Akreditif
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1656 E. 2022/924 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif↗ reeskont faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ yetki↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının 132 sayılı Kuruluş Yasası dikkate alındığında hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme hakkının sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına (son verilmesine), 6.726,00 TL maddi tazminatın 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı (reeskont faizi) değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla manevi tazminat talebi ile kararın gazetede yayınlanmasına ilişkin diğer taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme hakkının sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet belge düzenlediği ve davalı eylemlerinin haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 132 sayılı TSE Kuruluş Kanun'unda TSE'nin hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın görevleri arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının yetki alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabetin tespiti ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3025 E. 2024/2199 K.
Ortak:akreditif · reeskont faizi · yetki · maddi tazminat · eksik inceleme · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlili …
Benzer bu kararda… bileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a (4457 sayılı Kanun) göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgeleri incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş, bozma sebep ve şek …
… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu tespiti talebinin kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20.10.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20.10.2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · yetki belgesi · yapılandırma protokolü · protokol · iş mahkemesi görev alanı · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu kararda… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sanayi Bakanlığı ile müvekkili kurum arasında «yapılan protokolün» düzenlenme amacının HYTB'ye konu servislerin ve ana firma bilgilerinin tek bir merkezden sağlanmasına yönelik olduğu, HYB düzenleyebileceklerin kamu otoritesi tarafından belirlendiğini, kararın kamu yararını zedeler nitelikte olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin TÜRKAK tarafından «akredite» verilen davalının «yetki» alanında olup olmadığı, davalının düzenlediği «yetki belgelerinin» davacının markasına uygun olarak verilen yetki belgeleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Nitekim dosyaya «ibraz» edilen, davalı tarafından düzenlenen Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin bazılarında davalının kendi markası bulunmasına rağmen bazı belgelerin de davalı markasına yer verilmeden düzenlendiği görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2533 E. 2010/8139 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz kararda… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… i sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge «teslim» edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan «akredite» olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim
Benzer bu kararda… i sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge «teslim» edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan «akredite» olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14670 E. 2015/262 K.
Ortak:akreditif · eksik inceleme · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlili …
Benzer bu kararda… amına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda «akredite» edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... …
2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme «yetkisine» sahip ve bu hususta «tekel hakkı» bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası «akreditasyon» sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın …
… uretiyle somut olay değerlendirilip, davalının ücret karşılığı olmasa dahi ticari faaliyeti kapsamında.. .... belgesi düzenlemesinin 132 sayılı Kanun'a aykırılık ve «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığı tartışılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · garantörlük · marka hakkına tecavüz · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme «yetkisine» sahip ve bu hususta «tekel hakkı» bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası «akreditasyon» sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın …
… azırlanan Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'ni (....) Belediye'ye sunduğunu, davalı tarafın .... ibaresini haksız şekilde kullanılarak kazanç elde ettiğini, kullanımın «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, tüketiciyi ve belge verilen firmaları aldatıcı olması nedeniyle «haksız rekabet» teşkil ettiğini, müvekkilinin elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak ve benzerlikten yararlanmak amacını taşıdığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, davalı …
Davalı vekili, müvekkili şirketin.....Kurumu'ndan 0058 YS numarası ile yönetim sistemleri belgelendirme «yetkisine» sahip «akreditasyonunun» bulunduğunu,... ile eşit nitelikte bir belgelendirme kuruluşu olduğunu, iddia edilen sertifikanın ... .... belgesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, sadece bir …
… amına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda «akredite» edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1656 E. , 2022/924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.10.2019 tarih ve 2015/614 E. - 2019/894 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, Kuruluş Kanununun 2. maddesi uyarınca "Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek her türlü çalışmaları yapmak ve bunlarla ilgili belgeleri tanzim etmek" de dahil olmak üzere çeşitli görevlerinin bulunduğunu, "HYYB Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi"nin de içinde bulunduğu bir çok markayı TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesinin ancak müvekkilince verilebileceğini, bu belgenin başkalarınca kullanılıp verilmesinin haksız rekabet oluşturacağını, davalı şirketin, hizmet yeterlilik faaliyeti kapsamında dava dışı bir firmayı müvekkiline ait Hizmet Yeterlilik Belgelendirme markasını kullanarak belgelendirdiğinin anlaşıldığını, bu belgenin dava dışı firma tarafından kamu kurumlarına sunulduğunu, davalının bu eyleminin TTK'nın 55'inci maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin bu belgeyi vermesi halinde ilgilisinden 840,75 TL tahsil edeceğini, Enstitüye mal olmuş bir belge isminin haksız kullanımından müvekkilinin itibarının zarar gördüğünü ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini, şimdilik 840,75 TL maddi, 50.000.-TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2002 yılından beri belgelendirme faaliyeti yaptığını, asli görevi standartları belirlemek olan davacının belgelendirme faaliyetinde tekel hakkının olmadığını, müvekkilinin TÜRKAK tarafından akredite edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının 132 sayılı Kuruluş Yasası dikkate alındığında hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme hakkının sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına (son verilmesine), 6.726,00 TL maddi tazminatın 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı (reeskont faizi) değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla manevi tazminat talebi ile kararın gazetede yayınlanmasına ilişkin diğer taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme hakkının sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet belge düzenlediği ve davalı eylemlerinin haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 132 sayılı TSE Kuruluş Kanun'unda TSE'nin hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın görevleri arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının yetki alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748864000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz