6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ciranta bonoyu teminat olduğunu bilerek devraldıysa bedelsizlik defi ona da ileri sürülebilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1294 E. 2025/1011 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedi (Bono) Teminat İddiası mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo senedinde teminat/bedelsizlik iddiası kişisel bir def'i olup kural olarak ancak lehtara karşı ileri sürülebilir; ancak borçlu, senedi devralan hamilin (cirantanın) senedin teminat niteliğini bilerek bunu bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispat ederse bu def'iyi hamile karşı da ileri sürebilir. Bu bilgi ve kötü niyetin ispatında, senedin devri sırasında düzenlenen ve devralanın imzasını içeren belgeler, ilk cirantanın bilgisinin sonraki cirantalara sirayeti ve aynı olaya ilişkin başka yargı kararları/ceza mahkumiyetleri gibi çevresel deliller birlikte değerlendirilebilir.

Ele alınan sorunlar

Bonoların teminat senedi niteliğinde olup olmadığı ve bu iddianın davalı cirantalara ileri sürülüp sürülemeyeceği → kabul

İddia: Davacı vekili, bonoların dava dışı yüklenici şirkete daire satış bedelinin teminatı olarak verildiğini, davalıların bu durumu bilerek bonoları devraldığını, dolayısıyla teminat/bedelsizlik iddiasının davalılara karşı da ileri sürülebileceğini belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içerir ve bu soyutluk ilkesi ispat yükü açısından önem taşır; borçlu olmadığını iddia eden kişi bunu ispatla yükümlüdür. TTK 778/1-a atfıyla TTK 687/1 uyarınca, poliçeden (bono) dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerle kendi arasındaki doğrudan ilişkilere dayanan def'ileri, hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispat etmedikçe, başvuran hamile karşı ileri süremez. Teminat ve bedelsizlik iddiası bu madde anlamında kişisel bir def'idir ve kural olarak ancak lehtara karşı ileri sürülebilir; ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını ispatlarsa bu def'iyi hamile karşı da ileri sürebilir. Davacı ile lehtar arasındaki sözleşme ve protokollere göre bonoların, satın alınacak dairelerin bakiye satış bedelinin, dairelerin tesliminde ödenmesinin teminatı olarak verildiği sabittir. Lehtar tarafından bonoları devrederken düzenlenen 02.03.2016 tarihli belgelerde, senetlerin müşteri senetleri olduğu ve tapu teslimi yapıldığında ödeneceği açıkça belirtilmiş, ilk cirantalar bu belgeleri imzalayarak bu durumu kabul ve taahhüt etmiştir. Bu nedenle 37.500-TL bedelli bonoyu ilk ciro ile devralan davalının, bononun teminat niteliğini bildiği ve borçlu zararına bilerek hareket ederek bonoyu takibe koyduğu açıktır. 50.000-TL bedelli bonolarda ilk ciranta olmayan diğer davalı bakımından ise, kendisi belgeyi imzalamamış olsa da ilk cirantanın imzaladığı belge gereği bonoların teminat niteliğinin bilindiği sabit olup; ayrıca aynı bonolara ilişkin başka bir mahkemede verilen menfi tespit hükmü, lehtar şirket yetkilileri hakkındaki dolandırıcılık mahkumiyeti ve yaygın basın haberleri birlikte değerlendirildiğinde, bu davalının da bonoların teminat olarak verildiğini bilerek davacı zararına hareket ettiğinin kabulü gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yargılama sırasında icra dosyasından tahsil edilen tutar nedeniyle davanın istirdat davasına dönüşmesi → kabul

Gerekçe: 37.500-TL bedelli bonoya ilişkin icra takibi dosyasında yargılama sırasında davacıdan 5.625-TL tahsilat yapılmış olduğundan, bu tutar yönünden dava istirdat davasına dönüşmüş olup, tahsil edilen bu tutarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, bonoyu ciro ile devralan cirantaya karşı teminat/bedelsizlik def'inin ileri sürülebilmesi için gereken bilgi ve kötü niyet unsurunun, senet devri sırasındaki yazılı belgeler yanında ilk cirantanın bilgisinin sonraki cirantaya sirayeti ve olaya ilişkin diğer yargı kararları/ceza mahkumiyeti gibi dolaylı delillerle de ispatlanabileceği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme yapılmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit bono ciro kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesi kişisel def'i bedelsizlik iddiası teminat senedi kötü niyetli iktisap istirdat davası

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 778/1-aTTK 687/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353/(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1294

KARAR NO 2025/1011

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/03/2022

NUMARASI 2019/127 Esas - 2022/358 Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 03/07/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/06/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında, bu şirketin inşa edeceği yapıda bulunan 3 adet dairenin 110.000-TL, 109.900-TL ve 69.000-TL bedelle satışı hususunda satış vaadi sözleşmeleri imzalandığını, 3 dairenin satış bedellerinin peşin olarak ödendiğini, müteahhit şirketin projeyi tamamlayamayacağını bildirmesi üzerine başka projeden bu kez 160.000-TL, 159.900-TL ve 99.000-TL bedel üzerinden 3 adet dairenin satışı konusunda anlaşarak 24.01.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme gereğince 01.06.2016 olan tapu teslim tarihinde yapılacak ödemelerin teminatı olarak şirketçe müvekkilinden 01.06.2016 vadeli 2 adet 50.000-TL bedelli ve 1 adet 37.500-TL bedelli teminat senedi alındığını, ancak müteahhit firmanın bu senetleri davalılara ciro ettiğini, ...

İnşaat ile taşeron ... ve davalı ... arasında akdedilen 02.03.2016 tarihli protokoller ile şirketin teminat senetlerini kendi inşaatında çalışan kişi ve taşeronlara devrettiğini, bu kişilerin senetlerin teminat senedi olduğunu bilerek almalarına rağmen icra takibine konu ettiklerini, bu suretle 50.000-TL bedelli 2 adet senedin ...'dan ciro ile devralan davalı ... tarafından Ankara ... İcra Dairesinin ... esas sayılı (yetkisizlik sonucu Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı) dosyasında, 37.500-TL bedelli bononun ise davalı ... tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, müvekkilince 24.01.2016 tarihli sözleşmenin feshi ile bu sözleşme gereği ...

İnşaat'a verilen 3 senedin iptali istemiyle Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2016/4303 esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini belirterek, dava konusu bonolar nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile bonoların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili; müvekkilinin dava konusu sözleşme ve diğer ilişkilerin tarafı olmaması nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığı iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin bonoları alacağına karşılık ...'dan ciro ile devraldığını, davacı ile ilişkisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...; müvekkilinin bonoyu alacağına karşılık ilgili şirketten aldığını, iyi niyetli 3. kişi olan müvekkiline karşı açılan davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükünün borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşeceği, senet asılları üzerinde yapılan incelemede teminat senedi olarak verildiğine dair bir ibarenin bulunmadığı, yine senetlerin davalılara teminat senedi olarak verildiğine dair başkaca sözleşme veya belgenin dosya içerisinde olmadığı, davaya konu senetlerin davalılara teminat senedi olarak verildiğinin ispatlanamadığı, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yine davalıların davaya konu senetleri kötü niyetli iktisap ettiği ya da iktisabında ağır kusurunun olduğu hususlarının da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... İnşaat arasında, bu şirketin inşa edeceği yapıda bulunan 3 adet dairenin 110.000-TL, 109.900-TL ve 69.000-TL bedelle satışı hususunda satış vaadi sözleşmeleri imzalandığını, 3 dairenin satış bedellerinin peşin olarak ödendiğini, müteahhit şirketin projeyi tamamlayamayacağını bildirmesi üzerine başka projeden bu kez 160.000-TL, 159.900-TL ve 99.000-TL bedel üzerinden 3 adet dairenin satışı konusunda anlaşarak 24.01.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme gereğince 01.06.2016 olan tapu teslim tarihinde yapılacak ödemelerin teminatı olarak şirketçe müvekkilinden 01.06.2016 vadeli 2 adet 50.000-TL bedelli ve 1 adet 37.500-TL bedelli teminat senedi alındığını, ancak müteahhit firmanın bu senetleri davalılara ciro ettiğini, müvekkilince 24.01.2016 tarihli sözleşmenin feshi ile bu sözleşme gereği ...

İnşaat'a verilen 3 senedin iptali istemiyle Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2016/4303 esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ... İnşaat ile taşeron ... ve davalı ... arasında akdedilen 02.03.2016 tarihli protokoller ile şirketin teminat senetlerini kendi inşaatında çalışan kişi ve taşeronlara devrettiğini, protokollerde tapu teslimi olmaması halinde senetlerin tahsil edilmeyeceğinin taahhüt edildiğini, bu kişilerin senetlerin teminat senedi olduğunu bilerek almalarına rağmen icra takibine konu ettiklerini, bu kapsamda davalı ...'ın bononun şarta bağlı ve bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ve kötü niyetli olarak icra takibine koyduğunu, diğer iki bononun da ...

İnşaat tarafından taşeron ...'e tapu teslim şartı ile verildiğini, bu davalının bonoları ... İnşaat ile ticari ilişkisi olan ...'dan alırken şirketin piyasaya borçları olduğunu, projelerin inşaatına başlamadığını ve binlerce müşterisini mağdur ettiğini bildiğini ve bu nedenle bilerek müvekkili zararına hareket ettiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, teminat olarak verildiği ileri sürülen bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile dava dışı yüklenici ... İnşaat arasında bu şirketin inşa ettiği projede yer alan 3 adet dairenin davacıya 110.000-TL, 109.900-TL ve 69.000-TL bedelle satışı hususunda sözleşme imzalandığı, taraflarca davacının ödemelerinin firmanın başka bir projesine aktarılması suretiyle bu kez başka projeden 160.000-TL, 159.900-TL ve 99.000-TL bedel üzerinden 3 adet dairenin satışı konusunda anlaşıldığı, bu anlaşmaya istinaden düzenlenen 24.01.2016 tarihli sözleşmeler ile davacının ilk sözleşme konusu 3 daire için belirlenen satış bedellerini ödediği kabul edilerek ödenen bedellerin yeni projeye aktarıldığının kabul edildiği, ayrıca tapu teslimi olmaması halinde 01.06.2016 vadeli senetlerin tahsil edilmeyeceğinin belirtildiği, ikinci projedeki dairelerin satışına ilişkin olarak düzenlenen ön bilgilendirme formu başlıklı belgelerde davacının ilk projedeki 3 daire için yapmış olduğu ödemeler teyit edilerek kalan tutarların tapu teslimde ödeme olarak belirtildiği, tapu tesliminde ödeneceği belirtilen bu tutarların miktar itibariyle dava konusu bonolar ile örtüştüğü, 02.03.2016 tarihli belgelere göre, ...

İnşaat tarafından davacıdan alınan bonolardan 37.500-TL bedelli olanın davalı ...'a, 50.000-TL bedelli iki bononun ise dava dışı ...'a verildiği, söz konusu belgelerde verilen senetlerin ... İnşaat müşteri senetleri olduğunun, müşterilere tapu teslimi yapıldığında bu senetlerin ödeneceğinin, ... ve ...'ın bu durumu kabul ve taahhüt ederek senetleri teslim aldıklarının belirtildiği, davacı tarafça ... İnşaat'a verilen dava konusu 24.01.2016 düzenleme ve 01.06.2016 vade tarihli, keşidecisi davacı, lehtarı ... İnşaat olan bonolardan 37.500-TL bedelli olanın ... İnşaat tarafından davalı ...'a ciro edildiği ve davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konulduğu, 50.000-TL bedelli 2 adet bononun ise ...

İnşaat tarafından ...'a ve onun tarafından da davalı ...'e ciro edildiği, bu bonoların da davalı ... tarafından Ankara ... İcra Dairesinin ... esas sayılı (yetkisizlik sonucu Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı) dosyasında takibe konulduğu, davacı tarafça aynı bonolara dayalı olarak lehtar ... İnşaat ile ciranta ... aleyhine menfi tespit istemiyle açılan davada Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2016/4303 esas 2017/2660 karar sayılı dosyasında 11.12.2017 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, bonolarda lehtar olan ... İnşaat yetkilileri hakkında bedelini aldıkları daireleri katılanlara teslim etmeyerek dolandırıcılık suçunu işledikleri gerekçesiyle Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/16 esas 2021/139 karar sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği, UYAP sisteminden yapılan araştırmada şirket yetkilileri hakkında aynı suçtan açılan başkaca yargılama dosyalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispt etmekle yükümlüdür. TTK'nın 778/1-a maddesi yollamasıyla aynı yasanın 687/1. maddesine göre ise, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri, hamilin poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlamadıkça, başvuran hamile karşı ileri süremez. Bu kapsamda teminat ve bedelsizlik iddiası da, TTK’nın 687.

maddesi anlamında kişisel defidir. Bu nedenle bedelsizlik iddiası, düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehdarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik defini ileri sürebilir. Eldeki davada davacı tarafça bonoların teminat olarak verildiği ileri sürülmüştür. Davalılar dava konusu bonolarda lehtar olmayıp ciranta konumunda olduklarından, davacı teminat iddiasını davalılara karşı ancak bu durumu bilerek hareket ettiklerini ispatlamak koşuluyla ileri sürebilecektir. Davacı ile dava dışı ... İnşaat arasında akdedilmiş olan sözleşme ve protokollere göre, bonoların davacı tarafça bu şirketten satın alınacak 3 adet dairenin kalan satış bedelinin dairelerin tesliminde ödenmesinin teminatı olarak verildiği sabittir.

Taahhüdünü yerine getirmeyen lehtar ... İnşaat tarafından borçlarına karşılık olmak üzere 37.500-TL bedelli çek davalı ...'a, 50.000-TL bedelli iki bono ise dava dışı ...'a ciro edilerek teslim edilmiştir. ... İnşaat tarafından bonoları devri sırasında düzenlenen 02.03.2016 tarihli belgelerde, verilen senetlerin ... İnşaat müşteri senetleri olduğunun, müşterilere tapu teslimi yapıldığında bu senetlerin ödeneceğinin, ... ve ...'ın bu durumu kabul ve taahhüt ederek senetleri teslim aldıkları belirtilmiş olup, belgelerde bu cirantaların imzaları bulunmaktadır. Bu durumda dava konusu 37.500-TL bedelli bonoyu ciro ile devralan ...'ın bononun bakiye daire satış bedelinin teminatı olarak ... İnşaat'a verildiğini ve bononun daire tesliminde ödeneceğini bildiği, buna rağmen borçlu davacı zararına bilerek hareket ederek bonoyu takibe koyduğu açıktır.

50. 000-TL bedelli bonolar ise ... tarafından dava dışı ...'a aynı koşullarla ciro edilmiş, bu kişi tarafından da davalı ...'e ciro edilmiştir. ... ilk ciranta olmayıp 02.03.2016 tarihli belgede imzası bulunmamaktadır. Ancak ... İnşaat tarafından bonolar ciro edilirken ilk ciranta ...'ın da imzaladığı belge gereği bonoların teminat olarak verildiğini bildiği sabittir. Davacı tarafça Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2016/4303 esas 2017/2660 karar sayılı dosyasında açılan davada verilen bonoların geçersizliğine dair menfi tespit hükmü, bonolarda lehtar olan ... İnşaat yetkilileri hakkında bedelini aldıkları daireleri yüzlerce müşteriye teslim etmeyerek dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla farklı mahkemelerde açılmış olan ceza yargılama dosyaları ile konuya ilişkin birçok basın yayın organında yer alan dolandırıcılık haberleri de dikkate alındığında, ilk ciranta olmasa da davalı ...'in de bonoların teminat olarak verildiğini bilerek davacı borçlu zararına hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir.

Bu nedenle mahkemece davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

37. 500-TL bedelli bonoya ilişkin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında yargılama sırasında 12.02.2019 tarihinde davacıdan 5.625-TL tahsilat yapılmış olmakla, bu tutar yönünden dava istirdat davasına dönüşmüş olup, bu tutar yönünden ise istirdada karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 Tarih 2019/127 Esas 2022/358 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine konu 24.01.2016 düzenleme ve 01.06.2016 vade tarihli, keşidecisi davacı, lehtarı ... İnşaat olan 37.500-TL bedelli bono nedeniyle davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında davacıdan tahsil edilen 5.625-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davacının Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı (eski Ankara ... İcra Dairesinin ... esas sayılı) icra takibine konu olan 24.01.2016 düzenleme ve 01.06.2016 vade tarihli, keşidecisi davacı, lehtarı ...

İnşaat olan her biri 50.000-TL bedelli iki adet bono nedeniyle davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 9.392,62-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 2.358,69‬-TL'nin mahsubu ile kalan 7.033,93-TL harcın (davalı ...'ın sorumluluğu 2.561,25-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 2.439,39‬-TL peşin harçların davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 300-TL bilirkişi ücreti, 235,1‬0-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 535,10-TL yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 108,1‬0-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72225 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.