Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14670 E. 2015/262 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif↗ tekel hakkı↗ garantörlük↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2014/14670 E. , 2015/262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada....Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2013/313-2014/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumun 132 sayılı Kanun ile kurulup, anılan Yasa'nın 1.maddesi uyarınca ... ve Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi (....) vermek, Türk Standartlarına göre tetkik ve değerlendirme yapmanın ...'nin tekelinde olduğunu... .... ibareli markanın... tarafından 556 sayılı KHK.'nin 7/1-g maddesi kapsamında müvekkili lehine tescil edilerek koruma altına alındığını,.........Belediye Başkanlığı tarafından açılan 26/11/2012 tarih ve 2011/.... İKN numaralı ihalede, ihaleye girmek isteyen bir firmanın, davalı şirketçe hazırlanan Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'ni (....) Belediye'ye sunduğunu, davalı tarafın .... ibaresini haksız şekilde kullanılarak kazanç elde ettiğini, kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, tüketiciyi ve belge verilen firmaları aldatıcı olması nedeniyle haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak ve benzerlikten yararlanmak amacını taşıdığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, davalı tarafça verilen belgelerin toplatılmasına, iptaline, haksız rekabet sonucu elde edilen maddi kazancın, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin.....Kurumu'ndan 0058 YS numarası ile yönetim sistemleri belgelendirme yetkisine sahip akreditasyonunun bulunduğunu,... ile eşit nitelikte bir belgelendirme kuruluşu olduğunu, iddia edilen sertifikanın ... .... belgesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, sadece bir firmaya talep üzerine ve ücret alınmaksızın 1 yıllığına verildiğini, dava tarihi itibariyle geçerliliğini yitirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda akredite edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standardına ilişkin olup, verilen akreditasyon kapsamına uygun olduğu, dolayısıyla
davalı eyleminin 556 sayılı KHK'nin 9, 61 maddeleri ile 6762 sayılı TTK.'nun 56 ve devamı maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı eyleminin 556 sayılı KHK'ya aykırılık oluşturmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme yetkisine sahip ve bu hususta tekel hakkı bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası akreditasyon sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın yasal dayanakları dosyaya sunulmadığı halde, mahkemece Dairemiz'in 12/09/2011 tarih ... sayılı kararı emsal alınmak suretiyle yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak; Dairemiz'in yukarıda tarih ve numarası belirtilen ilamı .... garanti markasının izinsiz kullanımına ilişkin olup, anılan kararın gerekçesinde yer alan “Davalının ...belgesi düzenleme yetkisi bulunduğuna” dair mahkemenin belirlemesi, işbu dava bakımından emsal oluşturmaz. Bu bakımdan, mahkemece yukarıdaki paragrafta belirtildiği şekilde tarafların iddia ve savunmaları ve varsa yasal dayanakları olan ulusal ve varsa uluslararası düzenlemeler getirtilmek suretiyle somut olay değerlendirilip, davalının ücret karşılığı olmasa dahi ticari faaliyeti kapsamında.. .... belgesi düzenlemesinin 132 sayılı Kanun'a aykırılık ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı tartışılmaksızın eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabetin tespiti ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3025 E. 2024/2199 K.
Ortak:akreditif · tekel hakkı · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme «yetkisine» sahip ve bu hususta «tekel hakkı» bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası «akreditasyon» sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın …
Davalı vekili, müvekkili şirketin.....Kurumu'ndan 0058 YS numarası ile yönetim sistemleri belgelendirme «yetkisine» sahip «akreditasyonunun» bulunduğunu,... ile eşit nitelikte bir belgelendirme kuruluşu olduğunu, iddia edilen sertifikanın ... .... belgesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, sadece bir …
… amına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda «akredite» edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... …
Benzer bu kararda… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… bileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a (4457 sayılı Kanun) göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgeleri incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş, bozma sebep ve şek …
Uyuşmazlık, davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin TÜRKAK tarafından «akredite» verilen davalının «yetki» alanında olup olmadığı, davalının düzenlediği «yetki belgelerinin» davacının markasına uygun olarak verilen yetki belgeleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki belgesi · yapılandırma protokolü · reeskont faizi · protokol · iş mahkemesi görev alanı · yetki · maddi tazminat · ibraz
Benzer bu kararda… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu tespiti talebinin kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20.10.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20.10.2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
… ı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından «akredite» edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en «son» verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma «yetkisinin» TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) «görev alanına» giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının «tekel hakkı» bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sanayi Bakanlığı ile müvekkili kurum arasında «yapılan protokolün» düzenlenme amacının HYTB'ye konu servislerin ve ana firma bilgilerinin tek bir merkezden sağlanmasına yönelik olduğu, HYB düzenleyebileceklerin kamu otoritesi tarafından belirlendiğini, kararın kamu yararını zedeler nitelikte olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin TÜRKAK tarafından «akredite» verilen davalının «yetki» alanında olup olmadığı, davalının düzenlediği «yetki belgelerinin» davacının markasına uygun olarak verilen yetki belgeleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1656 E. 2022/924 K.
Ortak:akreditif · eksik inceleme · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… amına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda «akredite» edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... …
2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme «yetkisine» sahip ve bu hususta «tekel hakkı» bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası «akreditasyon» sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın …
… uretiyle somut olay değerlendirilip, davalının ücret karşılığı olmasa dahi ticari faaliyeti kapsamında.. .... belgesi düzenlemesinin 132 sayılı Kanun'a aykırılık ve «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığı tartışılmaksızın «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
1- Dava, davalı şirketin eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemlerine ilişkin olup, mahkemece, hizmet yeri yeterlili …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yetki · maddi tazminat · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabet sayılan bu eylemin sona erdirilmesi gerektiği, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına («son» verilmesine), 6.726,00 TL «maddi tazminatın» 20/10/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı («reeskont faizi») değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20/10/2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değ …
… hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş Kanunu'na göre TÜRKAK'ın «görevleri» arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına «akreditasyon» hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının «yetki» alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgelerinin incelenerek davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1430 E. 2013/18560 K.
Ortak:akreditif · yetkisizlik kararı · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalı vekili, müvekkili şirketin.....Kurumu'ndan 0058 YS numarası ile yönetim sistemleri belgelendirme «yetkisine» sahip «akreditasyonunun» bulunduğunu,... ile eşit nitelikte bir belgelendirme kuruluşu olduğunu, iddia edilen sertifikanın ... .... belgesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, sadece bir …
2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme «yetkisine» sahip ve bu hususta «tekel hakkı» bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası «akreditasyon» sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın …
… amına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda «akredite» edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ... …
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafın ihaleye katılma tarihinde, davalı şirketin «akreditasyon» «yetkisinin» mevcut olduğu, davacının ihaleye alınmamasında ve zarara uğramasında davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar ver …
Bölge Müdürlüğü’ne yazılan yazı cevabında da, «akreditasyon» belgesini düzenleyen davalı şirketin ... tarafından akreditasyonunun geri çekildiğinin tespit edildiği ve belge yeterli olmadığından davacı tarafın ihale dışı bırakıldığı belirtilmiştir.
Ancak, ...’ın 18.05.2010 tarihli cevabi yazısında davalı şirketin belgelendirme faaliyetlerine ilişkin «akreditasyonunun» Kurum tarafından 31.03.2008 ile 21.05.2008 tarihlerinde askıya alındığı ve askıya alınma ile birlikte ... akreditasyonu adı altında belge düzenlenemeyeceğinin belgelendirme kuruluşuna bildirildiği, 27.02.2009 tarihinde de belgelendirme faaliyetlerinin iptal edildiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14670 E. , 2015/262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada....Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2013/313-2014/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumun 132 sayılı Kanun ile kurulup, anılan Yasa'nın 1.maddesi uyarınca ... ve Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi (....) vermek, Türk Standartlarına göre tetkik ve değerlendirme yapmanın ...'nin tekelinde olduğunu... .... ibareli markanın... tarafından 556 sayılı KHK.'nin 7/1-g maddesi kapsamında müvekkili lehine tescil edilerek koruma altına alındığını,.........Belediye Başkanlığı tarafından açılan 26/11/2012 tarih ve 2011/.... İKN numaralı ihalede, ihaleye girmek isteyen bir firmanın, davalı şirketçe hazırlanan Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'ni (....) Belediye'ye sunduğunu, davalı tarafın .... ibaresini haksız şekilde kullanılarak kazanç elde ettiğini, kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, tüketiciyi ve belge verilen firmaları aldatıcı olması nedeniyle haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak ve benzerlikten yararlanmak amacını taşıdığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, davalı tarafça verilen belgelerin toplatılmasına, iptaline, haksız rekabet sonucu elde edilen maddi kazancın, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin.....Kurumu'ndan 0058 YS numarası ile yönetim sistemleri belgelendirme yetkisine sahip akreditasyonunun bulunduğunu,... ile eşit nitelikte bir belgelendirme kuruluşu olduğunu, iddia edilen sertifikanın ... .... belgesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, sadece bir firmaya talep üzerine ve ücret alınmaksızın 1 yıllığına verildiğini, dava tarihi itibariyle geçerliliğini yitirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın, davalının TS.... nolu peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standartlığına uygunluk belgesi (....) düzenlemesinin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat isteyip istemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplandığı, dosyada mevcut,....Kurumu (...) tarafından düzenlenen 22/12/2011 revizyon tarihli belgeden, davalı şirketin 01/12/... tarihine kadar geçerli olmak üzere... standardına göre belge ekinde yer alan kapsamlarda akredite edildiğinin tespit edildiği, buna göre, davalının "TS" belgesi düzenleme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi'nin de TS ...
peyzaj mimarlığı- bakım onarım hizmetleri- kurallar standardına ilişkin olup, verilen akreditasyon kapsamına uygun olduğu, dolayısıyla
davalı eyleminin 556 sayılı KHK'nin 9, 61 maddeleri ile 6762 sayılı TTK.'nun 56 ve devamı maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı eyleminin 556 sayılı KHK'ya aykırılık oluşturmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı tarafça, 132 sayılı Kuruluş Kanunu ile standartlara uygunluk ve hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenleme yetkisine sahip ve bu hususta tekel hakkı bulunduğu, bu nedenle davalı şirketin anılan Kanun ile kendilerine verilen yetkiye tecavüz ederek .... belgesi düzenlemesinin haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilmiştir.Davada, davalı tarafça da, uluslar arası akreditasyon sistematiği içinde kurulan TÜRKAK ünvanlı bir kurum tarafından verilen sertifikaya dayalı olarak söz konusu belgenin düzenlendiği savunulmuş ise de; bu savunmanın yasal dayanakları dosyaya sunulmadığı halde, mahkemece Dairemiz'in 12/09/2011 tarih ... sayılı kararı emsal alınmak suretiyle yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak; Dairemiz'in yukarıda tarih ve numarası belirtilen ilamı .... garanti markasının izinsiz kullanımına ilişkin olup, anılan kararın gerekçesinde yer alan “Davalının ...belgesi düzenleme yetkisi bulunduğuna” dair mahkemenin belirlemesi, işbu dava bakımından emsal oluşturmaz. Bu bakımdan, mahkemece yukarıdaki paragrafta belirtildiği şekilde tarafların iddia ve savunmaları ve varsa yasal dayanakları olan ulusal ve varsa uluslararası düzenlemeler getirtilmek suretiyle somut olay değerlendirilip, davalının ücret karşılığı olmasa dahi ticari faaliyeti kapsamında.. .... belgesi düzenlemesinin 132 sayılı Kanun'a aykırılık ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı tartışılmaksızın eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165421100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz