İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2097 E. 2022/3416 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kat ihtarı↗ yapılmamış sayılma↗ hesap kat↗ tebligat kanunu m.35↗ icra hukuk mahkemesi↗ usulüne uygun tebliğ↗ bsmv↗ ilamsız icra takibi↗ direnme kararı↗ temerrüt tarihi↗ ipotek↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ hamil↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ tebligat↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ temerrüt↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı adresini değiştirmediğinden davacının ihtarnameyi usulüne uygun tebliğ ettirmesi gerektiği, davalı borçlu şirketin takip tarihinden önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği, davacı banka alacağından ipotek bedelinin mahsup edildiği, buna göre takip tarihi itibari ile banka alacağının 124.764,88 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 124.764,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 18.02.2015 tarih 2014/19097- 2015/2173 sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında mahkemenin 09.09.2015 tarih 2015/747 E. 2015/768 K. sayılı kararı ile borçlunun adres değişikliği olmadığından İİK’nın 68/b maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda alacaklı bankanın borçlu tarafından kendisine bildirilmiş olan sözleşmedeki adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na (TK) göre usulüne uygun tebliğ yaptırması gerektiği, ihtarnamenin davalı şirket çalışanı (muhasebecisi) olan İsmail Bülbül'e tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2011/568 esas sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş kararda ise, davalı şirketin İsmail Bülbül isimli çalışanı olmadığından tebligatın geçersiz olduğunun belirtildiği, bu karar kesinleşmekle tebliğ yapılan İsmail Bülbül'ün davalı çalışanı olmadığının anlaşıldığı, bu durumda tebligatın davalı şirket çalışanına yapılmadığı, İİK’nın 68/b maddesindeki düzenlemenin adres değişikliğini bildirmeyen borçlu için getirilmiş bir yaptırım olduğu, adres değişikliği yapmayan borçlu için bu hükmün uygulanamayacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 124.764,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa 25/03/2013 takip tarihinden itibaren yıllık % 60 faiz ve faizin % 5’i oranında BSMV işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Direnme kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.01.2017 tarih 2016/20424-2017/601 sayılı kararı ile bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.11.2021 tarih 2017/(19)11-896 E. 2021/1405 K. sayılı kararıyla, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan önceki kararda tartışılıp değerlendirilmemiş, dolayısıyla Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğundan davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde bildirilen adreste kat ihtarı uyarısı muhasebeciye tebliğ edilmiştir. Genel kredi sözleşmesinin 40. maddesinde, “Müşteri ve/veya ek kart hamili ve kefiller, bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi için aşağıda imza ve isimlerinin yanında yazılı adresi, değişiklik noter aracılığı ile bildirilmedikçe, kanuni ikametgâh olarak tesis edildiğini beyan eder ve bu adrese yapılacak yazılı bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını, o yer de bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin uygulanmasını kabul ederler" hükmü bulunmaktadır. Hesap kat ihtamamenin 30.01.2009 tarihinde davalının kanuni ikametgâhına tebliğ için ibraz edildiği konusunda taraflar arasında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Tebligat İsmail Bülbül isimli şahsa yapılmayıp iade edilseydi dahi, taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği tebligatın 30.01.2009 tarihinde yapılmış sayılması gerekeceğinden, bu durumda kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü ile ihtarnamede belirtilen atfet mehli gözönüne alınarak temerrüt tarihi belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle takip tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2718 E. 2015/9737 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, davalı İsmail Belli hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karar davalı İ.B.dışındaki davalılar vekilinin temyizi üzerine davalı V.Telekomünikasyon A.Ş. yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13370 E. 2015/13192 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · davanın açılmamış sayılması · husumet ehliyeti · açılmamış sayılma · pasif husumet · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaŞ.. yönünden «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gözetilerek davanın reddine, davalı N..
… dava açabilecekleri gerekçesi ile adı geçen davacılar lehine hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, davacı gerçek kişi ortakların aktif dava (takip) «ehliyetlerinin» olmadığı nazara alındığına göre, gerçek kişilerin davası yönünden mümeyyiz davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle temyiz eden mümeyyiz davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden …
A.. yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», davalılar N..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2066 E. 2015/8129 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaTebligat İsmail Bülbül isimli şahsa yapılmayıp iade edilseydi dahi, taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği «tebligatın» 30.01.2009 tarihinde «yapılmış sayılması» gerekeceğinden, bu durumda «kat ihtarının» usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü ile «ihtarnamede» belirtilen atfet mehli gözönüne alınarak «temerrüt tarihi» belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle takip tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı adresini değiştirmediğinden davacının «ihtarnameyi» «usulüne uygun tebliğ» ettirmesi gerektiği, davalı borçlu şirketin takip tarihinden önce usulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmediği, davacı banka alacağından «ipotek» bedelinin «mahsup» edildiği, buna göre takip tarihi itibari ile banka alacağının 124.764,88 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 124.764,88 TL «asıl alacak» üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 18.02.2015 tarih 2014/19097- …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 20.124 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2097 E. , 2022/3416 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 17.03.2014 gün ve 2013/207-2014/91 sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 18.02.2015 gün ve 2014/19097-2015/2173 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, kredi alacağının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali, takibin devamı ile asıl alacağın % 40’ı oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibin faize faiz işletilecek şekilde yapıldığını, alacağın ipotekle teminat altına alındığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı adresini değiştirmediğinden davacının ihtarnameyi usulüne uygun tebliğ ettirmesi gerektiği, davalı borçlu şirketin takip tarihinden önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği, davacı banka alacağından ipotek bedelinin mahsup edildiği, buna göre takip tarihi itibari ile banka alacağının 124.764,88 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 124.764,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 18.02.2015 tarih 2014/19097- 2015/2173 sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında mahkemenin 09.09.2015 tarih 2015/747 E.
2015/768 K. sayılı kararı ile borçlunun adres değişikliği olmadığından İİK’nın 68/b maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda alacaklı bankanın borçlu tarafından kendisine bildirilmiş olan sözleşmedeki adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na (TK) göre usulüne uygun tebliğ yaptırması gerektiği, ihtarnamenin davalı şirket çalışanı (muhasebecisi) olan İsmail Bülbül'e tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2011/568 esas sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş kararda ise, davalı şirketin İsmail Bülbül isimli çalışanı olmadığından tebligatın geçersiz olduğunun belirtildiği, bu karar kesinleşmekle tebliğ yapılan İsmail Bülbül'ün davalı çalışanı olmadığının anlaşıldığı, bu durumda tebligatın davalı şirket çalışanına yapılmadığı, İİK’nın 68/b maddesindeki düzenlemenin adres değişikliğini bildirmeyen borçlu için getirilmiş bir yaptırım olduğu, adres değişikliği yapmayan borçlu için bu hükmün uygulanamayacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 124.764,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa 25/03/2013 takip tarihinden itibaren yıllık % 60 faiz ve faizin % 5’i oranında BSMV işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Direnme kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.01.2017 tarih 2016/20424-2017/601 sayılı kararı ile bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.11.2021 tarih 2017/(19)11-896 E. 2021/1405 K. sayılı kararıyla, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan önceki kararda tartışılıp değerlendirilmemiş, dolayısıyla Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğundan davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde bildirilen adreste kat ihtarı uyarısı muhasebeciye tebliğ edilmiştir. Genel kredi sözleşmesinin 40. maddesinde, “Müşteri ve/veya ek kart hamili ve kefiller, bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi için aşağıda imza ve isimlerinin yanında yazılı adresi, değişiklik noter aracılığı ile bildirilmedikçe, kanuni ikametgâh olarak tesis edildiğini beyan eder ve bu adrese yapılacak yazılı bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını, o yer de bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu'nun 21.
maddesinin uygulanmasını kabul ederler" hükmü bulunmaktadır. Hesap kat ihtamamenin 30.01.2009 tarihinde davalının kanuni ikametgâhına tebliğ için ibraz edildiği konusunda taraflar arasında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Tebligat İsmail Bülbül isimli şahsa yapılmayıp iade edilseydi dahi, taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği tebligatın 30.01.2009 tarihinde yapılmış sayılması gerekeceğinden, bu durumda kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü ile ihtarnamede belirtilen atfet mehli gözönüne alınarak temerrüt tarihi belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle takip tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/773757900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz