Kar Payı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4056 E. 2013/19947 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilmühaber↗ tespit davası↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ kâr payı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya ibraz edilen makbuz ve ilmühaberlerin 1974, 1986 ve 1988 tarihli oldukları, davacının kâr payı istemesi için gerekli zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde davacı ile ölen eşinin hisse senetlerinin cins ve adedi, hisselerin bütününe olan oranı ve bu hisselerin reel değerinin tespiti istenmiş, mahkemece, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. HMK'nın 106. maddesinde tespit davaları düzenlenmiş olup, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Ancak maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamazlar. Dava konusu talep, zamanaşımına tabi değilse de anılan madde hükmü karşısında tespit davasına konu edilemeyeceğinden, tespite yönelik talebin bu nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru değil ise de, red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan belirtilen bu gerekçeyle davacı vekilini aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, hisselere isabet eden kâr paylarından şimdilik 1.000 TL'sinin de tahsilini talep etmiştir. Ancak, mahkemece, tahsili istenen kâr payının hangi döneme ilişkin olduğu açıklattırılmadan ve zamanaşımı bu yönden değerlendirilmeksizin zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle talebin reddi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, tespiti istenen ölen eşe ait hisse senetleri el birliği ile mülkiyete konu olduğundan, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ...mirasçıları davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, muvafakatların sağlanması veya terekeye temsilci atanması gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4423 E. 2012/9325 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · hakkaniyet · ek prim · mahsup · temerrüt faizi · maddi tazminat · kusur · temerrüt
Benzer bu kararda… r ve hesaplanan 22.467,59 TL’den daha fazla 38.275,11 TL peşin sermaye değerli ölüm aylığı bağlandığı, bu durumda davacı eşin eşi öldükten sonra destekten yoksunluk «maddi tazminatı» zararının bulunmadığı, davacı ...’un babasını, davacı ...’un eşini kaybetmesi nedeniyle manevi zarara uğradıkları bu nedenle tarafların mali ve sosyal durumlarına, paranın satın alma gücüne ve genel ekonomik duruma, ölenin «kusuru» bulunmadığına, davacıların acı ve üzüntüsüne, «hakkaniyete», hal ve şartlara göre manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 8.000,00TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’un «destekten yoksun kalma tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna rağmen mahkemece bu tutarın hesaplanan «destekten yoksun kalma tazminatından» «mahsup» edilerek «maddi tazminat» isteminin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan davacıların «temerrüt faiz» istemi manevi tazminatı da kapsadığından, mahkemece hükmedilen manevi tazminata temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, bu talebin reddi de doğru olmamış, bu yönden davacılar yararına kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı ... yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; eşinin ölümü nedeniyle bu davacıya bağlanan emekli maaşı eşinin ödediği «primler» karşılığı olup, bu ödeme nedeniyle de SGK’nun bir rücusu sözkonusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4795 E. 2011/15979 K.
Ortak:mirasçılık · muvafakat · temsil
İncelediğiniz karardaAyrıca, tespiti istenen ölen eşe ait hisse senetleri el birliği ile mülkiyete konu olduğundan, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ...«mirasçıları» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacı ... «mirasçılarının» davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, «muvafakatların» sağlanması veya terekeye «temsilci» atanması gerekirken, yalnızca mirasçılardan ...'ın verdiği vekaletnameyle bu mirasçı adına yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
TMK'nun 640. maddesinde; "miras bırakanın ölümü ile birlikte paylaşmaya kadar «mirasçılar» arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklığın meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri" öngörülmüştür.
Açılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · vekalet ilişkisi · malvarlığına ilişkin dava · taraf ehliyeti · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur.
Diğer yandan Borçlar Kanunu'nun 35/1 ve 397/1. maddesi gereğince müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde ölüm ile «vekalet ilişkisi» «son» bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez.
Açılan davanın yalnız öleni ilgilendiren bir dava olmadığı, mal varlığına ilişkin bir dava niteliğinde veya dava açılmakla «malvarlığı» niteliğine dönüşen bir dava bulunduğu hallerde ölen davacının «mirasçılarına» tebliğ yapılarak davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Yani «mirasçıları» da ilgilendiren, daha açık bir anlatımla mirasçıların «malvarlığı» haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4056 E. , 2013/19947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.11.2012 tarih ve 2012/229-2012/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kurucu hisse senetleri ile ortak olduğunu, müvekkilinin ölen eşi adına düzenlenmiş hisse senetleri de bulunduğunu, şirketin sermaye artırımına gitmesi nedeniyle hisse oranlarının değiştiğini, müvekkiline şimdiye kadar kâr payı ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, müvekkili ile ölen eşinin hisse senetlerinin cins ve adedi, hisselerin bütününe olan oranı ve bu hisselerin reel değerlerinin tespiti ile hisselere isabet eden kâr payına karşılık şimdilik 1.000 TL'nin kâr payının oluştuğu günden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunmuş, şirketlerinin 10 yıldır zarar ettiğini bu nedenle kâr payı dağıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya ibraz edilen makbuz ve ilmühaberlerin 1974, 1986 ve 1988 tarihli oldukları, davacının kâr payı istemesi için gerekli zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde davacı ile ölen eşinin hisse senetlerinin cins ve adedi, hisselerin bütününe olan oranı ve bu hisselerin reel değerinin tespiti istenmiş, mahkemece, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. HMK'nın 106. maddesinde tespit davaları düzenlenmiş olup, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Ancak maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamazlar. Dava konusu talep, zamanaşımına tabi değilse de anılan madde hükmü karşısında tespit davasına konu edilemeyeceğinden, tespite yönelik talebin bu nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru değil ise de, red kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan belirtilen bu gerekçeyle davacı vekilini aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, hisselere isabet eden kâr paylarından şimdilik 1.000 TL'sinin de tahsilini talep etmiştir. Ancak, mahkemece, tahsili istenen kâr payının hangi döneme ilişkin olduğu açıklattırılmadan ve zamanaşımı bu yönden değerlendirilmeksizin zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle talebin reddi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, tespiti istenen ölen eşe ait hisse senetleri el birliği ile mülkiyete konu olduğundan, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ...mirasçıları davadan haberdar edilerek oturuma çağrılması, muvafakatların sağlanması veya terekeye temsilci atanması gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/731286300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz