Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6784 E. 2022/2010 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif dava ehliyeti↗ taraf ehliyeti↗ yargılama gideri↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ vekalet ücreti↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi tarafından iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, "Alaçatı" isminin 6769 sayılı Yasa'nın 5/c maddesi uyarınca tekel olarak bir kurum ya da kuruluşa verilebilecek bir marka olmayıp başından zayıf marka sıfatı taşıdığı, tekel altına alınmasına izin verilmeyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan zayıf marka oldukları, bu tür markalarda yapılacak küçük bir değişiklik ile iltibas tehlikesinin önlenebileceği, bu sebepten dolayı davalı adına tescilli olan "Alaçatı Garden" ibaresi ile bunun görselinin davacı adına tescilli dava konusu markalarla benzer olmayıp karıştırılma ihtimallerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı marka sahibi arasında düzenlenen marka lisans sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin inhisari nitelikte olduğu, lisans alanın marka ile ilgili olarak lisans verenden bağımsız olarak her türlü hukuki iş ve işlemde taraf olabileceğinin, işlem başlatabileceğinin ve takip edebileceğinin kararlaştırıldığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/2. maddesinde geçen "menfaati olanlar" ibaresi de dikkate alındığında davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davalı adına tescilli markanın yazı ve şekil unsurlarından ibaret olduğu, "Alaçatı" ibaresinin coğrafi bir yer ismine tekabül ettiği, yine davalı markasında yer alan yel değirmeni şeklinin adı geçen coğrafi yerin sembollerinden olduğu, markaların genel hatlarıyla yapılan incelemesinde benzer olmadıkları ve bunun sonucunda tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan tüm marka örneklerinin celp edilerek yeni bir bilirkişi raporu da alındığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın eksik olduğu nedeniyle öncelikle Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan tüm marka örneklerinin celp edilerek yeni bir bilirkişi raporu alınarak dosya kapsamı sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımları bakımından davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7091 E. 2024/3164 K.
Ortak:iltibas · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… eyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan zayıf marka oldukları, bu tür markalarda yapılacak küçük bir değişiklik ile «iltibas» tehlikesinin önlenebileceği, bu sebepten dolayı davalı adına tescilli olan "Alaçatı Garden" ibaresi ile bunun görselinin davacı adına tescilli dava konusu markalar …
Benzer bu kararda… liyet gösterdiğini ve esas unsuru "alaçatı" olan tanınmış markaları olduğunu, davalının 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markası bulunduğunu, markaların «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, kararın …
… zden Alaçatı'ya özgü renk ve sembollerin kullanılmasının doğal olduğunu, ayrıca yel değirmenlerinin Alaçatı’ya özgü ve herkesçe bilinen tarihi yapıtlardan olduğunu, «iltibas» oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı olduğunu fakat bunun dışında markaların yel değirmeni logosu ve kırmızı mavi renkleri ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, bu bağlamda markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunun ilk bakışta dahi ortada iken salt alaçatının bir yer adı olması nedeniyle söz konusu markanın iltibas oluşturacak şekilde 3.kişilerce tescil …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9066 E. 2013/22486 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… eyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan zayıf marka oldukları, bu tür markalarda yapılacak küçük bir değişiklik ile «iltibas» tehlikesinin önlenebileceği, bu sebepten dolayı davalı adına tescilli olan "Alaçatı Garden" ibaresi ile bunun görselinin davacı adına tescilli dava konusu markalar …
Benzer bu kararda… erilmeyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların zayıf marka konumunda oldukları, davacı marka başvurusu ile davalı markasının «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer bulunmadığı, davacı başvurusu kapsamında kalan ürünlerin aynen redde mesnet marka kapsamında yer almadığı gerekçesi ile davanın k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/522 E. 2023/3892 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dürüstlük kuralı · kötü niyet · ihtar · ihtarname · kötüniyet · zamanaşımı · temsil
Benzer bu kararda… dava dışı...'ın davalı Mamor şirketi adına yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesi gereğince markanın tescilinde «dürüstlük kuralına» uyulmadığı, kötü niyetle tescil yapıldığı, davacının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarından kaynaklanan bağımsız bir hakkı bulunmamakla birlikte, aynı hükümler çerçevesinde ileri sürülebilir ortak kullanımdan kaynaklanan hakkının davalılarca inkarının «kötü niyet» oluşturduğu, kötü niyet halinde «zamanaşımının» dikkate alınmayacağı, markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, ... adına kayıtlı 2008/72746 numaralı "Alaçatı …
… rka için yoğun reklam çalışmaları yaptığını, 9 senedir bu markayı kullandığını, bilinir hale getirdiğini, davalının markayı kötü niyetle tescillediğini, müvekkiline «ihtarname» gönderdiğini, ihtarname ile davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır emek ve uğraş vererek tanınır hale getirdiği markasını 2012 yılında devir aldığını ve kendisi ile yapılan organizasyon işbirliğinin sona erdiğini oysa davalı taraf ile müvekkilinin hiçbir şekilde bir organizasyon birliği olmadığını belirterek kötü niyetle tescillenen 2008/72746 nolu “alaçatı international fishing tournament” markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, kullanılmama hükümsüzlük taleplerinin kabul edilmemesi halinde markanın «kötü niyet» nedeniyle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «münhasıran» ve önceye dayalı hak sahibi olmaması nedeni ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, kötü niyetli tescile ilişkin faktörlerin tescil başvurusunun yapıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalının dava konusu markayı eşinden devralmasının 556 sayılı KHK çerçevesinde tanınan bir hak olduğunu, davalının marka başvurusu ile ilgisi olmadığını, kötü niyetli tescil bakımından başvuru yapan şirket yönünden başvuru tarihindeki deliller itibari ile değerlendirme yapılması gerekirken birleşen dava davalısı şirketin davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarını ihlale yönelik bir fiili olmadığının dikkate alınmadığı, hangi delillere dayanıldığının dahi belirtilmediği, davalının «ihtarnamesinin» ancak markanın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebileceği halde davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarının davalılarca inkarı şeklinde olaya v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kötüniyetin» varlığı halinde marka hükümsüzlüğü davasının 5 yıl geçtikten sonra açılmasının mümkün olmasına ve asıl davanın davalısının dava konusu markayı birleşen davalı şirketin ortaklarından ve yetkili «temsilcisi» olan eşinden dava dışı...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6784 E. , 2022/2010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.12.2018 tarih ve 2017/797 E. - 2018/782 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.06.2020 tarih ve 2019/443 E. - 2020/732 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Alaçatı Muhallebicisi ve konsepti ile Türkiye'de 68 şubesi ile birlikte faaliyet gösterdiğini, esas unsuru "Alacatı" olan "Alaçatı Cafe", "Alaçatı Muhallebicisi, "Alaçatı Restoran" gibi markalarının tanınmışlığını artırmak amacıyla yurt içinde ve yurt dışında çalışmalar yaptığını, müvekkili şirkete lisans ve muvafakat veren ve yine grup şirket ortaklarından olan ...'nın “Alaçatı” ana unsur olmakla birlikte farklı marka başvuru ve tescilleri yaptığını, müvekkilinin markasının Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmakta olduğunu, müvekkili şirket markaları ile davalı markası arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalı adına tescilli markanın müvekkili şirket markalarına benzediğini ileri sürerek, davalı adına tescilli ''Alaçatı Garden'' ibareli 2015/87847 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile dava dışı marka sahibi arasında düzenlenen marka lisans sözleşmesinin inhisari nitelikte olmayan lisans sözleşmesi olduğunu, bu nedene Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 158/2. maddesi gereğince davacının dava açma hakkının bulunmadığını, taraf markaları arasında benzerlik olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, "Alaçatı" isminin 6769 sayılı Yasa'nın 5/c maddesi uyarınca tekel olarak bir kurum ya da kuruluşa verilebilecek bir marka olmayıp başından zayıf marka sıfatı taşıdığı, tekel altına alınmasına izin verilmeyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan zayıf marka oldukları, bu tür markalarda yapılacak küçük bir değişiklik ile iltibas tehlikesinin önlenebileceği, bu sebepten dolayı davalı adına tescilli olan "Alaçatı Garden" ibaresi ile bunun görselinin davacı adına tescilli dava konusu markalarla benzer olmayıp karıştırılma ihtimallerinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı marka sahibi arasında düzenlenen marka lisans sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin inhisari nitelikte olduğu, lisans alanın marka ile ilgili olarak lisans verenden bağımsız olarak her türlü hukuki iş ve işlemde taraf olabileceğinin, işlem başlatabileceğinin ve takip edebileceğinin kararlaştırıldığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/2. maddesinde geçen "menfaati olanlar" ibaresi de dikkate alındığında davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davalı adına tescilli markanın yazı ve şekil unsurlarından ibaret olduğu, "Alaçatı" ibaresinin coğrafi bir yer ismine tekabül ettiği, yine davalı markasında yer alan yel değirmeni şeklinin adı geçen coğrafi yerin sembollerinden olduğu, markaların genel hatlarıyla yapılan incelemesinde benzer olmadıkları ve bunun sonucunda tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan tüm marka örneklerinin celp edilerek yeni bir bilirkişi raporu da alındığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın eksik olduğu nedeniyle öncelikle Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan tüm marka örneklerinin celp edilerek yeni bir bilirkişi raporu alınarak dosya kapsamı sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımları bakımından davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755556100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz