Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7091 E. 2024/3164 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esastan ret↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi( Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2017/407 E., 2019/121 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin restoran ve fast food hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini ve esas unsuru "alaçatı" olan tanınmış markaları olduğunu, davalının 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markası bulunduğunu, markaların iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, kararın kesinleşmesinden sonra davalı tarafın iltibas yaratan "alaçatı bahçesi" markasını kullanmasının önlenmesini, davalıya ait işyerlerinin tanıtımını sağlayan tabelalar, levhalar, dış camlar, kartvizitler, broşürler, reklam araçları ve işyerinin içerisinde bulunan diğer unsurlar üzerinden müvekkilin tescilli markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılması, web sayfası ve sosyal paylaşım sitelerinde yer alan kullanımların kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Alaçatı'nın İzmir'in Çeşme ilçesinde Türkiye'nin en popüler turistik tatil yörelerinden olan bir mahalle ismi olduğunu ve bu yüzden marka olarak bir şahsa mal edilemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacının Alaçatı ismi üzerinde hak iddia etmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, müvekkiline ait Alaçatı Bahçesi isimli kahvaltı işletmesinin Alaçatı konseptli olduğunu, bu yüzden Alaçatı'ya özgü renk ve sembollerin kullanılmasının doğal olduğunu, ayrıca yel değirmenlerinin Alaçatı’ya özgü ve herkesçe bilinen tarihi yapıtlardan olduğunu, iltibas oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Alaçatı" ibaresinin yüksek bilinirlik düzeyine sahip coğrafi yer adı olduğu, gerek davacının gerekse davalının markalarını oluşturan görsel unsurların ise karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşımadığı, davalıya ait markadaki "BAHÇESİ" ibaresinin markanın bütünlüğünde yarattığı kavramsal etkinin davacının markalarından farklı olduğu, bu sebeple her ne kadar markalar kapsamındaki emtialar aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer iseler de gerek "Alaçatı" ibaresinin gerekse yel değirmeni figürünün niteliği ve taraf markalarının sahip oldukları biçim birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin markaları birbirinin devamı ya da aralarında iktisadi-idari bir bağ varmış gibi algılamalarının mümkün olmadığı, davalının markasının hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının aynı renklerden ve logodan oluşmakta oluştuğunu, markalar arasındaki tek farkın müvekkilinin markasının mavi bir daire içinde yer alması olduğunu fakat bunun dışında markaların yel değirmeni logosu ve kırmızı mavi renkleri ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, bu bağlamda markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun ilk bakışta dahi ortada iken salt alaçatının bir yer adı olması nedeniyle söz konusu markanın iltibas oluşturacak şekilde 3.kişilerce tescilinin kabulünün mümkün olmadığını, hem müvekkilin markasının hem davalı tarafın markasının esas unsurunun "Alaçatı" olduğunu, Mahkeme gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, davalı taraf Alaçatı'nın meşhur bir ürününü yapsaydı bu durumda markanın bölge adı ile bağlantı kurulabilecek ise de davalının markasının böyle bir bağlantı kurmaya müsait olmadığını, bu nedenle de davalı markasının bölgeyi değil aksine kullanımı ile müvekkil markasını çağrıştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli markanın yazı ve şekil unsurlarından ibaret olduğu, "Alaçatı" ibaresinin coğrafi bir yer ismi ve davalı markasında yer alan yel değirmeni şeklinin adı geçen coğrafi yerin sembollerinden olduğu, markaların genel hatlarıyla yapılan incelemesinde benzer olmadıkları ve bunun sonucunda tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ait "ALAÇATI BAHÇESİ" ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5, 6 ve 25 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6784 E. 2022/2010 K.
Ortak:iltibas · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… liyet gösterdiğini ve esas unsuru "alaçatı" olan tanınmış markaları olduğunu, davalının 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markası bulunduğunu, markaların «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, kararın …
… zden Alaçatı'ya özgü renk ve sembollerin kullanılmasının doğal olduğunu, ayrıca yel değirmenlerinin Alaçatı’ya özgü ve herkesçe bilinen tarihi yapıtlardan olduğunu, «iltibas» oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ı olduğunu fakat bunun dışında markaların yel değirmeni logosu ve kırmızı mavi renkleri ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, bu bağlamda markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunun ilk bakışta dahi ortada iken salt alaçatının bir yer adı olması nedeniyle söz konusu markanın iltibas oluşturacak şekilde 3.kişilerce tescil …
Benzer bu kararda… eyen tasviri ve vasıf bildirici sözcüklerden esinlenilerek oluşturulan markaların baştan zayıf marka oldukları, bu tür markalarda yapılacak küçük bir değişiklik ile «iltibas» tehlikesinin önlenebileceği, bu sebepten dolayı davalı adına tescilli olan "Alaçatı Garden" ibaresi ile bunun görselinin davacı adına tescilli dava konusu markalar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… mu'ndan tüm marka örneklerinin celp edilerek yeni bir bilirkişi raporu alınarak dosya kapsamı sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerekirken davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımları bakımından davalı yararına bozulması …
… debileceğinin kararlaştırıldığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/2. maddesinde geçen "menfaati olanlar" ibaresi de dikkate alındığında davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu, davalı adına tescilli markanın yazı ve şekil unsurlarından ibaret olduğu, "Alaçatı" ibaresinin coğrafi bir yer ismine tekabül ettiği, yine davalı markas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/522 E. 2023/3892 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dürüstlük kuralı · kötü niyet · ihtar · ihtarname · kötüniyet · zamanaşımı · temsil
Benzer bu kararda… dava dışı...'ın davalı Mamor şirketi adına yaptığı işlemlerin hukuka uygun olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesi gereğince markanın tescilinde «dürüstlük kuralına» uyulmadığı, kötü niyetle tescil yapıldığı, davacının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarından kaynaklanan bağımsız bir hakkı bulunmamakla birlikte, aynı hükümler çerçevesinde ileri sürülebilir ortak kullanımdan kaynaklanan hakkının davalılarca inkarının «kötü niyet» oluşturduğu, kötü niyet halinde «zamanaşımının» dikkate alınmayacağı, markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, ... adına kayıtlı 2008/72746 numaralı "Alaçatı …
… rka için yoğun reklam çalışmaları yaptığını, 9 senedir bu markayı kullandığını, bilinir hale getirdiğini, davalının markayı kötü niyetle tescillediğini, müvekkiline «ihtarname» gönderdiğini, ihtarname ile davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır emek ve uğraş vererek tanınır hale getirdiği markasını 2012 yılında devir aldığını ve kendisi ile yapılan organizasyon işbirliğinin sona erdiğini oysa davalı taraf ile müvekkilinin hiçbir şekilde bir organizasyon birliği olmadığını belirterek kötü niyetle tescillenen 2008/72746 nolu “alaçatı international fishing tournament” markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, kullanılmama hükümsüzlük taleplerinin kabul edilmemesi halinde markanın «kötü niyet» nedeniyle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «münhasıran» ve önceye dayalı hak sahibi olmaması nedeni ile 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, kötü niyetli tescile ilişkin faktörlerin tescil başvurusunun yapıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalının dava konusu markayı eşinden devralmasının 556 sayılı KHK çerçevesinde tanınan bir hak olduğunu, davalının marka başvurusu ile ilgisi olmadığını, kötü niyetli tescil bakımından başvuru yapan şirket yönünden başvuru tarihindeki deliller itibari ile değerlendirme yapılması gerekirken birleşen dava davalısı şirketin davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarını ihlale yönelik bir fiili olmadığının dikkate alınmadığı, hangi delillere dayanıldığının dahi belirtilmediği, davalının «ihtarnamesinin» ancak markanın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebileceği halde davacının ortak kullanımından kaynaklanan haklarının davalılarca inkarı şeklinde olaya v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «kötüniyetin» varlığı halinde marka hükümsüzlüğü davasının 5 yıl geçtikten sonra açılmasının mümkün olmasına ve asıl davanın davalısının dava konusu markayı birleşen davalı şirketin ortaklarından ve yetkili «temsilcisi» olan eşinden dava dışı...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5672 E. 2023/341 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · gerekçeli kararın tebliği · husumet itirazı · kamu düzenine aykırılık · eş rızası · dürüstlük kuralı · muvafakat · kamu düzeni
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın «husumet itirazında» bulunduğu, davaya konu iş yerinin STZ Kafeterya İşletmeciliği A.Ş. tarafından 26.05.2017 tarihinde tescil edilerek faaliyet gösterdiği, şirketin «ticaret sicil» «kaydına» göre davalı...'in şirket ortağı da olmadığı, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünde "Bezen Kiper-Süt Beyaz Muhallebicisi" isimli bir kaydın mevcut olmadığı, davacı her nekadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunmuşsa da, davalı tarafın buna açıkça «muvafakat» etmediği, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında tarafların yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması hâlinde hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğinin düzenlendiği, davacı tarafın dava açılmadan önce davaya konu iş yerinde tespit yaptırdığı, davacı vekilinin tespit sırasında bizzat hazır olduğu, buna rağmen iş yerindeki vergi levhasının incelenmediği, gönderilen franchise bedeli makbuzunda gönderen adı olarak STZ Kafeterya Şirketi'nin ortağı olan ...'nun adının yer aldığı, davacı tarafın basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak kiminle sözleşme yaptığını dahi araştırmadığı, bu nedenle kabul edilebilir bir yanılgının söz konusu olmadığı, davalı...'in iş yeri sahibi olmadığı ve kendisine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «sıfat yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf sebeplerini gerekçeli kararın yazılmasından sonra sunacaklarını bildirdiği hâlde «gerekçeli kararın tebliğ» edilmesine rağmen "başvuru sebepleri ve gerekçesi" ile "talep sonucu" gösterir dilekçe sunulmadığı, bu hâli ile usulüne uygun istinaf dilekçesinin bulunmadığı, «kamu düzenine aykırılık» yönünden yapılan incelemede, kamu düzenine aykırılık bulunduğunun tespit edilmediği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf talebinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
… si gereğince tarafta iradî değişikliğin mümkün olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre de taraf değişikliği talebinin karşı tarafın «rızası» aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceğini, bu hüküm ile hakime takdir hakkı tanınmamış olup «dürüstlük kuralına» aykırı olmayan taraf değişikliği durumunda hakimin bu talebi kabul edeceğinin düzenlenmiş olmasına rağmen Mahkemece hukuka aykırı olarak davanın usulden reddedildi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7091 E. , 2024/3164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1546 Esas, 2022/1399 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi( Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2017/407 E., 2019/121 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin restoran ve fast food hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini ve esas unsuru "alaçatı" olan tanınmış markaları olduğunu, davalının 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markası bulunduğunu, markaların iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2015/86899 tescil numaralı "alaçatı bahçesi" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, kararın kesinleşmesinden sonra davalı tarafın iltibas yaratan "alaçatı bahçesi" markasını kullanmasının önlenmesini, davalıya ait işyerlerinin tanıtımını sağlayan tabelalar, levhalar, dış camlar, kartvizitler, broşürler, reklam araçları ve işyerinin içerisinde bulunan diğer unsurlar üzerinden müvekkilin tescilli markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılması, web sayfası ve sosyal paylaşım sitelerinde yer alan kullanımların kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Alaçatı'nın İzmir'in Çeşme ilçesinde Türkiye'nin en popüler turistik tatil yörelerinden olan bir mahalle ismi olduğunu ve bu yüzden marka olarak bir şahsa mal edilemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacının Alaçatı ismi üzerinde hak iddia etmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, müvekkiline ait Alaçatı Bahçesi isimli kahvaltı işletmesinin Alaçatı konseptli olduğunu, bu yüzden Alaçatı'ya özgü renk ve sembollerin kullanılmasının doğal olduğunu, ayrıca yel değirmenlerinin Alaçatı’ya özgü ve herkesçe bilinen tarihi yapıtlardan olduğunu, iltibas oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Alaçatı" ibaresinin yüksek bilinirlik düzeyine sahip coğrafi yer adı olduğu, gerek davacının gerekse davalının markalarını oluşturan görsel unsurların ise karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşımadığı, davalıya ait markadaki "BAHÇESİ" ibaresinin markanın bütünlüğünde yarattığı kavramsal etkinin davacının markalarından farklı olduğu, bu sebeple her ne kadar markalar kapsamındaki emtialar aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer iseler de gerek "Alaçatı" ibaresinin gerekse yel değirmeni figürünün niteliği ve taraf markalarının sahip oldukları biçim birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin markaları birbirinin devamı ya da aralarında iktisadi-idari bir bağ varmış gibi algılamalarının mümkün olmadığı, davalının markasının hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının aynı renklerden ve logodan oluşmakta oluştuğunu, markalar arasındaki tek farkın müvekkilinin markasının mavi bir daire içinde yer alması olduğunu fakat bunun dışında markaların yel değirmeni logosu ve kırmızı mavi renkleri ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, bu bağlamda markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun ilk bakışta dahi ortada iken salt alaçatının bir yer adı olması nedeniyle söz konusu markanın iltibas oluşturacak şekilde 3.kişilerce tescilinin kabulünün mümkün olmadığını, hem müvekkilin markasının hem davalı tarafın markasının esas unsurunun "Alaçatı" olduğunu, Mahkeme gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, davalı taraf Alaçatı'nın meşhur bir ürününü yapsaydı bu durumda markanın bölge adı ile bağlantı kurulabilecek ise de davalının markasının böyle bir bağlantı kurmaya müsait olmadığını, bu nedenle de davalı markasının bölgeyi değil aksine kullanımı ile müvekkil markasını çağrıştırdığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli markanın yazı ve şekil unsurlarından ibaret olduğu, "Alaçatı" ibaresinin coğrafi bir yer ismi ve davalı markasında yer alan yel değirmeni şeklinin adı geçen coğrafi yerin sembollerinden olduğu, markaların genel hatlarıyla yapılan incelemesinde benzer olmadıkları ve bunun sonucunda tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ait "ALAÇATI BAHÇESİ" ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5, 6 ve 25 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042695000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz