Vasıflı ikrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1898 E. 2016/9296 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ yasal karine↗ çek ile ödeme↗ avans ödemesi↗ aleyhe delil↗ delillerin toplanmaması↗ karine↗ ispat külfeti↗ ikrar↗ reeskont faizi↗ satım sözleşmesi↗ ifa↗ sebepsiz zenginleşme↗ ticari defter↗ fatura↗ çek↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ticari defterlerinde dava konusu çekin işlendiği ve davalıya ödeme olarak kaydedildiği, bu ödemenin avans ödemesi olduğu ve davalının aktifine giren dava konusu çek karşılığında düzenlenen fatura ve mal tesliminin bulunmadığı, anılan çekin her iki tarafın ticari defterlerinden alacak sebebi olarak gösterilmediği, davacı ticari defterlerinde davalıdan 20.719,42 TL alacak kaydı bulunduğu, bu durumda davacının davalıya borcu olmayan bir tutarı ödediği ve davalının sebepsiz zenginleşme ile çek miktarı kadar davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000,00 TL’nin çekin tahsil edildiği tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satım sözleşmesi gereğince avans olarak verildiği ve ödendiği iddia edilen çekin, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, satım sözleşmesi gereğince verilen dava konusu çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak satım sözleşmesinin ifa edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise, çekin davacı şirket yetkilisinin şahsi borcu için verildiğini savunmuştur. Davalının bu savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan, çek bir ödeme aracı olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi ve 818 sayılı BK’nın 457. maddesi gereğince, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki yasal karine karşısında, bu yasal karinenin aksini yani çekin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunun kabulü ile çekin bir ödeme aracı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların yukarıda belirtilen karinenin aksini ispata yeterli olmadığı gözetilerek, buna ilişkin delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6671 E. 2014/12073 K.
Ortak:vasıflı ikrar · yasal karine · aleyhe delil · karine · ikrar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalının bu savunması «vasıflı ikrar» niteliğinde olup, hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan, «çek» bir ödeme aracı olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi ve 818 sayılı BK’nın 457. maddesi gereğince, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki «yasal karine» karşısında, bu yasal karinenin aksini yani çekin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bunu «kesin» delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Benzer bu karardaHukukumuzda «vasıflı ikrarın» bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden «aleyhine delil» teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir.
Davacının ileri sürdüğü vakıa «ikrar», fakat onun iddia ettiği hukuki nitelik inkar edildiğinden «vasıflı ikrara» gerekçeli inkar da denir.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · icra takibine itiraz · ispat yükü · limited şirket · havale · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının «havale» yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL'yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini «kesin» delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının «icra takibine itirazının» iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı, «şirket müdürü» olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına «havale» edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur.
Yani, «vasıflı ikrarda» «ispat yükü», vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.) Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; «havale», hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1898 E. , 2016/9296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2015 tarih ve 2012/82-2015/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya kapı imalat ve teslimi yapılacağı inancıyla 15/03/2012 tarihli ve 15.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, ancak davalının kapıları teslim etmediği gibi çeki de tahsil ettiğini, müvekkili tarafından karşılıksız çek keşide etmenin hukuksal sonuçlarına katlanmamak için çekin ödediğini, çek bedelinin ödenmesine ve yapılan tüm ihtarlara rağmen davalının işi teslim etmediğini, ileri sürerek 15.000,00 TL'nin en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirketin temsilcisinin müvekkiline olan şahsi borcunun tasfiyesi için dava konusu çekin verildiğini, çekin bir ödeme vasıtası olduğu için taraflar arasında bir sözleşme bulunduğunun ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ticari defterlerinde dava konusu çekin işlendiği ve davalıya ödeme olarak kaydedildiği, bu ödemenin avans ödemesi olduğu ve davalının aktifine giren dava konusu çek karşılığında düzenlenen fatura ve mal tesliminin bulunmadığı, anılan çekin her iki tarafın ticari defterlerinden alacak sebebi olarak gösterilmediği, davacı ticari defterlerinde davalıdan 20.719,42 TL alacak kaydı bulunduğu, bu durumda davacının davalıya borcu olmayan bir tutarı ödediği ve davalının sebepsiz zenginleşme ile çek miktarı kadar davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000,00 TL’nin çekin tahsil edildiği tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satım sözleşmesi gereğince avans olarak verildiği ve ödendiği iddia edilen çekin, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, satım sözleşmesi gereğince verilen dava konusu çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak satım sözleşmesinin ifa edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise, çekin davacı şirket yetkilisinin şahsi borcu için verildiğini savunmuştur. Davalının bu savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan, çek bir ödeme aracı olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi ve 818 sayılı BK’nın 457. maddesi gereğince, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolundaki yasal karine karşısında, bu yasal karinenin aksini yani çekin borcun ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunun kabulü ile çekin bir ödeme aracı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen hususların yukarıda belirtilen karinenin aksini ispata yeterli olmadığı gözetilerek, buna ilişkin delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/329897000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz