İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/880 E. 2022/175 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahrifat↗ ba beyannamesi↗ istinaf başvurusunun reddi↗ ticari defter kayıtları↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının defter kayıtlarından davacının 303.871,90 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 294.371,90 TL'lik
kısmının ödendiği, kalan 9.500,00 TL'nin de 17/05/2012 tarihinde ve 14/05/2012 tarihinde ödendiği kayıtlı olmasına rağmen ödeme belgelerinin bulunmadığı, mevcut defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 9.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının 9.500,00 TL asıl alacak 2.960,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda avans faizi uygulanmasına, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karar Dairemizce bozulmakla, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının icra takibine itirazının 9.500,00 TL asıl alacak 2.960,55 TL işlemiş faiz, toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda avans faizi uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket ortağı davacının şirkete borç olarak verdiği paranın iadesi istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, icra takibini 31.12.2011 tarihli mizana dayandırmıştır. Söz konusu mizana göre, ortaklara toplam borç miktarı 1.661.405,00TL olup davacının alacağı 505.871,90TL görünmekte ve 2011 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Mizan ile uyumlu olmakla beraber, bu kayıt şirketin defter kayıtları ile örtüşmemektedir. Davalı şirketin defterlerinde ise, davacının alacağı 303.871,90TL görülmektedir. Her nekadar davacı taraf, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve tahrif edilmiş olabileceğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin delil sunmadığı gibi kendisinin yönetici olduğu döneme ait defterler hakkında söz konusu iddialara dayanması da mümkün değildir.
Ancak, davacının sunduğu imzanın örneğinin altında çok sayıda imza bulunmakla birlikte imzaların kime ait olduğu hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu konuda tarafların beyanları da alınarak imzaların ortaklara mı yoksa yöneticilere mi ait olduğunun, imzaların şirketi bağlayıp bağlamayacağının tespiti gerekir. Ayrıca, söz konusu mizanın genel kurula sunulup sunulmadığı, açıkça onaylanıp onaylanmadığının da tespiti için 2012-2013 yılı genel kurul tutanaklarının incelenmesi, genel kurullara sunulan bilanço ve mizanlar ile ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek davacının alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile neticeye varıldığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, ilk derece mahkemesince, davada ihtilaflı kısım 375.853,72TL olarak tespit edilmiş, neticede davacının 9.500,00TL alacaklı olduğuna kanaat getirilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de İlk Derece Mahkemesinin bu kararı yerinde bulunarak davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği halde, kararının gerekçesinde (a) bendinde "davacının davalı şirkete borç verdiğinin sabit olmadığı ve bu açıdan yeterli delil sunmadığı" şeklindeki ifadeye yer verilmesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile eksik incelemeye dayalı verilen verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3584 E. 2024/2213 K.
Ortak:tahrifat · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi · ticari defter kayıtları · icra takibine itiraz · kötü niyet tazminatı · işlemiş faiz · kötü niyet
İncelediğiniz kararda… ulmuş ve yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz», toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin reddine, karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının «defter» kayıtlarından davacının 303.871,90 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 294.371,90 TL'lik kısmının ödendiği, kalan 9.500,00 TL'nin de 17/05/2012 tarihinde ve 14/05/2012 tarihinde ödendiği kayıtlı olmasına rağmen ödeme belgelerinin bulunmadığı, mevcut defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 9.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Her nekadar davacı taraf, şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı ve «tahrif» edilmiş olabileceğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin delil sunmadığı gibi kendisinin yönetici olduğu döneme ait defterler hakkında söz konusu iddialara dayanması da mümkün değildir.
Benzer bu kararda… 020 tarih, 2019/1974 E. ve 2020/141 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz», toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin reddine, karar verilmiştir.
… dığı, mizan kavramının şirketin finansal durum tablosuna ilişkin ön taslak olarak nitelendirilebileceği, bu hususun aynı zamanda denetlenen ve benimsenen 13.02.2023 «havale» tarihli bilirkişi kurulu raporu ile de tespit edildiği, alacak miktarının tespiti açısından mizansene dayanılamayacağı, ayrıca, celp edilen genel kurul tutanakları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesi, ilgili mizansenin genel kurulda tartışılıp, oylanmaması nedeni ile de şirketi bağlayıcı olmadığının açık olarak anlaşılmış olduğu, davacının borç olarak verdiği ve «ticari defterlerde kayıtlı» tahsili gereken alacak miktarının 2011 yılına devir şeklinde 393.871,90 TL olduğu, davacıya 2011 yılında 90.000,00 TL, 2012 yılında ise 9.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının talep edebileceği asıl alacağın 294.371,90 TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu açıdan bilirkişi kurulu raporu ile, ilk derece mahkemesince alınan önceki raporun aynı tespitleri içermesi karşısında birbirini destekler nitelikte olduğunu ve dolayısıyla bir çelişkinin bulunmadığını vurgulamak gerektiği, davacının davalıya borç olarak verdiği ve geri alınması gereken miktar bu şekilde bulunduktan sonra, takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarının tespiti gerektiği, bu açıdan yapılan incelemede, davalının yukarıda verilen «ihtarname» ile bu miktar üzerinden 04.02.2013 tarihinde «temerrüte» düştüğü, buna göre takip tarihi itibari ile «asıl alacak» miktarının 294.371,90 TL, «işlemiş faiz» miktarının 92.351,01 TL olmak üzere toplam 386.782,91 TL olduğu, bu açıdan önceki ilk derece mahkemesi kararı ile bu tespit arasında işlemiş faiz açısından uyumsuzluğun ise, yerel mahkemece hesaplama yapılırken takip tarihinin doğru yazılmadığı gibi, davalı şirket tarafından yapılan yasal ödeme süresi içerisindeki 294.371,90 TL ödemenin takip tarihinden sonra olmasına rağmen, takip tarihinden önce ödenmiş gibi nazara alınmasından kaynaklı olduğu, sonuç olarak, davacının takip tarihi itibari ile alacak miktarının 294.371,90 TL asıl alacak, 92.351,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 386.722,91 TL olduğu, «ödeme emrinin tebliği» üzerine davalının süresinde 294.371,90 TL ödemesi nedeni ile kalan alacak miktarının 92.351,01 TL olduğu, davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü v.d maddeleri uyarınca ödemeleri fer'ilere «mahsup» etme hakkı bulunduğundan, bu miktarın esasen asıl alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle zikredilen miktara takip tarihindeki faiz oranı gözetilmek üzere faiz uygulanmasına karar verildiği, davalının, likit ve hesaplanabilir olan bu miktara haksız itiraz ettiği ... olduğundan, davacı lehine bu miktarın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedildiği, aşan kısım açısından ise davacı alacaklının kötü niyetli olduğu ... olmadığından, davalının «kötü niyet tazminat» talebi yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu icra takibinin 92.351,01 TL üzerinden devamına, davalının bu bedele yönelik itirazının iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren %10.5 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve kötü niyet tazminatı talebinin r …
… üvekkili şirketin tüm ortaklarının şirkete zaman zaman bu şekilde destekte bulunduklarını, müvekkili aleyhine faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, bunun yanında, «icra inkar tazminatına» ancak «asıl alacak» için hükmedilebileceğini, «işlemiş faiz» için hükmedilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğu açık olmasına rağmen «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi itiraz · ödeme emri tebliği · bilirkişi raporları arasında çelişki · kısmi kabul · ödeme emri · ilamsız icra takibi · ticari dava niteliği · istinaf incelemesi
Benzer bu kararda… nakit olarak borç verdiğini, borç miktarının 31.12.2011 tarihi itibariyle 505.871,90 TL'ye ulaştığını, davalıya noter aracılığıyla gönderdikleri 22.01.2013 tarihli «ihtarnameyle» borcun ödenmesini istediklerini ancak davalı yanca borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında «ilamsız icra takibi» başlattıklarını, davalının, takibe «kısmi itirazda» bulunup asıl alacağın 294.371,90 TL’lik «kısmını kabul» ettiğini ancak bakiye asıl alacağa ve «işlemiş faizin» tamamına itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağının şirket kayıtlarından tespit edilebileceğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan …
… dığı, mizan kavramının şirketin finansal durum tablosuna ilişkin ön taslak olarak nitelendirilebileceği, bu hususun aynı zamanda denetlenen ve benimsenen 13.02.2023 «havale» tarihli bilirkişi kurulu raporu ile de tespit edildiği, alacak miktarının tespiti açısından mizansene dayanılamayacağı, ayrıca, celp edilen genel kurul tutanakları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesi, ilgili mizansenin genel kurulda tartışılıp, oylanmaması nedeni ile de şirketi bağlayıcı olmadığının açık olarak anlaşılmış olduğu, davacının borç olarak verdiği ve «ticari defterlerde kayıtlı» tahsili gereken alacak miktarının 2011 yılına devir şeklinde 393.871,90 TL olduğu, davacıya 2011 yılında 90.000,00 TL, 2012 yılında ise 9.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının talep edebileceği asıl alacağın 294.371,90 TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu açıdan bilirkişi kurulu raporu ile, ilk derece mahkemesince alınan önceki raporun aynı tespitleri içermesi karşısında birbirini destekler nitelikte olduğunu ve dolayısıyla bir çelişkinin bulunmadığını vurgulamak gerektiği, davacının davalıya borç olarak verdiği ve geri alınması gereken miktar bu şekilde bulunduktan sonra, takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarının tespiti gerektiği, bu açıdan yapılan incelemede, davalının yukarıda verilen «ihtarname» ile bu miktar üzerinden 04.02.2013 tarihinde «temerrüte» düştüğü, buna göre takip tarihi itibari ile «asıl alacak» miktarının 294.371,90 TL, «işlemiş faiz» miktarının 92.351,01 TL olmak üzere toplam 386.782,91 TL olduğu, bu açıdan önceki ilk derece mahkemesi kararı ile bu tespit arasında işlemiş faiz açısından uyumsuzluğun ise, yerel mahkemece hesaplama yapılırken takip tarihinin doğru yazılmadığı gibi, davalı şirket tarafından yapılan yasal ödeme süresi içerisindeki 294.371,90 TL ödemenin takip tarihinden sonra olmasına rağmen, takip tarihinden önce ödenmiş gibi nazara alınmasından kaynaklı olduğu, sonuç olarak, davacının takip tarihi itibari ile alacak miktarının 294.371,90 TL asıl alacak, 92.351,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 386.722,91 TL olduğu, «ödeme emrinin tebliği» üzerine davalının süresinde 294.371,90 TL ödemesi nedeni ile kalan alacak miktarının 92.351,01 TL olduğu, davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü v.d maddeleri uyarınca ödemeleri fer'ilere «mahsup» etme hakkı bulunduğundan, bu miktarın esasen asıl alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle zikredilen miktara takip tarihindeki faiz oranı gözetilmek üzere faiz uygulanmasına karar verildiği, davalının, likit ve hesaplanabilir olan bu miktara haksız itiraz ettiği ... olduğundan, davacı lehine bu miktarın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedildiği, aşan kısım açısından ise davacı alacaklının kötü niyetli olduğu ... olmadığından, davalının «kötü niyet tazminat» talebi yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu icra takibinin 92.351,01 TL üzerinden devamına, davalının bu bedele yönelik itirazının iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren %10.5 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve kötü niyet tazminatı talebinin r …
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği miktarda alacağı bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında «ticari nitelikte» bir ödünç alma ilişkisi bulunmadığını, bugüne kadar hiç bir ortağa verdiği borç sebebiyle faiz ödenmediğini savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsilini istemiştir.
-
İcra inkar tazminatı 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5660 E. 2019/6913 K.
Ortak:istinaf başvurusunun reddi · icra takibine itiraz · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi · e-defter
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının «defter» kayıtlarından davacının 303.871,90 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 294.371,90 TL'lik kısmının ödendiği, kalan 9.500,00 TL'nin de 17/05/2012 tarihinde ve 14/05/2012 tarihinde ödendiği kayıtlı olmasına rağmen ödeme belgelerinin bulunmadığı, mevcut defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 9.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ulmuş ve yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz», toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin reddine, karar verilmiştir.
Söz konusu mizana göre, ortaklara toplam borç miktarı 1.661.405,00TL olup davacının alacağı 505.871,90TL görünmekte ve 2011 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Mizan ile uyumlu olmakla beraber, bu kayıt şirketin «defter» kayıtları ile örtüşmemektedir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının «defter» kayıtlarından davacının 303.871,90 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 294.371,90 TL'lik kısmının ödendiği, kalan 9.500,00 TL'nin de 17/05/2012 tarihinde ve 14/05/2012 tarihinde ödendiği kayıtlı olmasına rağmen ödeme belgelerinin bulunmadığı, mevcut defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 9.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde; davacı tarafın «istinaf başvurusunun reddine», davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının diğer kısımları baki kalmak kaydıyla hükmün 7 nolu bendindeki “davalı kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan 12.460,55 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine" ibaresinin kaldırılarak," "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nce redde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda13. maddesi gereğince «vekalet ücreti» verilmesi gerekirken, kabul edilen miktar üzerinden karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının diğer kısımları baki kalmak kaydıyla, hükmün 7 nolu bendinin "davalı kendisini vekil ile «temsil» ettiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 27.755,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şekli …
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde; davacı tarafın «istinaf başvurusunun reddine», davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının diğer kısımları baki kalmak kaydıyla hükmün 7 nolu bendindeki “davalı kendisini vekille «temsil» ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan 12.460,55 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine" ibaresinin kaldırılarak," "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nce redde …
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince anılan husus nazara alınmaksızın yani yerel mahkeme hükmü «kaldırılıp yeniden» esas hakkında karar verilmeden yazılı şekilde yerel mahkeme hükmünün diğer kısımları baki kalmak kaydıyla davalı yararına «vekalet ücretini» düzenleyen 7 no'lu bendindeki ibarelerin kaldırılarak düzeltilmesine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14698 E. 2016/6006 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · rücu · ihbar
Benzer bu kararda… imzalanan "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin" akdedildiği tarihten önceki döneme isabet ettiği, sözleşmeye göre davacının davalıdan rücuen talepte bulunabileceği, «rücu» davasının davalıya karşı açılması nedeniyle sözleşmenin 7.1 maddesi kapsamında davacının «ihbar yükümlülüğü» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.174,90TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3562 E. 2017/2317 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/880 E. , 2022/175 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine-kısmen kabulüne dair verilen 15.01.2020 tarih ve 2019/1974 E. - 2020/141 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.01.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı borçlu Camvit Seramik San. ve Tic. A.Ş.’nin ortağı olduğunu ve davalı şirkete nakit olarak borç verdiğini, borç miktarının 31/12/2011 tarihi itibariyle 505.871,90 TL'ye ulaştığını, Kadıköy 14. Noterliği vasıtasıyla 22/01/2013 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2015/11434 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra dosyasına sunduğu dilekçe ile borcun 294.371,90 TL’lik kısmını kabul ettiğini, ancak borcun kalan kısmına ve faiz oranına itiraz ederek takibin bu kısım yönünden durduğunu, müvekkilinin alacağının şirket kayıtlarından tespit edilebileceğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması nedeniyle davalının %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı arasında ticari nitelikte bir ödünç alma ilişkisi bulunmadığını, bugüne kadar hiç bir ortağa verdiği borç sebebiyle faiz ödenmediğini, davacının %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının defter kayıtlarından davacının 303.871,90 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 294.371,90 TL'lik
kısmının ödendiği, kalan 9.500,00 TL'nin de 17/05/2012 tarihinde ve 14/05/2012 tarihinde ödendiği kayıtlı olmasına rağmen ödeme belgelerinin bulunmadığı, mevcut defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 9.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının 9.500,00 TL asıl alacak 2.960,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda avans faizi uygulanmasına, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karar Dairemizce bozulmakla, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının icra takibine itirazının 9.500,00 TL asıl alacak 2.960,55 TL işlemiş faiz, toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda avans faizi uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket ortağı davacının şirkete borç olarak verdiği paranın iadesi istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, icra takibini 31.12.2011 tarihli mizana dayandırmıştır. Söz konusu mizana göre, ortaklara toplam borç miktarı 1.661.405,00TL olup davacının alacağı 505.871,90TL görünmekte ve 2011 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki Mizan ile uyumlu olmakla beraber, bu kayıt şirketin defter kayıtları ile örtüşmemektedir. Davalı şirketin defterlerinde ise, davacının alacağı 303.871,90TL görülmektedir. Her nekadar davacı taraf, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve tahrif edilmiş olabileceğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin delil sunmadığı gibi kendisinin yönetici olduğu döneme ait defterler hakkında söz konusu iddialara dayanması da mümkün değildir.
Ancak, davacının sunduğu imzanın örneğinin altında çok sayıda imza bulunmakla birlikte imzaların kime ait olduğu hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu konuda tarafların beyanları da alınarak imzaların ortaklara mı yoksa yöneticilere mi ait olduğunun, imzaların şirketi bağlayıp bağlamayacağının tespiti gerekir. Ayrıca, söz konusu mizanın genel kurula sunulup sunulmadığı, açıkça onaylanıp onaylanmadığının da tespiti için 2012-2013 yılı genel kurul tutanaklarının incelenmesi, genel kurullara sunulan bilanço ve mizanlar ile ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek davacının alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile neticeye varıldığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, ilk derece mahkemesince, davada ihtilaflı kısım 375.853,72TL olarak tespit edilmiş, neticede davacının 9.500,00TL alacaklı olduğuna kanaat getirilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de İlk Derece Mahkemesinin bu kararı yerinde bulunarak davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği halde, kararının gerekçesinde (a) bendinde "davacının davalı şirkete borç verdiğinin sabit olmadığı ve bu açıdan yeterli delil sunmadığı" şeklindeki ifadeye yer verilmesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile eksik incelemeye dayalı verilen verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/741961400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz