Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6100 E. 2022/3227 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ taleple bağlılık ilkesi↗ destekten yoksun kalma tazminatı↗ taleple bağlılık↗ kıyasen uygulama↗ temerrüt tarihi↗ kesinlik sınırı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ıslah↗ avans faizi↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulü ile davacı ... için 140.015,36 TL, davacı ... için 59,984,64 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, diğer istinaf itirazlarını kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 134.642,75-TL davacı ... için 57.682,93-TL olmak üzere toplam 192.325,68-TL'nin temerrüt tarihi olan 19.12.2011 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 72.070 TL’dir.
Somut olayda davacı ... için 156.289,90 TL, davacı ... için 43.710,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL’nin tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 140.015,36 TL, davacı ... için 59.984,64 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... için 134.642,75 TL, davacı ... için 57.682,93 TL olmak üzere toplam 192.325,68 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu hükme karşı davacı yan temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bu durumda temyiz başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile reddedilen toplam 7.674,32 TL için yapılmış olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre temyiz eden yönünden hüküm, kesinlik sınırı altında kalmaktadır.
HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(2) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
(3) Dava, destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilikindir.
6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
Davacı ... için 250,00 TL’nin tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesi ile bu miktar 43.710,10 TL’ye çıkartılmış olup; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından talep aşımı oluşturacak şekilde 57.682,93 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3995 E. 2021/2328 K.
Ortak:talep aşımı
İncelediğiniz karardaDavacı ... için 250,00 TL’nin tahsili talep edilmiş, «ıslah» dilekçesi ile bu miktar 43.710,10 TL’ye çıkartılmış olup; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından «talep aşımı» oluşturacak şekilde 57.682,93 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaSomut olayda davacılar takip talebinde, 67.570,00 TL «asıl alacak» ile 45,36 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 67.615,36 TL'nin faizi ile davalı bankadan icra marifetiyle tahsilini talep etmiş; davalı bankanın borca ve fer'ilerine yönelik itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11410 E. 2016/6298 K.
Ortak:ıslah · temerrüt · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın kabulü ile davacı ... için 140.015,36 TL, davacı ... için 59,984,64 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL «destekten yoksun kalma tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, diğer istinaf itirazlarını kabulü ile mahkeme kararının «kaldırılarak yeniden» esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 134.642,75-TL davacı ... için 57.682,93-TL olmak üzere toplam 192.325,68-TL'nin «temerrüt tarihi» olan 19.12.2011 itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
HMK'nın 366. maddesi delaletiyle «kıyasen uygulanması» gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, «kesin» olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. (3) Dava, «destekten yoksun kalma tazminatının» tahsili istemine ilikindir.
Benzer bu karardaMüdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde «tasfiye» işlemi tescil edildiği halde «kesin» bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin «kaydının» silineceği yönünde şirkete «ihtarda» bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1- Davacı tarafça, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «ıslah» dilekçesi ile de tasfiye halinde ...
Somut olayda, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesi ile, tazminatın davalılardan tahsili ile «tasfiye» halinde ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · anonim şirket yönetim kurulu · esas sözleşme · ibra · tasfiye memuru · fesih · anonim şirket · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar bakımından genel kurulca alınan «ibra» kararının ortakların dava açma hakkını engellemeyeceği, çünkü ortaklığın aldığı ibra kararının ancak ortaklığın kendi hakkı yönünde olduğu, yerleşmiş yargı içtihatları ve TTK hükümlerine göre «tasfiye memurlarının» kanuna, «esas sözleşmeye», iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek 3. şahısları veya şirket ortaklarını zarara uğratırlarsa «kusursuzluklarını ispat» etmedikçe bundan sorumlu olacakları, 05/11/2010 tarihli genel kurulda şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın seçildiği, ...
1- Davacı tarafça, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «ıslah» dilekçesi ile de tasfiye halinde ...
Müdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde «tasfiye» işlemi tescil edildiği halde «kesin» bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin «kaydının» silineceği yönünde şirkete «ihtarda» bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10512 E. 2018/5578 K.
Ortak:taleple bağlılık
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · feri müdahil · olumsuz oy · işlemiş faiz
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Bu durumda mahkemece, bilirkişiden faiz hususundaki itirazların değerlendirildiği ek rapor alınmadan itiraza uğramış bilirkişi raporundaki faiz tutarlarının benimsenip asıl alacağa ilave edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı ile «feri müdahil» ... yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6100 E. , 2022/3227 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2017 tarih ve 2013/197 E- 2017/1090 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.06.2020 tarih ve 2018/1629 E- 2020/748 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ankara İvedik OSB de bulunan Özkanlar Hidrolik Makine Yedek Parça San. ve Tic Ltd. Şti. nezdinde aylık 1.750,00-TL maaşla çalışan davacılar murisi ...'nın, işyerinde 03.02.2011 tarihinde meydana gelen patlamada hayatını kaybettiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2011/17600 nolu soruşturma dosyası bilirkişi raporu ile; Ersoy Gaz San ve Tic A Ş. ile yan kuruluşu olan Asgazsan Asetilen Gazlan San ve Tic. Ltd. Şti.' nin CNG (Doğalgaz) dolum ve satış lisansları olmamasına karşın, CNG gazı doldurttukları oksijen tüplerini daha sonra boşaltarak yeniden oksijen gazı doldurttukları ve oksijen tüplerinde kalan CNG partikülleri sebebiyle patlamaların meydana geldiğinin tespit edildiğini, olayla ile ilgili olarak her iki şirket yetkilileri hakkında Ankara 10.
Ağır Ceza Mahkemesi 2012/256 esas sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, müteveffa ile bu şirketler arasında herhangi bir hukuki ve fiili ilişki bulunmadığını, davacıların; patlama ve ölüme yol açan haksız eylemler sebebiyle kusursuz murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını, 21.01.2010 tarih ve 2010/190 K. Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 1. maddesi uyarınca; tehlikeli maddelerle ilgili mesleki faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilerin; tehlikeli maddeler mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu olduğu halde; her iki şirkette sigortayı yaptırmadıklarından 5684 s. SKm14/2 ve ... Yönetmeliği m 9/b gereği yapılan başvuruya cevap verilmediğini beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile;
... için 750,00-TL, ... Tanışma için 250,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00.-TL destekten yoksun kalma tazminatının 03.02.2011 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatını davacı ... için 156.289,90 TL'ye, davacı ... için 43.710,00 TL'ye arttırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacı ... için 140.015,36 TL, davacı ... için 59,984,64 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 19/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, diğer istinaf itirazlarını kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 134.642,75-TL davacı ... için 57.682,93-TL olmak üzere toplam 192.325,68-TL'nin temerrüt tarihi olan 19.12.2011 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibariyle 72.070 TL’dir.
Somut olayda davacı ... için 156.289,90 TL, davacı ... için 43.710,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL’nin tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 140.015,36 TL, davacı ... için 59.984,64 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... için 134.642,75 TL, davacı ... için 57.682,93 TL olmak üzere toplam 192.325,68 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu hükme karşı davacı yan temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bu durumda temyiz başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile reddedilen toplam 7.674,32 TL için yapılmış olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihine göre temyiz eden yönünden hüküm, kesinlik sınırı altında kalmaktadır.
HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun’un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(2) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
(3) Dava, destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilikindir.
6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
Davacı ... için 250,00 TL’nin tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesi ile bu miktar 43.710,10 TL’ye çıkartılmış olup; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından talep aşımı oluşturacak şekilde 57.682,93 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790547800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz