İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10883 E. 2018/3003 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tevzi↗ dava açma ehliyeti↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ adil yargılanma hakkı↗ tahkikat↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ taraf ehliyeti↗ tebligat↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyasında alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, dava dilekçesi içeriğinden açıkça alacaklının ... Gıda İnş. Loj. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti olduğu, icra takibinin söz konusu şirket yönünden yapılması gerekirken şirketin sahibi olduğunu bildiren davacı tarafından yapılmasının usulen mümkün olmadığı, alacağın bağımsız tüzel kişiye ait olduğu, davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacağa bağlı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m. 118-186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 118. ve devamı maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 137. ila 142. maddelerinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (m.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (m.137/...) gerekmektedir.
Yazılı yargılama usulüne tabi bir dava açıldığında, mutlaka dilekçelerin değişiminin gerçekleştirilmesi ve öninceleme duruşmasının yapılması zorunludur. (HGK 2015/18-2560 E., 2016/96 K.)
Taraflar duruşmaya çağrılmadan, başka bir anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Davanın niteliği gereği mahkemece, yazılı yargılama usulünü uygulamalı, duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak kararın verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasanın 36. maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde de Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.”
Bu itibarla, mahkemece .../.../2015 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan, 22/.../2015 tarihli tensip zaptı ile hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı tarafından temyiz dilekçesinde icra takibine konu paranın kendi şahsi hesabından ödendiği ileri sürüldüğü, mahkemece bu hususlarda takibe konu paranın kim tarafından nasıl ve ne şekilde ödendiği dahi araştırılmadan sadece dava dilekçesindeki beyandan yola çıkılarak icra takibine konu paranın dava dışı şirkete ait olduğu kabulü ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7191 E. 2022/2157 K.
Ortak:tevzi · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkı · ön inceleme duruşması · taraf ehliyeti · tebligat · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… menin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” Bu itibarla, mahkemece .../.../2015 tarihinde «tevzi» edilen dava dosyasında taraflara «tebligat» çıkarılmadan ve ön «inceleme duruşması» açılmadan, 22/.../2015 tarihli tensip zaptı ile «hukuki dinlenilme hakkı» ihlal edilerek dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı tarafından temyiz dilekçesinde icra takibine konu paranın kendi şahsi hesabından ödendiği ileri sürüldüğü, mahkemece bu hususlarda takibe konu paranın kim tarafından nasıl ve ne şekilde ödendiği dahi araştırılmadan sadece dava dilekçesindeki beyandan yola çıkılarak icra takibine konu paranın dava dışı şirkete ait olduğu kabulü ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, «eksik inceleme» ve araştırma ile verilen kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Anayasanın 36. maddesine göre, «teminat» altına alınan iddia ve «savunma hakkı» ile «adil yargılanma hakkı», «hukuki dinlenme hakkını» da içermektedir.
Şti olduğu, icra takibinin söz konusu şirket yönünden yapılması gerekirken şirketin sahibi olduğunu bildiren davacı tarafından yapılmasının usulen mümkün olmadığı, alacağın bağımsız tüzel kişiye ait olduğu, davacının aktif dava «açma ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 23.12.2020 tarihinde «tevzi» edilen dava dosyasında taraflara «tebligat» çıkarılmadan ve ön «inceleme duruşması» açılmadan 04.01.2021 tarihinde dosya üzerinde karar vererek, «hukuki dinlenilme hakkı» ihlal edilerek verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan red kararı doğru görülmemiş, «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Anayasa’nın 36.maddesine göre, «teminat» altına alınan iddia ve «savunma hakkı» ile «adil yargılanma hakkı» «hukuki dinlenme hakkını» da içermektedir.
Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde de «hukuki dinlenilme hakkı» «adil yargılanma hakkı» içerisinde «teminat» altına alınmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · yeniden tescil · ticaret sicilinden terkin · pasif husumet ehliyeti · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · şirketin ihyası
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, TTK’nın 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, «son» tasfiye memurları, «yönetim kurulu» üyeleri, «pay sahipleri» veya alacaklılar, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin «yeniden tescilini» isteyebilirler." düzenlemesi olduğu, dava dilekçesinde açıklanan sebeplerle davalı şirketin yukarıda anılan hükümler gereğince ihyasının mümkün olduğu, davanın yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve tasfiye sonucu «terkin» edilen davalı şirketin tasfiye memuruna «husumet» yöneltilerek açılması, bundan başka TTK 547/1.maddesinde yer alan «kesin yetki kuralı» nedeniyle ve terkin edilen şirketin sicil adresinin Beyazıt/İstanbul olduğu gözetilerek yetkili Mahkemenin belirlenmesi gerektiği, «pasif husumet ehliyeti» kalmayan davalı şirket hakkında davanın «usulden reddi» gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet ehliyetine ilişkin dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davada hasım gösterilen şirketin dava tarihi itibariyle «ticaret sicilinden terkin» edildiği ve «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, bu nedenle, davalı şirketin taraf «ehliyetinin» olmadığı, HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiği, bu durumun ilk derece mahkemesince tespit edildiği halde, hüküm bölümünde, taraf ehliyeti yerine «pasif husumet ehliyetinden» söz edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesine göre «sicilden terkin» edilen şirket hakkında iş mahkemesinde açılan dava nedeniyle «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14324 E. 2016/1214 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, aynı yabancı mahkeme ilamının «tenfizine» ilişkin 2009/137 Esas-2011/388 Karar sayılı kesinleşmemiş dava ile eldeki davanın aynı olduğu gerekçesiyle «derdestlik» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 2009/137 Esas sayılı dosyadaki dava dilekçesinde sadece yabancı mahkeme ilamının tenfizi istenmiş, oysaki eldeki davanın dava dilekçesinde hem asıl karar hem de 2 adet «masraf» tespit kararının tenfizi istendiğine göre masraf tespit kararlarının tenfizi yönünden derdestlik sözkonusu olmadığından masraf tespit kararlarının tenfizi talebini …
2- Dava, yabancı mahkeme ilamı ve «masraf» tespit kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, eldeki dava ile 2009/137 Esas-2011/388 Karar sayılı kesinleşmemiş davanın tarafları ve hukuki sebepleri yönünden aynı davalar olduğu, «derdestlik» dava şartı engeli bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7745 E. 2013/12115 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 11.137,50 TL, ... için 5.362,50 TL «maddi tazminatın» 01.01.2003 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...Ş'den tahsiline, davalı ......
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10883 E. , 2018/3003 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/.../2015 tarih ve 2015/607-2015/585 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Gıda İnş. Loj. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğunu, şirketinde mesul müdür olarak çalışan davalıya firmanın borçlarını ödemesi ve mal alması amacı ile ....05.2013 tarihinde 46.000.00 TL ve 29.05.2013 tarihinde 180.000.00 TL 'yi banka havalesi yolu ile gönderdiğini, davalının bu para ile herhangi bir mal almadığı gibi firmanın borçlarını ödemediğini ve paraları kendi zimmetine geçirdiğini, bu bedelleri derhal iade etmesi için icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia ederek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalıya tebligat yapılmamıştır.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyasında alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, dava dilekçesi içeriğinden açıkça alacaklının ... Gıda İnş. Loj. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti olduğu, icra takibinin söz konusu şirket yönünden yapılması gerekirken şirketin sahibi olduğunu bildiren davacı tarafından yapılmasının usulen mümkün olmadığı, alacağın bağımsız tüzel kişiye ait olduğu, davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacağa bağlı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (HMK) iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar yazılı (m. 118-186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleri olup, davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 118. ve devamı maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise aynı Kanunun 137. ila 142. maddelerinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (m.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (m.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (m.137/...) gerekmektedir.
Yazılı yargılama usulüne tabi bir dava açıldığında, mutlaka dilekçelerin değişiminin gerçekleştirilmesi ve öninceleme duruşmasının yapılması zorunludur. (HGK 2015/18-2560 E., 2016/96 K.)
Taraflar duruşmaya çağrılmadan, başka bir anlatımla; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Davanın niteliği gereği mahkemece, yazılı yargılama usulünü uygulamalı, duruşma açılarak tarafların dinlenilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkı tanınarak kararın verilmesi gerekmektedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkının verilmesi Anayasal bir haktır. Anayasanın 36. maddesine göre, teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde de Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanma hakkı içerisinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre, “davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.”
Bu itibarla, mahkemece .../.../2015 tarihinde tevzi edilen dava dosyasında taraflara tebligat çıkarılmadan ve ön inceleme duruşması açılmadan, 22/.../2015 tarihli tensip zaptı ile hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı tarafından temyiz dilekçesinde icra takibine konu paranın kendi şahsi hesabından ödendiği ileri sürüldüğü, mahkemece bu hususlarda takibe konu paranın kim tarafından nasıl ve ne şekilde ödendiği dahi araştırılmadan sadece dava dilekçesindeki beyandan yola çıkılarak icra takibine konu paranın dava dışı şirkete ait olduğu kabulü ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/421044700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz