Davanın reddi | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6264 E. 2022/74 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi↗ imza sahteliği↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ mazeret↗ imzaya itiraz↗ sahtelik↗ imza incelemesi↗ menfi tespit davası↗ kısıtlılık↗ kötüniyet tazminatı↗ tespit davası↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ keşideci↗ bono↗ tebligat↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2021/6264 E. , 2022/74 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yukarıda tarihi ve sayısı yazılı kararın HMK'nın 363'üncü maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası çerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği müzakere edilip düşünüldü.
Davacı vasisi, davacı aleyhine davalı tarafından Osmancık İcra Müdürlüğünün 2018/65 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takip dayanağı senedin sahte olduğunu ileri sürerek kısıtlı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının bedelini peşin ödemek suretiyle davacıdan satın aldığı kavak ağaçlarının teslim edilmemesi üzerine, takip dayanağı senedin davacı tarafından verildiğini ileri sürerek davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, takip dayanağı senedin sahte olduğu iddiasına dayalı İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit davası olup, Mahkemece, dava açıldıktan sonra davacının öldüğü belirtilip veraset belgesi ibraz edilmesine rağmen tüm mirasçıların katılımı ile taraf teşkili sağlanmadan senetteki imzanın sahteliğinin menfi tespit davası ile değil imzaya itiraz ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının süresinde imzaya itiraz etmediği, menfi tespit davasında imza incelemesi yaptırılamayacağı, dolayısıyla ispat yükümlülüğü olan davacı keşidecinin borcu olmadığı davaya konu bono ile aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, dava açıldıktan sonra 26.06.2018 tarihinde ölen davacı, mirasçılarından ...’ün davayı takip eden avukata vekalet vermediği halde kendisinin muvafakat’ı alınmadan, hatta tebligat bile yapılmadan ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp sonuçlandırıldığı, kararın kesin olduğu, ancak söz konusu eksikliğin HMK m. 55 ve 114 hükümleri ile TMK m. 640 hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek Kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Somut olayda, kısıtlı olan davacının vasisi tarafından 07.05.2018 tarihinde davanın açıldığı, 26.06.2018 tarihinde ise davacının öldüğü, bunun üzerine Çorum Barosu avukatlarından Av....'nın veraset belgesi ile birlikte ... dışındaki mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletleri ibraz ettiği, mirasçılardan ...'ün davaya katılımı sağlanmadan ve de mazereti kabul edilen bir kısım mirasçılar vekilinin hazır bulunmamasına rağmen sadece mirasçılardan ... ve davalı vekilinin katılımı ile verilen duruşma gününden önce duruşma açılıp yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine miktar itibariyle kesin karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra davacı öldüğüne göre Mahkemece yapılması gereken, HMK m. 55 hükmü uyarınca mirasçı ...'e tebligat yapılıp davayı takip edip etmeyeceğinin sorulması, davayı takip edeceğini bildirmesi veya kendini vekille temsil ettirmesi durumunda, anılan hüküm uyarınca mirasın reddi için kanunda öngörülen süreler kadar davanın ertelenmesini gerektiren hal varsa erteleme süreside geçtikten sonra davanın görülmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlanması mümkün olmazsa TMK m. 640 uyarınca taraf teşkilinin sağlanması için gerektiğinde terekeye mümessil tayin edilip, böylece HMK m. 114’de öngörülen taraflara ilişkin dava şartı yerine getirilmek suretiyle davanın görülüp sonuçlandırmasından ibaret iken, mirasçılardan ...’ün de davaya katılımı sağlanmadan ve dolayısıyla anılan hükümlere aykırı hareketle karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletname ibraz eden avukatın 05.11.2018, 07.01.2019 ve 11.04.2019 tarihli duruşmalara bildirdiği mazeretlerin kabul edilmesine, 11.04.2019 tarihli duruşmadan sonraki duruşma gününün ise 22.05.2019 gününe bırakılmasına rağmen, bildirim ve tebligat yapılmadan ve davayı takip eden mirasçıların tümü ve avukatları da katılmadığı halde mirasçılardan ... ile davalı vekilinin katılımıyla verilen duruşma gününden önceki 22.04.2019 tarihinde duruşma açılıp karar verilmiş olması da HMK m. 27 uyarınca hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğundan doğru olmamıştır. Yine, sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit davası açılmasına ve dolayısıyla menfi tespit davasında imza incelemesini yasaklayan bir kanun hükmü bulunmamasına rağmen imza incelemesinin sadece takip hukukuna özgü imzaya itirazda yapılacağı gibi hukuki olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile anılan Mahkeme Kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6361 E. 2012/13255 K.
Ortak:mirasçılık · muvafakat · temsil
İncelediğiniz karardaAdalet Bakanlığı, dava açıldıktan sonra 26.06.2018 tarihinde ölen davacı, «mirasçılarından» ...’ün davayı takip eden avukata vekalet vermediği halde kendisinin «muvafakat»’ı alınmadan, hatta «tebligat» bile yapılmadan ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp sonuçlandırıldığı, kararın «kesin» olduğu, ancak söz konusu eksikliğin HMK m.
55 hükmü uyarınca «mirasçı» ...'e «tebligat» yapılıp davayı takip edip etmeyeceğinin sorulması, davayı takip edeceğini bildirmesi veya kendini vekille «temsil» ettirmesi durumunda, anılan hüküm uyarınca «mirasın reddi» için kanunda öngörülen süreler kadar davanın ertelenmesini gerektiren hal varsa erteleme süreside geçtikten sonra davanın görülmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlanması mümkün olmazsa TMK m.
72 uyarınca açılan «menfi tespit davası» olup, Mahkemece, dava açıldıktan sonra davacının öldüğü belirtilip veraset belgesi «ibraz» edilmesine rağmen tüm «mirasçıların» katılımı ile taraf teşkili sağlanmadan senetteki «imzanın sahteliğinin» menfi tespit davası ile değil «imzaya itiraz» ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının süresinde imzaya itiraz etmediği, menfi tespit davasında «imza incelemesi» yaptırılamayacağı, dolayısıyla ispat yükümlülüğü olan davacı «keşidecinin» borcu olmadığı davaya konu «bono» ile aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iştirak halinde mülkiyet · veraset ilamı · tereke · sahtecilik
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre bankaların aldıkları mevdutları «sahteciliğe» karşı özenle koruma yükümü altında bulundukları, banka çalışanları tarafından yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4197 E. 2014/10881 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «kısıtlı» olan davacının vasisi tarafından 07.05.2018 tarihinde davanın açıldığı, 26.06.2018 tarihinde ise davacının öldüğü, bunun üzerine Çorum Barosu avukatlarından Av....'nın veraset belgesi ile birlikte ... dışındaki «mirasçıların» vekili olduğunu belirtip vekaletleri «ibraz» ettiği, mirasçılardan ...'ün davaya katılımı sağlanmadan ve de «mazereti» kabul edilen bir kısım mirasçılar vekilinin hazır bulunmamasına rağmen sadece mirasçılardan ... ve davalı vekilinin katılımı ile verilen duruşma gününden önce duruşma açılıp yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine miktar itibariyle «kesin» karar verilmiştir.
114’de öngörülen taraflara ilişkin dava şartı yerine getirilmek suretiyle davanın görülüp sonuçlandırmasından ibaret iken, «mirasçılardan» ...’ün de davaya katılımı sağlanmadan ve dolayısıyla anılan hükümlere aykırı hareketle karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletname «ibraz» eden avukatın 05.11.2018, 07.01.2019 ve 11.04.2019 tarihli duruşmalara bildirdiği «mazeretlerin» kabul edilmesine, 11.04.2019 tarihli duruşmadan sonraki duruşma gününün ise 22.05.2019 gününe bırakılmasına rağmen, bildirim ve «tebligat» yapılmadan ve davayı takip eden mirasçıların tümü ve avukatları da katılmadığı halde mirasçılardan ... ile davalı vekilinin katılımıyla verilen duruşma gününden ön …
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda anılan gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş ise de, 20/06/2012 tarihli duruşmadan sonra davacı tarafın yokluğunda yapılan ve davalı vekilinin «mazereti» nedeniyle ertelenen 15/01/2013, 16/04/2013 ve 10/09/2013 tarihli duruşmaların davacı tarafa bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava dosyasının müracaata kaldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde taraflarca «yenilenmediği» gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 10/09/2013 tarihli duruşmaya davacı tarafın gelmemesi nedeniyle verilen «işlemden kaldırma» kararı sonucu üç ay içerisinde «yenilenmeyen» dava için verilen «açılmamış sayılma» kararı yerinde olmamış hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş ise de, 20/06/2012 tarihli duruşmadan sonra davacı tarafın yokluğunda yapılan ve davalı vekilinin «mazereti» nedeniyle ertelenen 15/01/2013, 16/04/2013 ve 10/09/2013 tarihli duruşmaların davacı tarafa bildirilmediği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6962 E. 2011/17370 K.
Ortak:mirasçılık · temsil · dava şartı
İncelediğiniz kararda55 hükmü uyarınca «mirasçı» ...'e «tebligat» yapılıp davayı takip edip etmeyeceğinin sorulması, davayı takip edeceğini bildirmesi veya kendini vekille «temsil» ettirmesi durumunda, anılan hüküm uyarınca «mirasın reddi» için kanunda öngörülen süreler kadar davanın ertelenmesini gerektiren hal varsa erteleme süreside geçtikten sonra davanın görülmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlanması mümkün olmazsa TMK m.
72 uyarınca açılan «menfi tespit davası» olup, Mahkemece, dava açıldıktan sonra davacının öldüğü belirtilip veraset belgesi «ibraz» edilmesine rağmen tüm «mirasçıların» katılımı ile taraf teşkili sağlanmadan senetteki «imzanın sahteliğinin» menfi tespit davası ile değil «imzaya itiraz» ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının süresinde imzaya itiraz etmediği, menfi tespit davasında «imza incelemesi» yaptırılamayacağı, dolayısıyla ispat yükümlülüğü olan davacı «keşidecinin» borcu olmadığı davaya konu «bono» ile aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, dava açıldıktan sonra 26.06.2018 tarihinde ölen davacı, «mirasçılarından» ...’ün davayı takip eden avukata vekalet vermediği halde kendisinin «muvafakat»’ı alınmadan, hatta «tebligat» bile yapılmadan ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp sonuçlandırıldığı, kararın «kesin» olduğu, ancak söz konusu eksikliğin HMK m.
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iştirak halinde mülkiyet · veraset ilamı · tasarruf yetkisi · tereke · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacılar murisinin dava dışı 3. bir şahıs tarafından öldürülmüş olması nedeniyle, kaza sonucu öldüğünün kabulü ile «sigorta poliçesi» gereği kredi borcunun sigorta şirketince karşılanması gerektiği, bu nedenle davacıların, kredi kullandıran bankaya karşı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6264 E. , 2022/74 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yukarıda tarihi ve sayısı yazılı kararın HMK'nın 363'üncü maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası çerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği müzakere edilip düşünüldü.
Davacı vasisi, davacı aleyhine davalı tarafından Osmancık İcra Müdürlüğünün 2018/65 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takip dayanağı senedin sahte olduğunu ileri sürerek kısıtlı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının bedelini peşin ödemek suretiyle davacıdan satın aldığı kavak ağaçlarının teslim edilmemesi üzerine, takip dayanağı senedin davacı tarafından verildiğini ileri sürerek davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, takip dayanağı senedin sahte olduğu iddiasına dayalı İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit davası olup, Mahkemece, dava açıldıktan sonra davacının öldüğü belirtilip veraset belgesi ibraz edilmesine rağmen tüm mirasçıların katılımı ile taraf teşkili sağlanmadan senetteki imzanın sahteliğinin menfi tespit davası ile değil imzaya itiraz ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının süresinde imzaya itiraz etmediği, menfi tespit davasında imza incelemesi yaptırılamayacağı, dolayısıyla ispat yükümlülüğü olan davacı keşidecinin borcu olmadığı davaya konu bono ile aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, dava açıldıktan sonra 26.06.2018 tarihinde ölen davacı, mirasçılarından ...’ün davayı takip eden avukata vekalet vermediği halde kendisinin muvafakat’ı alınmadan, hatta tebligat bile yapılmadan ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp sonuçlandırıldığı, kararın kesin olduğu, ancak söz konusu eksikliğin HMK m. 55 ve 114 hükümleri ile TMK m. 640 hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek Kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Somut olayda, kısıtlı olan davacının vasisi tarafından 07.05.2018 tarihinde davanın açıldığı, 26.06.2018 tarihinde ise davacının öldüğü, bunun üzerine Çorum Barosu avukatlarından Av....'nın veraset belgesi ile birlikte ... dışındaki mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletleri ibraz ettiği, mirasçılardan ...'ün davaya katılımı sağlanmadan ve de mazereti kabul edilen bir kısım mirasçılar vekilinin hazır bulunmamasına rağmen sadece mirasçılardan ... ve davalı vekilinin katılımı ile verilen duruşma gününden önce duruşma açılıp yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine miktar itibariyle kesin karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra davacı öldüğüne göre Mahkemece yapılması gereken, HMK m. 55 hükmü uyarınca mirasçı ...'e tebligat yapılıp davayı takip edip etmeyeceğinin sorulması, davayı takip edeceğini bildirmesi veya kendini vekille temsil ettirmesi durumunda, anılan hüküm uyarınca mirasın reddi için kanunda öngörülen süreler kadar davanın ertelenmesini gerektiren hal varsa erteleme süreside geçtikten sonra davanın görülmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlanması mümkün olmazsa TMK m. 640 uyarınca taraf teşkilinin sağlanması için gerektiğinde terekeye mümessil tayin edilip, böylece HMK m. 114’de öngörülen taraflara ilişkin dava şartı yerine getirilmek suretiyle davanın görülüp sonuçlandırmasından ibaret iken, mirasçılardan ...’ün de davaya katılımı sağlanmadan ve dolayısıyla anılan hükümlere aykırı hareketle karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletname ibraz eden avukatın 05.11.2018, 07.01.2019 ve 11.04.2019 tarihli duruşmalara bildirdiği mazeretlerin kabul edilmesine, 11.04.2019 tarihli duruşmadan sonraki duruşma gününün ise 22.05.2019 gününe bırakılmasına rağmen, bildirim ve tebligat yapılmadan ve davayı takip eden mirasçıların tümü ve avukatları da katılmadığı halde mirasçılardan ...
ile davalı vekilinin katılımıyla verilen duruşma gününden önceki 22.04.2019 tarihinde duruşma açılıp karar verilmiş olması da HMK m. 27 uyarınca hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğundan doğru olmamıştır. Yine, sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit davası açılmasına ve dolayısıyla menfi tespit davasında imza incelemesini yasaklayan bir kanun hükmü bulunmamasına rağmen imza incelemesinin sadece takip hukukuna özgü imzaya itirazda yapılacağı gibi hukuki olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile anılan Mahkeme Kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda belirtilen nedenlerle Adalet Bakanlığının 6100 sayılı HMK’nın 363 üncü maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile sonuca etkili olmamak üzere hükmün kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için karar örneği ve dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 10/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/739432300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz