İadesi | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5234 E. 2022/1454 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yeni belge↗ resmi şekil↗ geçersiz sözleşme↗ denetime elverişli rapor↗ bozma sonrası karar↗ satış sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ sebepsiz zenginleşme↗ protokol↗ geçersizlik↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın, taraflar arasında düzenlenen 15.12.2008 tarihli protokol başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen satışa konu işyeri ve arsa vasfındaki taşınmazlar nedeniyle ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının, 15.12.2008 tarihli protokolün 4. maddesi uyarınca kararlaştırılan 7 adet taşınmazın alım-satımı konusunda anlaşılmasına ve davacının kendi edimini yerine getirmesine rağmen, sözleşme konusu taşınmazları davalının devretmediğini iddia ederek ödenen bedelin iadesini talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 06.03.2019 tarih, 2017/159 esas ve 2019/1409 karar sayılı ilamıyla bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamında, 4721 sayılı TMK’nın 706. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle protokolün 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satışı ile ilgili yapılan ödemeler dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, protokolün 4. maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan ödemelerle ilgili araştırma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığının belirtildiği, 15.12.2008 tarihli protokolün incelenmesinde, sözleşmenin tarafların imzalarını içerdiği, ancak resmi şekilde olmayan bir sözleşme olduğu, dava konusu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca taşınmazların devrine ilişkin olduğu da gözetildiğinde, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmenin, resmi şekilde yapılmadığı için TMK m. 706, TBK m. 237, Tapu Kanunu m. 26, Noterlik Kanunu m. 60 uyarınca geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerin herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak protokolün 4. ve 5. maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, bozma sonrası davacı tarafa protokolün 4. maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, buna göre davacının protokolün 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davalıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Vermiş olduğu hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Eldeki davada Dairemiz bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece uyulmasına karar verilen Daire bozma ilamı doğrultusunda dosya, konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna tevdi edilip tarafların iddia, savunma ve itirazlarını, dosyaya sunulan tüm belgeleri değerlendiren, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarını irdeleyen, davacının iddia ettiği şekilde protokolün 4. maddesi uyarınca yaptığı ödemelerden dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını tartışan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde usuli kazanılmış haklar da korunarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4953 E. 2024/2324 K.
Ortak:resmi şekil · geçersiz sözleşme · bozma sonrası karar · denetime elverişlilik · sebepsiz zenginleşme · protokol · geçersizlik · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda60 uyarınca «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmelerin» herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak «protokolün» 4. ve 5. maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, «bozma sonrası» davacı tarafa protokolün 4. maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, buna gö …
… bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamında, 4721 sayılı TMK’nın 706. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, «resmi şekilde» düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından «geçersiz» olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle «protokolün» 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satışı i …
… ddia, savunma ve itirazlarını, dosyaya sunulan tüm belgeleri değerlendiren, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarını irdeleyen, davacının iddia ettiği şekilde «protokolün» 4. maddesi uyarınca yaptığı ödemelerden dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını tartışan Yargıtay «denetimine elverişli» bir rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde usuli kazanılmış haklar da korunarak bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.01.2020 tarih, 2019/175 E. ve 2020/33 K. sayılı kararı ile «geçersiz sözleşmelerin» herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak «protokolün» 4 üncü ve 5 inci maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, «bozma sonrası» davacı tarafa protokolün 4 üncü maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, bun …
Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarih, 2017/159 E. ve 2019/1409 K. sayılı kararıyla taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının «resmi şekilde» düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından «geçersiz» olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle «protokolün» 4 üncü maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satı …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 15.12.2008 tarihli «protokol» başlıklı sözleşmenin 4 üncü maddesinde belirtilen satışa konu işyeri ve arsa vasfındaki taşınmazların devrinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesine göre «resmi şekilde» yapılması gerektiği, dava konusu sözleşme resmi yazılı olmadığından «geçersiz» olduğu ve herkesin verdiğini iade ile yükümlü bulunduğu, davacının alacak talebinin kabulü için söz konusu protokolün 4 üncü maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacı tarafından protokolün 4 üncü maddesi uyarınca taşınmazın devri için ödeme yapıldığını gösterir, ispat koşullarını sağlar «yazılı delil» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · yazılı delil · ikrar
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 03.03.2022 tarih, 2020/5234 E. ve 2022/1454 K. sayılı «eksik inceleme» ile karar verildiği, «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 15.12.2008 tarihli «protokol» başlıklı sözleşmenin 4 üncü maddesinde belirtilen satışa konu işyeri ve arsa vasfındaki taşınmazların devrinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesine göre «resmi şekilde» yapılması gerektiği, dava konusu sözleşme resmi yazılı olmadığından «geçersiz» olduğu ve herkesin verdiğini iade ile yükümlü bulunduğu, davacının alacak talebinin kabulü için söz konusu protokolün 4 üncü maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacı tarafından protokolün 4 üncü maddesi uyarınca taşınmazın devri için ödeme yapıldığını gösterir, ispat koşullarını sağlar «yazılı delil» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ç.'ye yapılan 10.500,00 euronun da «protokole» istinaden Y.Ç. lehine bu taşınmazlar üzerinde bulunan haczinin kaldırılması için yapıldığını, Y.Ç.'nin de ödemeye ilişkin «ikrarı» bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8823 E. 2015/9735 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile, 47.706 TL'nin 25.11.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline dair verilen karar davalı ING Bank A.Ş. vekili ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalılar yararına bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5234 E. , 2022/1454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.01.2020 tarih ve 2019/175 E. - 2020/33 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03 2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı müvekkili ve davalı ...’nun ekte sunulan 15.12.2008 tarihli satış protokolünde görüleceği üzere davalı adına kayıtlı Eşme İlçesi, İstasyon Mevkii 379 ada 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19 parselde bulunan yedi parça taşınmazın alım satımı konusunda anlaştıklarını, davacı müvekkilinin mezkur sözleşme ile yükümlendiği edimleri ifa etmiş olmasına karşın davalının bugüne kadar yükümlenmiş olduğu edimi ifa etmediğini, satış sözleşmesine konu taşınmazları müvekkiline devretmediğini, satış bedelinin uhdesinde sebepsiz kaldığını iddia ederek ödenmiş olan satış bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, öncelikle davacı tarafın davasına dayanak yaptığı protokolden de anlaşıldığı üzere sözleşmenin davacı ve Tuna Uygun tarafından birlikte imzalandığını, iki şahıs arasında mecburi dava arkadaşlığı olup, birlikte dava açmaları gerektiğini, bu hususun dava şartlarından olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya dayanak sözleşmenin Bozoğlu Akaryakıt ve Otomotiv Ticaret arasında imzalandığını, şahıs olarak aleyhine dava açılmasının yasal dayanağı bulunmadığını, protokolde belirtilen şartlara uygun davranmayıp protokolün hükümsüz kalmasını sağlayanın davacının protokole dayalı hak talep etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının kendisi veya devrettiği şirket adına yaptığı ödemelerin tamamı ancak ve ancak şirketin devri için öngörülen 100.000,00 TL civarında olup, davacı tarafın bunun haricinde isteyebileceği gerek şahsına verilmiş, gerekse adına yapılmış bir ödemesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın, taraflar arasında düzenlenen 15.12.2008 tarihli protokol başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen satışa konu işyeri ve arsa vasfındaki taşınmazlar nedeniyle ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının, 15.12.2008 tarihli protokolün 4. maddesi uyarınca kararlaştırılan 7 adet taşınmazın alım-satımı konusunda anlaşılmasına ve davacının kendi edimini yerine getirmesine rağmen, sözleşme konusu taşınmazları davalının devretmediğini iddia ederek ödenen bedelin iadesini talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 19.
Hukuk Dairesi’nin 06.03.2019 tarih, 2017/159 esas ve 2019/1409 karar sayılı ilamıyla bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamında, 4721 sayılı TMK’nın 706. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, bu durumda herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu, davacının öncelikle protokolün 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davacıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlaması gerektiği, mahkemece, dava konusu olmayan şirket hisse satışı ile ilgili yapılan ödemeler dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, protokolün 4.
maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan ödemelerle ilgili araştırma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığının belirtildiği, 15.12.2008 tarihli protokolün incelenmesinde, sözleşmenin tarafların imzalarını içerdiği, ancak resmi şekilde olmayan bir sözleşme olduğu, dava konusu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca taşınmazların devrine ilişkin olduğu da gözetildiğinde, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmenin, resmi şekilde yapılmadığı için TMK m. 706, TBK m. 237, Tapu Kanunu m. 26, Noterlik Kanunu m. 60 uyarınca geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerin herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, ancak tarafların verdiklerini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, dosya kapsamında yapılan ödemeler ve bozma öncesi alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalının borçları için 105.158,77 TL ödeme yaptığı, ancak protokolün 4.
ve 5. maddelerine istinaden yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, bozma sonrası davacı tarafa protokolün 4. maddesi uyarınca yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunması için süre verildiği, davacı tarafından yeni bir belge sunulmadığı, buna göre davacının protokolün 4. maddesi uyarınca taşınmazların satışı için davalıya yaptığı ödemeleri yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Vermiş olduğu hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Eldeki davada Dairemiz bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece uyulmasına karar verilen Daire bozma ilamı doğrultusunda dosya, konusunda uzman bir bilirkişiye ya da bilirkişi kuruluna tevdi edilip tarafların iddia, savunma ve itirazlarını, dosyaya sunulan tüm belgeleri değerlendiren, dosyada daha önce alınan bilirkişi raporlarını irdeleyen, davacının iddia ettiği şekilde protokolün 4. maddesi uyarınca yaptığı ödemelerden dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını tartışan Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde usuli kazanılmış haklar da korunarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/758645200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz