6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6489 E. 2024/4031 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi anlamda kesinleşme montreal protokolü özel çekme hakkı (sdr) hava taşıması varşova konvansiyonu sorumluluk sınırlaması doğrudan zarar sdr i̇i̇k 266 faiz başlangıç tarihi kusursuz sorumluluk cmr konvansiyonu haklı sebep sınırlı sorumluluk taşıyıcının sorumluluğu 3095 sayılı kanun cmr depo kararı ziya mevduat hesabı acentelik zayi taşıma sözleşmesi uyuşmazlık konusu kâr kaybı protokol taşıyıcı ihbar temerrüt faizi ihtarname kusur yükleten (shipper) temerrüt teslim husumet

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 266,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün ziyaya uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği uyuşmazlık konusu olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu taşıyıcısına teslim edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, kaybın ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının kusuru nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de doğrudan zarar kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, faiz başlangıç tarihinin bozma dışında kalmakla maddi anlamda kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iç taşıma sırasında kaybolan eşya sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağını, kararın Varşova Konvansiyonu’nun 18 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın depoda unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ürün ithal edilip ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle eşyayı reddettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taşıma sırasında kaybolan mal için uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

CMR Konvansiyonu'nun 29 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6489 E. 2024/4031 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5968 E. 2022/3224 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6489 E.  ,  2024/4031 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/739 Esas, 2023/551 Karar

HÜKÜM

Davanın Kabulü

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Amerika'da bulunan Vacuum Technology Incorporated firmasından Leak Dedektör Manifold Sistemi'nin ex-works sipariş ettiğini, davalının ilgili sistemin Amerika'daki üreticiden alınıp Atatürk Havalimanı'na teslimini içeren 03.02.2011 tarihli teklifin kabul edildiğini, davalıdan nakliyenin durumuna ilişkin bilgi talep edilmesi üzerine 14.02.2011 tarihinde sistemin fabrikadan alınıp ihracat işlemlerine başlandığını, 15.02.2011 tarihinde sistemin Atlanta Havaalanı'na sevk edildiğini, 21.02.2011 tarihinde ise sistemin sevk edildiği Atlanta Havaalanı'nda bulunamadığının bildirildiğini, hava taşıyıcısının malların taşınmak üzere tesliminden alıcıya teslimi arasında yüke gelecek zarardan kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek 9.700,12 USD maddi zararın malların zayi olduğunun bildirildiği 21.02.2011 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan Doları mevduat hesabı için ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; emtianın müvekkilince değil acentelik hizmeti verdiği Amerika’da mukim Kuehne+Nagel Inc. nezdinde zayi olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, Varşova Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının zayi ihbarını hak düşürücü süreden sonra yaptığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sınırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 11.07.2019 tarih, 2017/472 E., 2019/511 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 266,03 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 20.04.2022 tarih, 2020/5968 E., 2022/3224 K. sayılı kararıyla davalı tarafça taşıması üstlenilen ürünün taşıma sürecinde kaybolduğu, davacıya kararlaştırılan sürede teslim edilemediği, dosya kapsamında bulunan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça, 21 Şubat 2011 tarihli mailde, ürünün Atlanta Havalimanına sevk edildiğini ancak Atlanta'da yükün bulunamadığı bilgisi verildiği, sonrasında 4 Mayıs 2012 tarihli ihtarnamede ise, bir yıl önce ABD'de iç nakliye sırasında kaybolan ürünün ABD'de bulunduğu, Kühne-Nagel ABD Ofisinin deposunda olduğunun bildirildiği, taşıma konusu ürünün hava taşıyıcısına taşımak üzere teslim edilmemesi karşısında zararın taşımanın kara ayağında meydana geldiği bu yere göre değerlendirme yapıldığında, artık somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolünün değil, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira, davalının taşıma amacıyla yükü üretici firmadan aldığı, taşımanın böylelikle başladığı, taşıma başladıktan sonra ise yükün davalının sorumluluk alanında ve iç nakliye sırasında kaybolduğu, bununla birlikte CMR Konvansiyonu’nun 20 nci maddesinde belirtilen süreler de geçtiğinden artık yükün ziyaya uğradığının da kabulü gerektiği, ayrıca zararın nasıl gerçekleştiği hususunda davalı tarafça makul ve kabul edilebilir haklı bir sebep de ileri sürülmediği, artık davalının meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, ancak Mahkemece CMR Konvansiyonu ve sınırsız sorumluluk hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucunda, zararın hava taşıması sırasında gerçekleştiğinin kabulü ile sınırlı sorumluluk hükümlerin uygulanmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında gerçekleştiği uyuşmazlık konusu olmayan yazışmalardan davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, malın ABD'den Türkiye'ye getirilmesi amacıyla başlayan süreçte taşınanın henüz ABD'deki hava yolu taşıyıcısına teslim edilmediği dönemde kaybolduğu, bu nedenle olayda CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, kaybın ne şekilde gerçekleştiğine dair davalı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı gibi CMR konvansiyonunun 20 nci maddesinde belirtilen sürelerin de geçtiği, böylece davacının mal bedelini talep etmekte haklı olduğu, yine davacının faaliyet alanı gereği taşımaya konu mala acil ihtiyaç duyduğu ve davalının kusuru nedeniyle malı yeniden sipariş etmek durumunda kaldığı, bu sebeple acil alım bedeli maliyetinin de doğrudan zarar kapsamında kaldığı, davalının bu zarardan da sorumlu olduğu, faiz başlangıç tarihinin bozma dışında kalmakla maddi anlamda kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.700,12 USD'nin davacı kurumun davalı şirkete ihbarda bulunduğu tarih olan 20.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereği Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iç taşıma sırasında kaybolan eşya sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağını, kararın Varşova Konvansiyonu’nun 18 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına da aykırılık taşıdığını, Varşova Konvansiyonu’nun 4 numaralı Montreal Protokolü ile değiştirilen 22 nci maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kilogram başına 17 özel çekme hakkı (SDR) ile sınırlandırıldığını, eşyanın depoda unutulduğunu, sonradan bulunup davacıya davacıya teklif edildiğini, gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak davacının aciliyet sebebiyle yerine hemen başka bir ürün ithal edilip ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle eşyayı reddettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taşıma sırasında kaybolan mal için uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

CMR Konvansiyonu'nun 29 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054570600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.