Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/952 E. 2023/7455 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçim hakkı↗ aaüt↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ temerrüt tarihi↗ vekâlet ücreti↗ basiretli tacir↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ tmsf↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ tebligat↗ ıslah↗ ihtarname↗ tacir↗ yasal faiz↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/31 E., 2018/178 K. sayılı kararı ile hesabın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilip devredilmeği husunda TMSF'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta ... T.A.Ş.'den fona devredilen hesaplar arasında ... adına kayıtlı herhangi bir hesap bilgisine rastlanılmadığının belirtildiği, dolayısıyla banka tarafından mevzuat gereği yapılması gerekli işlemlerin yapılmadığı, söz konusu hesapta bulunan bakiye mevduatın TMSF'ye devredilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih, 2018/1745 E. ve 2019/1544 K. sayılı kararıyla, davacı tarafça dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneğinin incelenmesinde, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 21.09.1987 tarihinde 10.424,00 TL bulunduğu, hesapta bulunan paranın TMSF'ye devredilmediği, davalı bankanın 10.424,00 TL'yi davacıya ödemekle yükümlü olup, davalının davacıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin bir delil de sunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp son rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı olduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11.01.2016 tarihli ihtarname ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya yedi ... süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20.01.2016 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 10.424,00 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2020/5396 E. ve 2022/2563 K. sayılı kararı ile davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli tebligatların yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 yılında açıldığı, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 10.424,00 TL (eski para ile) bulunduğu, 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından altı sıfır atıldığı da gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hesap hatası sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmedilen vekâlet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin yukarıdaki kapsamdaki temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, davaya konu banka hesabının 1987 yılında açıldığı, belirtilen tarihte hesapta 10.424,00 TL (eski para ile) bulunduğu, 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun (5083 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk Lirasından altı sıfır atıldığı gözetilerek davalı bankanın davacıya iade etmesi gereken miktarın 6 sıfır atılması neticesinde 0.010 TL'ye tekabül ettiği, bu miktarın temerrüt tarihi olan 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçememesi nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren taraflar lehine ayrı ayrı 0,010 TL vekâlet ücreti takdir edilebileceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, buna göre davanın kısmen kabulü ile 0.010 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesabın açıldığı tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36 ncı maddesi uyarınca hesap sahibine her yıl yapılması gereken hesap özeti bildirimi ve 10 yılda zamanaşımına uğrayacak hesaplarla ilgili hesap sahibine yapılması lâzım gelen bildirim, ilan yapılmayarak basiretli tacir sayılan davalı bankanın kanuni yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle bankanın sorumluluğunun bulunduğunu, zira bahsekonu Kanun'un yürürlükte kaldığı 12 yıl boyunca davalı bankaca bu yükümlülük yerine getirilseydi, müvekkilinin hesaptan haberdar olup sahibi olduğu varlığa ilişkin tasarruf hakkını kullanabileceğini, bu sebeple hesabın ilk açıldığı tarihten itibaren mevduattan elde edilebilecek hukuki ürünler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, 3182 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine göre bankanın T.C. ...'na faizi ile devirle yükümlü olduğu hesaplarla ilgili olarak vadeli -vadesiz ayrımı yapılmadığını, davalı bankanın devirle yükümlü olduğu zaman aşımına tabi mevduatı TMSF'ye devretmeyerek haksız kazanç sağladığını, Bölge Adliye Mahkemesince temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğini, hesabın açıldığı tarihte müvekkilinin ... olmadığını, ... olduğu tarih itibarı ile alacağın aslının, faiz ve fer'ilerinin esas alınması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davalı bankanın ödemesi gereken miktarın TÜFE katsayısı, ... fiyatları, döviz kurları, faiz oranları, asgari ücret gibi ölçütler dikkate alınarak belirlendiğini, buna göre dava konusu 10.424,00 TL'nin Ocak 2016 itibarı ile karşılığının 148.854,031 TL olduğunu, istinaf mahkemesince bilirkişi raporlarına itibar edilmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 281 ve devamı maddelerinde belirtilen usule aykırı karar verildiğini, banka mudisi müvekkili için ... olmadan önce hesap açıldığını, o tarihten bugüne büyükmüş gibi değerlendirme yapılmaması gerektiğini, hesabın açılışındaki vadesizlik durumunun geçmiş 33 yıla aynen uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, en azından müvekkilinin rüşte erdiği tarih itibarı ile seçim hakkı tanınarak lehine uygun düşen yatırım aracına göre hesap yapılmasını gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı bankanın Kırıkhan Şubesi’nde 21.09.1987 tarihinde davacı adına açılan vadesiz mevduat hesabında bulunanan mevduatın faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 3182 sayılı Kanun'un 35, 36 ncı maddeleri.
3. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası,
4. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 ... maddesi.
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve 387 nci maddeleri.
6. 5083 sayılı Kanun hükümleri.
7. 03.09.2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5396 E. 2022/2563 K.
Ortak:tebligat · ihtarname · yasal faiz · temerrüt · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin bir delil de sunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı olduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11.01.2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya yedi ... süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20.01.2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 10.424,00 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… irasından altı sıfır atıldığı gözetilerek davalı bankanın davacıya iade etmesi gereken miktarın 6 sıfır atılması neticesinde 0.010 TL'ye tekabül ettiği, bu miktarın «temerrüt tarihi» olan 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçememesi nedeniyle kendisini vekille «temsil» ettiren taraflar lehine ayrı ayrı 0,010 TL vekâlet ücreti takdir edilebileceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kısmen kabulü ile 0.010 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2020/5396 E. ve 2022/2563 K. sayılı kararı ile davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli «tebligatların» yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 …
Benzer bu kararda… cıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin de bir delil sunmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp «son» rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı bulunduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11/01/2016 tarihli «ihtarname» ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/01/2016 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 10.424,00 TL'nin 20/01/2016 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… lmış olan vadesiz mevduat hesabında bulunduğu iddia olunan mevduatın iadesi istemine ilişkin olup, davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli «tebligatların» yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu, ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaKabule göre de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/952 E. , 2023/7455 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1417 Esas, 2022/1136 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili için 21.09.1987 tarihinde ... Kırıkhan şubesinde hesap açıldığını, bu hesapta 21.09.1987 tarihi itibari ile 10.424,00 TL para bulunduğunu, hesaba yatan paranın verilmesi için banka şubesine müracaat edildiğini ancak banka personeli tarafından paranın verilmeyeceğinin bildirildiğini, bunun üzerine ihtarname gönderildiğini ileri sürerek tespit edilecek ana alacak ve faizlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 17.01.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava miktarını 148.854,03 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın Kırıkhan şubesinde 21.09.1987 tarihinde açılan hesaba 10.424,00 TL yatırıldığını, davacının o tarihte ... olmadığını ve o tarihten sonra da ilgili hesapla herhangi bir işlem yapılmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/31 E., 2018/178 K. sayılı kararı ile hesabın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilip devredilmeği husunda TMSF'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta ... T.A.Ş.'den fona devredilen hesaplar arasında ... adına kayıtlı herhangi bir hesap bilgisine rastlanılmadığının belirtildiği, dolayısıyla banka tarafından mevzuat gereği yapılması gerekli işlemlerin yapılmadığı, söz konusu hesapta bulunan bakiye mevduatın TMSF'ye devredilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih, 2018/1745 E. ve 2019/1544 K. sayılı kararıyla, davacı tarafça dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneğinin incelenmesinde, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 21.09.1987 tarihinde 10.424,00 TL bulunduğu, hesapta bulunan paranın TMSF'ye devredilmediği, davalı bankanın 10.424,00 TL'yi davacıya ödemekle yükümlü olup, davalının davacıya ödeme yapıldığını iddia etmediği gibi buna ilişkin bir delil de sunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu alacak için bilirkişi raporu alınıp son rapora göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, davalı bankanın sorumluluğunun vadesiz hesaptaki para ile sınırlı olduğu, vadesiz hesapta bulunan para için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından hesapta bulunan paranın ilk olarak 11.01.2016 tarihli ihtarname ile talep edildiği ve bu hususta davalı bankaya yedi ...
süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 12.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20.01.2016 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 10.424,00 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.03.2022 tarih, 2020/5396 E. ve 2022/2563 K. sayılı kararı ile davalı banka tarafından Bankacılık Kanunu gereği davacıya gerekli tebligatların yapıldığı ve mevduatın TMSF'ye aktarıldığı ispat olunamadığından, davacının mevduatın iadesini talep etmekte haklı olduğu ancak, davacıya ait banka hesabının 1987 yılında açıldığı, hesabın vadesiz hesap olduğu ve hesapta 10.424,00 TL (eski para ile) bulunduğu, 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından altı sıfır atıldığı da gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hesap hatası sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, hükmedilen vekâlet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçemeyeceği de gözetilmeksizin vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin yukarıdaki kapsamdaki temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, davaya konu banka hesabının 1987 yılında açıldığı, belirtilen tarihte hesapta 10.424,00 TL (eski para ile) bulunduğu, 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun (5083 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk Lirasından altı sıfır atıldığı gözetilerek davalı bankanın davacıya iade etmesi gereken miktarın 6 sıfır atılması neticesinde 0.010 TL'ye tekabül ettiği, bu miktarın temerrüt tarihi olan 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi gerektiği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına davalı yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin davada kabul edilen tutarı geçememesi nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren taraflar lehine ayrı ayrı 0,010 TL vekâlet ücreti takdir edilebileceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, buna göre davanın kısmen kabulü ile 0.010 TL'nin 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesabın açıldığı tarihte yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36 ncı maddesi uyarınca hesap sahibine her yıl yapılması gereken hesap özeti bildirimi ve 10 yılda zamanaşımına uğrayacak hesaplarla ilgili hesap sahibine yapılması lâzım gelen bildirim, ilan yapılmayarak basiretli tacir sayılan davalı bankanın kanuni yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle bankanın sorumluluğunun bulunduğunu, zira bahsekonu Kanun'un yürürlükte kaldığı 12 yıl boyunca davalı bankaca bu yükümlülük yerine getirilseydi, müvekkilinin hesaptan haberdar olup sahibi olduğu varlığa ilişkin tasarruf hakkını kullanabileceğini, bu sebeple hesabın ilk açıldığı tarihten itibaren mevduattan elde edilebilecek hukuki ürünler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, 3182 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesine göre bankanın T.C.
...'na faizi ile devirle yükümlü olduğu hesaplarla ilgili olarak vadeli -vadesiz ayrımı yapılmadığını, davalı bankanın devirle yükümlü olduğu zaman aşımına tabi mevduatı TMSF'ye devretmeyerek haksız kazanç sağladığını, Bölge Adliye Mahkemesince temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğini, hesabın açıldığı tarihte müvekkilinin ... olmadığını, ... olduğu tarih itibarı ile alacağın aslının, faiz ve fer'ilerinin esas alınması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davalı bankanın ödemesi gereken miktarın TÜFE katsayısı, ... fiyatları, döviz kurları, faiz oranları, asgari ücret gibi ölçütler dikkate alınarak belirlendiğini, buna göre dava konusu 10.424,00 TL'nin Ocak 2016 itibarı ile karşılığının 148.854,031 TL olduğunu, istinaf mahkemesince bilirkişi raporlarına itibar edilmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 281 ve devamı maddelerinde belirtilen usule aykırı karar verildiğini, banka mudisi müvekkili için ...
olmadan önce hesap açıldığını, o tarihten bugüne büyükmüş gibi değerlendirme yapılmaması gerektiğini, hesabın açılışındaki vadesizlik durumunun geçmiş 33 yıla aynen uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, en azından müvekkilinin rüşte erdiği tarih itibarı ile seçim hakkı tanınarak lehine uygun düşen yatırım aracına göre hesap yapılmasını gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı bankanın Kırıkhan Şubesi’nde 21.09.1987 tarihinde davacı adına açılan vadesiz mevduat hesabında bulunanan mevduatın faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 3182 sayılı Kanun'un 35, 36 ncı maddeleri.
3. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası,
4. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 ... maddesi.
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ve 387 nci maddeleri.
6. 5083 sayılı Kanun hükümleri.
7.
03. 09.2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990143300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz