Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5968 E. 2022/3224 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal sözleşmesi↗ montreal protokolü↗ özel çekme hakkı (sdr)↗ zıya↗ varşova konvansiyonu↗ hava taşıması↗ sdr↗ i̇i̇k 266↗ cmr konvansiyonu↗ haklı sebep↗ sınırlı sorumluluk↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ cmr↗ protokol↗ taşıyıcı↗ ihtarname↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı taşıyıcı şirketin hava taşıması esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre 266,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava konusu ürünün Amerika'daki üreticiden alınıp İstanbul Atatürk Havalimanı'nda teslimini içeren taşıma kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı tarafça taşıması üstlenilen ürün, taşıma sürecinde kaybolmuş ve davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilememiştir.
Dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verilmiş, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğu bildirilmiştir. Taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir. Zira, davalı, taşıma amacıyla yükü üretici firmadan almış olup, taşıma böylelikle başlamıştır. Taşıma başladıktan sonra ise yük, davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolmuştur. Bununla birlikte CMR Konvansiyonu 20. maddede belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün zıyaya uğradığının da kabulü gerekir. Ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediğinden artık davalı meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacaktır. Ancak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6489 E. 2024/4031 K.
Ortak:hava taşıması · i̇i̇k 266 · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · ihtarname · teslim · Tazminat
İncelediğiniz kararda… rgılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı «taşıyıcı» şirketin «hava taşıması» esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre «266»,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere «teslim» edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Ancak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesinleşme · doğrudan zarar · faiz başlangıç tarihi · depo kararı · ziya · mevduat hesabı · taşıma sözleşmesi · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, «266»,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmi …
… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6489 E. 2024/4031 K.
Ortak:hava taşıması · i̇i̇k 266 · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · ihtarname · teslim · Tazminat
İncelediğiniz kararda… rgılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı «taşıyıcı» şirketin «hava taşıması» esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre «266»,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere «teslim» edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Ancak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesinleşme · doğrudan zarar · faiz başlangıç tarihi · depo kararı · ziya · mevduat hesabı · taşıma sözleşmesi · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, «266»,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmi …
… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9565 E. 2014/16939 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk · protokol · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu ürünün Amerika'daki üreticiden alınıp İstanbul Atatürk Havalimanı'nda «teslimini» içeren taşıma kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı tarafça taşıması üstlenilen ürün, taşıma sürecinde kaybolmuş ve davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilememiştir.
Taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere «teslim» edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «teslim» aldığı emtiayı fuar alanında teslim ettiği kişinin yetkili olup olmadığını araştırmayıp emtianın «zayi» olmasına neden olduğu, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesine» 4 nolu Montreal Protokol hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalının sorumluluğunun kg başına 17 SDR olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.060 SDR’nin davalının «temerrüde» düştüğü tarih olan 13/05/2006 tarihindeki Türk Lirası karşılığı 6.413,76 TL’nin «temerrüt tarihi» olan 13/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Montreal «protokolü» ile değişik Varşova Konvansiyonu'nun 22. maddesi uyarınca belirlenecek üst sorumluluk miktarının altında bir değer tespiti halinde bu miktara, aksi takdirde 22. maddede öngörülen sorumluluk tutarına hükmedilmesi gerekirken, bu ilkeyi göz önüne almayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle, hava taşıma ve taşınan malzemenin değerinin belirlenmesi konusundaki uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten, öncelikle davacının «gerçek zararının» tespiti, tespit edilen gerçek zararın «sınırlı sorumluluk» miktarının altında ya da üstünde kalıp kalmadığının ve buna göre davalının sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · temerrüt tarihi · ticari faiz · zayi · taşıma sözleşmesi · yargılama gideri · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «teslim» aldığı emtiayı fuar alanında teslim ettiği kişinin yetkili olup olmadığını araştırmayıp emtianın «zayi» olmasına neden olduğu, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesine» 4 nolu Montreal Protokol hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalının sorumluluğunun kg başına 17 SDR olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.060 SDR’nin davalının «temerrüde» düştüğü tarih olan 13/05/2006 tarihindeki Türk Lirası karşılığı 6.413,76 TL’nin «temerrüt tarihi» olan 13/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, hava taşıma ve taşınan malzemenin değerinin belirlenmesi konusundaki uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten, öncelikle davacının «gerçek zararının» tespiti, tespit edilen gerçek zararın «sınırlı sorumluluk» miktarının altında ya da üstünde kalıp kalmadığının ve buna göre davalının sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Varşova Konvansiyonu'nun 28/1. maddesi uyarınca «taşıma sözleşmesi» yapılmış olduğu işyerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/452 E. 2021/3627 K.
Ortak:taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… rgılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı «taşıyıcı» şirketin «hava taşıması» esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre «266»,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere «teslim» edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Benzer bu kararda… enen gerektirici sebeplere, Varşova Konvansiyonu’nda, 4 sayılı Montreal Protokolü ile yapılan değişiklikten sonra yük taşımalarında 25. maddesindeki koşullarda dahi «taşıyıcının sorumluluğu» sınırsız olmayacak ise de, somut uyuşmazlıkta varış yeri olan Irak devletinin 4 sayılı Montreal Protokolü’ne taraf olmamasına göre, davalılar vekillerinin HUMK 440 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4163 E. 2010/10055 K.
Ortak:hava taşıması · sınırlı sorumluluk
İncelediğiniz karardaAncak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
… rgılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı «taşıyıcı» şirketin «hava taşıması» esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre «266»,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı bulunduğuna ve ek bir ücret ödendiğine dair belge bulunmadığı, Varşova Konvansiyonu Lahey Protokolü ve onu değiştiren 4 nolu Montreal Protokolü uyarınca davalının «sınırlı sorumlu» olduğu,buna göre 770,54 YTL maddi ve 2.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ve …
2-Dava «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı
Benzer bu karardaTürk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonu' nda bagajın ziyan ve «kaybı» halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5968 E. , 2022/3224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.07.2019 tarih ve 2017/472 E. - 2019/511 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından Amerika'da bulunan Vacuum Technology Incorporated firmasından Leak Dedektör Manifold Sistemi'nin ex-works sipariş edildiğini, davalı tarafından ilgili sistemin Amerika'daki üreticiden alınıp Atatürk Havalimanı'na teslimini içeren 03/02/2011 tarihli teklif sunulduğunu, teklifin 04/02/2011 tarihinde kabul edildiğini, davalıdan nakliyenin durumuna ilişkin bilgi talep edilmesi üzerine 14/02/2011 tarihinde sistemin fabrikadan alınıp ihracat işlemlerine başlandığını, 15/02/2011 tarihinde sistemin Atlanta Havaalanı'na sevk edildiğini, 21/02/2011 tarihinde ise sistemin sevk edildiği Atlanta Havaalanı'nda bulunamadığının bildirildiğini, hava taşıyıcısının malların taşınmak üzere tesliminden alıcıya teslimi arasında yüke gelecek zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, ileri sürerek 9.700,12 USD maddi zararın malların zayi olduğunun bildirildiği 21/02/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan Doları mevduat hesabı için ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı taşıyıcı şirketin hava taşıması esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre 266,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava konusu ürünün Amerika'daki üreticiden alınıp İstanbul Atatürk Havalimanı'nda teslimini içeren taşıma kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı tarafça taşıması üstlenilen ürün, taşıma sürecinde kaybolmuş ve davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilememiştir.
Dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verilmiş, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğu bildirilmiştir. Taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir. Zira, davalı, taşıma amacıyla yükü üretici firmadan almış olup, taşıma böylelikle başlamıştır.
Taşıma başladıktan sonra ise yük, davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolmuştur. Bununla birlikte CMR Konvansiyonu 20. maddede belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün zıyaya uğradığının da kabulü gerekir. Ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediğinden artık davalı meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacaktır. Ancak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 20/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790047000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz