Tasfiyenin kapanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7191 E. 2022/2157 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiyenin kapanması↗ tevzi↗ kesin yetki kuralı↗ kesin yetki↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ hmk 115/3↗ adil yargılanma hakkı↗ yeniden tescil↗ ttk 547↗ ticaret sicilinden terkin↗ pasif husumet ehliyeti↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ husumet ehliyeti↗ sicilden terkin↗ dava şartı yokluğu↗ ihya↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ eksik inceleme↗ teminat↗ kesin hüküm↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu terkin edilen davalı şirketin tasfiye memuruna husumet yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan kesin yetki kuralı nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, pasif husumet ehliyeti kalmayan davalı şirket hakkında davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinden terkin edildiği ve tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf ehliyetinin olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine pasif husumet ehliyetinden söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesine göre sicilden terkin edilen şirket hakkında iş mahkemesinde açılan dava nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde verdiği karar, Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile esastan red edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m.118-186) ve basit (m.316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye ve uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Basit yargılama usulünün nasıl yapılacağı HMK’nın 316 ve devamı maddelerinde, basit yargılama usulünde ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 320. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; basit yargılamada; dava ve cevap dilekçesinin verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.320), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile (m.322 ve m.139) ile davet edilmesi ve ön inceleme duruşmasının (m.320) tamamlanması gerekmektedir.
Davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulamalı duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36.maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir”.
Bu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10883 E. 2018/3003 K.
Ortak:tevzi · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkı · ön inceleme duruşması · taraf ehliyeti · tebligat · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde «tevzi» edilen dava dosyasında taraflara «tebligat» çıkarılmadan ve ön «inceleme duruşması» açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, «hukuki dinlenilme hakkı» ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Anayasa’nın 36.maddesine göre, «teminat» altına alınan iddia ve «savunma hakkı» ile «adil yargılanma hakkı» «hukuki dinlenme hakkını» da içermektedir.
Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de «hukuki dinlenilme hakkı» «adil yargılanma hakkı» içerisinde «teminat» altına alınmıştır.
Benzer bu kararda… menin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” Bu itibarla, mahkemece .../.../2015 tarihinde «tevzi» edilen dava dosyasında taraflara «tebligat» çıkarılmadan ve ön «inceleme duruşması» açılmadan, 22/.../2015 tarihli tensip zaptı ile «hukuki dinlenilme hakkı» ihlal edilerek dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı tarafından temyiz dilekçesinde icra takibine konu paranın kendi şahsi hesabından ödendiği ileri sürüldüğü, mahkemece bu hususlarda takibe konu paranın kim tarafından nasıl ve ne şekilde ödendiği dahi araştırılmadan sadece dava dilekçesindeki beyandan yola çıkılarak icra takibine konu paranın dava dışı şirkete ait olduğu kabulü ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, «eksik inceleme» ve araştırma ile verilen kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Anayasanın 36. maddesine göre, «teminat» altına alınan iddia ve «savunma hakkı» ile «adil yargılanma hakkı», «hukuki dinlenme hakkını» da içermektedir.
Şti olduğu, icra takibinin söz konusu şirket yönünden yapılması gerekirken şirketin sahibi olduğunu bildiren davacı tarafından yapılmasının usulen mümkün olmadığı, alacağın bağımsız tüzel kişiye ait olduğu, davacının aktif dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava açma ehliyeti · tahkikat
Benzer bu karardaŞti olduğu, icra takibinin söz konusu şirket yönünden yapılması gerekirken şirketin sahibi olduğunu bildiren davacı tarafından yapılmasının usulen mümkün olmadığı, alacağın bağımsız tüzel kişiye ait olduğu, davacının aktif dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön «inceleme duruşması» yapılması (m.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (m.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra «tahkikat» duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (m.137/...) gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13220 E. 2013/18043 K.
Ortak:usulden reddi
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, «son» tasfiye memurları, «yönetim kurulu» üyeleri, «pay sahipleri» veya alacaklılar, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin «yeniden tescilini» isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu «terkin» edilen davalı şirketin tasfiye memuruna «husumet» yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan «kesin yetki kuralı» nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, «pasif husumet ehliyeti» kalmayan davalı şirket hakkında davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle «ticaret sicilinden terkin» edildiği ve «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf «ehliyetinin» olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine «pasif husumet ehliyetinden» söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, mahkemelerin görevlerinin 1-4 maddeler arasında düzenlenmiş olduğu, 4. madde «sulh hukuk» mahkemesinin «görev alanına» giden dava ve işler sayılırken 4-1-Ç maddesinde bu kanun ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini «görevlendirdiği» davaları şeklinde bir ifadenin yer aldığı, «basit yargılama usulü» 6100 sayılı HMK'nın 316-322 maddeleri arasında düzenlenmiş olduğu, 316/1-A maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren tüm dava ve işlerin basit yargılama usulüne göre görüleceği, yine 316/1-C maddesinde «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne göre görüleceği belirtildiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın esasına girmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:basit yargılama usulü · mutlak ticari dava · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu kararda… yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, mahkemelerin görevlerinin 1-4 maddeler arasında düzenlenmiş olduğu, 4. madde «sulh hukuk» mahkemesinin «görev alanına» giden dava ve işler sayılırken 4-1-Ç maddesinde bu kanun ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini «görevlendirdiği» davaları şeklinde bir ifadenin yer aldığı, «basit yargılama usulü» 6100 sayılı HMK'nın 316-322 maddeleri arasında düzenlenmiş olduğu, 316/1-A maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren tüm dava ve işlerin basit yargılama usulüne göre görüleceği, yine 316/1-C maddesinde «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne göre görüleceği belirtildiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Talep, bankacılık işleminden doğan «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, 6102 sayılı Yasa'nın 4. maddesi uyarınca bankacılık işleminden kaynaklanan davalar, tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» dava sayılacağından bu tür davalarda bakma görevi ticaret mahkemelerine aittir.
Bu itibarla, mahkemece davanın esasına girmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1105 E. 2014/2727 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:basit yargılama usulü · münhasırlık · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece, basit yargılama usulüne tabi olan «ihtiyati haciz» talebi ile ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu yönünde açık düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkemenin HMK'nın 114/1-c maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14228 E. 2016/172 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, «son» tasfiye memurları, «yönetim kurulu» üyeleri, «pay sahipleri» veya alacaklılar, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin «yeniden tescilini» isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu «terkin» edilen davalı şirketin tasfiye memuruna «husumet» yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan «kesin yetki kuralı» nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, «pasif husumet ehliyeti» kalmayan davalı şirket hakkında davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle «ticaret sicilinden terkin» edildiği ve «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf «ehliyetinin» olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine «pasif husumet ehliyetinden» söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ihtiyati haczin basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile talebin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:basit yargılama usulü · münhasırlık · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz edilmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir "iş" niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1009 E. 2015/3754 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, «son» tasfiye memurları, «yönetim kurulu» üyeleri, «pay sahipleri» veya alacaklılar, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin «yeniden tescilini» isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu «terkin» edilen davalı şirketin tasfiye memuruna «husumet» yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan «kesin yetki kuralı» nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, «pasif husumet ehliyeti» kalmayan davalı şirket hakkında davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle «ticaret sicilinden terkin» edildiği ve «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf «ehliyetinin» olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine «pasif husumet ehliyetinden» söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne tabi olduğu, asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkeme olan «sulh hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle talebin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:basit yargılama usulü · münhasırlık · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne tabi olduğu, asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkeme olan «sulh hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle talebin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14396 E. 2013/18329 K.
Ortak:dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, «son» tasfiye memurları, «yönetim kurulu» üyeleri, «pay sahipleri» veya alacaklılar, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin «yeniden tescilini» isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu «terkin» edilen davalı şirketin tasfiye memuruna «husumet» yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan «kesin yetki kuralı» nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, «pasif husumet ehliyeti» kalmayan davalı şirket hakkında davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle «ticaret sicilinden terkin» edildiği ve «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf «ehliyetinin» olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine «pasif husumet ehliyetinden» söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; HMK 114/1-c, HMK 316-322, HMK 316/1-a-c maddeleri uyarınca ve İİK «258»/1 maddesi uyarınca ihtiyati haczin basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulününde Sulh Hukuk Mahkemesi «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile «ihtiyati haciz» dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekişmesiz yargı işi · çekişmesiz yargı · i̇i̇k 258 · ticari dava niteliği · ihtiyati haciz · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.Mahkemece İİK «258»/1 maddesi uyarınca ihtiyati haczin basit muhakeme usulüne tabi olduğu ve basit muhakeme usulüne tabi işlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.Ancak;6102 sayılı TTK 4/2 maddesinde ticari işlerden doğan «çekişmesiz yargı» işlerinin «ticari nitelikte» «çekişmesiz yargı işi» sayılacağı hüküm altına alınmış olup,aynı kanunun 5.maddesi gereğince aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla «görevlidir».Bu nedenle ticari nitelikte bulunan ihtiyati haciz isteminin incelenmesinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeksizin görev yönünden talebin reddi …
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; HMK 114/1-c, HMK 316-322, HMK 316/1-a-c maddeleri uyarınca ve İİK «258»/1 maddesi uyarınca ihtiyati haczin basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulününde Sulh Hukuk Mahkemesi «görevli» olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile «ihtiyati haciz» dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7191 E. , 2022/2157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.01.2021 tarih ve 2020/672 E- 2021/2 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.06.2021 tarih ve 2021/533 E- 2021/848 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için başlattığı takibin davalıların itirazı ile durması üzerine açılan İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2020/52 esasına kayden açılan itirazın iptali davasında tüzel kişiliğinin ihyası davası için kendilerine süre verildiğini belirterek, Foura İnş. San ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu terkin edilen davalı şirketin tasfiye memuruna husumet yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan kesin yetki kuralı nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, pasif husumet ehliyeti kalmayan davalı şirket hakkında davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinden terkin edildiği ve tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf ehliyetinin olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine pasif husumet ehliyetinden söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesine göre sicilden terkin edilen şirket hakkında iş mahkemesinde açılan dava nedeniyle şirketin ihyası talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde verdiği karar, Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile esastan red edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m.118-186) ve basit (m.316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye ve uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Basit yargılama usulünün nasıl yapılacağı HMK’nın 316 ve devamı maddelerinde, basit yargılama usulünde ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 320. maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; basit yargılamada; dava ve cevap dilekçesinin verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.320), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile (m.322 ve m.139) ile davet edilmesi ve ön inceleme duruşmasının (m.320) tamamlanması gerekmektedir.
Davanın niteliği gereği mahkemece, basit yargılama usulünü uygulamalı duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasa’nın 36.maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir”.
Bu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, davada husumet tevcih edilen şirketin tasfiye sonucu ortaklar kurulu kararı ile sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle husumetin Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye memuruna yönetilmesi zorunluluğu karşısında davada HMK hükümlerine aykırı davranılmış olmasının sonuca bir etkisinin bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790044300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz