Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6424 E. 2022/415 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harcın ikmali↗ kefalet limiti↗ kefalet sözleşmesi↗ peşin karar harcı↗ emredici hüküm↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kefalet↗ kefil↗ geçersizlik↗ ıslah↗ harç↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen kefaletin anılan emredici kanun hükümlerine aykırı olması nedeniyle geçersizliğinin iddia edildiği, davacının söz konusu kefaleti 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olduğu, söz konusu yasal düzenleme gereği kefalet sözleşmesinin imzalandığı 11/05/2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanun'unun 484. maddesi hükümlerine göre somut olayın değerlendirilmesinin gerektiği, kefil olunan borç miktarının o gün itibariyle kefalette yer aldığı, icra kefaletinin alındığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine uygun olarak kefalet tesis edildiği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının icra kefili olduğu ve kefil olduğu 20.170.- TL'den sorumlu olduğu, davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemenin 20.024,50 TL olduğu ve kalan borcunun da 145,50 TL olmasına rağmen dava dilekçesi dikkate alınarak taleple bağlı kalınmak suretiyle 5.000.- TL üzerinden davanın kabulüne, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen karar yerinde görülmemiş ve bu kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, icra takibine dayalı menfi tesbit istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı asıl borçlu ... aleyhine Akçabat icra Müdürlüğü'nün 2012/332 sayılı takip dosyasında yapılan icra takibinde 11.05.2006 tarihinde borcun 20.170.00.- TL'ne icra kefili olduğunu, davalı alacaklı tarafından icra borcunun tamamı üzerinden aleyhine takibe devam edildiğini bildirerek dava dilekçesinde 5.000,00 TL değer göstermek suretiyle, icra dosyasında kefalet limiti üzerinde kalan takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tesbitine, ıslah hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Menfi tesbit davalarının niteliği itibariyle kısmi dava olarak açılması mümkün bulunmamaktadır. Bu halde davaya tam dava olarak devam edilmek üzere davacıya borçlu olmadığının tesbitini istediği dava değerinin açıklattırılması, bu değer üzerinden eksik peşin harcın ikmal ettirilmesi, yargılamaya bu suretle devam edilmesi gerekirken 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30, 32 maddesi hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3080 E. 2012/4765 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne, «sözleşmenin iptaline», davacının bu sözleşme kapsamında borçlu bulunmadığının tespitine, 3.170 TL'nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte iadesine, davalıya verilen çeklerin iptaline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7405 E. 2023/7113 K.
Ortak:harcın ikmali · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · emredici hüküm · kefalet · kefil · geçersizlik · ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «kefaletin» anılan «emredici» kanun hükümlerine aykırı olması nedeniyle «geçersizliğinin» iddia edildiği, davacının söz konusu kefaleti 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olduğu, söz konusu yasal düzenleme gereği «kefalet sözleşmesinin» imzalandığı 11/05/2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanun'unun 484. maddesi hükümlerine göre somut olayın değerlendirilmesinin gerektiği, «kefil» olunan borç miktarının o gün itibariyle kefalette yer aldığı, icra kefaletinin alındığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine uygun olarak ke …
… dışı asıl borçlu ... aleyhine Akçabat icra Müdürlüğü'nün 2012/332 sayılı takip dosyasında yapılan icra takibinde 11.05.2006 tarihinde borcun 20.170.00.- TL'ne icra «kefili» olduğunu, davalı alacaklı tarafından icra borcunun tamamı üzerinden aleyhine takibe devam edildiğini bildirerek dava dilekçesinde 5.000,00 TL değer göstermek suretiyle, icra dosyasında «kefalet limiti» üzerinde kalan takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tesbitine, «ıslah» hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
İstinaf mahkemesince toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının icra «kefili» olduğu ve kefil olduğu 20.170.- TL'den sorumlu olduğu, davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemenin 20.024,50 TL olduğu ve kalan borcunun da 145,50 TL olmasına …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2019 tarih, 2016/268 E. ve 2019/360 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça verilen «kefaletin» anılan «emredici» kanun hükümlerine aykırı olması nedeniyle «geçersizliğinin» iddia edildiği, davacının söz konusu kefaleti 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olduğu, söz konusu yasal düzenleme gereği «kefalet sözleşmesinin» imzalandığı 11.05.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 484 ncü maddesi hükümlerine göre somut olayın değerlendirilmesinin gerektiği, «kefil» olunan borç miktarının o ... itibariyle kefalette yer aldığı, anılan kanuna göre kefalet tesis edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… 2022/415 karar sayılı kararıyla davacının, dava dışı asıl borçlu Muazzez Turna aleyhine başlatılan icra takibinde 11.05.2006 tarihinde borcun 20.170.00 TL'sine icra «kefili» olduğu, davacının dava dilekçesinde 5.000,00 TL değer gösterilerek icra dosyasında «kefalet limiti» üzerinde kalan takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tesbitini ve «ıslah» hakkının saklı tutulmasını istediği, «menfi tespit davalarının» niteliği itibariyle kısmi dava olarak açılmasının mümkün bulunmadığı, davaya tam dava olarak devam edilmek üzere davacıya borçlu olmadığının tespitini istediği dava değerinin açıklattırılması ve bu değer üzerinden eksik «harcın ikmal» ettirilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
… arihli tutanak bir bütün olarak değerlendirildiğinde "Borcun tamamı 20.170 YTL'dir" denilmek suretiyle davalıya sadece bu miktarla sınırlı olarak ödeme yapılacağını «taahhüt» edildiği, «kefalet limitinin» 20.170,00 TL olarak belirtildiği, davacının bu miktar kadar borca «kefil» olduğu, bu miktarı aşan kısımlar yönünden bir taahhüdün bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda davacının ödemiş olduğu tutarın 20.024,50 TL olarak belirlendiğini, bu halde davacının kefalet limiti ve ödemeyi taahhüt ettiği miktar dikkate alındığında kalan borcunun 145,50 TL olduğu, aksinin kabulü halinde dahi davacıya icra emri gönderilmemesi nedeniyle davacının kendi «temerrüdünden» de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu icra dosyasında 145,50 TL dışındaki kalan borç yönünden borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötü niyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme planı · takibin kesinleşmesi · menfi tespit davası · müteselsil kefil · tespit davası · istinaf incelemesi · kötü niyet tazminatı · mahsup
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı asıl borçlunun borcu ödememesi sebebiyle takip başlatıldığını ve «takibin kesinleştiğini», dosya borcu devam ederken davacı tarafın kendi isteği ile 11.05.2006 tarihinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 38 ... maddesi gereğince tüm borca «müteselsilen kefil» olduğunu, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 484 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddeleri hükümlerinin uyg …
… 2022/415 karar sayılı kararıyla davacının, dava dışı asıl borçlu Muazzez Turna aleyhine başlatılan icra takibinde 11.05.2006 tarihinde borcun 20.170.00 TL'sine icra «kefili» olduğu, davacının dava dilekçesinde 5.000,00 TL değer gösterilerek icra dosyasında «kefalet limiti» üzerinde kalan takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tesbitini ve «ıslah» hakkının saklı tutulmasını istediği, «menfi tespit davalarının» niteliği itibariyle kısmi dava olarak açılmasının mümkün bulunmadığı, davaya tam dava olarak devam edilmek üzere davacıya borçlu olmadığının tespitini istediği dava değerinin açıklattırılması ve bu değer üzerinden eksik «harcın ikmal» ettirilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen «menfi tespit» davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
A.Ş. («temlik» eden) den bir miktar kredi kullanıldığını, ödemede «temerrüde» düşüldüğünden banka tarafından takip başlatıldığını, müvekkilinin icra dosyasında dava dışı borçlu lehine «taahhüt» sözleşmesi imzalayarak borca «kefil» olduğunu, «kefalet» metninde "borcun tamamına kefil oluyorum, borcu ben taksitler halinde ödeyeceğim, borcun tamamı 20.170,00 TL'dir" denilerek üst sınır sorumluluk miktarının belirlendiğini, sözleşmeden sonra yüklü miktarda ödeme yapıldığını ve sorumlu olduğu miktarı kapatmış olduğunu ya da borçtan cüzi bir miktar kaldığını ancak davacı tarafından ödenen miktarlar «mahsup» edilmeden fahiş faiz sonucu artan borcun tamamının müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını ileri sürerek yapılan ödemelerde mahsup edilerek borçlu olmadığının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5008 E. 2013/4883 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… larının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı lehine 140,40 TL «vekalet ücretine» karar verilmesi gerekirken, 40,40 TL «vekalet ücreti takdiri» doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6424 E. , 2022/415 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.09.2019 tarih ve 2016/268 E. - 2019/360 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.07.2020 tarih ve 2019/149 E. - 2020/464 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının eşi tarafından Akbank A.Ş. (Temlik Eden) tarafından bir miktar kredi kullanıldığını, ödemede temerrüde düşüldüğünü, bu nedenle takip başlatıldığını, dava dışı borçlu lehine taahhüt sözleşmesi imzalandığını sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme metninde "borcun tamamına kefil oluyorum, borcu ben taksitler halinde ödeyeceğim, borcun tamamı 20.170.- TL'dir" denilerek üst sınır sorumluluk miktarının belirlendiğini, sözleşmeden sonra yüklü miktarda ödeme yaptığını ve sorumlu olduğu miktarı kapatmış olduğunu ya da borçtan cüzi bir miktar kaldığını ancak davacı tarafından ödenen miktarlar mahsup edilmeden fahiş faiz sonucu artan borcun tamamının kendisinden tahsil edilmeye çalışıldığını belirterek, kefalet sözleşmesindeki üst sınırdan sorumlu olacağı sebebiyle yapılan ödemelerde mahsup edilerek borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline varsa kalan borcunun hesaplanarak dosyanın geri kalan miktarından sorumlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş, dava değerinin 5.000,00 TL olarak somutlaştırmıştır.
Davalı vekili, dava dışı asıl borçlunun borcu ödememesi sebebiyle takip öncesinde ihtar gönderildiğini, ihtar akabinde borcun takibe konu edildiğini ve takibin kesinleştiğini, dosya borcu devam ederken davacı tarafın kendi isteği ile 11/05/2006 tarihinde İİK'nun 38. maddesi gereğince tüm borca müteselsilen kefil olduğunu, BK'nın 484 ve TBK'nın 583 maddeleri hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen kefaletin anılan emredici kanun hükümlerine aykırı olması nedeniyle geçersizliğinin iddia edildiği, davacının söz konusu kefaleti 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olduğu, söz konusu yasal düzenleme gereği kefalet sözleşmesinin imzalandığı 11/05/2006 tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanun'unun 484. maddesi hükümlerine göre somut olayın değerlendirilmesinin gerektiği, kefil olunan borç miktarının o gün itibariyle kefalette yer aldığı, icra kefaletinin alındığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesine uygun olarak kefalet tesis edildiği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının icra kefili olduğu ve kefil olduğu 20.170.- TL'den sorumlu olduğu, davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemenin 20.024,50 TL olduğu ve kalan borcunun da 145,50 TL olmasına rağmen dava dilekçesi dikkate alınarak taleple bağlı kalınmak suretiyle 5.000.- TL üzerinden davanın kabulüne, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen karar yerinde görülmemiş ve bu kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, icra takibine dayalı menfi tesbit istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı asıl borçlu ... aleyhine Akçabat icra Müdürlüğü'nün 2012/332 sayılı takip dosyasında yapılan icra takibinde 11.05.2006 tarihinde borcun 20.170.00.- TL'ne icra kefili olduğunu, davalı alacaklı tarafından icra borcunun tamamı üzerinden aleyhine takibe devam edildiğini bildirerek dava dilekçesinde 5.000,00 TL değer göstermek suretiyle, icra dosyasında kefalet limiti üzerinde kalan takibe konu borç yönünden borçlu olmadığının tesbitine, ıslah hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Menfi tesbit davalarının niteliği itibariyle kısmi dava olarak açılması mümkün bulunmamaktadır. Bu halde davaya tam dava olarak devam edilmek üzere davacıya borçlu olmadığının tesbitini istediği dava değerinin açıklattırılması, bu değer üzerinden eksik peşin harcın ikmal ettirilmesi, yargılamaya bu suretle devam edilmesi gerekirken 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30, 32 maddesi hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/737606800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz