Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6489 E. 2024/4031 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi anlamda kesinleşme↗ montreal protokolü↗ özel çekme hakkı (sdr)↗ hava taşıması↗ varşova konvansiyonu↗ sorumluluk sınırlaması↗ doğrudan zarar↗ sdr↗ i̇i̇k 266↗ faiz başlangıç tarihi↗ kusursuz sorumluluk↗ cmr konvansiyonu↗ haklı sebep↗ sınırlı sorumluluk↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ 3095 sayılı kanun↗ cmr↗ depo kararı↗ ziya↗ mevduat hesabı↗ acentelik↗ zayi↗ taşıma sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ protokol↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtarname↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 266,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün ziyaya uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği uyuşmazlık konusu olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu taşıyıcısına teslim edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, kaybın ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının kusuru nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de doğrudan zarar kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, faiz başlangıç tarihinin bozma dışında kalmakla maddi anlamda kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iç taşıma sırasında kaybolan eşya sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağını, kararın Varşova Konvansiyonu’nun 18 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın depoda unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ürün ithal edilip ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle eşyayı reddettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sırasında kaybolan mal için uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
CMR Konvansiyonu'nun 29 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6489 E. 2024/4031 K.
Ortak:maddi anlamda kesinleşme · hava taşıması · doğrudan zarar · i̇i̇k 266 · faiz başlangıç tarihi · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · depo kararı · dava şartı · hak düşürücü süre · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5968 E. 2022/3224 K.
Ortak:hava taşıması · i̇i̇k 266 · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · ihtarname · teslim · Tazminat
İncelediğiniz kararda… 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede «teslim» edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli «ihtarnamede» ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «ziyaya» uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği «uyuşmazlık konusu» olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu «taşıyıcısına» «teslim» edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, «kaybın» ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının «kusuru» nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de «doğrudan zarar» kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, «faiz başlangıç tarihinin» bozma dışında kalmakla «maddi anlamda kesinleştiği» gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete «ihbarda» bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… i maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın «depoda» unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ür …
Benzer bu kararda… rgılamaya göre; Varşova Konvansiyonu ve onu değiştiren Lahey Protokolünün hükümleri ile yine onu değiştiren 4 Nolu Montreal Protokolü’nün 18. maddesine göre, davalı «taşıyıcı» şirketin «hava taşıması» esnasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafça davalıdan yapılan tazminat talebinin anılan Montreal Sözleşmesinde belirtilen süreler içerisinde yapıldığı, 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesi uyarınca «taşıyıcının sorumluluğunun» kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, davalı şirketin mükellefiyetinin üst sınırının 11kg*17SDR=187 SDR olduğu, bunun dolar olarak karşılığının ise TCMB'nın resmi kurlarına göre «266»,03-USD (Amerikan Doları) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taşıma konusu ürünün hava «taşıyıcısına» taşımak üzere «teslim» edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Ancak mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerledirme sonucunda, zararın «hava taşıması» sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile «sınırlı sorumluluk» hükümlerin uygulanması doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zıya
Benzer bu karardaBununla birlikte CMR Konvansiyonu 20. maddede belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün «zıyaya» uğradığının da kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6489 E. , 2024/4031 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/739 Esas, 2023/551 Karar
HÜKÜM
Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Amerika'da bulunan Vacuum Technology Incorporated firmasından Leak Dedektör Manifold Sistemi'nin ex-works sipariş ettiğini, davalının ilgili sistemin Amerika'daki üreticiden alınıp Atatürk Havalimanı'na teslimini içeren 03.02.2011 tarihli teklifin kabul edildiğini, davalıdan nakliyenin durumuna ilişkin bilgi talep edilmesi üzerine 14.02.2011 tarihinde sistemin fabrikadan alınıp ihracat işlemlerine başlandığını, 15.02.2011 tarihinde sistemin Atlanta Havaalanı'na sevk edildiğini, 21.02.2011 tarihinde ise sistemin sevk edildiği Atlanta Havaalanı'nda bulunamadığının bildirildiğini, hava taşıyıcısının malların taşınmak üzere tesliminden alıcıya teslimi arasında yüke gelecek zarardan kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek 9.700,12 USD maddi zararın malların zayi olduğunun bildirildiği 21.02.2011 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan Doları mevduat hesabı için ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; emtianın müvekkilince değil acentelik hizmeti verdiği Amerika’da mukim Kuehne+Nagel Inc. nezdinde zayi olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Varşova Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının zayi ihbarını hak düşürücü süreden sonra yaptığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sınırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 266,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün ziyaya uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği uyuşmazlık konusu olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu taşıyıcısına teslim edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, kaybın ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının kusuru nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de doğrudan zarar kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, faiz başlangıç tarihinin bozma dışında kalmakla maddi anlamda kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iç taşıma sırasında kaybolan eşya sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağını, kararın Varşova Konvansiyonu’nun 18 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın depoda unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ürün ithal edilip ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle eşyayı reddettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sırasında kaybolan mal için uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
CMR Konvansiyonu'nun 29 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054570600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz