Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13562 E. 2013/19715 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal protokolü↗ montreal konvansiyonu↗ varşova konvansiyonu↗ hava taşıması↗ sorumluluk sınırlaması↗ tefrik↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ depo kararı↗ zayi↗ taşıma sözleşmesi↗ protokol↗ taşıyıcı↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, havayolu ile taşıma sözleşmesine dayalı emtianın yanması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait emtianın davalı ... tarafından Singapur’dan İstanbul’a taşınarak Atatürk Havalimanında bulunan antrepoya teslim edildiği ve daha sonra havalimanında çıkan yangın sonucu depoda bulunan emtianın da yanarak hasarlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, yanan emtiadan dolayı davalı taşıyıcının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, olay tarihinde Montreal Anlaşması'nın henüz yürürlükte olmaması sebebiyle davalının sorumluluğunun Varşova Konvansiyo'nu ve Lahey Protokolü hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Varşova Konvansiyonu 18. maddesine göre emtia hava taşıması sayılan sürede yanarak zayi olmakla birlikte zayi olmada davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, meydana gelen hadisenin oluş şekline göre taşıyıcının zararı önlemek
için alabileceği tedbirin bulunmadığı zira hasarın dosyadan tefrik edilen diğer davalının tasarrufundaki C
terminalinde bulunan sundurma bölümünde başlayıp genel antrepolara sirayet etmek suretiyle yayıldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis etmiştir.
Dava konusu taşımanın, niteliği ve güzergahı dikkate alındığında uluslararası hava taşıması olduğu kuşkusuzdur. Uluslararası hava taşımalarına ilişkin yeknesak kurallar öngören ilk düzenleme 1929 tarihli “Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme” yani Varşova Konvansiyonu’dur. 23 ülke tarafından 12.10.1929 tarihinde imzalanan Varşova Konvansiyonu onaylayan devletler bakımından 13.02.1933 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Zaman içinde yaşanan ekonomik ve teknolojik gelişmeler bu Konvansiyon’da bazı değişiklikler yapma ihtiyacını hissettirmiştir. Bu nedenle 28.09.1955 tarihinde Lahey Protokolü ile 12.10.1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’nda bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Bu gün itibariyle anılan Protokol’e taraf olan ülke sayısı 137 olup, Türkiye de 1955 tarihli Lahey Protokolünü 01.03.1977 tarihinde kabul etmiş ve protokol 25.06.1978 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Günümüzde uluslararası sivil havacılık alanında en yaygın uygulama alanına sahip metin 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonu olması nedeniyle bu düzenlemeye Varşova/Lahey Konvansiyonu da denilmektedir.
Zamanla taşıyıcının sorumluluk sınırları ile ilgili yeni düzenlemeler ihtiyaç göstermiş ve 25.09.1975 tarihinde toplanan ülkeler 4 ayrı Ek Protokol imzalamış olup, bu ek protokollerden 4 numaralı Montreal Protokolü ile “1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunda” bazı değişiklikler yapılmıştır. 4 numaralı Montreal Protokolü 14.06.1998 tarihinde 57 ülke arasında yürürlüğe girmiş olup, Türkiye de anılan Protokolü onaylayarak 14.09.1998 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır.
Ancak, 1989 yılına gelindiğinde 1975 tarihli Montreal Protokolleri ile değişik Varşova/Lahey Konvansiyonu hükümlerinin son derece karmaşık olması sonucu Avrupa Birliği ülkeleri arasında sivil havacılık alanında yeknesak bir sorumluluk rejiminin benimsenebilmesi için çalışmalara başlanmış ve Montreal’de toplanan 52 ülke tarafından 28.05.1999 tarihinde “Havayolu İle Yapılan Uluslar Arası Taşımalar İçin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (1999 tarihli Montreal Konvansiyonu)” imzalanmıştır. 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu, Varşova/Lahey Konvansiyonu’nu tadil eden bir metin olmayıp, uluslararası hava taşımlarında taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen müstakil bir uluslararası sözleşmedir. 04.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu’na 101 ülke taraf olup, Türkiye de anılan metni onaylayarak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır (Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s: 22 vd.)
Bu açıklamalar ışığında, dava konusu olaya gelindiğinde, taşımanın gerçekleştiği tarih itibariyle olaya uygulanması gereken uluslararası sözleşme bizim de taraf olduğumuz 1975 tarihli 4 Numaralı Montreal Protokolü ile değişik 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değiştirilen 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’dur. Anılan protokol ile Varşova Konvansiyonu’nun taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin 18. ve 20. maddelerinde değişiklikler yapılmış olup, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12584 E. 2014/19721 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · protokol · eksik inceleme · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan «protokol» ile Varşova Konvansiyonu’nun «taşıyıcının sorumluluğuna» ilişkin 18. ve 20. maddelerinde değişiklikler yapılmış olup, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme …
Dava, havayolu ile «taşıma sözleşmesine» dayalı emtianın yanması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait emtianın davalı ... tarafından Singapur’dan İstanbul’a taşınarak Atatürk Havalimanında bulunan antrepoya «teslim» edildiği ve daha sonra havalimanında çıkan yangın sonucu «depoda» bulunan emtianın da yanarak hasarlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda eşyaların «rayiç değerinin» 857,50 TL olduğu hesaplanmış ise de, bu değerin istenebilmesi için davacının varış yerinde «teslimindeki» menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunması ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemesi ya da Konvansiyonun 25/c-3 maddesindeki halin gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayda bu hususlar gerçekleşmediğinden davacının isteyebileceği miktarın 414,98 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 414,98 TL nin 15/02/2013 tarihinden itibaren değişen oranda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, hava «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece somut olaya Varşova Konvansiyonu uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece somut uyuşmazlığın bu konvansiyon çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda eşyaların «rayiç değerinin» 857,50 TL olduğu hesaplanmış ise de, bu değerin istenebilmesi için davacının varış yerinde «teslimindeki» menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunması ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemesi ya da Konvansiyonun 25/c-3 maddesindeki halin gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olayda bu hususlar gerçekleşmediğinden davacının isteyebileceği miktarın 414,98 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 414,98 TL nin 15/02/2013 tarihinden itibaren değişen oranda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4163 E. 2010/10055 K.
Ortak:hava taşıması · protokol
İncelediğiniz kararda… ı sebebiyle davalının sorumluluğunun Varşova Konvansiyo'nu ve Lahey Protokolü hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Varşova Konvansiyonu 18. maddesine göre emtia «hava taşıması» sayılan sürede yanarak «zayi» olmakla birlikte zayi olmada davalıya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, meydana gelen hadisenin oluş şekline göre «taşıyıcının» zararı önlemek için alabileceği tedbirin bulunmadığı zira «hasarın» dosyadan «tefrik» edilen diğer davalının tasarrufundaki C terminalinde bulunan sundurma bölümünde başlayıp genel antrepolara sirayet etmek suretiyle yayıldığı gerekçesiyle, yazılı ş …
Dava konusu taşımanın, niteliği ve güzergahı dikkate alındığında uluslararası «hava taşıması» olduğu kuşkusuzdur.
Uluslararası «hava taşımalarına» ilişkin yeknesak kurallar öngören ilk düzenleme 1929 tarihli “Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme” yani Varşova Konvansiyonu’dur.
Benzer bu kararda2-Dava «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ı bulunduğuna ve ek bir ücret ödendiğine dair belge bulunmadığı, Varşova Konvansiyonu Lahey Protokolü ve onu değiştiren 4 nolu Montreal Protokolü uyarınca davalının «sınırlı sorumlu» olduğu,buna göre 770,54 YTL maddi ve 2.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ve …
Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonu' nda bagajın ziyan ve «kaybı» halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1107 E. 2011/11004 K.
Ortak:hava taşıması · taşıyıcının sorumluluğu · protokol · taşıyıcı · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaZamanla «taşıyıcının sorumluluk sınırları» ile ilgili yeni düzenlemeler ihtiyaç göstermiş ve 25.09.1975 tarihinde toplanan ülkeler 4 ayrı Ek Protokol imzalamış olup, bu ek «protokollerden» 4 numaralı Montreal Protokolü ile “1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunda” bazı değişiklikler yapılmıştır.
Anılan «protokol» ile Varşova Konvansiyonu’nun «taşıyıcının sorumluluğuna» ilişkin 18. ve 20. maddelerinde değişiklikler yapılmış olup, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme …
Uyuşmazlık, yanan emtiadan dolayı davalı «taşıyıcının sorumlu» olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaVarşova Konvansiyonu'nun 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 19. maddesi hükmüne göre «taşıyıcı», «hava taşımasındaki» yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan sorumludur.
Gecikme halinde «taşıyıcının sorumlu» olduğu miktarın nasıl belirleneceği ise, Varşova- Lahey Protokolünün 4 Sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, söz konusu Konvansiyon' da zararın hesaplanmasına dair bir kural öngörülmediğinden, «taşıyıcı» meydana gelen zararın tamamını konvansiyonda yer alan sınırlar ölçüsünde tazminle mükelleftir.(Kübra Yetiş Şamlı, Uluslararası Kara, Hava ve Deniz Yoluyla Eşya Taşımalarında Taşıyıcının/Taşıyanın Sınırlı Sorumluluktan Yararlanma Hakkının Kaybı, s.80) Somut olayda, taşımanın hava yolu ile yapılması hususunda taraflar arasında anlaşma bulunduğu, taşımanın hava yolu ile gerçekleştiği, taşınan eşyanın davacıya «geç teslim» edildiği ve davacının bu nedenle zararının doğduğu sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · dolaylı zarar · sınırlı sorumluluk · avans faizi
Benzer bu kararda… msenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İtalya'dan İstanbul'a havayolu ile taşımayı üstlenen davalının, dava konusu emtiayı davacıya 11 gün gecikme ile «teslim» ettiği, emtianın «geç teslim» edilmesi nedeniyle davacının 8.700,49 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.700,49 TL'nin 13.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, hava yolu ile taşınması üstlenilen eşyanın «geç teslim» edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Açıklanan Protokol hükümlerinde, doğrudan meydana gelen zarar veya «dolaylı zarar» ayırımı yapılmamıştır.
Öte yandan, söz konusu Konvansiyon' da zararın hesaplanmasına dair bir kural öngörülmediğinden, «taşıyıcı» meydana gelen zararın tamamını konvansiyonda yer alan sınırlar ölçüsünde tazminle mükelleftir.(Kübra Yetiş Şamlı, Uluslararası Kara, Hava ve Deniz Yoluyla Eşya Taşımalarında Taşıyıcının/Taşıyanın Sınırlı Sorumluluktan Yararlanma Hakkının Kaybı, s.80) Somut olayda, taşımanın hava yolu ile yapılması hususunda taraflar arasında anlaşma bulunduğu, taşımanın hava yolu ile gerçekleştiği, taşınan eşyanın davacıya «geç teslim» edildiği ve davacının bu nedenle zararının doğduğu sabittir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16727 E. 2015/1966 K.
Ortak:hava taşıması · taşıyıcının sorumluluğu · taşıyıcı · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, yanan emtiadan dolayı davalı «taşıyıcının sorumlu» olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
… ı sebebiyle davalının sorumluluğunun Varşova Konvansiyo'nu ve Lahey Protokolü hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Varşova Konvansiyonu 18. maddesine göre emtia «hava taşıması» sayılan sürede yanarak «zayi» olmakla birlikte zayi olmada davalıya atfı kabil bir «kusur» bulunmadığı, meydana gelen hadisenin oluş şekline göre «taşıyıcının» zararı önlemek için alabileceği tedbirin bulunmadığı zira «hasarın» dosyadan «tefrik» edilen diğer davalının tasarrufundaki C terminalinde bulunan sundurma bölümünde başlayıp genel antrepolara sirayet etmek suretiyle yayıldığı gerekçesiyle, yazılı ş …
Zamanla «taşıyıcının sorumluluk sınırları» ile ilgili yeni düzenlemeler ihtiyaç göstermiş ve 25.09.1975 tarihinde toplanan ülkeler 4 ayrı Ek Protokol imzalamış olup, bu ek «protokollerden» 4 numaralı Montreal Protokolü ile “1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunda” bazı değişiklikler yapılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, malın davalı tarafa makul bir süre önce «teslim» edildiği, malın hangi tarihte varış yerinde olması gerektiği konusunda «mutabakata» varıldığı, bu konuda «taşıyıcının» açıkça bilgi sahibi olduğu, bir «teslim tarihinin» kararlaştırılmamış olmasının «taşıyıcının sorumluluğunu» ortadan kaldırmayacağı, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre davacının isteyebileceği tazminat miktarının «navlun» ücretinin üç katını aşamayacağı, davacının isteyebileceği azami miktarın 2.940 TL olduğu, ancak taşıyıcının davacı şirketin şöhret ve itibarını zedeleyecek bir eylemi bulunmadığı, tek başına «sözleşmeye aykırılığın» manevi şahsiyete yönelik bir eylem olarak kabul edilemeyeceği, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, «maddi tazminata» ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2.940 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava «hava taşımasında» «geç teslim» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava «hava taşımasından» kaynaklandığından 06/03/2013 günlü taşıma nedeniyle 26/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren "Montreal Konvansiyonu" hükümlerinin uygulanması gerekir ise de; taşımanın yapıldığı Rusya Montreal Sözleşmesine taraf olmayıp, Varşova/Lahey Sözleşmesine taraf olduğundan işbu davada Varşova Sözleşmesinin uygulanması gerekirken (Tuba Birinci Uzun.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tarihi · geç teslim · mutabakat · navlun · sözleşmeye aykırılık · tazminat davası · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, malın davalı tarafa makul bir süre önce «teslim» edildiği, malın hangi tarihte varış yerinde olması gerektiği konusunda «mutabakata» varıldığı, bu konuda «taşıyıcının» açıkça bilgi sahibi olduğu, bir «teslim tarihinin» kararlaştırılmamış olmasının «taşıyıcının sorumluluğunu» ortadan kaldırmayacağı, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre davacının isteyebileceği tazminat miktarının «navlun» ücretinin üç katını aşamayacağı, davacının isteyebileceği azami miktarın 2.940 TL olduğu, ancak taşıyıcının davacı şirketin şöhret ve itibarını zedeleyecek bir eylemi bulunmadığı, tek başına «sözleşmeye aykırılığın» manevi şahsiyete yönelik bir eylem olarak kabul edilemeyeceği, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, «maddi tazminata» ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2.940 TL «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava «hava taşımasında» «geç teslim» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13562 E. , 2013/19715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 gün ve 2008/311-2012/165 sayılı kararı onayan Daire’nin 10/06/2013 gün ve 2012/13860-2013/12014 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hong Kong'tan satın aldığı elektronik eşyaların davalı ... tarafından taşındığını, eşyaların Atatürk Havalimanı'na getirildikten sonra havalimanında meydana gelen yangın sonucu eşyaların tamamının yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, 37.250 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, havayolu ile taşıma sözleşmesine dayalı emtianın yanması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait emtianın davalı ... tarafından Singapur’dan İstanbul’a taşınarak Atatürk Havalimanında bulunan antrepoya teslim edildiği ve daha sonra havalimanında çıkan yangın sonucu depoda bulunan emtianın da yanarak hasarlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, yanan emtiadan dolayı davalı taşıyıcının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, olay tarihinde Montreal Anlaşması'nın henüz yürürlükte olmaması sebebiyle davalının sorumluluğunun Varşova Konvansiyo'nu ve Lahey Protokolü hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Varşova Konvansiyonu 18. maddesine göre emtia hava taşıması sayılan sürede yanarak zayi olmakla birlikte zayi olmada davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, meydana gelen hadisenin oluş şekline göre taşıyıcının zararı önlemek
için alabileceği tedbirin bulunmadığı zira hasarın dosyadan tefrik edilen diğer davalının tasarrufundaki C
terminalinde bulunan sundurma bölümünde başlayıp genel antrepolara sirayet etmek suretiyle yayıldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis etmiştir.
Dava konusu taşımanın, niteliği ve güzergahı dikkate alındığında uluslararası hava taşıması olduğu kuşkusuzdur. Uluslararası hava taşımalarına ilişkin yeknesak kurallar öngören ilk düzenleme 1929 tarihli “Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme” yani Varşova Konvansiyonu’dur. 23 ülke tarafından 12.10.1929 tarihinde imzalanan Varşova Konvansiyonu onaylayan devletler bakımından 13.02.1933 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Zaman içinde yaşanan ekonomik ve teknolojik gelişmeler bu Konvansiyon’da bazı değişiklikler yapma ihtiyacını hissettirmiştir. Bu nedenle 28.09.1955 tarihinde Lahey Protokolü ile 12.10.1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’nda bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Bu gün itibariyle anılan Protokol’e taraf olan ülke sayısı 137 olup, Türkiye de 1955 tarihli Lahey Protokolünü 01.03.1977 tarihinde kabul etmiş ve protokol 25.06.1978 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Günümüzde uluslararası sivil havacılık alanında en yaygın uygulama alanına sahip metin 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonu olması nedeniyle bu düzenlemeye Varşova/Lahey Konvansiyonu da denilmektedir.
Zamanla taşıyıcının sorumluluk sınırları ile ilgili yeni düzenlemeler ihtiyaç göstermiş ve 25.09.1975 tarihinde toplanan ülkeler 4 ayrı Ek Protokol imzalamış olup, bu ek protokollerden 4 numaralı Montreal Protokolü ile “1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunda” bazı değişiklikler yapılmıştır. 4 numaralı Montreal Protokolü 14.06.1998 tarihinde 57 ülke arasında yürürlüğe girmiş olup, Türkiye de anılan Protokolü onaylayarak 14.09.1998 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır.
Ancak, 1989 yılına gelindiğinde 1975 tarihli Montreal Protokolleri ile değişik Varşova/Lahey Konvansiyonu hükümlerinin son derece karmaşık olması sonucu Avrupa Birliği ülkeleri arasında sivil havacılık alanında yeknesak bir sorumluluk rejiminin benimsenebilmesi için çalışmalara başlanmış ve Montreal’de toplanan 52 ülke tarafından 28.05.1999 tarihinde “Havayolu İle Yapılan Uluslar Arası Taşımalar İçin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (1999 tarihli Montreal Konvansiyonu)” imzalanmıştır. 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu, Varşova/Lahey Konvansiyonu’nu tadil eden bir metin olmayıp, uluslararası hava taşımlarında taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen müstakil bir uluslararası sözleşmedir.
04. 11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu’na 101 ülke taraf olup, Türkiye de anılan metni onaylayarak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır (Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s: 22 vd.)
Bu açıklamalar ışığında, dava konusu olaya gelindiğinde, taşımanın gerçekleştiği tarih itibariyle olaya uygulanması gereken uluslararası sözleşme bizim de taraf olduğumuz 1975 tarihli 4 Numaralı Montreal Protokolü ile değişik 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değiştirilen 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’dur. Anılan protokol ile Varşova Konvansiyonu’nun taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin 18. ve 20. maddelerinde değişiklikler yapılmış olup, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 10.06.2013 gün ve 2012/13860 Esas, 2013/12014 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 05/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730980700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz