Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2152 E. 2022/1192 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle fesih↗ haciz ihbarnamesi↗ hak ediş↗ acentelik sözleşmesi↗ bedel iadesi↗ müktesep hak↗ acente↗ usuli kazanılmış hak↗ ticari faiz↗ acentelik↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ fesih↗ işlemiş faiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihbar↗ ihtar↗ kâr payı↗ haciz↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli ihtarnamede fesih iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih ihbarını tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde hak ediş bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve mahsup edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı payı talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( ticari ) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesine göre, karşı tarafın ( MNG Kargo’nun) işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda acente açısından haklı nedenle fesih imkanı doğacaktır. Nitekim Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamında, davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden, davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk ihtarnamenin keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanmış olup, mahkemece bozma ilamına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulî kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960//9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Davacı tarafça keşide edilen 06.10.2008 tarihli ihtarnamede fesih iradesi ortaya konmakla birlikte sözleşmede öngörülen 30 günlük mühlete yer verilmediğinden davalı yararına oluşan usulü müktesep hak da gözetilerek artık davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kabul edilmeyecektir.
Bu durumda, mahkemece, davacının katkı payı bedelinin iadesine dair talebinin haksız olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacının hak ediş talebine gelince, mahkemece, iki şube için ayrı ayrı hak ediş tutarı belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı taraf beyanında dava tarihinden sonra haciz ihbarnamesi üzerine 05.10.2009 tarihinde hak ediş ödemelerinin SGK’na yapıldığını savunduğuna göre, ödeme tarihine kadar hak ediş bedellerine işlemiş faizin de hesap edilip davacının alacağının tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemeler de düşüldüğünde davacının bakiye hak ediş alacağının bulunması, aynı zamanda ne miktarda hak ediş talebinin konusuz kaldığının da tespiti gerekirken, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin dikkate alınmaması doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5591 E. 2015/3379 K.
Ortak:haklı nedenle fesih · hak ediş · acentelik sözleşmesi · bedel iadesi · acente · acentelik · fesih · ihtar · Alacak
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesine göre, karşı tarafın ( MNG Kargo’nun) işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı doğacaktır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih «ihbarını» tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde «hak ediş» bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı «payı» talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir «sebebe» dayananlar hariç, 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda, «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı oluşacaktır.
Mahkemece davalının davacı «acentenin» «hak ediş» bedellerini süresinde ödemediği, dolayısıyla davacının «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiği kabul edilmiş ve davacı yararına sözleşmede kararlaştırılan katkı «payının» ve her iki şube için de tespit edilen hak ediş bedellerinin tahsiline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ve tesis edilen hüküm, sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebeple fesih · kasa açığı · i̇i̇k 194 · sözleşmenin feshi · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… işi raporuna dayanılarak, hak edişleri gereği gibi ödemeyen davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu davranışının davacı açısından «haklı sebeple fesih» nedeni oluşturduğu, davacının sözleşme gereği araçların geç devri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle 30.000 Euro katkı «payının» 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile birlikte, İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL, Pac Şubesi için 10.«194»,76 TL «hak ediş» bedelinin, dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli mevduatlar için uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiş …
Acentelik «sözleşmesinin feshi» koşullarını düzenleyen 41. maddesine göre ise, davalı ...
Dışı Taşımacılık A.Ş'nin işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir «sebebe» dayananlar hariç, 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda, «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı oluşacaktır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının katkı «payı» «bedelinin iadesi» talebi yönünden, davacı tarafından davalıya «fesih» ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk «ihtarnamenin» keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5207 E. 2018/8155 K.
Ortak:hak ediş · acentelik sözleşmesi · acentelik · mahsup · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih «ihbarını» tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde «hak ediş» bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı «payı» talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2- Davacının «hak ediş» talebine gelince, mahkemece, iki şube için ayrı ayrı hak ediş tutarı belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı taraf beyanında dava tarihinden sonra «haciz ihbarnamesi» üzerine 05.10.2009 tarihinde hak ediş ödemelerinin SGK’na yapıldığını savunduğuna göre, ödeme tarihine kadar hak ediş bedellerine «işlemiş faizin» de hesap edilip davacının alacağının tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemeler de düşüldüğünde davacının bakiye hak ediş alacağının bulunması, aynı zamanda ne miktar …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · davanın konusu · yasal faiz · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaAncak, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı uyarınca, davacının «hak ediş» kalemi altında yaptığı toplam talep miktarının önemli bir kısmının davalı yanca dava açıldığı tarih olan 29.12.2011 tarihinden sonra ödendiği ve bu kısım yönünden «davanın konusu» kalmadığından HMK 331/1 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» bulunduğu, 24/12/2011 tarihi itibari ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği, davalının yaptığı kesintilerin sözleşme kapsamında bulunduğu, talep edilen «hak ediş» alacakları bakımından davalı firmanın davacı firmaya borcuna karşılık 31/12/2011 tarihinde yaptığı borç meblağını bu tutarda azaltan 1.704,18 TL tutarındaki «mahsup» işleminin doğru olmadığı, 944,00 TL'lik kesintinin ise 23/12/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, ancak sözleşme hükümlerinin 22/12/2011 tarihi itibariyle hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davacının haksız kesinti tutarı adı altında yaptığı taleplerin reddine, hak ediş alacağı olarak yapılan taleplerin kısmen kabulü ile 2.227,82 TL nin 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinden» kaynaklı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davalı tarafından haksız yapıldığı iddia olunan kesintiler bakımından davanın reddine, «hak ediş» bedeli olarak talep edilen miktar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan mahkemece, dava sırasında ödenen meblağla ilgili olarak dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğuna göre anılan HMK 331/1. maddesi hükmü uyarınca bu kısım yönünden de davacı lehine «vekalet ücretine» hüküm olunması gerekirken, bu kısım yönünden de dava reddedilmişcesine davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11872 E. 2016/5639 K.
Ortak:hak ediş · fesih · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli «ihtarnamede» «fesih» iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih «ihbarını» tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde «hak ediş» bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı «payı» talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( «ticari ) faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesine göre, karşı tarafın ( MNG Kargo’nun) işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli «ihtara» rağmen yerine getirmemesi durumunda «acente» açısından «haklı nedenle fesih» imkanı doğacaktır.
Nitekim Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamında, davacının katkı «payı» «bedelinin iadesi» talebi yönünden, davacı tarafından davalıya «fesih» ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk «ihtarnamenin» keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanmış olup, mahkemece bozma ilamına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usulî «kazanılmış hak»” olarak tanımlayacağımız bu olgu, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09. …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubunun nakde çevrilmesi · hizmet bedeli · teminat mektubu · sözleşmenin feshi · ifa · taahhütname · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının teknik şartnamede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığı, personel için yüksek «hak ediş» raporları düzenlediği, 4735 SK'nın 25/d fıkrası uyarınca «taahhüdünü» yerine getirirken idareye zarar verdiği, aynı kanunu 20/b maddesi gereğince bildirimsiz olarak davalı idarenin «fesih» hakkı bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen nitelikte personel çalıştırmadığından bu «hizmetlerin bedellerini» talep edemeyeceği, «teminat mektubunun nakde çevrilmesinde» mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2- Asıl dava, davalının sağlık, psikolojik, eğitim, danışmanlık merkezinin işletilmesi sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan ve «sözleşmenin feshi» öncesi Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının hak ediş bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf yeterli nitelikte olmayan personelle olsa dahi yapılan hizmeti «ifa» ettiği belirtilmiş olup, bu durumda davacının «fesih» öncesi ödenmeyen «hak ediş» bedellerinin sözleşme, teknik şartname hükümleri çerçevesinde ve çalıştırılan personelin niteliklerine uygun olarak belirlenip, davacıya ödenmesine karar verilmesi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2152 E. , 2022/1192 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.01.2020 tarih ve 2015/559 E. - 2020/7 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 02.08.2005 tarihinde Pac Şubesi ve 30.11.2005 tarihinde İskenderun Şubesi için acentelik sözleşmesi yapıldığını, ek protokolün 5. maddesi ve cari hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre davalının hak ediş bedellerini sürekli geç ödediğini, ayrıca Ağustos 2008 tarihinden itibaren 3 aylık hak ediş bedelini davacıya ödemediğini, yine sözleşme gereği araçların devri sırasında sözleşme koşullarına uyulmaması gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin 02.08.2005 tarihli acentelik sözleşmesini 06.10.2008 tarihinde noter aracılığı ile feshettiğini, ihtarnamenin 14.10.2008 tarihinde davalı tarafından tebellüğ edildiğini, davalının fesihten habersizmiş gibi sonraki bir tarihte kendisinin de sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ileri sürerek, 30.000 Euro katkı bedelinin, haklı fesih sonucu davalıya devredilen demirbaş bedelleri ile bunlara yapılan tadilat masrafı olarak 5.000 TL'nin, davalı tarafından davacıya geç devri yapılan araçlar için 15.000 TL tazminat bedelinin, ödenmeyen hak ediş bedelleri olarak İskenderun Şubesi için 16.991,15 TL ve Pac Şubesi için 10.194,76 TL alacağın, ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve 20.000.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 06/10/2008 tarihli ihtarnamede fesih iradesinin ortaya konduğu ancak sözleşmede beliretilen 30 günlük mühlete yer verilmemişse de davalının fesih ihbarını tebliğ aldıktan sonra 30 gün içinde hak ediş bedellerini ödemediği, bunun yerine karşı fesih ihbarı gönderdiği, böylece davacı tarafın fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu da değerlendirildiğinde 30 günlük süre verilmesinin faydasız olacağı, davalı tarafından, kendilerince yapılan fesih sebeplerine ilişkin bir delilin de dosyaya sunulmadığı değerlendirilerek sözleşmenin davacı tarafından haklı feshedildiği, davalı tarafından sunulan beyanda 05/10/2009 tarihinde SGK-hak ediş ödemelerinin yapıldığı ve mahsup edilmesi gerektiği belirtilmişse de tarafların haklılık durumunun davanın açıldığı tarihe göre tespit edilebileceği, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının katkı payı talebinin kabulü ile 30.000,00 Euro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile, davacının hak ediş talebinin İskenderun Şubesi için 12.300,66 TL, Pac Şubesi için 7.944,63 TL 'nin dava tarihi olan 09/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak avans ( ticari ) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesine göre, karşı tarafın ( MNG Kargo’nun) işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda acente açısından haklı nedenle fesih imkanı doğacaktır. Nitekim Dairemizin 12.03.2015 tarihli bozma ilamında, davacının katkı payı bedelinin iadesi talebi yönünden, davacı tarafından davalıya fesih ihtarından önce 30 günlük süre tanıyan ilk ihtarnamenin keşide edilip edilmediği, diğer bir deyişle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediği incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanmış olup, mahkemece bozma ilamına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
“Usulî kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960//9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Davacı tarafça keşide edilen 06.10.2008 tarihli ihtarnamede fesih iradesi ortaya konmakla birlikte sözleşmede öngörülen 30 günlük mühlete yer verilmediğinden davalı yararına oluşan usulü müktesep hak da gözetilerek artık davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kabul edilmeyecektir.
Bu durumda, mahkemece, davacının katkı payı bedelinin iadesine dair talebinin haksız olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacının hak ediş talebine gelince, mahkemece, iki şube için ayrı ayrı hak ediş tutarı belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı taraf beyanında dava tarihinden sonra haciz ihbarnamesi üzerine 05.10.2009 tarihinde hak ediş ödemelerinin SGK’na yapıldığını savunduğuna göre, ödeme tarihine kadar hak ediş bedellerine işlemiş faizin de hesap edilip davacının alacağının tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemeler de düşüldüğünde davacının bakiye hak ediş alacağının bulunması, aynı zamanda ne miktarda hak ediş talebinin konusuz kaldığının da tespiti gerekirken, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin dikkate alınmaması doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755525800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz