Genel kredi sözleşmesine müteselsil kefalette itirazın iptali
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1745 E. 2025/734 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetki
Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan (Kefalet) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Ticari nitelikli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevine girer; TTK'nın 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi gereği ticari işlere kefalet müteselsil kefalet sayılır. Kefalet sözleşmesinde TBK 583/1'de öngörülen limit, tarih ve müteselsil kefalet ibaresinin kefilin el yazısıyla yazılmış olması hâlinde şekil şartları yerine getirilmiş olur; ayrıca kefilin sözleşme hükümleri konusunda bilgilendirildiğine dair ayrı bir belge varsa haksız şart iddiası da dayanaksız kalır. İrade sakatlığı/hata iddiası, hiçbir yazılı veya destekleyici delille desteklenmeden salt tanık beyanıyla ispatlanamaz. Tek bir genel kredi sözleşmesi kapsamında farklı adlar altında birden fazla kredi türü kullandırılabilir ve bunun için ayrı sözleşme akdedilmesi zorunlu değildir; kefil, bu sözleşme kapsamında kullandırılan tüm kredilerden sorumludur.
Ele alınan sorunlar
Görevli mahkeme itirazı (ticari nitelik) → ret
İddia: Davalı vekili, davanın ticari kredi borcundan kaynaklandığının anlaşılmadığını, bu nedenle mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu genel kredi sözleşmesi ticari nitelikli olup TTK'nın 4. maddesi kapsamındaki ticari nitelikteki bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari davanın konusunu oluşturur. TTK'nın 7. maddesinde düzenlenen ticari teselsül karinesi uyarınca ticari işlere kefalet müteselsil kefalet olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla TTK'nın 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İrade sakatlığı/hata iddiası ve tanık delili talebi → ret
İddia: Davalı vekili, sözleşme kurulurken müvekkilinin iradesinin davacı banka tarafından sakatlandığını ve hataya düşürüldüğünü, bu iddiaları kapsamında mahkemece tanıklarının beyanlarının alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İradenin sakatlandığı ve hataya düşürüldüğü iddiası ileri sürülmüş ise de bu konuda hiçbir delil ibraz edilmemiştir. Bu iddianın ispatı bakımından tanık deliline dayanılması mümkün ise de, davacı tarafça başkaca herhangi bir delil ibraz edilmemiş olup iddianın tek başına tanık delili ile ispatı mümkün olmadığından, davalı tanıklarının beyanlarının alınmamış olması sonuca etkili görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kefaletin şekil şartlarına uygunluğu (TBK 583/1) → ret
İddia: Davalı vekili, sözleşmenin TBK'nın 583. maddesindeki kefalet şartlarını taşımadığını, sözleşmenin 14.3 maddesinin kefilin el yazısı ile yazılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin 15. maddesinin haksız şart niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 583/1 maddesi, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu düzenlemektedir. Dayanak sözleşmede kefalet limiti ve tarihinin, müteselsil kefalet ibaresinin davalı kefilin el yazısı ile yazılmış olduğu, eş rızasının da alındığı görülmekte olup, kefaletin şekil şartları yerine getirilmiştir. Davalı vekilinin el yazısı ile yazılmadığı ve haksız şart niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü sözleşmenin 14.3 maddesi kefilin kefalete ilişkin sözleşme hükümlerini okuyup banka yetkililerince bu konuda bilgilendirildiğine ilişkindir. Sözleşmenin imzası öncesinde düzenlenmiş olan ve davalının imzasını içeren belgeye göre, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
HMK 222/5 kapsamında ticari kayıtların ibrazı → ret
İddia: Davalı vekili, davacının ticari kayıtlarını süresinde sunmamış olması nedeniyle müvekkilinin HMK'nın 222/5 maddesi gereğince iddiasını ispatlamış sayılacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı tarafça dayanılan deliller süresinde sunulmuş olup, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişinin yerinde inceleme yapamamış olması nedeniyle ön raporda belirttiği bir kısım dayanak kayıtların inceleme için davacı tarafça dosyaya ibraz edilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi, HMK'nın 222/5 maddesi hükmünün uygulanmasını gerektirir bir durum da söz konusu değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tek genel kredi sözleşmesi kapsamında farklı türde kredilerden sorumluluk → ret
İddia: Davalı vekili, kat ihtarında geçen farklı adlar altındaki kredilerden (gayri nakdi çek kredisi, gayri nakdi kredi, ticari kredili mevduat vb.) kefaletinin bulunmadığını, bu nedenle kefil olmadığı krediden sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tek bir genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi lehtarına farklı adlar altında ve nitelikte krediler kullandırılması mümkün olup, her bir kredi kullandırımı için ayrı bir sözleşme akdedilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle davalı kefilin dava dışı asıl borçluya kullandırılan değişik tür kredilerden kaynaklanan borçlardan sorumlu tutulması yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu alacak likit nitelikte olup, davalı da itirazında haksız bulunmakla, davacı lehine icra inkar tazminatı talep koşulları da oluşmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticari nitelikli genel kredi sözleşmesine dayalı kefalette görevli mahkemenin TTK 4-5-7 uyarınca asliye ticaret mahkemesi olduğu ve TBK 583/1 kapsamında kefalet şekil şartlarının el yazısı unsuru bakımından değerlendirilmesi ile tek sözleşme kapsamında farklı kredi türlerinden kefilin sorumluluğu konularında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Ticari nitelikli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve müteselsil kefalete dayanan davalarda, TTK'nın 4. ve 5. maddeleri ile 7. maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗ ticari teselsül karinesi↗ kefalet şekil şartları↗ haksız şart↗ icra inkar tazminatı↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1745
KARAR NO 2025/734
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/04/2022
NUMARASI 2018/1131 Esas - 2022/228 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/05/2025
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının ise sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranıp taahhütlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine davalıya İstanbul ... Noterliğinin 03/01/2018 tarihli ihtarnamesi gönderilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen dava dışı borçlu ve davalı kefil tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazlarının yerinde olmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı; mahkeme görevli olmayıp görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, kendisinin ... Ticaret şirketine değil, ...'nun şahsı adına kefil olarak imza attığını, icra takibine konu edilen kredilerin kimin tarafından kullanıldığını bilmemekle birlikte, anılan kredilerin ... Ticaret şirketi adına kullanılmış olması durumunda bu borçtan sorumlu olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine göre gayri nakdi çek kredisi, gayri nakdi kredi, ticari kredili mevduat ve gayri nakdi çek kredisi adı altında birbirinden farklı 4 kredi uyarınca borçlu olduğu iddiasıyla borçları ödemesinin istenildiğini, ancak kendisinin bu krediler için yapılan sözleşmelerin hiç birine kefil olarak imza atmadığını, bu nedenle bu borçlardan sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... Ticaret - ... arasında 18.02.2016 tarihli 137.900-TL limitli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının sözleşmeyi 18.02.2016 tarihinde 137.900-TL ve 26.05.2017 tarihinde 112.100-TL ilavesiyle 250.000-TL limitli olarak müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve sözleşmede eşinin rızasının alınmış olduğu, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçluya genel kredi sözleşmesi kapsamında çek tazmin kredisi, teminat mektubu komisyon kredisi ve kredili mevduat hesabı kredileri kullandırıldığı, bu kredilerin dava dışı asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine, kredi hesaplarının kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve davalı borçlu kefile ihtarname keşide edildiği, borcun ödenmemesi üzerine de dava konusu icra takibinin başlatılmış olduğu, davalının, dava dışı ...'nun davacı banka ile imzaladığı sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, kredinin ticari nitelikte olduğu, TTK'nın 7.
maddesinde düzenlenen teselsül karinesi gereği işin davalı yönünden de ticari iş niteliğinde olduğu anlaşıldığından davalının görev itirazının reddine karar verildiği, davalının dava dışı ...'nun davacı banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığı, imzasını da inkar etmediğinden husumet itirazına da itibar edilmediği, davalının tespit edilen borçtan kefil olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının toplam 8.542,26-TL alacak yönünden iptaline, fazlaya dair istemin reddine, hükmolunan 8.542,26-TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 1.708,45-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; davanın ticari kredi borcundan kaynaklandığı anlaşılmadığından mahkeme görevsiz olup görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacının ticari kayıtlarını süresinde sunmamış olması nedeniyle müvekkilinin HMK'nın 222/5 maddesi gereğince iddiasını ispatlamış sayılacağını, sözleşmenin TBK'nın 583. maddesindeki kefalet şartlarını taşımadığını, bu kapsamda sözleşmenin 14.3 maddesinin kefilin el yazısı ile yazılmamış olması nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, yine sözleşmenin 15. maddesinin haksız şart niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin kat ihtarında geçen gayri nakdi çek kredisi, gayri nakdi kredi, ticari kredili mevduat ve gayri nakdi çek kredisi adı altındaki kredilerden çek kredisi için kefaletinin bulunmadığını, bu nedenle kefil olmadığı krediden sorumlu tutulamayacağını, sözleşme kurulurken müvekkilinin iradesinin davacı banka tarafından sakatlandığını ve hataya düşürüldüğünü, bu iddiaları kapsamında mahkemece tanıklarının beyanlarının alınmamasının hatalı olduğunu, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... Ticaret-... arasında imzalanan 18.02.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından da müteselsil kefil olarak imzaladığı, asıl borçluya kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek asıl borçlu ve davalı kefile kat ihtarı gönderildiği, buna rağmen ödenmeyen borcun tahsili için asıl borçlu ile davalı kefil aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalı kefilin borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı ve mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.Davanın dayanağı olan sözleşme ticari nitelikli genel kredi sözleşmesi vasfında olup, 6102 sayılı TTK'nın 4.
maddesi kapsamındaki ticari nitelikteki bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari davanın konusunu oluşturur. Aynı kanunun 7. maddesinde düzenlenen ticari teselsül karinesi uyarınca, ticari işlere kefalet müteselsil kefalet olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta TTK'nın 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevli olup, davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı vekilince; sözleşme kurulurken müvekkilinin iradesinin davacı banka görevlisince sakatlandığı ve müvekkilinin sözleşmeyi imzalama konusunda hataya düşürüldüğü ileri sürülmüş ise de, bu konuda hiç bir delil ibraz edilmemiştir. Bu iddianın ispatı bakımından tanık deliline dayanılması mümkün ise de, davacı tarafça başkaca herhangi bir delil ibraz edilmemiş olup iddianın tek başına tanık delili ile de ispatı mümkün olmadığından, mahkemece davalı tanıklarının beyanlarının alınmamış olması sonuca etkili görülmemiştir.TBK'nın 583/1 maddesi, "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir.Bu kapsamda dayanak sözleşmede kefalet limiti ve tarihinin, müteselsil kefalet ibaresinin davalı kefilin el yazısı ile yazılmış olduğu, eş rızasının da alındığı görülmekte olup, kefaletin şekil şartları yerine getirilmiştir.Davalı vekilinin el yazısı ile yazılmadığı ve haksız şart niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü sözleşmenin 14.3 maddesi, kefilin kefalete ilişkin sözleşme hükümlerini okuyup banka yetkililerince bu konuda bilgilendirildiğine ilişkindir.Sözleşmenin imzası öncesinde 12.02.2016 tarihinde düzenlenmiş olan ve davalının imzasını içeren belgeye göre, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği de anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davalı vekilinin kefaletin geçersizliğine yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde değildir.Davacı tarafça dayanılan deliller süresinde sunulmuş olup, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişinin yerinde inceleme yapamamış olması nedeniyle ön raporda belirttiği bir kısım dayanak kayıtların inceleme için davacı tarafça dosyaya ibraz edilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi, HMK'nın 222/5 maddesi hükmünün uygulanmasını gerektirir bir durum da söz konusu değildir. Tek bir genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi lehtarına farklı adlar altında ve nitelikte krediler kullandırılması mümkün olup, her bir kredi kullandırımı için ayrı bir sözleşme akdedilmesi zorunlu değildir. Bu nedenle davalı kefilin dava dışı asıl borçluya kullandırılan değişik tür kredilerden kaynaklanan borçlardan sorumlu tutulması yerindedir.Ayrıca genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan işbu dava konusu alacak likit nitelikte olup, davalı da itirazında haksız bulunmakla, davacı lehine icra inkar tazminatı talep koşulları da oluşmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 145,88-TL harcın mahsubu ile kalan 469,52-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72509 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi