Vasıflı ikrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/120 E. 2013/17234 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ yasal karine↗ kesin delil↗ yemin teklifi↗ karine↗ yemin↗ ikrar↗ ispat yükü↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin davalı tarafından tahsil edildiği, davacı tarafça bu çeklerin davalının yetkilisi olduğu şirkete taşıma avansı olarak verildiği, davalının bunu kendisinin şahsına verilmiş gibi tahsil ettiğini ileri sürdüğü, davalının ise çekleri davacıya verilen borçların karşılığı olarak alındığı yönünde savunmada bulunduğu, davacının, davalının yetkilisi bulunduğu şirketin davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında taşıma avansı olarak verildiği iddiasının tetkik edildiği, bu savunmaya itibar edilmediği, somut olayda davalının vasıflı ikrarının bulunduğu, bu tür ikrarın bölünemeyeceği, davacının çeklerin ne amaçla verildiğini kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, TTK'nın 692 ve BK'nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi yönünde verildiğine dair yasal karine olduğu, her ne kadar davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu şirket arasında görülen dava kesin hüküm teşkil etmemekle beraber, davalının o davada davacının temsilcisi olarak teklif edilen yemini eda ettiği, o yeminin kesin delil oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, çekin ödeme aracı olmasına, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 692 ve yine mülga 818 sayılı BK'nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi amacıyla verildiğinin kabulünün gerekmesine, başka bir nedenle verildiği iddiasının davacı tarafça kanıtlanmasının zorunlu olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı şirket arasında görülen davada davalının eda ettiği yeminin işbu davada kesin delil olarak kabulü doğru görülmemiştir. Zira, o davada davalı taraf olmadığı gibi, yemini de temsilcisi bulunduğu şirket adına eda etmiştir. Oysa ki, işbu davada kendi şahsı davalıdır.
Bu durum karşısında, ispat yükü kendisine düşen davacı taraf, dava dilekçesinde her türlü delile dayandığını belirtmiş olmasına göre, kendisine davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4384 E. 2010/11464 K.
Ortak:kesin delil · yemin teklifi · yemin · temsil · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… n davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında taşıma avansı olarak verildiği iddiasının tetkik edildiği, bu savunmaya itibar edilmediği, somut olayda davalının «vasıflı ikrarının» bulunduğu, bu tür ikrarın bölünemeyeceği, davacının çeklerin ne amaçla verildiğini kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, TTK'nın 692 ve BK'nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi yönünde verildiğine dair «yasal karine» olduğu, her ne kadar davacı ile davalının «temsilcisi» bulunduğu şirket arasında görülen dava «kesin» hüküm teşkil etmemekle beraber, davalının o davada davacının temsilcisi olarak teklif edilen «yemini» eda ettiği, o yeminin «kesin delil» oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı ile davalının «temsilcisi» bulunduğu dava dışı şirket arasında görülen davada davalının eda ettiği yeminin işbu davada «kesin delil» olarak kabulü doğru görülmemiştir.
Zira, o davada davalı taraf olmadığı gibi, «yemini» de «temsilcisi» bulunduğu şirket adına eda etmiştir.
Benzer bu kararda… na göre, davacının davasını ispatlayamadığı, yazılı bir delil bulunmadığı, kooperatif kayıtlarında da iddiayı ispatlayacak bir belgeye rastlanmadığı, davacı tarafın «yemin teklifinin» davalı «temsilcisince» kabul edilerek yemin edildiği, her ne kadar yemin edilmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda davacıya ait bir borç olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de yeminin «kesin delil» olduğu ve davalı temsilcisinin savunmasını «yemin delili» ile kesin olarak ispatladığı, bu sebeple yemin edilmesinden sonraki raporun hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu «temsilci», «yemin» konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, «yemin teklif» edildiği zamandaki temsilcidir.
Davacı vekili, davalı tarafa «yemin teklif» etmiş, mahkemece de davalı kooperatif başkanının eda ettiği yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin delili · istirdat · e-defter
Benzer bu kararda… na göre, davacının davasını ispatlayamadığı, yazılı bir delil bulunmadığı, kooperatif kayıtlarında da iddiayı ispatlayacak bir belgeye rastlanmadığı, davacı tarafın «yemin teklifinin» davalı «temsilcisince» kabul edilerek yemin edildiği, her ne kadar yemin edilmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda davacıya ait bir borç olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de yeminin «kesin delil» olduğu ve davalı temsilcisinin savunmasını «yemin delili» ile kesin olarak ispatladığı, bu sebeple yemin edilmesinden sonraki raporun hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı kooperatife yapılan ödemenin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Somut olayda, kooperatif karar «defterinden», «yemini» eda eden davalı kooperatif başkanının tek yetkili «temsilci» olmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4834 E. 2011/7748 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2-Ancak, mahkemece davalı lehine nisbi «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen davalar için belirlenen «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın H.U.M.K.’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1898 E. 2016/9296 K.
Ortak:vasıflı ikrar · yasal karine · karine · ikrar · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… n davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında taşıma avansı olarak verildiği iddiasının tetkik edildiği, bu savunmaya itibar edilmediği, somut olayda davalının «vasıflı ikrarının» bulunduğu, bu tür ikrarın bölünemeyeceği, davacının çeklerin ne amaçla verildiğini kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, TTK'nın 692 ve BK'nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi yönünde verildiğine dair «yasal karine» olduğu, her ne kadar davacı ile davalının «temsilcisi» bulunduğu şirket arasında görülen dava «kesin» hüküm teşkil etmemekle beraber, davalının o davada davacının temsilcisi olarak teklif edilen «yemini» eda ettiği, o yeminin «kesin delil» oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı ile davalının «temsilcisi» bulunduğu dava dışı şirket arasında görülen davada davalının eda ettiği yeminin işbu davada «kesin delil» olarak kabulü doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, «çek» bir ödeme aracı olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi ve 818 sayılı BK’nın 457. maddesi gereğince, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki «yasal karine» karşısında, bu yasal karinenin aksini yani çekin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bunu «kesin» delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Davalının bu savunması «vasıflı ikrar» niteliğinde olup, hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans ödemesi · aleyhe delil · delillerin toplanmaması · ispat külfeti · reeskont faizi · satım sözleşmesi · ifa · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı «ticari defterlerinde» dava konusu çekin işlendiği ve davalıya ödeme olarak kaydedildiği, bu ödemenin «avans ödemesi» olduğu ve davalının aktifine giren dava konusu «çek» karşılığında düzenlenen «fatura» ve mal «tesliminin» bulunmadığı, anılan çekin her iki tarafın ticari defterlerinden alacak «sebebi» olarak gösterilmediği, davacı ticari defterlerinde davalıdan 20.719,42 TL alacak «kaydı» bulunduğu, bu durumda davacının davalıya borcu olmayan bir tutarı ödediği ve davalının «sebepsiz zenginleşme» ile çek miktarı kadar davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000,00 TL’nin çekin tahsil edildiği tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «satım sözleşmesi» gereğince avans olarak verildiği ve ödendiği iddia edilen çekin, sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, «satım sözleşmesi» gereğince verilen dava konusu çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak satım sözleşmesinin «ifa» edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise, çekin davacı şirket yetkilisinin şahsi borcu için verildiğini savunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, «ispat külfetinin» davacı üzerinde olduğunun kabulü ile çekin bir ödeme aracı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların yukarıda belirtilen karinenin aksini ispata yeterli olmadığı gözetilerek, buna ilişkin «delillerin toplanması» ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6496 E. 2022/1009 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonucunda, icra takibinin ve davanın dayanağını teşkil eden 30.03.2009 tarihli adi yazılı «satış sözleşmesinin» davalı şirket ile davacı arasında imzalandığı, satışı kararlaştırılan 2 adet gayrimenkulün tapularının davacı şirket adına devredilerek adi yazılı şekilde yapılan …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/120 E. , 2013/17234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.09.2011 tarih ve 2011/158-2011/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.10.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının temsilcisi olduğu şirketle turist taşıma ilişkisi bulunan müvekkilinin taşıma avansı olarak şirkete her biri 40.000 TL bedelli sekiz ayrı müşteri çeki ciro etmek suretiyle verdiğini, çeklerin şirketin çalışanına teslim ettiğini, davalı temsilcinin çekleri şirketin hesabına geçmeden kendisine verilmiş gibi işlem yaptığını, bedellerini tahsil ettiğini, bu yetmiyormuş gibi dava dışı şirketin alacağına ilişkin takip başlattığını, müvekkilinin itirazının açılan dava sonucu iptal edildiğini, çeklerin bedellerinin ayrı dava konusu olacağının açıklandığını, bu husunun kesinleştiğini, müvekkilinin planlı şekilde zarara uğratıldığını ileri sürerek, toplam çek bedelleri 320.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, 6 aylık ve 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirket arasında görülen davada çeklerin şirketler arasında mevcut ticari bir işle ilgisinin bulunmadığının ortaya çıktığını, ayrıca dava dışı şirketin yetkilisi olarak müvekkilinin çeklerin taşıma ilişkisiyle ilgili olmadığına dair yemin ettiğini, o davada açıklandığı üzere, anılan çeklerin müvekkil tarafından davacıya verilen borçların karşılığı olarak verildiğini, zira getirtilen belgelerden müvekkili ile davacı arasında yüksek montanlı hesap hareketlerinin olduğunun belirlendiğini, verilen çeklerin davacı tarafından müvekkilinin şahsi hesabına yatırılan ve verilen borçlar karşılığı paralardan farkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin davalı tarafından tahsil edildiği, davacı tarafça bu çeklerin davalının yetkilisi olduğu şirkete taşıma avansı olarak verildiği, davalının bunu kendisinin şahsına verilmiş gibi tahsil ettiğini ileri sürdüğü, davalının ise çekleri davacıya verilen borçların karşılığı olarak alındığı yönünde savunmada bulunduğu, davacının, davalının yetkilisi bulunduğu şirketin davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında taşıma avansı olarak verildiği iddiasının tetkik edildiği, bu savunmaya itibar edilmediği, somut olayda davalının vasıflı ikrarının bulunduğu, bu tür ikrarın bölünemeyeceği, davacının çeklerin ne amaçla verildiğini kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, TTK'nın 692 ve BK'nın 457.
maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi yönünde verildiğine dair yasal karine olduğu, her ne kadar davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu şirket arasında görülen dava kesin hüküm teşkil etmemekle beraber, davalının o davada davacının temsilcisi olarak teklif edilen yemini eda ettiği, o yeminin kesin delil oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, çekin ödeme aracı olmasına, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 692 ve yine mülga 818 sayılı BK'nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi amacıyla verildiğinin kabulünün gerekmesine, başka bir nedenle verildiği iddiasının davacı tarafça kanıtlanmasının zorunlu olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı şirket arasında görülen davada davalının eda ettiği yeminin işbu davada kesin delil olarak kabulü doğru görülmemiştir. Zira, o davada davalı taraf olmadığı gibi, yemini de temsilcisi bulunduğu şirket adına eda etmiştir. Oysa ki, işbu davada kendi şahsı davalıdır.
Bu durum karşısında, ispat yükü kendisine düşen davacı taraf, dava dilekçesinde her türlü delile dayandığını belirtmiş olmasına göre, kendisine davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730225000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz