Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6962 E. 2011/17370 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ veraset ilamı↗ tasarruf yetkisi↗ tereke↗ mirasçılık↗ sulh hukuk mahkemesi↗ sulh↗ sigorta poliçesi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacılar murisinin dava dışı 3. bir şahıs tarafından öldürülmüş olması nedeniyle, kaza sonucu öldüğünün kabulü ile sigorta poliçesi gereği kredi borcunun sigorta şirketince karşılanması gerektiği, bu nedenle davacıların, kredi kullandıran bankaya karşı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı veraset ilamı gereğince mirasçıları belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır. TMK 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların tereke üzerinde tasarruf yetkilerini ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek temsilci tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi doğru olmamış, hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · veraset ilamı · tereke · mirasçılık · temsil · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6361 E. 2012/13255 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · veraset ilamı · tereke · mirasçılık · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/186-129 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre bankaların aldıkları mevdutları «sahteciliğe» karşı özenle koruma yükümü altında bulundukları, banka çalışanları tarafından yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
TMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebilecekleri, bu nedenle davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK 640/3 maddesi uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekirken, sadece davacıların huzuru ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11691 E. 2010/2569 K.
Ortak:tereke · mirasçılık · temsil
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, tüm «mirasçıların» birlikte hak sahibi oldukları «tereke» hesabında oluştuğu ileri sürülen tazminatın tamamının mirasçılardan sadece birisi olan davacıya ödenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
09.2006 tarih 2006/19-552-589 sayılı kararında belirtildiği gibi TMK.nun 599 ncu maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile «mirasçılara» geçer.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · taraf ehliyeti · dahili dava
Benzer bu karardaTMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Bu durumda, davacının dışında iki «mirasçısının» daha bulunduğu veraset ilamından anlaşılan murise ait paraya ilişkin talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmesi gerektiğinden mahkemece, davacının aktif dava «ehliyeti» yönünden değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · temsil · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı «veraset ilamı» gereğince «mirasçıları» belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · eda davası · tespit davası · muvafakat · taraf ehliyeti · hukuki yarar · dahili dava
Benzer bu kararda… vasıyla yerine getirilmesinin mümkün olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 109-(2) fıkrasının 01/4/2015 tarihinde 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, «eda davası» açılması mümkün olan hallerde «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gereçesiyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 106/2-3 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
1-) Dava, davacıya ve davacının müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve ödenmemiş kar paylarının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/926 E. 2019/318 K.
Ortak:tereke · temsil
İncelediğiniz karardaTMK 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek «temsilci» tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi …
Benzer bu karardaDavalı ... «tereke temsilcisi» vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... «tereke temsilcisi» vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke temsilcisi · tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... terekesi «tasfiye memuru» vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı ... «tereke temsilcisi» vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... «tereke temsilcisi» vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6962 E. , 2011/17370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2010 tarih ve 2009/204-2010/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ölü ...'nın mirasçıları olduğunu, murisin davalı Finans […] Ş.'den kredi çektiğini, diğer davalı Fiba […] Ş. tarafından ise ferdi kaza sigortası ile sigortalandığını, murisin dava dışı ... tarafından öldürüldüğünü, öldürülme olayından sonra davalı Fiba Sigorta'nın sigorta bedelini davalı ...'a ödemediğini, davalı ...'ın da bu sigorta şirketi nezdinde bir yasal işlem yapmadığını, fakat kredi alacağı için muris ve kefilleri hakkında taşınır rehninin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibine geçtiklerini, kredi alacağının davalı Fiba Sigorta Şirketince ödenmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin murisi ...'nın davalı ...'a borcu olmadığının tespitini veya takip miktarı olan 68.966,61 TL nin icra takip tarihinden ve de icra takip faiz oranı ile beraber işleyecek faizi ile davalı Fiba Sigorta A.Ş.'den tahsilini talep etmiştir.
Davalı, Finansbank A.Ş. Vekili, müvekkili bankanın muris ile Fiba Sigorta şirketi arasındaki ilişkide taraf olmadığını savunarak davanın husumet yönünden ve esastan reddini istemiştir.
Diğer davalı Fiba Sigorta A.Ş. vekili ise, müvekkili şirketten poliçe teminatını talep etme hakkının sadece Finansbank A Ş.'ye ait olduğunu, davacıların poliçe teminat bedelinin tahsili için açtıkları davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacılar murisinin dava dışı 3. bir şahıs tarafından öldürülmüş olması nedeniyle, kaza sonucu öldüğünün kabulü ile sigorta poliçesi gereği kredi borcunun sigorta şirketince karşılanması gerektiği, bu nedenle davacıların, kredi kullandıran bankaya karşı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, ferdi kaza sigortasından doğan sigorta bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, esasa girilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, sigortalı muris ...'nın, Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/605-572 K sayılı veraset ilamı gereğince mirasçıları belirlenmiş ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu anlaşılmıştır. TMK 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, mirasçıların tereke üzerinde tasarruf yetkilerini ancak oy birliği ile kullanabilecekleri, bu nedenle mirasçıların tümünün ortak hareket etmesi suretiyle yada aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye tayin edilecek temsilci tarafından dava açılması gerektiği göz ardı edilerek bir kısım mirasçılar tarafından açılan davada esasa girilmek suretiyle dava şartı sağlanmadan karar verilmesi doğru olmamış, hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte belirtilen nedenle sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 20/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045459000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz