Ayıp ihbarı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5068 E. 2021/7291 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı↗ ihtirazi kayıt↗ ayıp↗ garantörlük↗ ihbar↗ ihtarname↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davanın, davalı tarafça davacıya satılan beton parkenin ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça ibraz edilen, dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’nün 12/09/2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06/09/2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16/09/2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 11/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, ''satıcı satış konusu beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı idare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. Satıcı bu hususta hiç bir hak talep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazi kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığından ve yasal ihbar süresinden sonra 16/09/2013 tarihli ayıp ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmenin 10. maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK'nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk ayıp
ihbarının 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “... SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denilmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafca davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olup, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalı sorumludur. Sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “.... yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “.... Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiği davacıya bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5338 E. 2023/5209 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ihtirazi kayıt · ayıp · garantörlük · ihbar · ihtarname · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında «teslim» edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği «ihtarnamede» sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK'nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin …
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16/09/2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşme …
Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/1321 E., 2019/1621 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılardan ve «ihtarnamelerden» satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16.09.2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki "yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmen …
… atlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiğinin davacıya bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçici kabul · ayıplı mal · delil tespiti · iş bölümü · ifa · ihtar · tebligat · ıslah
Benzer bu kararda… ili dava dilekçesinde; taraflar arasında ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında «teslimi»'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve satın alınan ürünlerin, dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullanıldığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce, projede 5 no.lu yol olarak nitelendirilen «bölümün» 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğunu ve kapak atma olarak nitelenen «hasarın» meydana geldiğinin tespit edilerek bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin davacıdan talep edilmesi üzerine davacının davalı şirkete kusurlu malzeme konulu «ihtarnamenin» gönderildiğini, ihtarnamesi ile «geçici kabulü» engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp, teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesini talep ettiğini, yine 17.03.201 …
İş sayılı «delil tespiti» sırasında davalının hazır bulunması için «tebligat» çıkarılmadığı, delil tespiti bilirkişi raporunun da tebliğ edilmediği, davalının dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiği, bu delil tespiti raporunun İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas kabul edilerek delil olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili 10.05.2016 tarihli «ıslah» dilekçesiyle dava değerini 59.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin içeriğinin emtiaların «teslimine» ilişkin olup, davalının uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını, davalının tüm edimlerini «ifa» ettiğini, teslim edilen malların Türk Standartları Enstitüsünün standartlarında olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünce de g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4121 E. 2024/134 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında «teslim» edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği «ihtarnamede» sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK'nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin …
Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16/09/2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşme …
Benzer bu kararda… irildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için «olumsuz» geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme «fesih» tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması «sebebine» dayanması nedeniyle davacının ayıbı «öğrenme tarihi» olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların «tacir» olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda «ayıp ihbarının» 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve …
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamada somut olaya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 25 inci maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198 ve 207 nci maddeleri uygulanarak 6 ay içinde «ayıp ihbarı» yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin (c) bendi ve 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmediği «ayıp ihbarının» derhal yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · bildirim yükümlülüğü · hakediş · ticari satım · eser sözleşmesi · satım sözleşmesi · olumsuz oy · yenileme
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketle Bergama Kaymakamlığı arasında 20.09.2013 tarihinde 20 köy yolunun taş döşenmesi hususunda «eser sözleşmesi» imzalandığını ve 10 köy yolunun yapımının bitirildiğini, yüklenilen iş devam ederken Köylere Hizmet Götürme Birliği Mühendisi tarafından hazırlanan rapora istinaden taşların ayıplı olduğu iddiasıyla o döneme kadar yapımı tamamlanan imalatların taşlarının değiştirilerek «yenilenmesi», aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin müvekkiline bildirildiğini, daha sonrada sözleşmenin feshedildiğini, bir köy için taraflarına ödeme yapılmadığını, diğer köyler için bozukluk oranına göre «hakedişten» düşülerek müvekkiline ödeme yapıldığını, davalı şirketle yapılan «satım sözleşmesinin» konusunu oluşturan taşların ayıplı olmasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların satıcı davalı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, TSE olumlu raporu alınmayan ve bedeli eksik ödenen gerçekleşmiş imalatta 3.390,29 m2 parke taşı ve 390,50 mt çim bordür ve işçiliği bedeli yaklaşık 56.000,00 TL, sağlam taşlara göre bozuk taşların oranlanmasıyla bulunan ve 9 köy için bedeli eksik ödenen 6000 m2 beton parke taşı ve işçiliği bedeli yaklaşık 99.000,00 TL, hiç döşenmemiş halde ve döşenmeyecek kadar parçalanmış halde bulunan 3.500 m2 lik alana tekabül eden taş bedeli yaklaşık 57.750,00 TL, sonraki ihale ile fark bedeli 44.000,00 TL, Bergama Kaymakamlığının irat kaydettiği «teminat» bedeli 56.100,00 TL olmak üzere toplam 312.950,00 TL zararın, yapılan «ihtara» rağmen karşılamayan davalıdan «temerrüde» düşüldüğü 10.10.2014 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… irildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için «olumsuz» geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme «fesih» tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması «sebebine» dayanması nedeniyle davacının ayıbı «öğrenme tarihi» olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların «tacir» olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda «ayıp ihbarının» 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve …
CEVAP Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde; davacı tarafın talepleri yönünden «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süre» itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, herhangi bir «kusur» ve ayıbının olmadığını, müvekkilinin sattığı mamullerin kırık, çatlak, yüzeyi soyulmuş ve deforme olmuş olduğu iddiasının gözle görülür bir «ayıp» ise davacının bunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi uyarınca 6 ay içerisinde «bildirmekle yükümlü» olduğunu aksi halde malı aldığı şekilde kabul etmiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «ticari satıma» konu kilit taşların ayıplı olması nedeniyle davacının zararının tazminin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2939 E. 2010/9217 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · husumet
Benzer bu karardaDava, «hizmet sözleşmesine» dayalı tazminat alacağının rücuen davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın yazılı gerekçe ile «husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre ihale makamı olan davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ça ihlal edilmiş olduğunun iddia edilmiş olmasına, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan teknik şartnamenin 9.maddesine dayanılmasına, bu bağlamda davacı tarafça «husumetin» davalı tarafa yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmamasına rağmen mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile ihale makamı olan davalı tarafa husumet yöneltilemeyeceği g …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5068 E. , 2021/7291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.03.2017 tarih ve 2014/733 E- 2017/148 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 16/10/2019 tarih ve 2019/1321 E- 2019/1621 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24/07/2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve satın alınan ürünlerin, dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullanıldığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce, projede 5 nolu yol olarak nitelendirilen bölümün 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğunu ve kapak atma olarak nitelenen hasarın meydana geldiğinin tespit edilerek, bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin davacıdan talep edilmesi üzerine davacının davalı şirkete Ankara 5.
Noterliği'nden 16/09/2013 tarihli kusurlu malzeme konulu ihtarnamenin gönderildiğini, Ankara 11. Noterliği’nin 24/02/2013 tarihli ihtarnamesi ile, geçici kabulü engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp, teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesini talep ettiğini, ihtarnamenin 07/03/2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, yine Ankara 11. Noterliği aracılığıyla 17/03/2014 tarihinde davalıya hitaben ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasıyla dava konusu ayıplı malların yerinde tespitlerinin yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000.- TL zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kırşehir 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasındaki giderlerin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin içeriğinin emtiaların teslimine ilişkin olup, davalının uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını, davalının tüm edimlerini ifa ettiğini, teslim edilen malların TSE standartlarında olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir OSB Müdürlüğünce de gerekli kontrol ve tesbitler yapıldıktan sonra malların ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacının davalıya ödeme yaptığını, davacı tarafın üstlendiği işin 100.000 m2 'lik bir iş olduğunu, davalının ise davacıya toplam işin % 10'undan az miktarda beton parke sattığını, hatalı imalatın olduğu yerde davalının sattığı beton parkenin kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.
İş sayılı dosyasında yapılan tespitin usule aykırı olduğunu, bu raporu kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın, davalı tarafça davacıya satılan beton parkenin ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça ibraz edilen, dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’nün 12/09/2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06/09/2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16/09/2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 11/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, ''satıcı satış konusu beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı idare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir.
Satıcı bu hususta hiç bir hak talep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazi kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığından ve yasal ihbar süresinden sonra 16/09/2013 tarihli ayıp ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmenin 10. maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK'nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk ayıp
ihbarının 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “... SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denilmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafca davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olup, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalı sorumludur.
Sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “.... yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “.... Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiği davacıya bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723529600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz