa da kâr dağıtılmaması ve sürekli sermaye ihtiyacı çekmesi karşısında şirkete ortak olduğu günden beri davacının bundan kaçınılmaz biçimde etkilendiği, davalı şirket ile hakim ortaklar arasındaki alacak borç ilişkileri dikkate alındığında zararların istenmeden değil aksine hakim ortakların bilinçli işletme politikaları sebebiyle oluştuğu sonucuna varılması gerektiğinin rapor içeriğinde ayrıntılı biçimde açıklandığı, sürekli zarar etmeye ve kâr dağıtmamaya dayalı işletme biçiminin ortaya çıkmasında haklı ve işletmesel olarak reel sebeplerin bulunduğunu ispat yükümlülüğünün yönetim yetkisi hakim ortaklarda bulunduğundan davalı şirkete ait olması gerektiği, ayrıca davacı ile davalı arasındaki icra takibi ve derdest davalarda ortaklık ilişkisinde tarafların birbirine güveninin kalmadığının ve ortaklığın bu haliyle devam etmesinin mümkün olmadığının kanıtlarından olduğu, böyle bir durumda bir ortak için ortaklıkta kalma çekilmez bir hal almış ise ortağın şirketten ayrılmasına izin vermemenin hiç bir şekilde hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı, davacının şirketin kurucu ortaklarından olduğu, kurulduğundan itibaren hiç kâr dağıtmayan, sürekli sermaye ihtiyacı doğan bu kapsamda davacının da şirkete süreç içerisinde borç para vermesine rağmen kârlık elde etmeyen şirket için ve bu kardan istifade edemeyen davacı için hakim ortaklara ve şirkete güven duygusunun zedelenmemiş olmasını beklemenin kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı için şirketten ayrılmayı haklı gösterecek tüm koşulların oluştuğunun kabul edildiği, yine taraflar arasında görülen Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/251 esas sayılı dava dosyasındaki uyuşmazlık noktaları ve dava içeriğinin tarafların ortaya koyduğu iradeyi net bir biçimde belirlediği, limited şirketlerde kişi unsuru ağır bastığından ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı kabul edildiğine göre bu hal davacı ortağın şirketten çıkma talebinde haklı sebep olarak kabul edildiği, mahkemece daha önce ayrılma akçesi belirlendiği, bu belirlenen miktara göre davacının davasını ıslah ettiği, ikinci bir ıslahın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı taraf ayrılma akçesini güncel verilere göre belirlenmesini talep etmiş ise de davacının ıslah ettiği tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına, 977.181,56 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Karar,davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin Türk Kanunları'na göre kurulmuş Türk Lirası sermayeli bir şirket olmasına, çıkma payının döviz cinsinden hesaplanamayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, %10 şirket payına karşılık gelen gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasını talep etmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulü ile TTK 638/2. maddesi uyarınca davacı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına, TTK'nın 641. maddesi gereğince hesaplanan 977.181,56 TL ayrılma akçesinin, 14/12/2016 hüküm tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, 6102 sayılı TTK 638/2. maddesi uyarınca haklı sebebin varlığı gözetilerek davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma öncesi ayrılma akçesinin belirlendiği, davacının belirlenen bu miktara göre davasını ıslah ettiği, ikinci bir ıslahın ve ıslah edilen tutardan fazlasına hükmetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozma öncesi hesaplanan tutar ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuşsa da; haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerini isteme hakkını haizdir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin dava veya ıslah dilekçesi tarihi değil, ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanmasının gerektiği gözetildiğinde bu hususun ikinci ıslah niteliğinde değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Buna göre mahkemece ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanması amacıyla, davacının bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenen sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790713300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz