Tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5338 E. 2023/5209 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçici kabul↗ ayıplı mal↗ ayıp ihbarı↗ ihtirazi kayıt↗ ayıp↗ delil tespiti↗ istinaf incelemesi↗ iş bölümü↗ ifa↗ garantörlük↗ ihbar↗ ihtar↗ tebligat↗ ıslah↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ kusur↗ hasar↗ dahili dava↗ avans faizi↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve satın alınan ürünlerin, dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullanıldığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce, projede 5 no.lu yol olarak nitelendirilen bölümün 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğunu ve kapak atma olarak nitelenen hasarın meydana geldiğinin tespit edilerek bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin davacıdan talep edilmesi üzerine davacının davalı şirkete kusurlu malzeme konulu ihtarnamenin gönderildiğini, ihtarnamesi ile geçici kabulü engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp, teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesini talep ettiğini, yine 17.03.2014 tarihinde davalıya hitaben ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasıyla dava konusu ayıplı malların yerinde tespitlerinin yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/20 D.İş sayılı dosyasındaki giderlerin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 10.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 59.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin içeriğinin emtiaların teslimine ilişkin olup, davalının uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını, davalının tüm edimlerini ifa ettiğini, teslim edilen malların Türk Standartları Enstitüsünün standartlarında olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünce de gerekli kontrol ve tesbitler yapıldıktan sonra malların ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacının davalıya ödeme yaptığını, davacı tarafın üstlendiği işin 100.000 m2'lik bir iş olduğunu, davalının ise davacıya toplam işin %10'undan az miktarda beton parke sattığını, hatalı imalatın olduğu yerde davalının sattığı beton parkenin kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitin usule aykırı olduğunu, bu raporu kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2017 tarihli ve 2014/733 E., 2017/148 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça ibraz edilen, dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün 12.09.2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06.09.2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16.09.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 11.10.2013 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 uncu maddesinde, ''satıcı satış konusu beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı idare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. Satıcı bu hususta hiç bir hak talep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazi kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığından ve yasal ihbar süresinden sonra 16.09.2013 tarihli ayıp ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki "yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmenin 10 uncu maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/1321 E., 2019/1621 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk ayıp ihbarının 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.12.2021 tarih, 2020/5068 E., 2021/7291 K. sayılı kararıyla taraflar arasında akdedilen ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “... SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denildiği, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafca davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olduğu, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalının sorumlu olduğu, sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “.... yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “.... Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiğinin davacıya bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma öncesi alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda özetle; dosya içinde mevcut 3 adet faturaya göre davacının davalıdan almış olduğu malzeme bedelinin KDV dahil 88.759,60TL olduğu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2014/20 D. İş dosyasında yer alan ve davacı tarafından da kabul edilen hatalı ve kusurlu imalat miktarı esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının hatalı ve kusurlu parke nedeni ile uğradığı zararın 59.060,00 TL olduğu, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihinde sözleşme imzalandığı sözleşmenin 3.2 nci maddesinde prefabrik beton parkeler alıcının muhatabı olan idarenin teknik şartnamesini karşılayacak nitelikte olacağı ve teknik şartnameyi karşılamayan ödeme yapılmayacağı, 10 uncu maddesinde satıcının prefabrik beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti ettiği, sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyeceği, satıcının bu hususta hiçbir hak talepte bulunamayacağı hükümlerinin mevcut olduğu, dolayısıyla davalı taraf satış ve teslimden sorumlu olduğu, malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısında imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 06.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3 ve 10 uncu maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı ve verilen parke taşlarının hatalı olduğunun tespit edildiği, hatalı parke taşı verilmesi nedeni ile uğranılan zarardan sözleşme kapsamında davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 59.060,00 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihi olan 15.04.2014 tarihinden yasal faizi ile birlikte, 49.060,00 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 17.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından teslim edilen kilit parkelerde herhangi bir kusur söz konusu olmadığını, davacının kusurlu olduğunu iddia ettiği parkelerin müvekkili ile hiçbir alakasının bulunmadığını, davacının yapım işini üstlendiği Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi için birçok firmadan 10'luk beton parke temini gerçekleştirdiğini, bu tedarikçilerden sadece bir tanesinin davalı olduğunu, teslimat sırasında meydana gelen hiçbir kırılma veya deformenin meydana geldiğine dair davacı tarafından tanzim edilmiş bir tutanak veya ihtar bulunmadığını, 5 no.lu yola döşenen beton parkelerin müvekkile ait olduğu hususunda herhangi bir tespit yapılamadığını, müvekkil davalı tarafından eksiksiz ve kusursuz bir şekilde imal edilen ve yine kusursuz bir şekilde teslimi yapılan parkelerin bir an için 5 no.lu yola montaj yapıldığı kabul edilse dahi hatalı montajı veya montaj sonrası hatalı kullanımdan kaynaklı meydana gelen hataların müvekkiline mal edilmeyeceğini, davaya gerekçe olarak gösterilen Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/20 D. İş sayılı delil tespiti sırasında davalının hazır bulunması için tebligat çıkarılmadığı, delil tespiti bilirkişi raporunun da tebliğ edilmediği, davalının dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiği, bu delil tespiti raporunun İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas kabul edilerek delil olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi ve devamı.
3. Değerlendirme
Dava, davalı tarafından davacıya satılan ve teslim edilen parke taşlarının ayıplı olduğu iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Davalı yargılamanın safhalarında söz konusu ayıplı malın kendisinin sattığı mal olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerek tespit konusu bilirkişi raporunda ve tespit raporundaki değerlendirmeleri esas alan Mahkemece alınan bilirkişi raporunda gerekse dosya kapsamıyla dava konusu ayıplı malın davalıdan satın alınan parke taşları olduğu sabit değildir. Zira davacı ile davalı arasında imzalanan 30.11.2013 tarihli sözleşmede iş miktarının 90.000 metrekare olarak düzenlendiği, bu miktarın tahmini olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde davalıdan 7522 metrekare parke taşı satın alındığı, bu parke taşlarının dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğü ile davacı arasındaki yol kaplama işinde kullanıldığı ve davacı tarafından 5 no.lu yolun kaplamasının bu parke taşlarının kullanılarak yapıldığı iddia edilmiştir. Dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğünün 13.03.2014 tarihli yazısından taraflar arasındaki yol kaplama işinde toplam 18 yol olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu 5 no.lu yolda kullanılan malzemenin davalıdan satın alınan malzeme ile yapıldığı davacı tarafından ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5068 E. 2021/7291 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ihtirazi kayıt · ayıp · garantörlük · ihbar · ihtarname · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/1321 E., 2019/1621 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılardan ve «ihtarnamelerden» satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16.09.2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki "yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmen …
… atlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiğinin davacıya bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında «teslim» edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği «ihtarnamede» sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK'nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin …
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16/09/2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşme …
Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4121 E. 2024/134 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · ihtar · kusur
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/1321 E., 2019/1621 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılardan ve «ihtarnamelerden» satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya «ihbar» etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk «ayıp ihbarının» 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir «ihtirazı kayıt» koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… atlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiğinin davacıya bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında «teslimi» de öngördüğünden, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan «ayıp ihbar» hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
… ep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi «ihtirazi kayıt» koymaksızın «teslim» alıp ödeme yaptığından ve yasal «ihbar» süresinden sonra 16.09.2013 tarihli «ayıp» ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki "yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmen …
Benzer bu kararda… irildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için «olumsuz» geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme «fesih» tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması «sebebine» dayanması nedeniyle davacının ayıbı «öğrenme tarihi» olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların «tacir» olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda «ayıp ihbarının» 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve …
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamada somut olaya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 25 inci maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198 ve 207 nci maddeleri uygulanarak 6 ay içinde «ayıp ihbarı» yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin (c) bendi ve 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmediği «ayıp ihbarının» derhal yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · bildirim yükümlülüğü · hakediş · ticari satım · eser sözleşmesi · satım sözleşmesi · olumsuz oy · yenileme
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketle Bergama Kaymakamlığı arasında 20.09.2013 tarihinde 20 köy yolunun taş döşenmesi hususunda «eser sözleşmesi» imzalandığını ve 10 köy yolunun yapımının bitirildiğini, yüklenilen iş devam ederken Köylere Hizmet Götürme Birliği Mühendisi tarafından hazırlanan rapora istinaden taşların ayıplı olduğu iddiasıyla o döneme kadar yapımı tamamlanan imalatların taşlarının değiştirilerek «yenilenmesi», aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin müvekkiline bildirildiğini, daha sonrada sözleşmenin feshedildiğini, bir köy için taraflarına ödeme yapılmadığını, diğer köyler için bozukluk oranına göre «hakedişten» düşülerek müvekkiline ödeme yapıldığını, davalı şirketle yapılan «satım sözleşmesinin» konusunu oluşturan taşların ayıplı olmasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların satıcı davalı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, TSE olumlu raporu alınmayan ve bedeli eksik ödenen gerçekleşmiş imalatta 3.390,29 m2 parke taşı ve 390,50 mt çim bordür ve işçiliği bedeli yaklaşık 56.000,00 TL, sağlam taşlara göre bozuk taşların oranlanmasıyla bulunan ve 9 köy için bedeli eksik ödenen 6000 m2 beton parke taşı ve işçiliği bedeli yaklaşık 99.000,00 TL, hiç döşenmemiş halde ve döşenmeyecek kadar parçalanmış halde bulunan 3.500 m2 lik alana tekabül eden taş bedeli yaklaşık 57.750,00 TL, sonraki ihale ile fark bedeli 44.000,00 TL, Bergama Kaymakamlığının irat kaydettiği «teminat» bedeli 56.100,00 TL olmak üzere toplam 312.950,00 TL zararın, yapılan «ihtara» rağmen karşılamayan davalıdan «temerrüde» düşüldüğü 10.10.2014 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… irildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için «olumsuz» geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme «fesih» tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması «sebebine» dayanması nedeniyle davacının ayıbı «öğrenme tarihi» olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların «tacir» olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda «ayıp ihbarının» 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve …
CEVAP Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde; davacı tarafın talepleri yönünden «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süre» itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, herhangi bir «kusur» ve ayıbının olmadığını, müvekkilinin sattığı mamullerin kırık, çatlak, yüzeyi soyulmuş ve deforme olmuş olduğu iddiasının gözle görülür bir «ayıp» ise davacının bunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi uyarınca 6 ay içerisinde «bildirmekle yükümlü» olduğunu aksi halde malı aldığı şekilde kabul etmiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «ticari satıma» konu kilit taşların ayıplı olması nedeniyle davacının zararının tazminin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13763 E. 2016/9613 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5338 E. , 2023/5209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/51 Esas, 2022/556 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve satın alınan ürünlerin, dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullanıldığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce, projede 5 no.lu yol olarak nitelendirilen bölümün 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğunu ve kapak atma olarak nitelenen hasarın meydana geldiğinin tespit edilerek bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin davacıdan talep edilmesi üzerine davacının davalı şirkete kusurlu malzeme konulu ihtarnamenin gönderildiğini, ihtarnamesi ile geçici kabulü engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp, teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesini talep ettiğini, yine 17.03.2014 tarihinde davalıya hitaben ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, Kırşehir 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasıyla dava konusu ayıplı malların yerinde tespitlerinin yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/20 D.İş sayılı dosyasındaki giderlerin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 10.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 59.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin içeriğinin emtiaların teslimine ilişkin olup, davalının uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını, davalının tüm edimlerini ifa ettiğini, teslim edilen malların Türk Standartları Enstitüsünün standartlarında olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünce de gerekli kontrol ve tesbitler yapıldıktan sonra malların ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacının davalıya ödeme yaptığını, davacı tarafın üstlendiği işin 100.000 m2'lik bir iş olduğunu, davalının ise davacıya toplam işin %10'undan az miktarda beton parke sattığını, hatalı imalatın olduğu yerde davalının sattığı beton parkenin kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.
İş sayılı dosyasında yapılan tespitin usule aykırı olduğunu, bu raporu kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2017 tarihli ve 2014/733 E., 2017/148 K. sayılı kararıyla; davacı tarafça ibraz edilen, dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün 12.09.2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06.09.2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16.09.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 11.10.2013 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 uncu maddesinde, ''satıcı satış konusu beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı idare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir.
Satıcı bu hususta hiç bir hak talep etmeyecektir'' denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazi kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığından ve yasal ihbar süresinden sonra 16.09.2013 tarihli ayıp ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki "yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığından, artık sözleşmenin 10 uncu maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/1321 E., 2019/1621 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk ayıp ihbarının 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.12.2021 tarih, 2020/5068 E., 2021/7291 K. sayılı kararıyla taraflar arasında akdedilen ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “... SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denildiği, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafca davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olduğu, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalının sorumlu olduğu, sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “....
yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “.... Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması ...” gerektiğinin davacıya bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma öncesi alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda özetle; dosya içinde mevcut 3 adet faturaya göre davacının davalıdan almış olduğu malzeme bedelinin KDV dahil 88.759,60TL olduğu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2014/20 D. İş dosyasında yer alan ve davacı tarafından da kabul edilen hatalı ve kusurlu imalat miktarı esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının hatalı ve kusurlu parke nedeni ile uğradığı zararın 59.060,00 TL olduğu, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihinde sözleşme imzalandığı sözleşmenin 3.2 nci maddesinde prefabrik beton parkeler alıcının muhatabı olan idarenin teknik şartnamesini karşılayacak nitelikte olacağı ve teknik şartnameyi karşılamayan ödeme yapılmayacağı, 10 uncu maddesinde satıcının prefabrik beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti ettiği, sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyeceği, satıcının bu hususta hiçbir hak talepte bulunamayacağı hükümlerinin mevcut olduğu, dolayısıyla davalı taraf satış ve teslimden sorumlu olduğu, malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısında imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 06.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3 ve 10 uncu maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı ve verilen parke taşlarının hatalı olduğunun tespit edildiği, hatalı parke taşı verilmesi nedeni ile uğranılan zarardan sözleşme kapsamında davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 59.060,00 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihi olan 15.04.2014 tarihinden yasal faizi ile birlikte, 49.060,00 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 17.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından teslim edilen kilit parkelerde herhangi bir kusur söz konusu olmadığını, davacının kusurlu olduğunu iddia ettiği parkelerin müvekkili ile hiçbir alakasının bulunmadığını, davacının yapım işini üstlendiği Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi için birçok firmadan 10'luk beton parke temini gerçekleştirdiğini, bu tedarikçilerden sadece bir tanesinin davalı olduğunu, teslimat sırasında meydana gelen hiçbir kırılma veya deformenin meydana geldiğine dair davacı tarafından tanzim edilmiş bir tutanak veya ihtar bulunmadığını, 5 no.lu yola döşenen beton parkelerin müvekkile ait olduğu hususunda herhangi bir tespit yapılamadığını, müvekkil davalı tarafından eksiksiz ve kusursuz bir şekilde imal edilen ve yine kusursuz bir şekilde teslimi yapılan parkelerin bir an için 5 no.lu yola montaj yapıldığı kabul edilse dahi hatalı montajı veya montaj sonrası hatalı kullanımdan kaynaklı meydana gelen hataların müvekkiline mal edilmeyeceğini, davaya gerekçe olarak gösterilen Kırşehir 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/20 D. İş sayılı delil tespiti sırasında davalının hazır bulunması için tebligat çıkarılmadığı, delil tespiti bilirkişi raporunun da tebliğ edilmediği, davalının dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiği, bu delil tespiti raporunun İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas kabul edilerek delil olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi ve devamı.
3. Değerlendirme
Dava, davalı tarafından davacıya satılan ve teslim edilen parke taşlarının ayıplı olduğu iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Davalı yargılamanın safhalarında söz konusu ayıplı malın kendisinin sattığı mal olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerek tespit konusu bilirkişi raporunda ve tespit raporundaki değerlendirmeleri esas alan Mahkemece alınan bilirkişi raporunda gerekse dosya kapsamıyla dava konusu ayıplı malın davalıdan satın alınan parke taşları olduğu sabit değildir. Zira davacı ile davalı arasında imzalanan 30.11.2013 tarihli sözleşmede iş miktarının 90.000 metrekare olarak düzenlendiği, bu miktarın tahmini olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde davalıdan 7522 metrekare parke taşı satın alındığı, bu parke taşlarının dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğü ile davacı arasındaki yol kaplama işinde kullanıldığı ve davacı tarafından 5 no.lu yolun kaplamasının bu parke taşlarının kullanılarak yapıldığı iddia edilmiştir.
Dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğünün 13.03.2014 tarihli yazısından taraflar arasındaki yol kaplama işinde toplam 18 yol olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu 5 no.lu yolda kullanılan malzemenin davalıdan satın alınan malzeme ile yapıldığı davacı tarafından ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979179800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz