Bayilik sözleşmesinin fiili imkânsızlıkla sona ermesinde kâr mahrumiyeti sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3713 E. 2022/7764 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sürekli edimli bayilik sözleşmesi, borçlunun kendi isteğiyle tesisi devretmesi sonucu lisansın iptaliyle sona ermişse, borç TBK 136/1 uyarınca sona erse de sona ermede kusurlu olan borçlu TBK 112 uyarınca doğan zarardan sorumludur. Asgari alım taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyeti, taahhütnamenin bu alacağın hangi hallerde talep edilebileceğini düzenleyen hükümleri uyarınca değerlendirilir; alacak, geçerli bir fesih ihtarı şartına bağlanarak veya uzun süre çekince konulmadığı gerekçesiyle reddedilemez.
Ele alınan sorunlar
Asgari alım taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyeti alacağının muacceliyeti ve sözleşmenin sona erme biçimi → kabul
İddia: Davacı, davalının yıllık asgari alım taahhüdüne uymayarak eksik ürün aldığını, taahhütnamedeki (c), (d) ve (g) bentleri uyarınca eksik ton üzerinden ton başına 20 USD kâr mahrumiyeti borcunun doğduğunu ileri sürerek tahsilini istemiştir.
Gerekçe: Dosyadaki EPDK kaydına göre, davalı şirketin isteğiyle tesisin dava dışı bir şirkete devri nedeniyle lisansın iptal edildiği ve sözleşmenin fiili imkânsızlık nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 136/1. maddesi uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer; ancak sözleşmenin sona ermesinde davalı şirket kusurludur ve kendi kusuruyla ifayı imkânsızlaştırdığından TBK'nın 112. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumludur. Bu durumda davacının kâr mahrumiyeti talebi hakkında, taahhütnamenin kâr mahrumiyetinin talep edilebileceğine ilişkin (c), (d) ve (g) bentleri değerlendirilerek toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen (geçerli fesih ihtarı bulunmadığı ve çekince koymadan ifaya devamla davalıda haklı güven oluştuğu yönündeki) gerekçelerle davanın reddi isabetsizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bozma sebebi olarak; bayilik sözleşmesinin lisans iptaliyle fiili imkânsızlık nedeniyle sona ermesinde borçlunun kusuru ve TBK 112 sorumluluğu ile asgari alım taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyetinin taahhütname hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönünden bağlayıcı emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr mahrumiyeti↗ asgari alım taahhüdü↗ ifa imkânsızlığı (TBK 136)↗ borçlunun kusuru ve sorumluluğu (TBK 112)↗ sözleşmenin fiili imkânsızlıkla sona ermesi↗ cezai şart↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4518 E. 2022/547 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin «fesih» edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih «ihtarı» bulunmaksızın kâr «kaybı» ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin «sözleşmenin feshine» bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir «ihtar» da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshine» ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK «kaydına» göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda «ceza koşulu» istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı «cezai şart» talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başv …
Dava, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» yer alan «asgari alım taahhüdüne» uyulmamasından kaynaklanan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkindir.
Benzer bu karardaBu düzenlemeler uyarınca davacı «dağıtım» şirketi «bayilik sözleşmesinin» yürürlükte kaldığı süre için «asgari alım taahhüdünün» yerine getirilmemesi nedeniyle «cezai şart» isteme hakkını saklı tuttuğundan Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, sözleşmenin «ifaya ekli cezai şart» içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m.
179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için «ihtar» veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin «kar kaybı» olarak talep edebileceği miktarı, «ürün alım taahhütnamesinin» a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr «mahrumiyetini» ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, «taleple bağlılık kuralı» gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifaya ekli cezai şart · ürün alım taahhütnamesi · taleple bağlılık kuralı · ifaya ekli ceza · ceza koşulu · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · kar kaybı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi», «protokol» ve «ürün alım taahhütnamesi» imzalandığı, sözleşmenin «ifaya ekli cezai şart» içerdiği, ancak tarafların tamamlayıcı hüküm olan BK m.
179 hükmüne aykırı, ayrıksı durum olarak kendi aralarında her yıl için «ihtar» veya itirazi kayıt şartına bağlı olmaksızın davacının her bir yıla ilişkin «kar kaybı» olarak talep edebileceği miktarı, «ürün alım taahhütnamesinin» a fıkrası ile ''anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarı .... kâr «mahrumiyetini» ödemeyi'' şeklinde kararlaştırdıkları, bilirkişi raporu ile, 15/05/2013 - 14/05/2014 dönemi için birinci bir yıllık, 15/05/2014-14/05/2015 dönemi için ikinci bir yıllık, 15/05/2015-14/05/2016 dönemi için üçüncü bir yıllık olmak üzere sırasıyla 25.407,90 USD + 25.431,18 USD + 43.298,95 USD olmak üzere toplam 94.138,04 USD kâr mahrumiyeti hesaplandığı, 15/05/2016-15/05/2017 dönemi için davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle sözleşme ve taahhüt gereği yerine getirilemeyeceğinden, davacının bu tarih aralığı için talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, «taleple bağlılık kuralı» gereğince, talep edilen 1.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava …
Davacı «dağıtım» şirketi ile bayi arasında imzalanan «ürün alım taahhütnamesinin» (a) maddesi “Anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14.- USD (ondörtAmerikanDoları) tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında «kar mahrumiyetini» ödemeyi,”, (g) maddesi “LUKOIL Eurasia Petrol A.Ş.’nin anılan kar mahrumiyeti tutarını «mutabakatımız» dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine «muvafakat» ettiğimizi,”, (h) maddesi LUKOIL tarafından yazılı «feragatname» verilmedikçe LUKOIL’in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,” düzenlemesini içermektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 15/05/2013 tarihinde 15/05/2013-15/05/2018 tarihleri arası için 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin, davalı tarafın lisansının EPDK tarafından iptal edildiği 15/08/2016 tarihine kadar devam ettiği, davalı sözleşmenin 1., 2. ve 3. yıllarında «taahhüt» edilen ürün miktarını almadığı halde, davacının, sözleşme hükmünü uygulamadan sözleşmedeki kendi edimlerini yerine getirmeye devam ettiği, davalının ödemelerini kabul ettiği, davacı herhangi bir çekince koymadan edimlerine devam ettiğinden ilk üç yıl için «ceza koşulu» talebinde bulunamayacağı, 4. yıl ise 15/05/2016 tarihinde başlayan 1 yıllık süre dolmadan, 15/08/2016 tarihinde, davalının lisansının EPDK tarafından iptal edilmesi sebebiyle sözleşme sona erdiğinden, davalının, bu yıl için akaryakıt «alım taahhüdünü» ihlal ettiğinin söylenemeyeceği, davacı tarafca ceza koşulu talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi seb …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin «fesih» edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih «ihtarı» bulunmaksızın kâr «kaybı» ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin «sözleşmenin feshine» bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının «asgari alım taahhüdünü» yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça «ihtirazi kayıt» ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir «ihtar» da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshine» ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK «kaydına» göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda «ceza koşulu» istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı «cezai şart» talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başv …
Dava, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesinde» yer alan «asgari alım taahhüdüne» uyulmamasından kaynaklanan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3713 E. , 2022/7764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.10.2018 tarih ve 2016/1295 E- 2018/1036 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/235 E- 2021/253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, davalının bayilik sözleşmesine ilave olarak düzenlemiş olduğu ürün alım taahhütnamesi ile, anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 2.211 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarında kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü uyarınca 4.991 ton ürün alması gerekirken, bu dönemde 2.739 ton ürün aldığını, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.252 ton ürün için 45.044-USD kâr kaybı borcunun doğduğunu belirterek, kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000-USD’nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr mahrumiyeti ve cezai şart şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin fesih edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih ihtarı bulunmaksızın kâr kaybı ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin sözleşmenin feshine bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir ihtar da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK kaydına göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinde yer alan asgari alım taahhüdüne uyulmamasından kaynaklanan kâr mahrumiyeti alacağına ilişkindir.
Taraflar arasında 15.05.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde ürün alım taahhütnamesi imzalanmıştır. Dosyada bulunan EPDK kaydına göre, davalı şirketin isteği üzerine, tesisin dava dışı bir şirkete devri nedeniyle 14.08.2015 tarihinde lisansın iptal edildiği görülmekte olup sözleşmenin fiili imkansızlık nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. TBK’nın 136/1. madde hükmü uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer. Sözleşmenin sona ermesinde davalı şirketin kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı kendi kusuruyla borcun ifasını imkansızlaştırdığından meydana gelen zarardan TBK’nın 112. maddesi uyarınca sorumludur.
Taahhütname ile davalı yıllık asgari 2.211 ton otogaz ürününü davacıdan almayı, sözleşme süresinin sonunda veya her bir yıllık anlaşma süresi sonunda hesaplanacak eksik alım miktarı üzerinden ton başına 20 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul etmiştir. Taahhütnamenin ( c) bendinde kâr mahrumiyeti miktarının anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (d) bendinde anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, (g) bendinde Akpet Gaz A.Ş.'nin anıla kâr mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği hüküm altına alınmıştır.
Davacının kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin talebi hakkında taahhütnamedeki bu hükümler değerlendirilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,03.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/858455500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz