6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürünün azli davasında haklı sebep ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/846 E. 2025/815 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat (Birleşen Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün azli talebinde, TTK 630. madde kapsamındaki haklı sebep, ortağın somut ve ispatlanabilir delillerle desteklemesi gereken bir husustur; şirketin kar elde edememesi, ortaklardan alacaklar hesabında bakiye bulunmaması ve iddia edilen usulsüzlüklere ilişkin bilirkişi incelemesinde bulgu saptanmaması halinde azil talebi haklı sebebe dayanmadığından reddedilir. Ortağın şirket hesap ve gelirlerine ilişkin inceleme talebi, TTK 614. maddedeki bilgi alma hakkının kullanıldığına ve engellendiğine dair delil sunulmadığında kabul görmez. Taraflar arasındaki ceza soruşturması/davası, şirketler hukuku uyuşmazlığının sonucunu etkileyecek bir husus içermiyorsa, azil ve tazminat talebinin değerlendirilmesinde belirleyici olmaz. Şirket ortağının zarara uğradığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talepleri de, zararın somutlaştırılıp ispatlanamaması halinde reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Şirket müdürünün azli için haklı sebebin ispatlanamaması → ret

İddia: Davacı, şirket müdürü davalının gelirleri az, giderleri fazla gösterdiğini, kendi giderlerini şirket giderleri olarak kaydettiğini, taşınmazı satmaya çalıştığını ve şirkete çöktüğünü ileri sürerek müdürün azlini ve haklı sebebin varlığını iddia etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 630. maddesine göre her ortak, haklı sebeplerin varlığında yöneticinin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir; yöneticinin özen ve bağlılık yükümünü ağır şekilde ihlal etmesi haklı sebep sayılır. Bilirkişi heyeti raporuna göre şirket, incelenen yıllarda kar elde edememiş, kar dağıtımı yapılamamıştır; ortaklardan alacaklar hesabında bir bakiye bulunmadığından davacının şirkete gelen paraların çekildiği yönünde bir bulguya rastlanmamıştır. Davacı, davalının gelirleri az giderleri fazla gösterdiği ve kendi giderlerini şirket giderleri olarak kaydettiği iddiasını yargılama aşamasında somut delille desteklememiştir. Taraflar arasında ihtarlaşmaya konu taşınmazın satışı da gerçekleşmemiştir. Bu nedenle haklı sebep ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket hesaplarına ilişkin inceleme yapılmaması iddiası ve bilgi alma hakkı → ret

İddia: Davacı, şirket banka hesabına gelen para ve yapılan harcamalar konusunda mahkemece inceleme yapılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 614. maddesi kapsamında şirket ortağının bilgi alma hakkı bulunmakta olup, davacının şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi almak amacıyla girişimde bulunduğuna ve davalı tarafça bu hakkının kullandırılmadığına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda bu iddiaya ilişkin somut bir bulguya da rastlanmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ceza soruşturması/davasının şirketler hukuku uyuşmazlığına etkisi → ret

İddia: Davacı, ilk derece mahkemesinin takipsizlik kararına dayandığını, ancak davalı hakkında İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını belirterek bunun gerekçe olarak dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: UYAP üzerinden yapılan incelemede, İstanbul CBS'nin ilgili soruşturma dosyalarında taraflar arasındaki tartışma sırasında gerçekleşen yaralama, tehdit, hakaret ve mala zarar verme iddialarına ilişkin işlemler yapıldığı, bir dosyada mala zarar verme eylemi yönünden ek takipsizlik kararı verildiği, diğer eylemler yönünden tefrik ve iddianame düzenlendiği, bu davaların İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nde birleştirildiği görülmüştür. Ancak incelenen ceza dosyalarında, TTK'nın 630. maddesi kapsamında asıl ve birleşen davanın sonucunu etkileyecek şirketler hukukuna yönelik bir husus bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmaması → ret

İddia: Birleşen davada davacı, davalının kendisine ihtarname göndererek taşınmazı satmaya çalıştığını, dükkan kilitlerini değiştirerek girişini engellediğini, kendisine saldırdığını ve şirkete girip çalışmasına izin verilmediğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: Asıl davada yapılan değerlendirmeler kapsamında davacı, uğradığını ileri sürdüğü maddi zararı somutlaştırarak ispat edememiştir. Aynı şekilde manevi tazminatın şartlarının da eldeki dava kapsamında oluşmadığı anlaşılmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün azli davasında TTK 630. madde kapsamındaki haklı sebebin, somut delille ispatlanması gerektiği ve bilirkişi raporuyla desteklenmeyen soyut iddiaların yeterli olmadığı; ayrıca ortağın bilgi alma hakkını (TTK 614) kullandığını ve bu hakkın engellendiğini ispat etmesi gerektiği yönünden bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli haklı sebep kayyım atanması bilgi alma hakkı özen ve bağlılık yükümü maddi ve manevi tazminat husumet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 630TTK 614

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/846

KARAR NO 2025/815

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/06/2021

NUMARASI 2018/800 Esas - 2021/513 Karar

DAVA

Şirket Müdürlüğünden Azil-Şirkete Kayyım Atanması

BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

2018/1025 ESAS-2019/340 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA

Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/05/2025

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ortak olduğu davalı şirketin diğer ortağı ve aynı zamanda diğer ortağın ağabeyi olduğunu, şirket müdürünün şirketin yönetimi hususunda yükümlülüklerini yerine getirmediğini; ayrıca şirket merkezinin kapı kilitlerini değiştirerek müvekkilinin girmesine izin vermediğini; müvekkili şirkete gittiğinde şirket müdürü tarafından kendisine saldırıldığını, bu nedenle suç duyurusunda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını; şirket müdürü tarafından gelirlerin az gösterildiğini; şirketin Beşiktaş'taki taşınmazının satılacağının müvekkiline ihtaren bildirildiğini; her iki ortağın birbirinden şikayetçi olması nedeniyle menfaat çatışması çıktığından genel kurul yapılamadığını ve şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, davalı şirket müdürünün temsil yetkilerinin kaldırılmasına ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin taraf sıfatının olmadığını belirterek, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davalı vekili, kardeş olan davalıların dava dışı şirketin ortakları olduğunu, tarafların gerçekte %50'şer oranda ortak olduklarını ancak yönetim için ağabey olan davalının resmiyette %51 pay sahibi olarak gösterildiğini, şirketteki bütün işlerin müvekkilince yürütüldüğünü, davalının şirketin taşınmazını satmaya çalıştığını, bu sebeple taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını, davalının şirket merkezi kapı kilitlerini değiştirdiğini ve müvekkilinin şirkete girmesine izin vermediğini; davalının müvekkilini 2017 yılının Temmuz ayında işten çıkarttığını, o zamandan beri şirketten kar payı ödenmediğini ve derin acılar yaşayan müvekkilinin manevi olarak yıprandığını ileri sürerek, şimdilik 10.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu, şirket geliri azaldığından taşınmazın satışının talep edildiğini, davacının müvekkilini darp ettiğini,yeni bir şirket kurduğunu ve rekabet yasağına aykırı olarak da eski müşterilerine telefon mesajı gönderdiğini ve şirketin karı bulunmadığından davacıya kar payı ödenemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece asıl davaya ilişkin ilk olarak 2017/792 esas, 2018/137 karar sayılı ve 01/02/2018 tarihli kararı ile davacının, müdürün azli davasını şirketi hasım gösterip açtığı, davanın azli istenilen şirket ortağı ve müdüre karşı yönetilerek açılması gerektiği gerekçesiyle, davanın husumetten reddine karar verilmiştir.Söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2018/654 E., 2018/788 K. sayılı ve 28/06/2018 tarihli ilamıyla, "Şirket müdürünün azli davasında, husumetin şirkete yöneltilmesi mümkün bulunmamakla birlikte davacının talepleri arasında şirkete kayyım atanması talebi de bulunduğundan talebin hem şirkete hem de azli istenen müdüre karşı yöneltilmesi gerektiği göz önüne alındığında azli istenen şirket müdürünün ve şirketin davada taraf gösterilerek husumetin doğru yöneltildiğini kabul ile yargılamaya devam edilerek yeniden esasla ilgili olarak tarafların göstereceği deliller toplanmak suretiyle bir karar verilmek üzere" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemece, bilirkişi raporuna göre şirketin geçmiş yıllar zararı kardan fazla olduğundan dağıtılabilecek bir kar bulunmadığı, şirket müdürünün şirkete gelen paraları uhdesine geçirdiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, davacının bu iddiasını somutlaştırmadığı;

İstanbul CBS'nin 2017/107254 soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği; tanıkların görgüye dayalı beyanda bulunmadığı,asıl davada, müdürün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına yönelik ileri sürülen hususların haklı sebep olmadığı; birleşen davada, maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçelerindeki beyanları tekrar ederek, şirket müdürü davalının özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin dükkanının kapı kilitlerini değiştirdiğini, müvekkilinin ortak olduğu ve çalıştığı şirkete girmesine izin vermediğini, şirkete gittiğinde davalının saldırdığını, şikayette bulunulduğunu, Kaymakamlığa başvuru yapılmasına rağmen sonuç alınmadığını; davalının tek ortakmış gibi şirketi ele geçirdiğini, şirkete gelen paraları aldığını, gelirlerini az giderleri fazla göstererek şirketi borçlu göstermeye çalıştığını; kendi ve ailevi giderlerini şirket gideri olarak gösterdiğini, taşınmazı satacağını bildirdiğini, şirkete çöktüğünü,taşınmazın kiralarını harcadığını;

mahkemece şirket hesabına gelen para ve harcamalar konusunda inceleme yapılmadığını; mahkemenin gerekçeli kararında İstanbul CBS'nin 2017/107254 soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği belirtilmesine rağmen davalı hakkında İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/162 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, birleşen dosyada, tanık beyanlarına göre müvekkilinin davalıdan maddi ve manevi olarak zarar gördüğü açık olmasına rağmen mahkemenin eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanak vermesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, limited şirket müdürünün görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle müdürlükten azli ve davalı şirkete kayyım tayin edilmesi; birleşen dava, davalı müdürün eylemleri sebebiyle davacı şirket ortağının zarara uğradığından bahisle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Limited şirket müdürünün azli istemi bakımından TTK'nın 630. maddesinde, genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır.Davacı ve birleşen davanın davalısı ...

kardeş olup, asıl davada davalı... Ltd. Şti.'nin ortaklarıdır. Davacı şirketin %49 ve davalı ... %51 ortağıdır. Şirketin münferit yetkili temsilcisi davalı ...'tır. Yargılama aşamasında alınmış bilirkişi heyeti raporunda, şirketin incelenen 2015, 2016, 2017 ve 2018 bilanço verilerine göre kar elde edemediği, bu nedenle kar dağıtımı yapamadığı, şirket ortaklarının şirketten çektikleri paraların izlendiği "ortaklardan alacaklar" hesap bakiyesinin mevcut olmadığı, davacının şirkete gelen paraların çekildiği yönünde bir bulguya rastlanmadığı, şahsi giderlerin şirket gideri gösterildiğine ilişkin davacının iddiasını somutlaştırması gerektiği görüş olarak ifade edilmiştir.Buna göre davacı, davalı ...'ın şirketin gelirlerini az, giderlerini fazla göstermeye çalıştığını, kendi giderlerini şirket giderleri olarak gösterdiğini iddia etmiş ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yargılama aşamasında bu hususta somut deliller sunmamıştır.

Ayrıca taraflar arasında ihtarlaşmaya konu şirket adına olan taşınmazın satışı da gerçekleşmemiştir.Davacı diğer istinaf sebebi olarak davalı şirket banka hesabına gelen parayla ve yapılan harcamalar konusunda inceleme yapılmadığını belirtmiştir. Ancak şirket ortağı davacının bilgi alama hakkı kapsamında her zaman ifade ettiği şirket hesabına gelen ve şirketin harcadığı paraları inceleme imkanı bulunmaktadır. Davacı tarafça, kendisine şirket kayıtlarının incelettirilmediği ileri sürülmüş ise de, davacının TTK'nın 614. maddesi kapsamında şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi almak amacıyla girişimde bulunduğuna ve davalı tarafça davacıya bu hakkının kullandırılmadığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir.

Ayrıca bilirkişi raporunda, bu iddia hakkında somut bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiştir.Davacının istinaf dilekçesinde dayandığı İstanbul 59.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/162 esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılmış incelemesinde, İstanbul CBS'nin 2017/136821 soruşturma sayılı dosyasında 02/03/2022 tarihli iddianameyle müştekinin (davacı ...'ın oğlu) ..., müşteki-şüphelilerin (birleşen davada davalı) ... ve (davacı) ... ile şüphelinin (davalı ...'ın eşi) ... olduğu, 29/08/2017 tarihinde şirketin dükkanında davadaki tarafların beyanlarında belirttikleri tartışma sırasında iddia olunan eylemleri sebebiyle müşteki şüpheli ...'ın müşteki ...'a ve müşteki şüpheli ...'a yönelik silahla basit yaralama ve tehdit, müşteki şüpheli ...'ın diğer müşteki şüpheli ...'a yönelik silahla basit yaralama, tehdit ve hakaret, şüpheli ...'nin müşteki ...'a yönelik silahla basit yaralama suçundan dolayı cezalandırılmalarının talep edildiği;

davada taraf savunma-beyanlarının alındığı; İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/597 esas ve 2024/194 karar sayılı dosyasının 14/02/2024 tarihli nihai kararla söz konusu dosyayla birleştirilmesine karar verildiği, bu nedenle 06/03/2025 tarihli birleşen dava dosyasındaki tarafların duruşmaya çağrılmasına karar verildiği ve bir sonraki duruşmanın 02/10/2025 tarihine bırakıldığı görülmüştür. İlgili CBS dosyasında verilmiş 01/03/2022 tarihli ek takipsizlik kararında ...'ın şüpheli sıfatıyla, müşteki ...'a gerçekleştirdiği iddia edilen mala zarar verme (tartışma esnasına işyerindeki camın kırılması) eyleminden dolayı eylemi şüphelinin işlediği hususunda delil olmadığı ve malın ortak olması sebebiyle ek takipsizlik kararı verilmiştir.

Ayrıca aynı soruşturmada ..., ... ..., ... ve ... açısından çeşitli eylemler sebebiyle tefrik kararı verilmiş, dosya 2022/40153 sayılı soruşturma olarak kaydedilmiştir.Tefrik edilerek oluşturulmuş İstanbul CBS'nin 2022/40153 sayılı soruşturma dosyasındaki 04/10/2022 tarihli iddianameyle müşteki şüphelilerin (davacı ...'ın oğlu) ..., (davalı) ..., (davalı ...'ın eşi) ... ve (davacı ...'ın oğlu) ... olduğu, 29/08/2017 tarihinde şirketin dükkanında davadaki tarafların beyanlarında belirttikleri tartışma sırasında iddia olunan eylemleri sebebiyle müşteki şüpheli ...'in diğer müşteki şüpheli ...'a yönelik tehdit, müşteki şüpheli ...'ın diğer müşteki şüpheliler ... ve ...'e yönelik tehdit, müşteki şüpheli ...'nin diğer müşteki şüpheli ...'e yönelik basit yaralama, müşteki şüpheli ...'un diğer müşteki şüpheliler ...

ile ...'ye yönelik basit yaralama ve tehdit suçundan dolayı cezalandırılmalarının talep edildiği, davanın görüldüğü İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/597 esas ve 2024/194 karar sayılı dosyasının 14/02/2024 tarihli nihai kararla söz konusu dosyayla birleştirilmesine karar verildiği belirlenmiştir.Yukarıda incelenmiş ceza davası dosyalarında, TKK'nın 630. maddesi kapsamında asıl ve birleşen davanın sonucunu etkileyecek şirketler hukukuna yönelik bir husus bulunmamaktadır.Birleşen davada davacı, davalı ...'ın şirketin mülkiyetinden bulunan dükkan niteliğindeki taşınmazın satılması için davalının kendisine ihtarname gönderdiğini, dükkanın kapı kilitlerini değiştirerek dükkana girmesine izin vermediğini, davalının kendisine saldırdığını, şirkete girmesine ve çalışmasına izin verilmediğinden maddi zarara uğradığını ve manevi olarak da yıprandığını belirterek, maddi ve manevi tazminatın davalında tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir.Yukarıda şirketin münferit temsile yetkili ortağı davalının görevinden azli ve şirkete kayyum atanması talepli asıl davada yapılmış açıklamalar kapsamında, davacı uğradığı maddi zararı somutlaştırarak ispat edememiştir.

Aynı şekilde manevi tazminatın şartlarının da eldeki dava oluşmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken 1.230,8‬0-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 161,4‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 1.069,4‬0-TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

22/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72884 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.