Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4518 E. 2022/547 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ ürün alım taahhütnamesi↗ taleple bağlılık kuralı↗ asgari alım taahhüdü↗ ifaya ekli ceza↗ ceza koşulu↗ alım taahhüdü↗ kar mahrumiyeti↗ kar kaybı↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ taleple bağlılık↗ mutabakat↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ muvafakat↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ feragat↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi, protokol ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, sözleşmenin ifaya ekli cezai şart içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m. 179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için ihtar veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin kar kaybı olarak talep edebileceği miktarı, ürün alım taahhütnamesinin a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr mahrumiyetini ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlılık kuralı gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 15/05/2013 tarihinde 15/05/2013-15/05/2018 tarihleri arası için 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin, davalı tarafın lisansının EPDK tarafından iptal edildiği 15/08/2016 tarihine kadar devam ettiği, davalı sözleşmenin 1., 2. ve 3. yıllarında taahhüt edilen ürün miktarını almadığı halde, davacının, sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiğinden ilk üç yıl için ceza koşulu talebinde bulunamayacağı, 4. yıl ise 15/05/2016 tarihinde başlayan 1 yıllık süre dolmadan, 15/08/2016 tarihinde, davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmesi sebebiyle sözleşme sona erdiğinden, davalının, bu yıl için akaryakıt alım taahhüdünü ihlal ettiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafca ceza koşulu talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dağıtım şirketi ile bayi arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinin (a) maddesi “Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14.- USD (ondörtAmerikanDoları) tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi,”, (g) maddesi “LUKOIL Eurasia Petrol A.Ş.’nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi,”, (h) maddesi LUKOIL tarafından yazılı feragatname verilmedikçe LUKOIL’in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,” düzenlemesini içermektedir. Bu düzenlemeler uyarınca davacı dağıtım şirketi bayilik sözleşmesinin yürürlükte kaldığı süre için asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart isteme hakkını saklı tuttuğundan Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bayilik sözleşmesinin fiili imkânsızlıkla sona ermesinde kâr mahrumiyeti sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3713 E. 2022/7764 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · asgari alım taahhüdü · cezai şart
İncelediğiniz karardaBu düzenlemeler uyarınca davacı «dağıtım» şirketi «bayilik sözleşmesinin» yürürlükte kaldığı süre için «asgari alım taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle «cezai şart» isteme hakkını saklı tuttuğundan Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, sözleşmenin «ifaya ekli cezai şart» içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m.
179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için «ihtar» veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin «kar kaybı» olarak talep edebileceği miktarı, «ürün alım taahhütnamesinin» a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr «mahrumiyetini» ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, «taleple bağlılık kuralı» gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava …
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin «fesih» edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih «ihtarı» bulunmaksızın kâr «kaybı» ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin «sözleşmenin feshine» bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir «ihtar» da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshine» ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK «kaydına» göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda «ceza koşulu» istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı «cezai şart» talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başv …
Dava, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» yer alan «asgari alım taahhüdüne» uyulmamasından kaynaklanan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1378 E. 2025/2996 K.
Ortak:ürün alım taahhütnamesi · ceza koşulu · alım taahhüdü · kar kaybı · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · kâr kaybı · Alacak
İncelediğiniz kararda179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için «ihtar» veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin «kar kaybı» olarak talep edebileceği miktarı, «ürün alım taahhütnamesinin» a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr «mahrumiyetini» ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, «taleple bağlılık kuralı» gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, sözleşmenin «ifaya ekli cezai şart» içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 15/05/2013 tarihinde 15/05/2013-15/05/2018 tarihleri arası için 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin, davalı tarafın lisansının EPDK tarafından iptal edildiği 15/08/2016 tarihine kadar devam ettiği, davalı sözleşmenin 1., 2. ve 3. yıllarında «taahhüt» edilen ürün miktarını almadığı halde, davacının, sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiğinden ilk üç yıl için «ceza koşulu» talebinde bulunamayacağı, 4. yıl ise 15/05/2016 tarihinde başlayan 1 yıllık süre dolmadan, 15/08/2016 tarihinde, davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmesi sebebiyle sözleşme sona erdiğinden, davalının, bu yıl için akaryakıt «alım taahhüdünü» ihlal ettiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafca ceza koşulu talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi seb …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı «cezai şart» alacağı ile «ürün alım taahhütnamesine» aykırılık nedeniyle kâr «kaybı» cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacının diğer taleplerine dayanak olan «ürün alım taahhüdü» başlıklı belgenin incelemesine gelince, işbu belgede «cezai şart» ve kâr «mahrumiyetinin» bayii yükümlülüğü olarak düzenlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart kısmına ilişkin verilen hükmün yerinde olduğu ancak; taahhütnamede belirtilen (g) maddesine göre de kâr mahrumiyetinin sözleşme süresi sonunda toplam olarak talep edilebileceği kabul edilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesih protokolü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çelişkili davranış yasağı · sözleşmenin feshi · münhasırlık · oy yasağı · dürüstlük kuralı · fesih
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ürün alım taahhütnamesinde» davalının, birinci yıldan başlamak üzere yıllık asgari 3.199 ton beyaz ürünü «münhasıran» davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14,00 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kâr «mahrumiyeti» ödeyeceğinin kabul edildiği, yine aynı tarihli «protokolün» 12. maddesinde davacının sözleşmenin hangi hallerde feshi halinde «cezai şart» talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının 20.03.2017 tarihli «ihtarname» ile sözleşmeyi feshettiği, ihtarnamede «fesih» gerekçesinin belirtilmediği, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca «son» yıla ilişkin talepte bulunulabileceğinin, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 15.05.2013 tarihinden 15.05.2016 tarihine kadar geçen üç yıllık periyotta herhangi bir «ihtarda» ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak «kar kaybı» talep edemeyeceği, «fesih protokolünde» de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 15.05.2016 ila 20.03.2017 tarihleri arasında 37.321,00 USD kâr mahrumiyeti talep edebileceği, ancak taleple bağlı kalınacağı, «sözleşmenin feshinin» ... tarafından davalının lisansının iptal edilmesi «sebebine» dayandığı ve buna göre protokolün 12. maddesindeki cezai şart talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek f …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmedeki «cezai şartın» ifaya bağlı bir koşul olduğu, sözleşmenin feshinden önceki üç yıl boyunca davalı tarafından eksik mal alımı yapıldığı, ancak buna rağmen davacının çekince koymaksızın mal tedarikine devam ettiği ve cezai şart talep etmediği, bu suretle önceki yıllara ilişkin cezai şartın istenmeyeceği yönünde davalı nazarında haklı bir kanaat oluşturduğu, davacının sözleşmeyi işbu nedenle feshetmediği gibi herhangi bir «fesih» nedeni de belirtmediği, dava dilekçesinde davalının lisans iptalinin fesih «sebebi» olarak sürüldüğü, ancak bu sebebin de cezai şart sebebi olarak sözleşmede düzenlenmediği, fesih tarihi itibariyle «son» sözleşme yılının da sona ermediği, dolayısıyla bu yıl için de «taahhüdün» gerçekleşmediği iddiasında bulunulamayacağı, davalının akaryakıt bayilik lisansı ... tarafından iptal edilmiş olduğundan fesih yılı itibarıyla taahhüdüne uygun davranması yani taahhüt ettiği miktarda akaryakıt alması mümkün değil ise de, davacı tutum ve davranışı ile taahhüde aykırılık nedeniyle ceza koşulunu talep etmeyeceği yönünde davalıda haklı bir güven oluşturduğundan, fesih yılı için «ceza koşulu» talep etmesinin «dürüstlük kuralı» ile «çelişkili davranma yasağına» aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshinden kaynaklı «cezai şart» alacağı ile «ürün alım taahhütnamesine» aykırılık nedeniyle kâr «kaybı» cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından gönderilen «fesih» ihtarında fesih «sebebi» gösterilmemiş ise de; ihtardan önce, davalının kusurundan kaynaklanan sebeplerle bayilik lisansının iptal edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, sözleşmenin «ifaya ekli cezai şart» içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m.
179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için «ihtar» veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin «kar kaybı» olarak talep edebileceği miktarı, «ürün alım taahhütnamesinin» a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr «mahrumiyetini» ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, «taleple bağlılık kuralı» gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava …
Davacı «dağıtım» şirketi ile bayi arasında imzalanan «ürün alım taahhütnamesinin» (a) maddesi “Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14.- USD (ondörtAmerikanDoları) tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında «kar mahrumiyetini» ödemeyi,”, (g) maddesi “LUKOIL Eurasia Petrol A.Ş.’nin anılan kar mahrumiyeti tutarını «mutabakatımız» dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine «muvafakat» ettiğimizi,”, (h) maddesi LUKOIL tarafından yazılı «feragatname» verilmedikçe LUKOIL’in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,” düzenlemesini içermektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4518 E. , 2022/547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.06.2018 tarih ve 2016/1306 E- 2018/691 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.01.2020 tarih ve 2018/1466 E- 2020/34 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında, İzmir İli, ...İlçesi, ...İlçesi, ...Mahallesi, tapunun 1811 ada, 1 nolu parselinde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işleticiliği hususunda 15/05/2013 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve bu sözleşme ile birlikte yıllık 3.199 ton beyaz ürün alınmasına ilişkin ürün alım taahhütnamesi imzalandığını, davacının dava tarihi itibarıyla 11.616 ton ürün alması gerekirken 2.873 ton ürün aldığını, 8.723 ton eksik ürün almış olduğunu, taahhütname ile eksik kalan her bir ton için 14 USD’den kar kaybı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının toplam 122.403,00 USD kar kaybı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi, protokol ve ürün alım taahhütnamesi imzalandığı, sözleşmenin ifaya ekli cezai şart içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m. 179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için ihtar veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin kar kaybı olarak talep edebileceği miktarı, ürün alım taahhütnamesinin a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı ....
kâr mahrumiyetini ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlılık kuralı gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 15/05/2013 tarihinde 15/05/2013-15/05/2018 tarihleri arası için 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin, davalı tarafın lisansının EPDK tarafından iptal edildiği 15/08/2016 tarihine kadar devam ettiği, davalı sözleşmenin 1., 2. ve 3. yıllarında taahhüt edilen ürün miktarını almadığı halde, davacının, sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiğinden ilk üç yıl için ceza koşulu talebinde bulunamayacağı, 4. yıl ise 15/05/2016 tarihinde başlayan 1 yıllık süre dolmadan, 15/08/2016 tarihinde, davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmesi sebebiyle sözleşme sona erdiğinden, davalının, bu yıl için akaryakıt alım taahhüdünü ihlal ettiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafca ceza koşulu talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dağıtım şirketi ile bayi arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinin (a) maddesi “Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14.- USD (ondörtAmerikanDoları) tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi,”, (g) maddesi “LUKOIL Eurasia Petrol A.Ş.’nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi,”, (h) maddesi LUKOIL tarafından yazılı feragatname verilmedikçe LUKOIL’in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,” düzenlemesini içermektedir.
Bu düzenlemeler uyarınca davacı dağıtım şirketi bayilik sözleşmesinin yürürlükte kaldığı süre için asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart isteme hakkını saklı tuttuğundan Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/745785800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz