İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1289 E. 2022/3359 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
avalist↗ kefalet sözleşmesi↗ kambiyo senedi↗ kefalet↗ bono↗ kefil↗ istirdat↗ kredi sözleşmesi↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye kefil olduğu, ayrıca kredi borcuna teminat olmak üzere düzenlenen bonoyu da avalist olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, kefalet sözleşme tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz zamanaşımı süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda
kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı teminat olarak verilen ve ödenen bono bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu kambiyo senedinin, dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık teminat amacıyla verildiği, davalının kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de avalist sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dava dışı Kooperatif ile 18.05.2006 tarihli kredi sözleşmesinden başka kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve bu sözleşmelere göre kredi kullandırıldığı, dava konusu senedin diğer sözleşmelerin de borçlarına karşılık teminat oluşturduğuna dair savunması değerlendirmediği gibi, bu konuda herhangi bir araştırma ve incelemede yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalının savunmasında dayandığı diğer kredi sözleşmelerinin dosya içine kazandırılarak, 18.05.2006 keşide tarihli senedin davalının savunmasına dayanak yaptığı diğer kredi sözleşmelerinin borçlarına teminat oluşturup oluşturmadığının araştırılıp davaya konu senedin mezkur borçlara teminat oluşturduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu borçlardan dolayı davalı bankanın alacak miktarının ve bankaya yapılan ödemelerle borçların sona erdirilip erdirilmediğinin tespiti ve bononun teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de, davacının dava dilekçesinde, toplam 21.030.- TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmış olup, kısmen kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetli olmamış, bu husus da bozma gerekçesi yapılmıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5457 E. 2024/3204 K.
Ortak:avalist · kefalet sözleşmesi · kambiyo senedi · kefalet · bono · kefil · istirdat · kredi sözleşmesi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, «kefalet sözleşme» tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz «zamanaşımı» süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dav …
1- Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı «teminat» olarak verilen ve ödenen «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı, davacının, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Kooperatif arasında imzalanan ve davacının da kefil olduğu 18.05.2006 tarihli sözleşme kapsamında asıl borçluya 18.05.2006 tarihinde kullandırılan krediler haricindeki diğer kredilerden kaynaklı borç nedeniyle ve diğer dört adet «genel kredi sözleşmesi» kapsamında «kefalet» sorumluluğunun bulunduğu ve devam ettiği, davacı tarafından 16.09.2009 tarihinde ödenen toplam 11.000,00 TL’nin dava dışı asıl borçlu Kooperatife 24.03.2008 ve 10. …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, «kefalet sözleşme» tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz «zamanaşımı» süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararı davalı veki …
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dav …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmesel sorumluluk · teminat senedi · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı, davacının, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Kooperatif arasında imzalanan ve davacının da kefil olduğu 18.05.2006 tarihli sözleşme kapsamında asıl borçluya 18.05.2006 tarihinde kullandırılan krediler haricindeki diğer kredilerden kaynaklı borç nedeniyle ve diğer dört adet «genel kredi sözleşmesi» kapsamında «kefalet» sorumluluğunun bulunduğu ve devam ettiği, davacı tarafından 16.09.2009 tarihinde ödenen toplam 11.000,00 TL’nin dava dışı asıl borçlu Kooperatife 24.03.2008 ve 10. …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişinin önceki ödenmiş kredi için imzalanan senedin yıllar sonra açılan krediler için de «teminat» teşkil ettiği görüşünde olduğunu, ancak Yargıtay ilamında belirtilen araştırma için senedin arkasında yazılanlara bakılması gerektiğini, söz konusu senedin arkasına sonraki kredilere de teminat teşkil edeceği hususunda bir not düşülmediğini, bilinmeyenden hareketle bilinen geçmişe hüküm eklenemeyeceğini, 18.05.2006 tarihli sözleşmede alınan «teminat senedinin» sonradan imzalanan sözleşmeler için de teminat oluşturacağının belirtilmesi ve davacının bilgilendirilmesi gerektiğini, sözleşmede ve senette böyle bir hüküm olmadığı halde sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu yönündeki hükmün yok hükmünde olduğunu, davacının bilmediği ve bilmesi mümkün olmayan sözleşmelerin «kefili» olamayacağını, davacının 2006 yılında kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, açık «bono» düzenlendiği tarihte yürürlükte olan para biriminin YTL olduğunu, ancak banka tarafından 3 yıl sonra doldurulduğunu, davalı bankanın kötü niyetle hareket ettiğini …
Davacının «kefaletinin» bulunduğu 18.05.2006 tarihli «sözleşmede sorumluluğun» sonraki tarihli sözleşmelerde de devam edeceğine dair bir atıf bulunmamakla birlikte dava dışı borçlu kooperatif tarafından imzalanan sonraki tarihli sözleşmelerde de davacının «kefil» sıfatıyla imzası yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2138 E. 2019/7684 K.
Ortak:avalist · kefalet sözleşmesi · kefalet · bono · kefil · istirdat · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı var · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, «kefalet sözleşme» tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz «zamanaşımı» süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı «teminat» olarak verilen ve ödenen «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dav …
Benzer bu kararda2-Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı «teminat» olarak verilen ve ödenen «bono» bedelin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacının, dava dışı kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı bankanın bonuyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL’yi davacının davalı bankaya icra dosyası belirtilmeksizin ödenmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır.
66 gereğince 1 yıllık «sebepsiz zenginleşme» «zamanaşımının» dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmişse de, davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının davacı ile davalı banka arasında yapılan «kefalet sözleşmesi» hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda66 gereğince 1 yıllık «sebepsiz zenginleşme» «zamanaşımının» dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmişse de, davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının davacı ile davalı banka arasında yapılan «kefalet sözleşmesi» hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4727 E. 2014/6964 K.
Ortak:avalist · kambiyo senedi · bono
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar, davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dav …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, «kefalet sözleşme» tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz «zamanaşımı» süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı «teminat» olarak verilen ve ödenen «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta ihtiyati hacze konu kambiyo senedi «bono» niteliği taşımakla birlikte, aleyhine ihtiyati haciz istenenler bonoyu düzenleyen ve «avalisttir».
Yine, «bononun» «vadesi» geldiği halde borç ödenmemiş , böylelikle İİK’nın «257». maddesindeki şartlar oluşmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · vade · haciz
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta ihtiyati hacze konu kambiyo senedi «bono» niteliği taşımakla birlikte, aleyhine ihtiyati haciz istenenler bonoyu düzenleyen ve «avalisttir».
Yine, «bononun» «vadesi» geldiği halde borç ödenmemiş , böylelikle İİK’nın «257». maddesindeki şartlar oluşmuştur.
Bu itibarla, mahkemece «ihtiyati haciz» kararı verilmesi gerekirken talebin reddi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9013 E. 2010/430 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden doğan dava · hizmet sözleşmesi · fesih
Benzer bu kararda2- Dava, danışmanlık ve «hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, isabetli olarak dava konusu sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı şirketin anılan «sözleşmeden doğan» edimlerini artık yerine getirmeyecek olması karşısında, sözleşme ile kararlaştırılan işi yapmaması nedeni ile tasarruf ettiği giderlerin tazminat miktarından indir …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının dava konusu sözleşmeyi haksız yere feshettiği, davacının bu «fesih» nedeni ile 7 aylık süre içinde 8.022 YTL zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6069 E. 2021/3215 K.
Ortak:avalist · kefalet sözleşmesi · kefalet · bono · kredi sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye «kefil» olduğu, ayrıca kredi borcuna «teminat» olmak üzere düzenlenen bonoyu da «avalist» olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, «kefalet sözleşme» tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz «zamanaşımı» süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu «kambiyo senedinin», dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık «teminat» amacıyla verildiği, davalının «kredi sözleşmesini» «kefil» sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de «avalist» sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dav …
Bu durumda mahkemece, davalının savunmasında dayandığı diğer «kredi sözleşmelerinin» dosya içine kazandırılarak, 18.05.2006 keşide tarihli senedin davalının savunmasına dayanak yaptığı diğer kredi sözleşmelerinin borçlarına «teminat» oluşturup oluşturmadığının araştırılıp davaya konu senedin mezkur borçlara teminat oluşturduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu borçlardan dolayı davalı bankanın alacak miktarının ve bankaya yapılan ödemelerle borçların sona erdirilip erdirilmediğinin tespiti ve «bononun» teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davaya konu «bononun» dava dışı şirketin çekeceği kredilerin «teminatını» oluşturmak üzere «teminat senedi» olarak verildiğinin anlaşıldığı, «kefalet sözleşmesi» iki taraflı bir sözleşme olması nedeniyle sözleşmeden bir tarafın tek taraflı irade beyanı ile dönmesi mümkün değil ise de, davacı tarafça davalı bankaya dava dışı şirketin ortaklığından ayrılmasından sonra davalı bankaya gönderdiği «ihtarname» ile dava dışı şirketin bugüne kadar çektiği krediler varsa söz konusu krediler sebebiyle oluşan borcun kendisine bildirilmesini talep ettiği halde, davalı banka tarafından verilen cevabi yazıda herhangi bir borç bildiriminin yapılmadığı, mahkememizce yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda da bu tarihe kadar alınan tüm kredilerin ödenmiş olduğu, dava dışı şirketin ödenmeyen kredi borçlarının bu tarihten sonra kullandırılan kredilere ilişkin olduğu, bir «güven kurumu» olan bankaların yeni bir kredi verirken basiretli bir «tacir» gibi davranması ve yeni krediler için uygun teminatları alması gerektiği, kaldı ki ihtarname tarihine kadar bir borcu bulunmayan davacının çektiği ihtarname sonrası dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden dolayı davacının sorumlu olduğunu iddia etmenin Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralına aykırılık oluşturduğu, sözleşmenin 22. maddesinde yer alan düzenlemelerin de Borçlar Kanun'un 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulları» niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, davacı tarafından ilk «genel kredi sözleşmesinin» düzenlenmesi esnasında verilen teminat senedi sebebiyle, teminat senetlerinin hangi hukuki ilişki ve ne için verilmişse sadece bunun için geçerli olabileceği, dola …
Mahkemece, asıl borçlu ile davalı banka arasındaki «kredi sözleşmeleri» ve davacının bu sözleşmelere «kefaleti» incelenmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de davacı takibe konu bonoyu «avalist» sıfatıyla imzalamış olup, mülga 6762 sayılı TTK’nun 614 maddesi ve yürürlükteki 6102 sayılı TTK’nun 702. maddesi uyarınca avalist asıl borçlu gibi sorumlu olduğund …
1-Dava, «menfi tespit» istemine ilişkin olup; takip davacının «avalist» olduğu «bonoya» dayanılarak yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları · güven kurumu · teminat senedi · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · kötü niyet · bilirkişi incelemesi · ihtarname
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davaya konu «bononun» dava dışı şirketin çekeceği kredilerin «teminatını» oluşturmak üzere «teminat senedi» olarak verildiğinin anlaşıldığı, «kefalet sözleşmesi» iki taraflı bir sözleşme olması nedeniyle sözleşmeden bir tarafın tek taraflı irade beyanı ile dönmesi mümkün değil ise de, davacı tarafça davalı bankaya dava dışı şirketin ortaklığından ayrılmasından sonra davalı bankaya gönderdiği «ihtarname» ile dava dışı şirketin bugüne kadar çektiği krediler varsa söz konusu krediler sebebiyle oluşan borcun kendisine bildirilmesini talep ettiği halde, davalı banka tarafından verilen cevabi yazıda herhangi bir borç bildiriminin yapılmadığı, mahkememizce yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda da bu tarihe kadar alınan tüm kredilerin ödenmiş olduğu, dava dışı şirketin ödenmeyen kredi borçlarının bu tarihten sonra kullandırılan kredilere ilişkin olduğu, bir «güven kurumu» olan bankaların yeni bir kredi verirken basiretli bir «tacir» gibi davranması ve yeni krediler için uygun teminatları alması gerektiği, kaldı ki ihtarname tarihine kadar bir borcu bulunmayan davacının çektiği ihtarname sonrası dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden dolayı davacının sorumlu olduğunu iddia etmenin Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralına aykırılık oluşturduğu, sözleşmenin 22. maddesinde yer alan düzenlemelerin de Borçlar Kanun'un 20. maddesinde düzenlenen «genel işlem koşulları» niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, davacı tarafından ilk «genel kredi sözleşmesinin» düzenlenmesi esnasında verilen teminat senedi sebebiyle, teminat senetlerinin hangi hukuki ilişki ve ne için verilmişse sadece bunun için geçerli olabileceği, dola …
İcra Müdürlüğü'nün 2013/10581 Esas sayılı dosyasında ve bu dosyada takibe konu edilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takip konusu senedin davacı yönünden iptaline, «kötü niyet tazminatı» isteminin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalıdan kredi kullanan dava dışı şirketin ortağı iken 21.07.2011 tarihinde ortaklıktan ayrıldıktan sonra davalıya gönderdiği 08.03.2012 tarihli «ihtarname» ile, kredi kullanan şirketin ortaklığından ayrıldığını, 21.07.2011 tarihinde sorumluluğunun sona erdiğini, bu tarihten sonra kullanılacak kredilerden dolayı sorumluluk kabul etmediğini bildirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1289 E. , 2022/3359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.09.2020 tarih ve 2020/98 E. - 2020/389 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılına kadar S.S Dalaman Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinde yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, kooperatif başkanı iken 18.05.2006 tarihinde davalı bankadan kısa vadeli kredi çekildiğini, bu krediye kefil olduğunu, krediye teminat olarak bir adet bono imzalatıldığını, çekilen kredinin vadesinde ödendiğini, sonraki kredilerin hiçbirine davacının kefil olmadığını, davalının senetle kambiyo senetlerine özgü takibe giriştiğini, muhafaza işlemlerini durdurmak için müvekkilinden 11.022,36 TL tahsil edildiğini, krediden dolayı borcunun olmadığını, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek 1.000.- TL maddi, 5.000.- TL manevi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen 11.022.36 TL’nin işlemiş faiziyle 16.030,00 TL olmak üzere toplam 21.030,00 TL’nin dava tarihinden itibaren başlayacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, 25.03.2009 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli bononun davacı taraf ile diğer borçlular tarafından düzenlenerek müvekkil bankaya verildiğini, davacının söz konusu bonoyu kefil sıfatı ile imzaladığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminatlarının değerlendirilmesi için öncelikle davacının ödemiş olduğu bedelin haksız olduğunu ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Kooperatifin kullandığı krediye kefil olduğu, ayrıca kredi borcuna teminat olmak üzere düzenlenen bonoyu da avalist olarak imzaladığı, kredi borcunun ödenmesine rağmen davalı Banka'nın bonoyu takibe koyduğu, 11.022,36 TL'yi davacının davalı Banka'ya ödemek zorunda kaldığı, kefalet sözleşme tarihi göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle henüz zamanaşımı süresi dolmadığı, davacının borçlu olmadığı halde davalıya ödemek zorunda
kaldığı 11.022,36 TL’yi talep etmekte haklı olduğu, davacının maddi ve manevi zarar iddialarını somut deliller ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.022,36 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya dair talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dışı kooperatifin kullandığı kredi borcuna karşılıklı teminat olarak verilen ve ödenen bono bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, her ne kadar, davaya konu kambiyo senedinin, dava dışı Kooperatifin davalı bankadan çektiği 18.05.2006 tarihli krediye karşılık teminat amacıyla verildiği, davalının kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı ve 18.05.2006 keşide tarihli senedi de avalist sıfatıyla imzaladığı ancak kredi borcunun ödenmesine rağmen senedin takibe koyulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı bankanın, dava dışı Kooperatif ile 18.05.2006 tarihli kredi sözleşmesinden başka kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve bu sözleşmelere göre kredi kullandırıldığı, dava konusu senedin diğer sözleşmelerin de borçlarına karşılık teminat oluşturduğuna dair savunması değerlendirmediği gibi, bu konuda herhangi bir araştırma ve incelemede yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalının savunmasında dayandığı diğer kredi sözleşmelerinin dosya içine kazandırılarak, 18.05.2006 keşide tarihli senedin davalının savunmasına dayanak yaptığı diğer kredi sözleşmelerinin borçlarına teminat oluşturup oluşturmadığının araştırılıp davaya konu senedin mezkur borçlara teminat oluşturduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu borçlardan dolayı davalı bankanın alacak miktarının ve bankaya yapılan ödemelerle borçların sona erdirilip erdirilmediğinin tespiti ve bononun teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de, davacının dava dilekçesinde, toplam 21.030.- TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmış olup, kısmen kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetli olmamış, bu husus da bozma gerekçesi yapılmıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790470400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz