Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/2533 E. 2010/8139 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “...davalının zaten sahibi olduğunu savunduğu belge ile davacının davasına dayanak yaptığı belge, TSE'den sorularak varlığı ve gerçekliği denetlenmeli, davalının TÜV firmasının denetimi sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge teslim edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan akredite olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı, bu durumda davalının TÜRKAK onaylı İSO 9001:2000 belgesinin bulunduğu ve davacının davalıya danışma hizmeti verdiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1656 E. 2022/924 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz kararda… i sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge «teslim» edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan «akredite» olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı …
Benzer bu kararda… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yetki · maddi tazminat · eksik inceleme · haksız rekabet · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlili …
-
Haksız rekabetin tespiti ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3025 E. 2024/2199 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz kararda… i sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge «teslim» edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan «akredite» olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı …
Benzer bu kararda… bileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a (4457 sayılı Kanun) göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgeleri incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş, bozma sebep ve şek …
… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı firmanın ilgili mevzuat kapsamında kendisine verilen «yetki» kapsamında bu faaliyetleri yürütmüş olduğu tespitinin hatalı olduğunu, benzer bir davada lehlerine karar verildiğini, müvekkili adına tescilli TSE-Hizmet Yeterlilik Belgesi ve Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi markalarının olduğunu, dava dışı başka bir şirketin hizmet yeri sertifikası, TSE/HYB Hizmet Yeterlik Belgesi, Hizmet Yeri Yeterlik Belgesi düzenlemeleri üzerine açılan davalarda lehlerine karar verildiğini, diğer uygunluk değerlendirme kuruluşlarının faaliyetlerini «akredite» edebilecek tek kurumun TÜRKAK olduğunu, TÜRKAK'ın belgelendirme alanı içinde Hizmet Yeri Belgelendirme'nin bulunmadığını, belgelendirme faaliyetlerinde akreditasyo …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · yetki belgesi · yapılandırma protokolü · reeskont faizi · protokol · iş mahkemesi görev alanı · yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sanayi Bakanlığı ile müvekkili kurum arasında «yapılan protokolün» düzenlenme amacının HYTB'ye konu servislerin ve ana firma bilgilerinin tek bir merkezden sağlanmasına yönelik olduğu, HYB düzenleyebileceklerin kamu otoritesi tarafından belirlendiğini, kararın kamu yararını zedeler nitelikte olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin TÜRKAK tarafından «akredite» verilen davalının «yetki» alanında olup olmadığı, davalının düzenlediği «yetki belgelerinin» davacının markasına uygun olarak verilen yetki belgeleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu tespiti talebinin kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20.10.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20.10.2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.
Ortak:akreditif · teslim · Alacak
İncelediğiniz kararda… i sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge «teslim» edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan «akredite» olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı …
Benzer bu kararda… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
Şirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · mutabakat · lehtar · taşıyıcı · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu karardaŞirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/2533 E. , 2010/8139 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.07.2008 tarih ve 2007/423 - 2008/282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete İSO 9001, 2000 kalite yönetim sistemi danışmanlık hizmeti verildiğini, davalının hizmet bedeli olan 6.608.00 TL borcu ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davalıdan hizmet almadığını, zaten belgesinin de bulunduğunu, faturayı süresinde iade ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “...davalının zaten sahibi olduğunu savunduğu belge ile davacının davasına dayanak yaptığı belge, TSE'den sorularak varlığı ve gerçekliği denetlenmeli, davalının TÜV firmasının denetimi sonucu belge aldığı savunması üzerinde durulmalı, Türkiye Akreditasyon Kurumu'ndan Kurumca teyit edilen belgenin hangi belge olduğu araştırılmalı, davalının belge teslim edilmediği, kullanılmadığı ve benimsenmediği yönündeki savunması değerlendiril- meli...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu belgenin TSE tarafından verilmediği, davalının davadan önce sahip olduğu belgenin TÜRKAK tarafından teyid edildiği, dosyaya sunulan sözleşmenin merkezi İngiltere'de bulunan Akreditasyon Kurumu UKAS'tan akredite olan WCS belgelendirme kuruluşunun denetimi ile ilgili İngilizce bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin akreditasyon kurumlarına gönderilmesinin söz konusu olmadığı, bu durumda davalının TÜRKAK onaylı İSO 9001:2000 belgesinin bulunduğu ve davacının davalıya danışma hizmeti verdiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025727100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz