Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8408 E. 2022/1615 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 117↗ ödeme emri tebliği↗ faiz başlangıç tarihi↗ infazda tereddüt↗ ödeme emri↗ tebliğ tarihi↗ satım sözleşmesi↗ infaz↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ işlemiş faiz↗ komisyon↗ kötü niyet↗ menfi tespit↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalının 20.09.2014 tarihli alım satım sözleşmesi yaptıkları, bu sözleşmede aracın devrini doğurur yani davacının zenginleşmesine sebep olacak nitelikte maddenin bulunmadığı, sadece komisyon ve araç bedeline ilişkin maddelerin bulunduğu, sebepsiz zenginleşenin kötü niyetinin tespit edilemediği, TBK 117/2. Maddesi gereği iyi niyetli sebepsiz zenginleşene bildirim olarak icra dosyasındaki ödeme emrinin tebliğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, faiz başlangıç tarihinin ödeme emrinin tebliği tarihi olan 30/04/2011 tarihinin olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, icra takibine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, 2015/240 esas 2015/348 karar numaralı karar ile dava, öncelikle tümden reddedilmiş, kararı davacı taraf temyiz etmiş; Dairemizce, 2016/2690 esas 2016/6976 karar numaralı karar ile davacının menfi tespite konu takipteki asıl alacağa ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hüküm takip talebindeki işlemiş faiz hususunda bozulmuştur.
Mahkemece, anılan bozma kararı gereğince yapılan inceleme neticesinde, 6098 sayılı TBK’nın 117/2 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının sebepsiz zenginleşmede kötü niyetli olmadığı, takip tarihi ile temerrüde düştüğü kabul edilmiş; ancak, gerek karar gerekçesinde gerekse hüküm kısmında “davanın reddi ile faiz başlangıç tarihinin ödeme emrinin tebliğ tarihi sayılmasına” karar verilmiştir. Bu durumda, davacının faize ilişkin menfi tespit talebinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak biçimde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re’sen tespit edilen bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8606 E. 2017/5616 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · ödeme emri
İncelediğiniz karardaMaddesi gereği iyi niyetli «sebepsiz zenginleşene» bildirim olarak icra dosyasındaki «ödeme emrinin tebliğinin» kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, «faiz başlangıç tarihinin» ödeme emrinin «tebliği tarihi» olan 30/04/2011 tarihinin olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece, anılan bozma kararı gereğince yapılan inceleme neticesinde, 6098 sayılı TBK’nın 117/2 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının «sebepsiz zenginleşmede» kötü niyetli olmadığı, takip tarihi ile «temerrüde» düştüğü kabul edilmiş; ancak, gerek karar gerekçesinde gerekse hüküm kısmında “davanın reddi ile «faiz başlangıç tarihinin» «ödeme emrinin tebliğ tarihi» sayılmasına” karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİtirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · yetkisizlik itirazı · nakliyat emtia sigortası · borca itiraz · rücuan tazminat · ilamsız icra takibi · icra takibine itiraz · asıl alacak
Benzer bu kararda1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklı «rücuan tazminat» alacağının tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
… ketin ticaret sicilinde iki ayrı adresi olduğundan mahkemenin yetkili olduğu, davalı tarafın davacı tarafa icra takibindeki tutar kadar borcu olduğu, davalı tarafın «icra takibine itirazında» haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Diğer yandan, borçlunun icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazı» üzerine açılan davada, mahkemenin de «yetkisine itiraz» edilmesi halinde, mahkemece, İİK 50. ve 6100 sayılı HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz karardaMaddesi gereği iyi niyetli «sebepsiz zenginleşene» bildirim olarak icra dosyasındaki «ödeme emrinin tebliğinin» kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, «faiz başlangıç tarihinin» ödeme emrinin «tebliği tarihi» olan 30/04/2011 tarihinin olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece, anılan bozma kararı gereğince yapılan inceleme neticesinde, 6098 sayılı TBK’nın 117/2 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının «sebepsiz zenginleşmede» kötü niyetli olmadığı, takip tarihi ile «temerrüde» düştüğü kabul edilmiş; ancak, gerek karar gerekçesinde gerekse hüküm kısmında “davanın reddi ile «faiz başlangıç tarihinin» «ödeme emrinin tebliğ tarihi» sayılmasına” karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSigorta A.Ş. tarafından takip yapılmış, icra müdürlüğünce «yetkisizlik» kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 04.03.2011 tarihinde alacaklı olarak Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yazılmak suretiyle davalı hakkında yeniden takip «ödeme emri» düzenlenmiştir.
Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen «ödeme emri» ekinde sunulan vekaletnamede davacı vekilinin aynı zamanda ... ...
Bu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · sigorta sözleşmesi · rücu · yetkisizlik kararı · hasar · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, «sigorta sözleşmesi» sonucu «rücu» isteminden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı hakkında icra takibinin 04.03.2011'de yapıldığı, «hasarın» ise ....02.2007 tarihinde meydana geldiği, ...
1268. maddesi gereğince iki yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8408 E. , 2022/1615 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Besni 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.05.2019 tarih ve 2016/240 E. - 2019/130 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, oto galeri işi yaptığını, davalıya 20.09.2004 tarihli sözleşme ile bir aracı komisyon karşılığında sattığını, sözleşme uyarınca aracın trafik ve vergi borçlarının davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının bu aracın devrini almadan 6 yıl kullandığını ve vergi borçlarını ödemediğini, vergi borcu nedeniyle aracın icra kanalıyla satılması üzerine, davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kendisi aleyhine icra takibi başlattığını, oysa alacağın zamanaşımına uğradığını ve kendisinin galerici olarak %2 satış komisyonu dışında kazancı olmadığını ileri sürerek, Besni İcra Müdürlüğünün 2010/1359 sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında, davacının aracın fiili sahibi olduğunu, aracın resmi devrini almadan satın alıp müvekkiline de bizzat satan kişi olduğunu, aracın kayıt malikinin borçları nedeniyle bağlanıp müvekkilinin elinden alındığını, müvekkilinin tüm satış bedelini davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalının 20.09.2014 tarihli alım satım sözleşmesi yaptıkları, bu sözleşmede aracın devrini doğurur yani davacının zenginleşmesine sebep olacak nitelikte maddenin bulunmadığı, sadece komisyon ve araç bedeline ilişkin maddelerin bulunduğu, sebepsiz zenginleşenin kötü niyetinin tespit edilemediği, TBK 117/2. Maddesi gereği iyi niyetli sebepsiz zenginleşene bildirim olarak icra dosyasındaki ödeme emrinin tebliğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, faiz başlangıç tarihinin ödeme emrinin tebliği tarihi olan 30/04/2011 tarihinin olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, icra takibine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, 2015/240 esas 2015/348 karar numaralı karar ile dava, öncelikle tümden reddedilmiş, kararı davacı taraf temyiz etmiş; Dairemizce, 2016/2690 esas 2016/6976 karar numaralı karar ile davacının menfi tespite konu takipteki asıl alacağa ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hüküm takip talebindeki işlemiş faiz hususunda bozulmuştur.
Mahkemece, anılan bozma kararı gereğince yapılan inceleme neticesinde, 6098 sayılı TBK’nın 117/2 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının sebepsiz zenginleşmede kötü niyetli olmadığı, takip tarihi ile temerrüde düştüğü kabul edilmiş; ancak, gerek karar gerekçesinde gerekse hüküm kısmında “davanın reddi ile faiz başlangıç tarihinin ödeme emrinin tebliğ tarihi sayılmasına” karar verilmiştir. Bu durumda, davacının faize ilişkin menfi tespit talebinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak biçimde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re’sen tespit edilen bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/766111100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz