Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4549 E. 2021/7126 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar kaybı↗ takas-mahsup↗ takas↗ mahsup↗ kâr kaybı↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının altın satışına ilişkin işleminde, bir hataya bağlı olarak oluşan piyasa fiyatı üzerinden satışın gerçekleştirilmesinde davalı bankanın özensiz ve tedbirsiz davranışından söz edilemeyeceği, bankanın olayda kusurunun da bulunmadığı, meydana gelen sonucun davalı bankadan bağımsız gerçekleştiği, davalı bankanın iptal işlemi ile takas mahsup işleminin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükmüne ve bankacılık uygulamalarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça takibin dayanağı olarak 26/11/2014 tarihi itibarıyla borçlu tarafından haksız olarak el konulan miktara yönelik alacak talep edilmiş olup, başka bir deyişle davacı tarafça 7.553,72 gram altının satış bedelinin 97,80 TL /gram ile 86,30 TL/gram arasındaki fiyat farkı talep edildiğinden işbu açılan davada artık davacı tarafın müvekkilinin müşteri pozisyonunu kayıp ettiği, altının takribi fiyatının 146.00 TL/gram olduğu ve %75 kar kaybına uğradığına yönelik iddiaları incelenemeyeceği, mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13250 E. 2018/495 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüketici işlemi · müteselsil sorumluluk · satım sözleşmesi · teslim · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… rgo bilgilerine ilişkin internet sorgulamasında kargo içeriğinin 24 ayar 100 gram altın ve 24 ayar 20 gram altın olarak tespit edildiği, bu haliyle 100 gram altının «teslim» edilmediği, davacının 7 gün içinde ve yazılı olarak taşıma şirketine mail atmak suretiyle başvuruda bulunduğu, davalıların toplam 220 gram altın teslim ettiklerini ispatlamaları gerektiği, davalıların birbirlerini doğrulamayan beyanlarda bulundukları, eksikliğin hangi davalıda olduğunun tespit edilemediği, ancak her iki davalının davacıya karşı müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları, davalıların kendi aralarındaki sorumluluğun davacıya yansıtılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.247,56 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsil …
1- Dava, taşıma ve «satım sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
… icinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına -/- hareket eden …
Bu itibarla, mahkemece; tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin «görevli» olduğu gözetilerek davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, ticaret mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4478 E. 2020/2326 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irsaliye · müteselsil sorumluluk · şikayet · taşıyan · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı satıcı firma kargonun içeriğini belirtildiği şekilde «taşıyacak» olan firmaya «teslim» edildiğini, diğer davalı olan kargo şirketinin ise içeriğini kargonun bilmediklerini kendilerine teslim edildiği haliyle davacı kargonun teslim edildiğini beyan ettikleri ancak davacı tarafından sunulan kargo bilgilerine ilişkin internet sorgulamasında kargo içeriğinin 24 ayar 100 gram altın ve 24 ayar 20 gram altın olarak tespit edildiği, bu haliyle 100 gram altının teslim edilmediği, taşıma «irsaliyesinde» ise 220 gr. altının taşındığının belirtildiği, davacının 7 gün içinde ve yazılı olarak taşıma şirketine mail atmak suretiyle başvuruda bulunduğu, davalıların toplam 220 gram altın teslim ettiklerini ispatlamaları gerektiği, davalıların birbirlerini doğrulamayan beyanlarda bulundukları, eksikliğin hangi davalıda olduğunun tespit edilemediği, ancak her iki davalının davacıya karşı müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları, davalıların kendi aralarındaki sorumluluğun davacıya yansıtılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.247,56 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsil …
Davacı taraf, bu davalının diğer satıcı davalıdan daha fazla altını «teslim» aldığını ispat edemediği gibi davacı tarafça satıcı davalıya eksik teslimat nedeniyle gönderilen maile, davalı D Market AŞ. personelince, önce "«şikayetin» işleme alındığına" dair daha sonra ise “eksik ürünün adresinize gönderim süreci başlatılmıştır” şeklinde cevap verilmiştir.
AŞ. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ve diğer davalı tarafından sunulan «teslimat» belgesine göre, davalı ...
AŞ. tarafından 120 gr. altın taşındığı ve davacının belirttiği kişiye «teslim» edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13953 E. 2018/7100 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9001 E. 2023/3228 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · vade tarihi · istinaf başvurusunun reddi · i̇i̇k 257 · ilamsız icra takibi · bedelsizlik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın alacağını ispatladığı ve celse beyanında toplamda «çek» ve para makbuzu ile davalının kendisine 30.000,00 TL olarak ödeme yaptığını beyan ettiği, ancak davalının borcun geri kalan kısmını ödediğini yazılı delille ispatlayamadığı, davalının «yemin» de teklif etmediği, «taleple bağlılık ilkesi» gereğince 1155 gr altının takip tarihi itibariyle fiyatının 290.432,00 TL olduğu, davacı tarafın talebini 290.432,00 TL ile sınırladığı, bu miktardan davalının ödediği 30.000,00 TL'nin çıkartılması sonucu davacının 260.432,00 TL alacağının bulunduğu, alacağın likit olduğu, reddedilen kısım yönünden, dosyadaki ödeme makbuzu tarihi ile çek «vade tarihi» dikkate alındığında davalı tarafından ödenen 30.000,00 TL'nin takip tarihinden önce ödendiği ve davacının da bu durumu bildiği, bu nedenle davacının 30.000,00 TL yönünden takip başlatmada haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Kayseri İcra Müdürlüğü'nün 2019/7210 E. sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 260.432,00 TL «asıl alacak» ve takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın «icra inkar tazminatı» talebinin kabulü ile asıl alacak 260.432,00 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin kabulü ile 30.000,00 TL'nin %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
… lı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukukun temel ilkelerine aykırı kurulduğunu, davacının müvekkilini tehdit ettiğini, taraflar arasında «işçi işveren ilişkisi» bulunduğunu, davacının «bedelsiz» senedi kullanmakta kötü niyetli olduğunu, işbu senet konusunun 123.000,00 TL'lik borca karşılık verildiğini, iki ayrı icra dosyasına konu bu kalemlerin «çek», makbuz karşılığı elden para, 95 gram altının elden «teslimi» ve ev devri ile ödendiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu senette «vade» bulunmayıp davalının 1155 gram altın borcuna karşılık 10.08.2018 ve 31.01.2019 tarihlerinde davacıya altın ile ödeme yapmadığı, bunun karşılığı 10.08.2018 tarihinde 15.000,00 TL yine 31.01.2019 tarihinde 15.000,00 TL ödeme yaptığı, davalının yaptığı bu ödemelerin ödeme tarihi itibarıyla altına çevrilerek toplam borçtan düşülmesi gerektiği, davalının takip tarihinden önce 10.08.2018 tarihinde 70,29 gram, 31.01.2019 tarihinde 67,65 gram olmak üzere toplam 137,94 gram altın ödeme yaptığı, başka bir deyişle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 1.017,06 gram altın alacağının olduğu, bu meblağ 01.08.2019 tarihli İstanbul kapalı çarşı gram altın fiyatı olan 252,70 TL ile çarpıldığında davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan «257».011,06 TL alacağının olduğu, bu husus haricinde kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yaptığı «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2019/7210 E. sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 257.011,06TL «asıl alacak» ve takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faiz» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın «icra inkar tazminatı» talebinin kabulü ile asıl alacak 257.011,06 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin kabulü ile 30.000,00 TL'nin %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin borçlu aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/7210 E. sayılı dosyası ile «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, borçlunun «icra takibine itiraz» ettiğini, alacaklısı müvekkilinin, borçlusunun davalı olan 1155 gram altın tutarlı senedin davanın dayanağı olduğunu, davalının sadece borca, faize ve takibe itira …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4549 E. , 2021/7126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara (Kapatılan) 15. Tüketici Mahkemesince verilen 27.12.2016 tarih ve 2015/849 E- 2016/1308 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin Esastan Reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.05.2017 tarih ve 2017/249 E- 2017/252 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan 4364-47012 numaralı altın hesabından altın alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, 26/11/2014 tarihinde rutin olarak yaptığı piyasa kontrolünde altın fiyatlarındaki yükselişi fark ettiğini, davalı yana ait internet sitesinde de bu yükselişe paralel veriler olduğunu, davalı yanın 97,80 TL gram üzerinden altın alış fiyatı açıkladığını görerek portföyünde yer alan tüm altın miktarı için saat 00:50'de satış işlemi gerçekleştirdiğini, davacı müvekkilinin altın alış işleminden elde ettiği tutarı 26/11/2014 saat 09:00 itibariyle aynı bankadaki likit fon hesabına aktardığını, aynı gün öğlen saatlerinde davalı tarafından davacı müvekkiline ait 18.700 adet likit fon üzerine bloke işlemi gerçekleştirdiğini, bloke işlemine gerekçe olarak da altın/ons fiyatlarında dış kaynaklı veri sağlayıcılarından kaynaklı hatalı veri girişi nedeniyle banka sitesinde altın gram fiyatlarının hatalı açıklanmış olmasını gösterdiğini, 05/12/2014 tarihinde de müvekkiline ait 4364-473 numaralı yatırım hesabından 86.867,78 TL tutarı müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın çektiğini, davalı tarafın tek taraflı olarak gerçekleştirdiği işlemin hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkiline 87.314,31 TL ve ferilerinin ödemeye borçlu olduğunu, takibe konulan borca davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, yapılan itirazın iptali ile davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 26 Kasım 2014 tarihinde 00:15 - 01:03 saatleri arasında, altın gram TL fiyatlarının dış kaynaklı veri sağlayıcılarından kaynaklanan hatalı veri girişi nedeni ile birçok finans kuruluşu ve aracı kurumun sistemine hatalı olarak yansıdığı gibi müvekkili banka sistemine de hatalı yansıdığını, bu hatanın uluslararası basın ve internet sitelerinde de yer aldığını, o günlerde piyasalarda büyük şaşkınlık ve infial yarattığını, söz konusu hatalı veri yansımasında müvekkili bankanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının sistemdeki hatadan yararlanarak gerçek piyasa değerini yansıtmayan fiyat üzerinden altın satma ve dolayısıyla hak etmediği bir kazancı sağlama yönündeki iradesi, diğer taraftan da davacının iyiniyetli olmayan bu davranışının sonucunda ortaya çıkacak zararın müvekkili banka ve diğer yatırımcıların katlanmasını sağlamaya yönelik olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının altın satışına ilişkin işleminde, bir hataya bağlı olarak oluşan piyasa fiyatı üzerinden satışın gerçekleştirilmesinde davalı bankanın özensiz ve tedbirsiz davranışından söz edilemeyeceği, bankanın olayda kusurunun da bulunmadığı, meydana gelen sonucun davalı bankadan bağımsız gerçekleştiği, davalı bankanın iptal işlemi ile takas mahsup işleminin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükmüne ve bankacılık uygulamalarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça takibin dayanağı olarak 26/11/2014 tarihi itibarıyla borçlu tarafından haksız olarak el konulan miktara yönelik alacak talep edilmiş olup, başka bir deyişle davacı tarafça 7.553,72 gram altının satış bedelinin 97,80 TL /gram ile 86,30 TL/gram arasındaki fiyat farkı talep edildiğinden işbu açılan davada artık davacı tarafın müvekkilinin müşteri pozisyonunu kayıp ettiği, altının takribi fiyatının 146.00 TL/gram olduğu ve %75 kar kaybına uğradığına yönelik iddiaları incelenemeyeceği, mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 6502 sayılı Yasa'nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 14/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; bankanın haksız eyleminden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir.
1- Davacı 26.11.2014 tarihinde altın hesabındaki 7.553,72 altının tamamını gece saat 00:52:22’de 97.80/ gram–TL birim fiyat üzerinden satış işlemini iş cep internet uygulamasını kullanmak suretiyle satışını gerçekleştirdiğini, satış sonucu 738.753,82 TL’yi aynı zaman biriminde vadesiz TL hesabına yatırmıştır.
2- Altın gram fiyatının dış veri sağlayıcılardan kaynaklanan hatalı veri girişi nedeniyle, piyasa fiyatı seviyesinde fazla sapma gösterdiği, işlem saatinde altın gram fiyatının 83.95 / gram TL olduğunu, kısa fiyat artışından sonra fiyatın normal seviyeye döndüğünü davalı bankanın bu durumu fark etmesi üzerine ilk satış işlemini iptal ederek, davacının talimat ve muvafakatı olmadan davacı adına ikinci satış işlemini 83.95/ gr.-TL üzerinden davacı adına gerçekleştirmiştir.
3- Arada oluşan fiyat farkının davalı bankanın mudisine/ müşterisine yansıtıp yansımaması hususu muhterem çoğunlukla aramdaki görüş farklılığının temelini oluşturmaktadır.
4- Veriler bizzat davalı banka tarafından internet sitesinde yayınlanmıştır. Davacı buna dayanarak satış işlemini gerçekleştirmiştir. Davalı banka bu verilerin hatalı olduğunu ileri sürerek davacının vadesiz hesabına bloke koymuş, satış işlemini iptal etmiştir. Daha sonra ikinci satış işlemini daha düşük fiyata gerçekleştirerek, aradaki farkı davacıya yansıtmış, davacıyı zarara uğratmıştır.
5- Yukarıda kısaca özetlenen dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalı bankanın altın satış işleminde bir hataya bağlı olarak oluşan piyasa fiyatı üzerinde satışın gerçekleşmesinde ve bu satışın iptali nedeniyle davacının uğradığı zararı tazmin edip edemeyeceği hususunda daire çoğunluğu ile farklı düşünmekteyim. Bankanın davacı müşterisinin zararını tazmin etmesi gerektiği görüşündeyim.
Bankalar Güven Kurumudur. Hafif kusurlarından bile sorumludurlar. Dairemizin bu hususla ilgili istikrar kazanmış içtihatları mevcuttur. Hatta bankalar hakkında kusursuz sorumluluk ilkesinin geçerli olduğuna ilişkin Dairemizin içtihatları mevcuttur.
İnternet Bankacılığını kuran bankalar bu sisteme işlerlik kazandırmak için reklam kampanyası düzenlemekte, internet bankacılığını teşvik amacıyla şubelerde bizzat yapılan işlemlerde yüksek ücret almakta, müşterilerin internet üzerinde işlem yapmaya, bu sistemi kullanmaya sevketmektedirler. Bu sistemin kullanılmasından doğacak zararlardan kendileri sorumlu olacaktır. Bu nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin kararı bozulması gerekirken, onanması yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723392900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz